Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Kariyerim İçin Hangi Dili ve Platformu Seçmeliyim?

Konu, 'Yazılım Geliştirme' kısmında CatRoot tarafından paylaşıldı.

  1. KUTALMIS

    KUTALMIS Daimi Üye

    Kayıt:
    9 Kasım 2009
    Mesajlar:
    785
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    @emreeren, evvela şunu bir okuyuver.
    Eğer hala bu adamların neden uğraştığını anlamadıysan daha açık olayım. Kimi programcılar ürünü ortaya koymak için çalışıp en kolay dilleri, en yüksek seviye araçları kullanmayı seçer, kimileri ise arka planda nelerin döndüğünü merak eder, araştırır. Anahtar kelime # merak.

    Bizim Türk milletinin böyle bir huyu var, mesela newton'un Anadolu'da dünyaya geldiğini düşünün, adam beş dakika sırtını ağaca yaslayıp birşey düşünse , boş boş oturma, avare avare dolanma diye etmediklerini bırakmazlar adamcağıza. Devir değişti ama mantık aynı, insanlar biraz düşünmeye araştırmaya başladığında, kendini geliştirmeye çalıştığında bu zihniyet hemen hortluyor, tekerleği yeniden keşfetmenin ne alemi var, yaptın ne oldu, senin gibi bol işlerle uğraşacağıma muhasebe programımı yazarım vs..

    Peki hangisi doğru? Birinci soru bu. Araştırmayı seven, olayların arka planını merak eden, birçok kişi için gereksiz görünen şeylere ilgi duyanlar mı, yoksa C# ile kodunu yazıp, restorant programını satan parasını kazanan mı?

    Büyük resme bakmayı deneyin, programcılık nedir, sadece kurumların ihtiyaç duyduğu db programlarını yazmak mıdır?
    Kol saatlerinden, lazer güdümlü füzelere kadar, malum programcıların(!) db programlarını yazarken kullandığı framework lere kadar, işletim sistemlerine aygıt sürücülerine kadar, askeri uydulara kadar, milyonlarca satır kodu kimler neyle yazıyor acaba?

    Hangisi doğru sorusunun bir cevabı yoktur, ikisinin de gerekli olduğu anlaşılmıştır sanırım. -O10 optimizasyonuyla uğraşan, derleyici programlama dili, OS yazmaya çalışan kimselerin ilgi ve çalışma alanı, diğer kesimden tamamen farklıdır. Ancak bu, bunlarla uğraşmanın boş iş olduğu anlamına gelmez.

    İkinci soru; Hangisi daha gerekli?
    Tüm ülke bazında düşünelim, hangi tür programcılar daha gerekli, kobilerin, süpermarketlerin, restorantların, bakkalın manavın bilmemne takip programları olmasaydı ne olurdu, herhalde not defteriyle biraz daha kasarak işlerini görürlerdi. Bu yazılımların dolaylı olarak, zaman kaybını önleyerek ülke ekonomisine katkıda bulunduğu iddaa edilebilir. Ama olmazsa olmaz mıdır?

    Diğer kesime gelelim, artık ülkenin kendisi ile ilgili ve vatandaşlar ile ilgili birçok gizli ve önemli bilgi internet ile erişilebilir durumda, ülke savunmasında siber savunma artık ciddi bir gereksinim, çin resmi olarak ilk siber ordusunu kurduğunu açıkladı, abd veya rusyada da resmi olsun olmasın bu gruplar var, internet facebooktan ibaret değil, bir gün internetimiz kesilse, en basitinden tüm kredi kartı trafiği durur. Akla gelmeyecek zararlar oluşur.

    Siber savunmayı geçtik, askeri uydular, tanklar, uçaklar, radar sistemleri, füze-roket sistemleri gibi birçok askeri alanda bilgisayar kodları çalışmakta, bizim ülkede bunların önemli bir bölümü Türk mühendisler tarafından yazılmıyor, peki potansiyel düşman olabilecek bir ülkeye, özellikle yazılımın kaynak kodlarını vermeyi kesinlikle reddediyorsa, nasıl güvenebilirsiniz. Adam jet bilgisayarı koduna, if(gelenmesaj=="düş lan pislik") shutdown(allsystems); diye kod eklese, kimin ruhu duyacak?

    Peki diyeceksinki , madem ülke böyle programcılara da ihtiyaç duyuyor, kendisi yetiştirsin. İşte o olmuyor, bu meraklı kimseler kendileri birşeyler yapmadığı sürece, herhangi birisini alıp, böyle kritik bir konuda, istediğin seviyede yetiştiremessin, uğraşsan da başarılı olamazsın, yineliyorum, anahtar kelime # merak.

    Hangisi daha gerekli sorusu bence cevabına kavuştu, peki bu alanda yetişecek potansiyel programcılar hangileridir.

    Okan hoca da belirtmiş, sağolsun kendisinin üzerimde gerçekten emeği vardır. Ben hem kendi çapımda uğraşıyorum hemde bir dernek bünyesinde, işletim sistemi çekirdeği geliştirme ekibinde sadece yazları da olsa çalışıyorum.
    Şimdi x86 için kernel yazarken işlemci ile birlikte birsürü çevre aygıtı 8254 leri bilmemneleri programlayan bir programcı mı yoksa bugün satılmış olan portakal sayısını 1 tane sql komutu ile db den çekip listeleyen programcı mı bu işler için yetişecek potansiyel programcıdır.

    Ağ trafiğini izleyip IP paketlerini analiz eden, worm-virüs vb yazan, tcp/ip paketlerini spoof edip hedef sistemi işlemez hale getiren, kısacası böyle işlerle merakı nedenyile uğraşan bir programcı mı bir sistemi daha iyi savunur, yoksa üniversitede genel ağlar intranetler bilmemneler dersi almış, herhangi bir bilgisayar mühendisi mi? yineliyorum anahtar kelime #merak. Merak olmadığı sürece bir alanda kendini geliştirmen imkansızdır.

    Ayrıca mesele biraz, sanat-zanaat farkı sanırım. Sen restorant programını satıp, geçimini sağlıyorsun, kullandığın dilin bile kökeni ilgini çekmiyor, senin yaptığın iş zanaat, ancak programcılık birçok kişi için sanattır. Açıkçası , bunu aşağılama gibi kabul etme lütfen sadece benim fikrimdir, C# ile db programcılığı yaparak geçimimi sağlayacağıma yarım gün minibüse çıkar, kalan zamanımda kendi istediğim yönde programcılığımı icra ederim.
     
  2. wingless

    wingless Aktif Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2011
    Mesajlar:
    412
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    IDE'nin önemi yapılacak işe göre değişir. Benim pek IDE'lik işim olmuyor, Vim ve eklentileri ile kendim için çok verimli bir çalışma ortamı oluşturdum ve mümkünse genele hitap eden araçlar kullanmak veya bir aracı baştan özelleştirmek istemiyorum. Ama tamamen IDE üzerine kurulu framework'ler ile geliştirme yapacaksanız (MFC gibi) IDE kullanmamakta direnmek işinizi daha da zorlaştırır.

    Lisp demişken, Racket'ı mutlaka deneyin derim. Büyük ihtimalle Common Lisp ve Scheme'den daha "doğal" bulacaksınız.

    Düne kadar dedikleriniz çoğunlukla doğruydu. Fonksiyonel programlama dilleri sadece üniversitelerin AI laboratuvarlarında, çok geniş olmayan sektörlerde, hobi programlarında ve nadiren de piyasadaki projelerde kullanılıyordu (Viaweb gibi).

    Ama piyasanın ihtiyaçları ve olanakları değişti, programlama dili tercihi de bununla paralel olarak değişiyor. Artık geliştiriciler aynı anda onbinlerce kişinin kullanacağı ve binlerce makinada aynı anda çalışacak web uygulamalarını imperative dillerle yazmakta zorlanıyorlar. Bunun sonucu olarak Erlang, Scala gibi concurrency ve parallelism düşünülerek tasarlanmış diller ön plana çıkıyor. Örneğin Facebook Chat'in ve Github'ın arka planında Erlang kullanılıyor, Twitter ve Foursquare'in arka planında ise Scala var.

    Ben bu dillerin yakın gelecekte fazlaca kullanılacağını düşünsem de asıl Haskell'dan umutluyum. Özellikle SMT ve Data Parallelism kullanmak eski tarz shared-memory concurrency ile karşılaştırıldığında hile yapmak gibi geliyor :)
     
  3. devos

    devos Aktif Üye

    Kayıt:
    8 Aralık 2006
    Mesajlar:
    497
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    Yazılım
    Şehir:
    Ankara
    Hangi dili öğrenmeliyim sorusu bana göre yanlış bir sorudur. Hangi yapıda bir programlama yapmalıyım daha doğru bir soru olacaktır.

    Nesneye yönelik programlama bana göre şu anda liderdir. Nesne mantığını ve yazılım algoritmasını beyninde oturttuğun zaman işlerin büyük bir kısmı ortadan kalkacak demektir. İşin mantığını öğrendikten sonra geriye kalan şeylerin %90 ı o dilin syntax ıdır. Okullarda verilen eğitimi de az çok bilirim. Çoğunlukla ezberci programcı yetişmesine faydalı bir eğitim sistemimiz var bence. Programcılığın aslı algoritmadır.

    Günümüzde yazılım konusunda bilgi edinmek son derece kolaylaştı. İnternet sayesinde bilgiye erişim neredeyse zahmetsiz hale geldi. O nedenle büyük yazılım şirketleri eğer ihalelerde hangi dilde yazılması gerektiği belirtilmemişse o proje için en uygun dili seçerler.

    Seçilen diller büyük oranda .net (c#,vb.net) ve java dır. Yazlım piyasasına baktığımız zaman java ve .net lider durumdadır. Bu değişken bir durumdur tabiki. İleride ne olacağı belli olmaz. Örneğin Delphi; Türkiye'de en çok kullanılan yazılım dilleri arasında ilk sıralardaydı. .net den sonra win programlamaya ayak uyduramadı. 2 yıldır Delphici arayan şirketler biliyorum. Eskiden yaptıkları projeyi yeniden yazmak çok masraflı olduğu için bir çok muhasebe yazlım şirketi hala Delphi 6 kullanmakta. O nedenle biz programcıların diğer arkadaşların da dediği gibi değişikliğe her zaman açık olması gerekmektedir.

    Dünyanın 3 büyük yazılım devi şirketlerini sıralayım sana. Belki seçim yapmanda yardımcı olur.
    1-Microsoft
    2-Sun
    3-SAP
    SAP şirketinin bir yazlım dili olmadığı için onu göz ardı edebilirsin.

    VB den Delphiye, oradan da c# a geçmiş biri olarak söyleyebilirim ki verdiğim en doğru kararlardan biridir c# a geçiştir.

    Neticede karar senin. Onca yazılan şeyden sonra kafanda kesinlikle birşeyler oluşmuştur.
     
  4. emreeren

    emreeren Üye

    Kayıt:
    9 Ocak 2011
    Mesajlar:
    168
    Beğenilen Mesajlar:
    7
    Meslek:
    Bilgisayar Programcısı
    Şehir:
    Ankara
    Okan Hocam Allah aşkına "irsaliye bilmeyen adam programcı olamaz" veya "irsaliye bilen adam programcıdır" gibi saçma sapan bir önermede bulunmadığımı çok iyi biliyorsunuz. Yazmadığım birşeye cevap vererek kimsenin zamanını almak istemiyorum.

    Hadi dandik lokanta programcısıyız bilmeyiz anlamayız tamam da en kısa yol problemi çözme işine programcılık, irsaliye uygulamasına da business development diyorsanız zaten bu dünyaya farklı noktalardan bakıyoruz demektir. Belki siz düşünce sisteminizin merkezinde duran ERP uygulamasını aradan kaldırarak bakarsanız birbirimizi daha iyi anlarız.

    Hocam hiç kusura bakmayın ama ortada anlam veremediğim bir çelişki var. Örneğin yazınızı okuyan kişinin "açık kaynak geliştirme" yapmaktan anlamadığını düşünerek yazıyorsunuz ama konuyla iligli yazarken "commit etmek" "patch" "author list" gibi terimler kullanıyorsunuz. Eğer maksadınız "bilgilendirmek" ise böyle bilgilendirme olmaz. Eğer çok terim sıralayıp beni iyice çıkmaza sokmak istiyorsanız bilin ki ben "iyi programcı Object Relationship Mapping bilir" gibi cümleler kurduğum günleri çok zaman önce geçtim. Hem de Türkiye'de açık kaynak çalışmak için "yeni proje mi açalım" veya "mevcut projeye mi katılalım" gibi bir tartışma yapmak fazla lüks. İçinden çıkamayacağımız konulara hiç girmemek daha iyi. Ben bilgilendim sayayım.

    Neyse hocam ilk yazımda "Emre şurada bana ters yapmışsın" dediğiniz bir nokta varsa özür dileyip hemen düzelteyim. Sizin işiniz gerektiriyordur veya keyfiniz istiyordur 10 dil öğrenirsiniz buna birşey diyemem. Belki kendinizce bir seviye belirleyip bir arkadaşa ders vermek istediniz ama ben de özellikle genç arkadaşların herhangi bir seviye tanımını "doğru" kabul etmelerini istemediğim için böyle yazdım. Seviyeyi belirleyecek bir noktada durduğunuzu düşünüyorsanız gelen aksi fikirlere "küçümseme" yolunu tercih etmeden cevap vermeniz daha anlamlı olur.
     
    sedirAğacı bunu beğendi.
  5. emreeren

    emreeren Üye

    Kayıt:
    9 Ocak 2011
    Mesajlar:
    168
    Beğenilen Mesajlar:
    7
    Meslek:
    Bilgisayar Programcısı
    Şehir:
    Ankara
    Yani Sn. KUTALMIS ben "Okan Hocam beni baya bir ezmiş" felan diye düşünürken siz baya baya benim bir gerizekalı olduğumu farzederek cevap vermişsiniz. Teşekkür ederim de... Ben "os, derleyici yazmak gereksiz" diye birşey söylemedim. O sizin yazımla ilgili kendi yorumunuz. Konu kariyer... Merak için derleyici yazmak başka şey, Kariyer (ekmek) için derleyici yazmak başka şey. İmkanı ve merakı olan yapsın. Buna kim ne diyebilir. Merak için yapana sadece başarmak bile yeterli olabilir. Kendini geliştirmiş olmayı kar sayar. Ama bunu kariyer için yapan kişinin ürününü kullandırması, satması gerek. Söylediğim şey bu. "Kariyer için yapıyorsanız kullanılmayan compiler yazacağınıza kullanılan adres defteri yazın" diyorum. Neyse yazdığım şeyleri tekrar etmeye gerek yok. Herşey açık. Ben yazımı "derleyici yapmayı merak ediyorum" diyen bir kişiye cevap vermek için yazmadım. Ben bir üstteki yazıda bahsedilen "üst düzey" tanımının doğru olmadığını düşündüğüm için yazdım. İyi programcılığın lazer güdümlü füze programlıyor olmakla bir ilgisi yok. Ne programlıyor olursan ol iyi programlıyor olmakla ilgisi var. Buradan "lazer güdümlü füze programlamak gereksiz" anlamı çıkarıyorsanız ona diyecek sözüm yok.

    Türk halkının huyu konusunda haklısınız. Ne yalan söyleyim ben de OS yapan adama "ya boşver uğraşma" diyebilirim. Bu huyda bir hata yok. Bu klasik bir insan psikolojisi. Sıradan insanlar kendisi açısından gereksiz bir iş olarak düşündüğü şeyi karşısındaki için de gereksiz bir iş olarak görür. Siz de sıradan her insan gibi üst düzey programcılığı kendiniz için "önemsiz" gördüğünüz için bunu "önemsiz" şeyler sınıfında görüyorsunuz. Bunda garip bir durum yok. Hortlayan birşey de yok. Hepimiz aynı zihniyete sahip insanlarız.

    Benim açımdan bilgisayar denen şey harddiskinde veri duran, bunu okuyan, çarpan bölen ve ekranda birşeyler gösteren bir alet. Ben bilgisayarla veri okumayı, toplama çıkarma yapmayı biliyorum ve bunu yapıyorum. Siz de roket uçurmayı biliyorsanız roket uçurun benim açımdan bir problem yok. Ülkenin ne tür programcılara ihtiyaç duyduğu, neyin önemli neyin önemsiz olduğu yine sizin kendi yorumunuz. Bu sizin bakış açınızdan görünen, sizin algıladığınız dünya. Sizin dünyanızda düşmeyen uçak önemliyse benim dünyamda da açık vermeyen kasa, gecikmeyen paket siparişi önemli. Her "yapıt" kendi alanında ondan "fayda" gören kişiler için değerli ve önemli. Zaten böyle olması da en doğrusu değil mi? Eğer tüm insanlık dünyayı siber savaş tehdidi algısıyla değerlendirirse bu dünya yaşanır bir yer olabilir mi? Hepimizin dünyayı böyle algılaması gerekiyorsa siz siber savunma sistemini boşverip buğday yetiştirip ekmek yapmayı öğrenin bence... Bana göre de böyle bir durumda hiçbirşey ekmekten önemli değil. Hocam uzatmayım. Şundan eminim hepimiz üst seviye programcılığı bırakıp alt seviye programlamlamaya yönelsek bile dünyayı şimdikinden daha güzel ve güvenilir bir hale getiremeyiz. Herkes sevdiği, mutlu olduğu, hayatını devam ettirebildiği şeyi yapsın böylesi daha güzel. Minibüsçülük yapmak sizin için C# ile program yazmaktan daha değerliyse öyle yapın. Ben buna doğru veya yanlış diyemem. "Sevdiği şeyi yapıyor" derim.

    Alçakgönüllük ve zerafet olmadan sanat olur mu? Son paragrafınızı okuduğumda aklımdan geçen soru buydu. Siz beni hiç tanımadığınız halde bir şekilde "sen şöylesin" deme cüreti göstermişsiniz ama benim kimsenin yaptığı ettiğle, sanatıyla falan bir sıkıntım yok. Şu seviye, kast sistemi muhabbeti açılmasa bunları hiç yazmazdım ya neyse sizler eskisiniz. Ben burada yeniyim. Hem yerimi bileyim hem de Okay Bey ile aranızdaki dostluğa saygı duyup susayım.
     
    sedirAğacı bunu beğendi.
  6. wingless

    wingless Aktif Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2011
    Mesajlar:
    412
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Valla benim zihniyetim böyle değil. Biri oturup OS yazmaya çalışıyorsa "ha belli ki adam bir şeyler öğrenmeye çalıyor, ne güzel" derim. Tabi adam "ben OS yazıyorum, çok zengin olucam" gibi kolay kolay gerçekleşmeyecek bir motivasyonla bu işi yapıyorsa kendisini dürtmeyi de ihmal etmem.

    Büyük bir genelleme yaparak kod yazan insanları ikiye ayırabiliriz.

    Birinci grup, "yazılım mühendisi" mantığındaki adamlar. Bu insanlar kütüphaneleri birleştiren kodlar yazmakla yetinebilen ve sonuca odaklanmış kişiler. Genel olarak yazılımın geliştirilme süreciyle, spesifikasyonlarla, yazılım tasarımıyla, test ve bakım süreçleriyle, kod kalitesiyle ve yazılım ekibi yönetimiyle ilgilenirler.

    İkinci grup da "hacker" denen kişiler. Hacker burada sisteme girmeye çalışan kişi anlamında değil. Jargon File hacker'ı şöyle tanımlamış: "Gereken minimum bilgiyi öğrenen insanların aksine, programlanabilir sistemlerin detaylarını keşfetmekten ve kapasitelerini aşmaya çalışmaktan keyif alan kişi." Bu kişileri işlemci manual'ı okurken, işletim sistemi veya derleyici yazmaya çalışırken görebilirsiniz.

    Kanımca bir hacker'ı yazılım mühendisliğine zorlamanın veya bir yazılım mühendisini hacker'lığa zorlamanın bir faydası olmayacaktır. Bırakın herkes kendi motivasyonuyla, ilgi duyduğu şeyleri yapsın.

    Yani şunu yapmayın :):

     
  7. Sancar Saran

    Sancar Saran Daimi Üye

    Kayıt:
    9 Mart 2007
    Mesajlar:
    2,063
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Meslek:
    Bilgi Islem
    Şehir:
    Izmir
    Programlar, evde rüyaya yatıp, sabah kalkıp, dur ülen, sağlam bi proje yapayım diye yazılmaz, ihtiyaç olduğu ve ihtiyaç sahiplerinin, programcıların ihtiyaçlarını karşıladığı için yazılır.

    Açık kaynak Amerikanın veya batının oluşturduğu katma değerden yaşama şansı bulmuş bir projedir, RMS nın kendi sosyal ihtiyaçlarını kısarak temelini attığı, peşinden gelen geçlerin şekillendirdiği, IBM, RedHat gibi firmaların kara çevirebildiği bir modeldir.

    Türkiyenin şartları, Açık kaynağı anca beleşten kullanmaya yeter, oda bireysel olarak kendini geliştirmeye zorlamış kişiler vasıtası ile...

    Binayn aleyh, sistem şey ediyoruz, roket bilimiyle uğraşıyoruz lafları havai kelamlardır.

    Forumlarda, pratik ve sonuç odaklı argüman sunan kişilere şekil yapacağınıza, sizi büyük savunma projelerinde yaşanan idari dangalaklıklara mücadeleye bekleriz.

    Bağlarsak,

    Birileri portakal satan yazılım yapacak, o yazılımı kullanan adamlar güzel karlar edecek, ona göre vergisini verecek, devletin elinde güzel para olacak, o paraya gören idareciler, daha delikanlı olacak, daha delikanlı konuşacak, itiş kakış olacak, sonra bir çatışmada bakacak alınmış uçaklar, füzeler elde patlıyor, oturup bize ait olanı yapacak...

    O vakte kadar, illa derdiniz kendinizi göstermekse, rica edelim şu bitmiş ürün kalitesindeki işlerinizi görelim....
     
  8. Furkan Onka Uğur

    Furkan Onka Uğur Moderatör Yetkili Kişi

    Kayıt:
    12 Eylül 2008
    Mesajlar:
    3,689
    Beğenilen Mesajlar:
    43
    Şehir:
    Ankara
    Bilgisayar bilimi ve bilgisayar programcılığını karıştırmamak gerekir. Lütfen ileti yazarken birbirimizi hedef göstermek yerine konuya odaklanalım.
     
  9. KUTALMIS

    KUTALMIS Daimi Üye

    Kayıt:
    9 Kasım 2009
    Mesajlar:
    785
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Hocam bu cümlelerin çeşitli versiyonlarını o kadar fazla duydum ki, otomatik olarak saldırıya geçiyorum duyunca kusura bakma. Kariyer için gerekli midir değil midir, bunlarla kariyer yapılır mı yapılamaz mı, sen bunu genel olarak mı söyledin kariyer yapmak anlamında mı filan diye sorarken, aklıma başka bir soru geldi. Kariyer nedir? Çok para kazanmak mı, ünlü olmak mı? bazı durumlarda gizlilik herşeyin önünde olabilir, çoğu durumda, özellikle Türkiye de vurgunu yapanlar hiç kimsenin görmedikleridir. Şahsen ben kariyerin ne demek olduğunu bilmediğim için söylediklerini genel olarak algıladım, kusura bakma yinede.
     
  10. emreeren

    emreeren Üye

    Kayıt:
    9 Ocak 2011
    Mesajlar:
    168
    Beğenilen Mesajlar:
    7
    Meslek:
    Bilgisayar Programcısı
    Şehir:
    Ankara
    Özetle OS, derleyici yazarak ünlü olunmaz, çok para da kazanılmaz demek istedim. Derleyici üretimi "başlat, 10 kere döndür" şekliyle algılandığı için öyle söyledim. Evet çok para kazanmak için arka planda kalarak kendi ünlülerini yaratmak gereklidir. Vurgun için de gizlilik gereklidir. Sadece Türkiye'de değil kapitalist sistem kuralları geçerli her yerde durum böyledir.

    Neyse ben de uzun süredir "Açık Kaynak'tan para kazanılmaz" lafını çok duyduğum için bu konuda benzer düşünceler içindeyim. Ama bununla mücadele etme yolunun "ahanda program", "ahanda açık kaynak", "ahanda müşteri", "ahanda para" şeklinde şak şak şak birşeyler ortaya koymak olduğunu keşfettim. İşin güzel tarafı o zaman negatif tepkiler kat kat fazlasıyla pozitif tepkilere dönüşüyor. Anladım ki tepki negatif bile olsa birilerinin buna ilgi duyması ve yorum yapması güzel birşey. Yani bunun aslında bir avantaj olduğunu farkettim ben.

    Başarılar dilerim.
     
  11. KUTALMIS

    KUTALMIS Daimi Üye

    Kayıt:
    9 Kasım 2009
    Mesajlar:
    785
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ünlü olunmaya olunur ama kimler arasında, ilgi alanı bilgisayar olanlar arasında, yoksa RMS'ı linus'u filanda sokaktaki adam tanımaz, ama yazılımla ilgili hemen herkes tanır. Para kazanma konusunda birşey diyemem, yazılım için teknik destek vererek para kazanan şirketler var, daha doğrusu linux dağıtımı için.
     
  12. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    675
    Beğenilen Mesajlar:
    185
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Süper tartışma olmuş.
    Katılımcılar mesleki bilgi açısından benden en az bi kaç gömlek üzerdeler o sebeple katılamazdım. :) Ancak okuması çok keyifliydi, bazı yazıları bi kaç kez okumak zorunda kaldım. Sonra katılımcıların diğer başlıklardaki yazılarınıda okudum. Çok keyifli bir gün geçirdim. Ancak bu yüzdende tek satır iş yapamadım bugün. :Artık yarına bakacağız. :)

    Bi konuda yazmadan edemeyeceğim. Biraz eğlence katmak amacı ile anlaşılır bir örnek yazayım.
    netçede işletme son sınıfta bilgisayar başına oturdum 1988 yılıydı. Hala kalkamadım. Tabi şimdi hobi amaçlı yazıyorum...
    Epey tecrübe sahibi olarak bi gözlemimi yazayım. zaten alaylı mektepli olayınada farklı açıdan hafiften değinilmiş...

    Okuduklarımdan anladığım kadarı ile, ekiplerde beraber çalıştığım arkadaşlarım aklıma geldi. Onlarla özdeşleştirdim. benzer yaklaşımlar vardı.

    Şimdi eğlenceli bir yaklaşımda bulunayım. :) Tabi benim için eğlenceli. Katılımcılarda affetsinler beni.

    Şimdi aynı müşteri üç farklı ustaya giderek bir ihtiyacını anlatıyor. Ustalarımızda, emreeren, KUTALMIS, Okan Akyüz.
    Müşteri 3 ustayada aynı ihtiyacını ayrı ayrı anlatıyor.
    Diyorki, "benim uçsuz bucaksız tarlalarım var. Bana bir balon yap, yukardan gezip tarlalarımı kontrol edeyim. Traktörle gezmek verimsiz oluyor."

    3 ay sonra müşteri balonunu almaya emreeren ustaya geliyor.
    emreeren balon yerine bir helikopter yapmış. Müşteriye ürününü anlatıyor. "Abi balon yavaş ve kötü havalarda kullanamazsın. Al sana aynı fiyata helikopter. Hızlı, kullanışlı. Gece gündüz kullan. İstediğin yerden kalk in." müşteri memnun... ikinci ustaya yola çıkıyor...

    Okan Akyüz'e gidiyor. Balon hazırmı diyor.
    Okan Akyüz gıcır gıcır çelik cantlı bir F35 savaş uçağını gösteriyor.
    Bak diyor, "sen balon istedin ama balon 100 yıl öncenin teknolojisi. İlkel yöntem. Ben sana ses hızını aşan, gece görüş sistemleri olan, 2 kişi taşıyabilen, radarı ve termal görüşü olan, GPS konumlama sistemli uçak yaptım. Al kullan. yalnız bu balona göre fiyatı hali ile daha tuzlu. balonun hızı saatte şu x f35 hızı çarpı mak 3 + 3,14 + değerli zamanım ve Harvard Oxford Stanford profs danışma ücreti üzeri yol, karesi himalaya tuzlu suşi ve kobe biftek x oha derken eşittir sana haşırt öro'ya gelecek..." diyerek övgüleri bekliyor, öpmesi için elini uzatıyor. Müşteri diyorki. "İyide ben bunla tarlalarımı kontrol edemem. Birincisi havalanacak yerim yok. İkincisi havalandımmı direk öbür kıtada gözümü açarım, tarlalarımı göremem. Kalsın."
    Okan Akyüz diyorki, "yahu hangi devirde yaşıyoruz sayın müşteri, devir değişti artık ortaçağda yaşamıyoruz. Bak kolay öğrenesin hemen kullanasın diye her şeyi düşünmüşüm, düğmelerin üzerine 3 dilde açıklama koymuşum, japonca, mandarince, rusça..."
    Müşteri "Türkçe yokmu?"
    Usta; "lan ben geleceğin dillerini koymuşum sen Türkçe diyorsun, git kursa 3 ayda öğrenirsin Japoncayı. Ürettiğin bahaneler uyduruk detaylar, başka kıtada gözümü açarımmış. Diyelim açtın, bin oradan airbas 380 yolcu uçağına geri gel, F35'ide tıra yükle getir. Bunlar dert değil. üzerine 2 adet güdümlü füzede bedava koydum, istediğin yeri havaya uçur... yaparken Oxford proflarının geliştirdiği yaldızlı sekiz tekniğini kullandım, stanforda geliştirilmiş yansıtmalı alacalı pilot başlığı geliştirdim... Koltuklarda Harvard geyik derisi kullandım..." tartışma uzuyor Okan Akyüz adamın gerizekalılığına sinirlenip "Cahille iş yapanda hata, şeytan diyor füzeleri ateşle bu zibidiyle tarlalarını..." diyerekten haklı olarak cahil köylüyü tokatlamaya başlıyor..

    Müşteri Son olarak KUTALMIŞ ustaya gidiyor. Bakıyor, havaya dikilmiş kocaman uzun bir makine var. "Bu ne.?" diyor.
    KUTALMIŞ usta "uzay mekiği" diyor...
    Müşteri bir önceki ustadan yediği dayağı hatırlayıp alttan alıyor. "balon yapsan daha iyiydi."
    KUTALMIŞ usta "zaten sana yapmadım, senin parana ihtiyacım yok. Ailem sağolsun yokluk kavramını bilmem. Hergün yemeğimi annem getiriyor, kız arkadaşı babam buluyor, fişide dayım... öhhö.... Mekiği kendim için yaptım," diyor.
    Gökyüzünün derinliklerini göstererek. "hemşerim evrenin sırları diye bişey duydunmu sen!" diyor. "kara delik, pulsar, karanlık madde, kuantlar, nirvana... evrenin sırlarını merak ediyorum, venüsün kaç halkası var sen biliyormusun.. Sen niye tarlada çalışıyorsun, annen yemek getirmiyormu.? dayın fişi takmıyormu... bırak tarlayı benle gel, güneş patlamalarını inceleyelim, ışık hızına çıkalım...Yok, ışık hızına çıkmayacaktım bunu not etmeliyim, ışık hızında radar işe yaramıyor, önümüze çıkan ilk gezegene yapışırız." diyor, sonra yanındaki kızlardan birine "Not al" diyor. "ışık hızına bu gezide çıkılmayacak. Dönebilirsek, maddenin içinden geçebilen nötrinolar araştırılacak, yeni uazy mekiği nötrinolardan yapılacak." ve 4 tane güzel hatunu yanına alarak dayısı ile beraber mekiğe doğru yürüyor.
    Müşteri "Eline sağlık, ben gideyim hanım bekler KİB" diyor ve uzuyor.

    Umarım kimseyi kırıp öfkelendirmem. :) yazmadan edemedim... Bu ustaların üçüde birbirinden değerli. Diğer yazılarını sonra okuyacağım...
     
    Son düzenleme: 28 Nisan 2016
  13. gk

    gk Üye

    Kayıt:
    24 Aralık 2009
    Mesajlar:
    93
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Meslek:
    Yazılım Geliştirici
    Şehir:
    İstanbul
    Belirttiğiniz "Görsel Programlamayı" "Embarcadero C++ Builder" IDE'siyle kolaylıkla yapabilirsiniz.
     
    Son düzenleme: 2 Eylül 2016