Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Ucuz asker

Konu, 'Konu Dışı' kısmında sokrates tarafından paylaşıldı.

  1. sokrates

    sokrates Daimi Üye

    Kayıt:
    8 Temmuz 2002
    Mesajlar:
    537
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    Web Programmer
    Şehir:
    istanbul
    1953 YILINDA AMERIKAN DISILERI BAKANI DALLAS, KUZEY ATLANTIK PAKTINA
    EN UCUZ ASKERI TÜRKIYEDEN TEMIN EDIYORUZ DIYE BEYANAT VERDIGINDE, O
    TARIHLERDE MEMLEKETINDEN UZAK FAKAT MEMLEKETINE VE INSANLARINA
    SEVDALI NAZIM HIKMET AMERIKAN BAKANINA BU SIIRIYLE CEVAP VERMISTI. 50
    YIL ÖNCESIYLE BUGUN ARASINDA PEK DEGISEN BIRSEY OLMAMIS ANLASILAN.

    23 CENT'LIK ASKERE DAIR

    Mister Dallas,
    sizden saklamak olmaz,
    hayat pahali biraz bizim memlekette.
    Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
    koyun eti,
    Ankara'da 23 sente,
    yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
    elli santim kefen bezi yahut,
    yahut da bir ayligina
    yirmi yaslarinda bir tane insan
    erkek,
    agzi burnu, eli ayagi yerinde,
    üniformasi, otomatigi üzerinde,
    yani öldürmeye, öldürülmeye hazir;
    belki tavsan gibi korkak,
    belki toprak gibi akilli,
    belki gençlik gibi cesur,
    belki su gibi kurnaz,
    (her kaba uymak meselesi)
    belki ömründe ilk defa denizi görecek,
    belki ava merakli, belki sevdalidir.
    Yahut da ayni hesapla Mister Dallas,
    (tanesi 23 sentten yani)
    satarlar size bu askerlerin otuzbesini birden
    Istanbul'da bir tek odanin aylik kirasina,
    seksen bes onda altisini yahut,
    bir çift iskarpin parasina.

    Yalniz bir mesele var Mister dallas,
    herhalde bunu sizden gizlediler.
    Size yirmi üç sente sattiklari asker,
    mevcuttu üniformanizi giymeden önce de,
    mevcuttu otomatiksiz filan,
    mevcuttu sadece insan olarak,
    mevcuttu,
    tuhafiniza gidecik,
    mevcuttu
    hem de çoktan mi çoktan
    daha sizin devletin adi bile konmadan.
    Mevcuttu, isiyle gücüyle ugrasiyordu,
    mesela Mister Dallas,
    yeller eserken yerinde sizin New York'un,
    kursun kubbeler kurdu o,
    gökkubbe gibi yüksek,
    hasmetli, derin.
    Elinde Bursa bahçeleri gibi nakislandi ipek.
    Hali dokur gibi yonttu mermeri
    ve nehirlerin bir kiyisindan öbür kiyisina
    ebem kusagi gibi atti kirk gözlü köprüleri.
    Dahasi var Dallas,
    sizin dilde anlami pek de belli degilken henüz
    zulüm gibi,
    hürriyet gibi,
    kardeslik gibi sözlerin,
    dövüstü zulme karsi o,
    ve istiklal ve hürriyet ugruna
    ve milletleri kardes sofrasina davet ederek
    ve yarin yanagindan gayri her yerde,
    her seyde,
    hep beraber
    diyebilmek için,
    yürüdü pesince Bedrettin'in.
    O, tornaci Hasan, köylü Memet, ögretmen Ali'dir,
    Kaya gibi yumrugunun son ustaligi,
    922 yili 9 Eylülü'dür.
    Dedim ya, Mister Dallas,
    Herhalde bütün bunlari sizden gizlediler.
    Ucuzdur vardir illeti.
    Hani sasmayin,
    yarin çok pahaliya mal olursa size
    bu 23 sentlik asker,
    yani benim fakir, cesur, çaliskan milletim,
    her millet gibi büyük Türk milleti.

    Nazim Hikmet /16. 7. 953.
     
  2. gardiyan

    gardiyan Aktif Üye

    Kayıt:
    25 Temmuz 2002
    Mesajlar:
    260
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    Öğrencilik bitmez...
    Şehir:
    WWW
    SAVAŞA HAYIR!

    BU HİKAYEYİ BİZİM OLMAYAN BİR SAVAŞA, AMERİKA'NIN GÜÇ GÖSTERİSİ
    YAPMAK İÇİN AÇTIĞI SAVAŞA, GÖNDERİLECEK OLAN 60.000 MEHMETÇİĞİ YOLLAMAMALARI İÇİN, OKUYUN VE HERKESE GÖNDERİN...

    Kınalı Ali Destanı ve Çanakkale Zaferi

    Üsteğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor bir taraftan da onlarla laflıyordu, nerelisin gibi sorular soruyordu. Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk gördü.
    Merakla `Adın ne senin evlâdım` der.
    Çocuk `Ali`diye cevap verir.
    `Nerelisin?` der.
    Ali `Tokat Zile`denim der.
    `Peki evlâdım bu kafanın hali ne?`
    Ali `Anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım` der.
    `Neden?` der komutan.
    Ali `Bilmiyorum komutanım` der.
    `Peki gidebilirsin Kınalı Ali` der.
    O günden sonra herkes ona `Kınalı Ali` der. Herkes kafasındaki kınayla dalga geçer. Kısa surede cana yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının sevgisini kazanır.
    Bir gün ailesine mektup yazmak ister. Ali`nin okuma yazması da yoktur arkadaşlarından yardım ister
    ve hep beraber başlarlar yazmaya. Ali söyler arkadaşları yazar:
    `Sevgili anne babacım ellerinizden öperim, ben burada çok iyiyim, beni merak etmeyin` diye başlar. Kız kardeşini, kendinden bir küçük erkek kardeşini sorar, köyündekilerin burnunda tüttüğünü yazdırır. Kendilerini merak etmemesini, kendileri var oldukça düşmanın bir adım bile ilerleyemeyeceğini
    yazdırır. Gururla mektubu bitirir, neden sonra aklına gelir ve yazının sonuna anasına not düşer: Ali`nin kendisinden hemen sonra askere gelecek bir kardeşi daha vardır. `Anam kafama kına yaktın, burada
    komutanlarım ve arkadaşlarım benle hep dalga geçtiler sakın kardeşim Ahmet`e de yakma, onla da dalga geçmesinler der, ellerinden öptüm` diye bitirir.
    Aradan zaman geçer. İngilizler kat`i netice almak için tüm güçleriyle Gelibolu`ya yüklenirler. Bu cepheyi savunan erlerimiz teker teker şehit düşmüşlerdi. Bunlara takviye olarak giden yedek kuvvetler de yeterli olmamış, onların sayıları da epey azalmıştı Gelibolu düşmek üzereydi.
    Kınalı Ali`nin komutanı da olayı görüp yerinde duramıyordu. Kendisinin bölüğü henüz sıcak temasa hazır değildi. Onlar yeni gelmişti, onları insan bedeninin sungu ve mermilerle orak gibi biçildiği bu yere göndermeye mecbur kalmamak için dua ediyordu.
    Komutanlarının bu düşünceli halini gören ve durumun vahametini bilen Kınalı Ali ve arkadaşları komutanlarına yalvar yakar oraya gitmek istediklerini söylerler. Komutanları onları ölüme gönderdiğini bile bile çaresiz gönderir.
    Kınalı Ali`nin bölüğünden kimse sağ kalmaz hepsi şehit olmuştur.
    Aradan zaman geçer. Kınalı Ali`nin ailesine yazdığı mektubun cevabı gelir. Komutanları buruk ve gözleri dolu dolu mektubu açıp okumaya karar verirler.
    (Bu mektubun aslı Çanakkale müzesinde sergilenmektedir.)
    Babası anlatır Ali`nin:
    `Oğlum Ali, nasılsın iyi misin, gözlerinden öperim selam ederim, dedikten sonra öküzü sattık paranın yarısını sana yarısını da cepheye gidecek kardeşine veriyoruz, şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum, zaten artık zahireye fazla ihtiyacımız olmadığı için yorulmuyorum da siz sakın bizi merak etmeyin, bizi düşünmeyin der, köyü, akrabalarını anlatır ve mektubu bitirir. Ali ananın da sana
    diyeceği bir şey var.
    Anası anlatır: `Oğlum Ali, yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler, kardeşime de yakma demişsin, kardeşine de yaktım, komutanlarına ve arkadaşlarına söyle senle dalga geçmesinler, bizde 3 şeye kına yakarlar:
    1- `Gelinlik kıza`, gitsin ailesine çocuklarına kurban olsun diye,
    2- `Kurbanlık koç`a, Allaha kurban olsun diye,
    3- `Askere giden yiğitlerimize`, vatana kurban olsun diye.
    gözlerinden öper, selam ederim, Allaha emanet olun`
    Mektubu okuyan Ali`nin komutanı ve diğerleri hıçkıra hıçkıra ağlamaktadırlar...
     
  3. sokrates

    sokrates Daimi Üye

    Kayıt:
    8 Temmuz 2002
    Mesajlar:
    537
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    Web Programmer
    Şehir:
    istanbul
    :super:
     
  4. Sahin

    Sahin Daimi Üye

    Kayıt:
    28 Mayıs 2002
    Mesajlar:
    8,943
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Gönül isterki No mister Amerika demek ama siyaset gönül dinlemez. Savaş kapıda, barış mucizelere bağlı...
     
  5. nuclear

    nuclear Yeni Üye

    Kayıt:
    1 Şubat 2003
    Mesajlar:
    1
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Hemde nuclear savaş Allah (c.c) bizi uzak tutsun sonumuzu hayır etsin.