Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Dünya nereye gidiyor?

Konu, 'Konu Dışı' kısmında sedirAğacı tarafından paylaşıldı.

  1. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Vay canına, şaşırdım.

    Şu an visual studio nun anketini cevaplıyorum, bi sürü soru var ve bazılarını açıklaman gerekiyor.

    İngilizcemin bayağı ilerlediğini fark ettim.
    Sözlüğe çok az ihtiyacım oldu.

    Tabi asıl ihtiyacım varken ingilizcem yeterli değildi. İstanbulda, Hollanda ekibinden çok çektim. IBM firması eğitimleri, microsoft eğitimleri, anlatım Türkçe ama dökümanlar hep ingilizceydi. Seminerler hep ingilizceydi. Çok çektim çok bilemezsiniz. hele bi İtalyan mühendis kızla toplantıya girdim ki en çok ızdırap çektiğim toplantı o olmalı. yok yok, hollandalılar 1 aymı 2 aymı canımdan bezdirdiler. Kendi ürettikleri acaip verimsiz bir programlama dilini bize öğretmeye çalışıyorlardı. Anlatım yarı ingilizce yarı türkçe, dökümanlar ingilizce...

    İngilizcem daha yeni yeni gelişti. İhtiyaçta kalmadı, internet çevirileri çok iyi bu aralar ve dahada iyiye gidiyor. En fazla 20 yıl içinde ingilizce bilmeye hiç ihtiyaç kalmayacak.

    Kulaklık benzeri bişey takacaksın anında doğru olarak çevirecek.

    İngilizcemin gelişmesinde en büyük rolu CNBC-E kanalı üstlenmişti. Oradaki programlar hep ingilizceydi ve sadece o kanalı izledim uzun yıllar. Şimdi kapandı, yerine TLC kanalı geldi, oda Türkçe.
    NTV spor kapandı, sevindim çünki yerine benim hoşuma giden belgesellerin yer aldığı DMAX kanalı geldi. İngilizce ve alt yazılı olsaydı iyi olurdu. Aynı eski cnbc-e gibi.
     
  2. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Yukardaki banka faiz hesabına eklemem gereken bişey var.
    Bankalar hesap yaparken faizede faiz işletiyor. Yukarda hesaplarken faize faiz işletmedim.
    Eğer faizede faiz işletirsem, sanırım bankanın iddia ettiği efektif yıllık toplam faiz %25 oranına ulaşırım. Efektiften kasıtları, aylık faizede faiz işletmek olsa gerek.
    Hesaplamaya uğraşmadım ama, faize faiz işletip, aylık olarakda ödediğini, faizli ana paradan düşersen, zannediyorum %29 değil %25 çıkar.

    Enflasyonun %10 larda açıklandığı ülkede %25 bankaların aldığı faiz güzel para. Hemde hiç üretmeden. İthal mal alsın diye millete kredi veriyorsun.

    Eline çekiç al, ülkenin kafasına vur aynı sonuç doğar.

    10 yıldan fazladır batı ve gelişmiş asya ülkeleri %0 a yakın faiz veriyor para sahiplerine, hatta eksi veren var. Krediyide Yüzde 2 ile bile vermiyor, çoğu daha düşük.

    Her neyse... Ben nispeten biraz daha iyi dönemde doğmuşum. Kolay iş bulup, rahat geçineceğim parayı kazanabiliyordum. Şimdi ise halkın çocuklarının işi çok zor. Onların çocukları ise perişan olacaklar.

    Fakat birde sevindirici haber vereyim, dünya savaşı çıkması ihtimalide var. O zaman refahta üstümüzde yer alan diğer ülkelerde sefil olacağından, avrupanın gelişmiş ülkeleri ile sefillikte eşitleneceğiz. İçinizi ferah tutun derim, bi savaşa bakar avrupayla aynı refah düzeyinde eşitlenmemiz.
     
    dinlex bunu beğendi.
  3. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Hay allah ya, şu insanın iradesi ne rezil bişey.

    İradem fena değildir ama bazen hafiften kontrolden kaçıyor.

    İstanbulda bi kez alışveriş hastalığına yakalandım.

    3 ay içinde durumumu fark ettim. Hemen alışverişi kestim, ama o ana kadar eve bi sürü hiç kullanmayacağım ıvır zıvır almıştım.

    Bi dahada öyle sürekli bi alış veriş rezaleti yaşamadım. Neden insan bu tür bir duruma düşer onu epey düşündüm.

    Kendini boşlukta hissetmenden olsa gerek diye düşünüyorum. Eğer o aylarda yada yıllarda, hayatında çok boşluk varsa, bu tür bir şeyle dolduruyorsun sanırım. Evli ve çocuklu olsaydım, bu tür bir hastalığın kıyısından geçemezdim, çünki kadın ve çocuklar aman aman...

    Dünde 2 yapay zeka kitabı, birde kriko siparişi verdim.
    Arabanın krikosu var hemde hiç kullanılmamış. :p.

    İlk aldığım yapay zeka kitabının 20 sayfasını anca okudum. daha 400 sayfası filan vardır herhalde.

    Biri beni durdursun...
     
  4. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    TAI harika işler başarmaya devam ediyor. Küçük jet motorundan sonra şimdide dizel motor yaptı.

    TAI 1973 yılında ordu vakıfları tarafından kuruldu, halkın bağışları ile ayakta kaldı. Bu kurum hepimizin malı. Tabi satılana kadar, maşallah hükümet halkın 100 yılda kurduklarını sata sata bitiremedi. Paralarda kayıp.? en son bakan 31 milyarı suriyelilere harcadık dedi.

    her neyse.
    2004 yılı civarı erdoğanın damadı bayraktar TAI nin IHA mühendislerinin nerdeyse hepsini çaldı. Yinede TAI ve IHAsı batmadı. Yeniden toparlandı.
    Orduyu ne kadar batırmaya çalıştılar, hala dimdik ayakta. Ama böyle giderse 20 sene sonra ayakta kalırmı bilmiyorum.

    170 Beygir gücünde motorun test aşaması bitmek üzere.
    Sivil bir motoru dönüştürmüşler, TAI mühendisleri yani bizim mühendislerimiz, bizim paramızla okutup eğittiğimiz mühendislerimiz, annemizin, babamızın, atamızın alın teri ile okuttuğumuz, mühendislerimiz motoru bitirdi.

    bayraktarlar bu mühendislerin, yani bizim, yani halkın emeğini yine çalıp cebe indirmezse, bu motor ve sonrası bitirecekleri uçak motoru ile, bu ülke sanayi ve ordusu nefes alacak. tabi erdoğan birilerine satmazsa... para yetmiyor adama.

    TAI aynı zamanda uçak motoru ve helikopter motoruda yaptı. Küçük ölçekte yaptı ve şu an Hürkuş ta kullanılıyor diye biliyorum.

    Atak helikopterdeki şimdilik italyan motoru. hatta TAMAMEN YERLİ helikopteri satacaktık, italyanlar onay vermediğinden satamadık.
     
  5. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Masaüstü bilgisayarımın belleğini artırdım.

    İşinize yarayabilir basit çe anlatayım.

    Bilgisayarlara bazı parçaları takıp çıkarmak kolaydır herkes yapabilir. Servise götürmeniz gerekmez. Dikkat etmeniz gereken tek şey, garanti süresi doldumu.

    Dolmadı ise kasayı servis haricinde bir yerde açmak ve parçalarla oynamak, garantiyi yok eder.

    Benim garanti dolmamıştı buna rağmen kasayı açıp bellek kartı taktım. Garanti iptalini kabullendim.

    Bellek kartı takmak, ilave hard disk takmak, DVD sürücüsü takmak filan mümkün. Takacağınız ürün, bilgisayarınızla uyumlu olmalı ve tak çalıştır ürün olmalı.

    Elinizde istisnai bir bilgisayar yoksa tüm bilgisayarlar bu belleklerle uyumludur ve nerdeyse hepsi tak çalıştır üründür. Satın alırken yinede uyumlu ve tak çalıştır kelimelerini ürün açıklamalarında arayın.

    Şimdi baştan kısaca anlatayım ne yaptım.

    Visual Studio 2017 yükleyince bellek yetmemeye başladı, aynı anda SQL server açık, resim programı açık, yazım programı açık, müzik programı açık, birde internette gezinince, 4GB bellek yetmedi. Bunlar bende tüm gün açık, istisna sanmayın.

    Önce takılı olan belleğin sürümüne baktım. DD3 mü DDR4 mü. Yeni alacağınız bellekte aynısı olmalı, anaKart onu destekliyor demektir. (aynısı olmalımı teknik bilgim yok, mantıken söyledim.)

    DDR tip bilgisini windowsun system bilgilerinde bulamadım, kasayı satın aldığım dell firmasının internet sitesine girdim, marka model yazıp özelliklerini buldum.
    DDR 4 çıktı.
    Sonra artırabilirmiyim ona baktım. 16 GB ye kadar artırılabilir yazıyordu.

    Sonra bilgisayarın kasasını açtım boş bellek yuvası varmı.? Neden baktım. 16GByi destekliyor ve 4GB takılı. 12GBlik boş yer olduğuna göre, boş bellek yuvasıda vardır mantıken.? Ama programcı iseniz her ihtimali sonuna kadar incelemeniz gerekir. Ya 2 yuva varsa ve 2GB lik, 2 bellek kartı ile bu 2 yuvayı doldurdularsa.? o zaman birini çıkarmam ve yerine 4GB takmam lazım bu durumda 8 e değil 6 GBye çıkarmış olurum elimdede 2 GB lik gereksiz kart kalır. Bu ihtimal çok küçük olsada yinede bakmakta ne sakınca var değilmi.?

    Öncedende yaptığımdan, bellek neye benzer nereye takılır biliyordum, bir tane boş yuva vardı. Siz bilgisayarınızın firma sitesine girip, marka model yazarak, bilgisayar model inize ait kullanıcı rehberini bulun. User manuel diye geçer. Orada tüm parçaları nasıl değiştireceksiniz, resimli olarak basitçe anlatıyor. İngilizceyi problem etmeyin, paragrafları copy paste ile google chrome un translate sayfasına taşıyın. Çok güzel tercüme ediyor.

    Boş yuva var ve bellek modeli DDR4.

    Bunu öğrendikten sonra internette dolaşıp DDR4 bellek araştırdım. Bütçeme uygun bir tane buldum, soğutuculu kingston marka 4GB DDR4. 273 TL.

    Satın aldım.

    bilgisayarın kasasını açmak çok kolay, siz yine user manuel den gidin, tabi kasayı açınca internet kalmıyor o sebeple önceden bir kağıda yapacağınız tüm işleri not edin.

    Kasayı açmadan önce belleğe el sürmedende önce, gidin mutfak musluğunu 2 elinizle 3 dakka tutun.
    Bu işlem elleriniz ve vücudunuzdaki statik elektriği azaltacaktır. Bellekler hassas cihazlar.

    Sonra kasanın elektriğini ve diğer takılı kablolarını çıkarın.

    Benim kasa kapağında toplam 2 vida vardı, o 2 vidayı açınca, kasa kapağı kolayca çıkıyor. Kalanı vida değil sürgü şeklinde, geri doğru hafifçe çekiyorsunuz, yada plastik tırnaklardan kurtarıyorsunuz.O işlerde çok kolayca halloldu.

    Bellek yuvasının boş yerine yeni belleği taktım. Bunun için yuvanın 2 tarafındaki plastik tırnakları geri ittiriyorsunuz. yeni bellek kartının altında bir çentik var, o çentik, yuva içindeki çentiğe gelecek şekilde yuvaya hafifçe yerleştiriyorsunuz. Sonra diğer bellekle aynı seviyeye gelecek kadar bastırıyorsunuz.

    Benim biraz sert basmam gerekti çünki yuvaya kolay oturmadı. Bastırınca ana karta zarar veririm diyede biraz korktum doğrusu. Ana kart zarar görürse, çok büyük maliyetle karşılaşırız. Tabi ana kartın dibinde destek plastikleri var ama yinede çok dikkat etmeli.

    Diğer bellekle aynı hizaya gelince, tırnakları kapadım. Tırnaklar, eski bellek kartının tırnakları gibi tam kapanmadı ise, bellek tam oturmamıştır.
    Yeni kartın tırnaklarını açın ve tam oturtmaya çalışın. Sonra tekrar tırnakları kapatın.

    Sonra kasa kapağını kapatın, kabloları takın en son elektriğini takın.

    Tak çalıştır bellek olduğu için, sistem hemen görecek ve kullanacaktır.

    Benim bilgisayar açılırken, "bellek kartı değişmiş, BIOS işlemine girmek istermisiniz" diye seçenek çıkardı. Hayır ı seçtim. Kart için BIOS işlemi yapmak gerekirmi bilmiyordum, önceden user manuel e bakmalıydım diye düşündüm.

    Sorunsuz çalıştı, system bilgisine baktım RAM 8GB görünüyor, yani görmüş ve kullanıyor.

    Sonra user manuel e baktım, parça değişince BIOS işlemi gerekir diye bişey yazmıyordu, rahat ettim.

    Olay basit. Özet geçersek.
    bilgisayarınızda yeni belleğe yer varsa ve uygun tak çalıştır marka model belleği almışsanız.

    Kasayı açın, belleği yuvasına ittirin, kasayı kapayın hepsi bu.

    Benim belleğin ilk hali 4GB DDR4 dü. İlave 4GB takmak yerine, eski 4GB yide çıkarıp 2 tane 8GB lik bellek kartı takarak 16 GB yede çıkarabilirdim.

    Ha birde şunu hatırlatayım. İşletim sisteminiz win 10 ise, bazı açılışlarda bir kaç dakka arka planda antiMalware programı çalışıyor ve kasada HD ışığı bu sürede yanık kalıyor ve gürültü geliyor.
    Belleği takıp, sistemi açınca 10 dakkadan fazla süre bu program çalıştı, sürekli kasadan ses geldi ve HD ışığı yandı durdu. 10 dakka sonra işlem bitti ve ortalık sakinleşti... biraz heyecan yapsamda, şimdi iyiyim...:) sanırım yeni bellek yüzünden tüm sistemi baştan sona kolaçan etti... yani umarım öyledir ve bir sorun yoktur...
     
    Son düzenleme: 28 Nisan 2018
    dinlex bunu beğendi.
  6. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Vay canına, şimdi visual studio yu açtım. En az 3 kat hızlanmış. 40-60 saniyeden fazla beklerdim, 10 saniyeden daha kısa sürede açtı.
    SQL serverde bir kaç saniyede açıldı. Süper...
    İnanılmaz, ne açsam bir kaç saniyede açılıyor... küçük paketler bir saniye bile sürmüyor...
    Ayrıca internet tarayıcılarıda yavaş açılıyordu, onlarda salisede açılmaya başladı... tüm kasılan programlar, bellek yetersizliği sebebiyleymiş...

    Bellek yetmeyince, işletim sistemi hard diski bellek olarak kullanmaya başlıyor, buda hızı çok düşürüyor ve ilave hatalara sebep oluyor, o hatalar sebebi ile programlar kapanabiliyor.
     
    Son düzenleme: 28 Nisan 2018
  7. ruud

    ruud Yeni Üye

    Kayıt:
    19 Ocak 2007
    Mesajlar:
    14
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Hacı sen burada biraz kendi kendine konuşuyorsun sanki? Burası ne güzel bir forumdu değil mi? Ama forum diye bir şey kalmadı. Yazık :(
     
    sedirAğacı bunu beğendi.
  8. dinlex

    dinlex Aktif Üye

    Kayıt:
    23 Aralık 2016
    Mesajlar:
    341
    Beğenilen Mesajlar:
    88
    Şehir:
    Hatay
    @sedirAğacı kasa açma maceranızı keyifle okudum valla resmen masal dinler gibi gözümde canlandı. Ailem bile ben küçükken böyle masal anlatıp hayal kurdurmamıştı bana. Her detayını anlatmışsınız valla. :D

    Ben de 1 ay önce kendi dizüstü bilgisayarımı temizlerim umuduyla arka tarafını biraz açtım ama bilgim olmadığı için fazla açamadım korkudan.
    Sadece harddisk ve ram'lerin olduğu kısım net açıldı. Onları incelemek için çıkarıp taktım sadece. 2 tane 2gb'lık ram vardı bende de. Sonra bilgisayarı açınca aşırı kasarak açıldı, baya korktum, içinde o kadar emek var sonuçta. Açıldıktan sonra bilgilere baktım Ram 2gb yazıyor. aha dedim ramlerden bir tanesi yandı. Fiyatları da pahalı ve bende de hiç para yok. Tekrar kapattım pc'yi, ramleri tekrar çıkarıp daha dikkatli taktım. bu sefer pc'nin ışığı yanıyor ama ekran hiç açılmadı. 3. kez bilgisayarı yaktım düşüncesiyle ramleri tekrar çıkarıp daha daha dikkatli takıp dualarla açtım pc'yi :D Neyseki açıldı ama sizin dediğiniz gibi ilk anlarda baya kastı yine 4gb olmasına rağmen. Yaklaşık bir 10-15 dk sonra da toparlandı.

    Demek ki hem yenisini takınca hem de eskisini çıkarıp takınca kendini yenilemesi gerekiyor.

    @ruud bayağı okuyan kişi var bence ya. Arada yorum yapan oluyor takipteyiz diye. Ben de yorum yapmama ama tüm yazılanları okuyorum. Hatta bazen sırf bu konuyu okumak için giriyorum. Bağımlı mı olduk nedir. SedirAğacı Fan :D
     
    sedirAğacı bunu beğendi.
  9. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Aynen öyle, günlük gibi kullanıyorum.
    Yanlız olmamın sebebi biraz hıyar olmamdan, biraz beynimin arızalı olmasından, birazda benim öyle istememden kaynaklanıyor.

    En önemli sebepte, tuttuğum parti yada inanç, yada futbol takımıda olsa, eğer topluma zararlı tarafını görürsem, çok ağır yazıyorum. Tüm partilere giydirincede, bu partileri tutanlar hali ile bir daha yazılarımı okumuyor.

    Umursamıyorum, çünki birileri okusun diye değil rahatlamak için yazıyorum. Gerçek hayatta da aynen burdaki gibi yanlızım.
    Bak bunu yazınca biraz ciğerim sızıladı. Bunu yazmasam sorun yoktu. ruud senin suçun, suçlusun.

    internette biyerde yazmazsam rahatlayamıyorum.
    Şimdi bi kaç haber sitesine gireyim, bakalım giydirmediğim siyasi kalmışmı.?
     
  10. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Bu arada bu forumun güzel dediğiniz halini göremedim. Aslında yöneticiler çok iyi, eski üyeler neden yazmıyor bilmiyorum.

    Başta yöneticiler ağır gerici mi acaba dedim ama hiç bir emare göremedim. Din konularında herkesin kaldıramayacağı şeyler yazıyorum, yönetim hiç karışmadı.
    Hatta düzenli yazan üyelerinide koruduklarını gördüm.

    Çok az reklamlı, temiz iyi çalışan bir site.
    Hatta reklam görmeyince, neden bu siteyi açık tutuyorlar onuda anlamış değilim...
     
  11. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Bu aylarda acayip inşaat işi yapasım var.
    Bu istek neden geldi bilmiyorum.

    Benim ev iş aletleri ile doludur. Bi kaçını sayayım.
    Dik freze, taşlama, daire testere, darbeli matkap, dekupaj testere, biri büyük 3 tane akülü vidalama, dar yerleri kesen bi titreşimli cihaz, seramik kesme, vb. ayrıca bunların bi sürü aparatları...
    Ayrıca vida somun dübel gibi küçük parçaların saklandığı bölmeli büyük çantalarım var.

    2 sene önce 2 ahşap yatağı dolaba çevirdim.
    Evin 3 duvarını seramik yaptım harika oldu. hayatımda ilk defa seramik yaptım, profesyonele yaptırsanız ancak bu kadar olur.
    Hol girişine yarım duvar örüp kapı taktım...
    Evin içini dışını ben boyadım.
    Nerdeyse tüm elektrik işlerimi kendim yaparım. Uyduyu çanak ayarı hariç ben kurdum sayılır.
    Onlarca ağaç diktim.
    Ahşap köpek kulübesi yaptım..
    daha bi sürü şey...

    Bu aylarda ise, duvar örme ve seramik yapma hevesim var... Aslında çalışma masası ve raflarını yapma planımda var. Tamamen geçmeli olacak ve tekerlekli olacak. Çok da güzel görünecek bi ağaçtan düşünüyorum.

    Aslında geçen gün ihtiyacım olmadığı halde kriko aldım demiştim ya.??? Onun komik hikayeside var...

    Benim araba 10 yıllık sık sık sorun çıkarıyor... tamircileri dolaşmak acaip rahatsız ediyor. Başkasına muhtaç olmak acaip rahatsız edici benim için. Beyin arızalı dedim ya.!

    Dedimki, acaba sanayi tipi bi lift alsam bahçeye kursam, kendim arabayı tamir edebilirmiyim.?

    Ev benim değil, benim olsa, yemin ederim bir lift alma ihtimalim çok yüksek. Bu arada kaporta düzeltme aletlerimde var ama henüz kullanmadım. Site bitsin kullanacam.

    neyse lift alabilirmiyim diye internette dolaştım. Ev benim olmadığından, her yere kolayca taşıyabileceğim portatif bişey baktım.
    Yok.
    Öyle, bi insanın rahatça altına girebileceği şekilde araba kaldıracak sağlamlıkta portatif bişey yok. Olanlar ağır ve zaten çok pahalı. 20bin 30bin ve daha fazla fiyatları var. Şöyle bi kaç bine araba kaldırabilecek portatif bişey bulsam şimdi almış olabilirdim.

    baktım lift alamıyorum, o zaman şanzıman asansörü alayım dedim. :p:p
    ciddiyim, araba tamir belgeselleri seyrediyorum, şanzımanları bu elbise askısına benzer şeyle hop kaldırıyorlar.

    Sonra şanzıman krikosu almam mantıksız çünki araba havada olmalıki bu cihazı kullanasın. baktım 50 TL ye küçük kriko siparişi vermişim...
    Gerekmediği halde Kriko siparişimin sebebi bu. kendimi bi ara kaybetmişim, lift alamamanın stresini böyle atmışım.

    Bu arada kaynak makinesi ve sulu seramik kesme cihazına bakıyorum... bunlar eksik. birde daire testerem büyük, portatif küçük daire testeresinede ihtiyacım var. 2 cm tahtaları kesmek için.

    Bir gün, bahçeli evim olursa, bunlarıda alacağım. Büyük ihtimalle lift alamasamda, lift işini görecek bişey yapardım.
    Araba tamiride öyle atla deve değil.
    Motor malum, benzin geliyor, elektrik geliyor, motor içinde ateşleniyor. hepsi bu.
    Zaten tamircide tamir etmiyor, hemen parça değiştiriyor.
    Hem işin kolayına kaçmış oluyor az vakit kaybediyor, hemde parça fiyatındanda kazanıyor. Parçacıdan 10 TLye aldıysa 15 TL diyor. Nerden biliyorum?. İnternet var.

    Tamir etmeyeceksen, parça değiştirme işini bende yaparım.

    Motorda özel ayar gerektiren şeyler var, enjektörler gibi. Onları söküp tamircisine götürürsün. Ama onlarıda anlatan videolar var... şimdi TÜM DÜNYANIN BİLGİSİ İNTERNETTE ELİNİN ALTINDA.
    büyük nimet. Kullanmamak ayıp...
    Bende kapı taktığımda, fotoları çekip, marangozluk sitesine yükledim. Millete faydam olsun diye.

    Ben milletin bilgisinden faydalanıyorsam, karşılığını vermeliym diye düşündüm. Dünya bu düşünceyle güzel ama maalesef insanlar sürekli almaya odaklı. Ya arkadaş aldım, karşılığını elimdeki bi bilgiyle ödeyeyim diyen çok az...
     
    Son düzenleme: 29 Nisan 2018
  12. Furkan Onka Uğur

    Furkan Onka Uğur Moderatör Yetkili Kişi

    Kayıt:
    12 Eylül 2008
    Mesajlar:
    3,713
    Beğenilen Mesajlar:
    48
    Şehir:
    Ankara
    Şaka olduğu söylenmişti.
     
    sedirAğacı bunu beğendi.
  13. dinlex

    dinlex Aktif Üye

    Kayıt:
    23 Aralık 2016
    Mesajlar:
    341
    Beğenilen Mesajlar:
    88
    Şehir:
    Hatay
    @Furkan Onka Uğur
    Biliyorum hocam, hatta ben şaka değil de kandırmaca diye okumuştum ama konu dünya nereye gidiyor olunca ve konu sahibi de bilim-kurgu da dahil her konudan bahsedince o sıralar izlediğim o videoyu paylaşmadan edemedim.
    Şimdilik gerçek olmaması olmayacağı anlamına gelmez. "Şu an" bizim için insan benzeri bir şey üretmek ne demek? Etten yapılmış gibi görünüp hareket etmesi ve biraz da zeki olması (ya da günlük sorularımıza aptal bir insan kadar da olsa fiziksel veya sözel cevap vermesi. Örn: siri).
    Sahte etten yapılması veya içine şişip inen balon koyulması falan fark etmez. Bu videoda belki her şey sahte, ya da sahte değil de içinde mekanizma (motor vs.) vardır ama söyleyin allah aşkına o prototip bile muhteşem değil mi? :D

    Şuan gündemde olan akınsoftun yaptığı robotlara da bakın mesela, ayak falan yok, kola benzer bir uzuv var sadece ama bir takım elbise giydiriyorlar (ki o takım elbise bende yok vallahi) benden bile yakışıklı oluyor hergeleler :))
     
    sedirAğacı bunu beğendi.
  14. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    2 yapay zeka kitabı daha sipariş ettiğimi yazmıştım.

    İlk aldığım Boğaziçi üniversitesi akademisyeni Prof. Ethem Alpaydın'ın kitabıydı. Kitabı MIT de görevli iken yazmış ve orada düzenlenmiş. İngilizceden çeviri olduğundan kaynaklandığını düşündüğüm hatalar görmüştüm. O sebeple okumayı bırakmıştım. İlerde sözlük gibi kullanabilirim.

    Yeni gelenler ise, Yrd. Doç. Dr. Atınç Yılmaz ve
    Prof Dr. Çetin Elmas'ın kitapları.

    Geçen gece TV de izleyeceğim bişey bulamayınca, bu kitapların önsözlerine biraz baktım. İkiside aynı konuları ele almış.

    Atınç beyin kitabının sonunda 3 farklı dille bi kaç örnekte var. Matlab, Knime ve C# kullanmış.
    Knime dilinide ilk defa duydum. Tek işi büyük veri kümelerini analiz etmek.

    Bu yapay zeka dalgasını araştırırken hep büyük veri kümeleri kelimelerine denk geliyorsun. Buda akla ne getiriyor. Google, twitter, facebook gibi siteleri. Büyük veriler orda ve para kazanma odaklı bu verileri analiz etmeleri gerekiyor.

    Tabi abd gibi gelişmiş ülkelerin gizli servisleride tüm dünyayı dinleme derdinde olduğundan en çokda onlar kullanıyordur.

    Sonra Çetin beyin kitabının ilk 30 sayfasını okudum. Çok şükür ya dedim.!

    Bilgiyi herkes anlaşılabilir anlatamıyor. Bu adamın anlattıkları anlaşılır. Tabi kitabı ingilizceden çeviri değil, onunda avantajı var. Çeviren yetersiz kalınca, süper bir ürün bile rezalet hale gelebiliyor.

    30 sayfasını okuyunca yine şaşırdım...

    Tarihçe anlatılmış, olay 1943 de bir akademisyenin insan hücre davranışlarını incelemesi ile başlıyor, yıllar sonra bu analiz matematik formüllere dökülüyor başka bir prof tarafından, yıllar sonra digital koda dönüştürülüyor, yeni proflar yeni eklemeler yapıyor, olay dallanıp budaklanıyor, farklı yaklaşımlar, isimlendirmeler derken bugüne geliyor. Olay DEV bir sanayi halini alıyor. Binlerce kitap, onlarca isimlendirme, farklı dallara ayrılma...

    Öyle bir anlatılıyorki sanki Mars gezegenine uzay üssü kurmuşlar bitki yetiştiriyorlar.

    Neden şaşırdım. Olayın temeli benim 2 dakkada tasarladığım puanlama sistemine dayanıyor... Tüm sanayinin üniversitelerin, profların, neural network, machine learning, convonutional training.... tüm bu zırvalamaların temeli ortalama bir programcının 10 dakkada tasarlayacağı bir yapıya dayanıyor...

    yani dünyada yazılım eğitimi almış yüzbinlerce tecrübeli yazılımcıya, otur, bilgisayara karşı çin daması programı yaz deseniz. Aynen benim yazdığımı yazar.
    Anlattıklarım kendimi övmek için değil, yanlış anlaşılmasın, tecrübeli her yazılımcının üç aşağı beş yukarı bulabilecği bişey... Ortalamanın üzerinde bi beyni varsa, yazılımcı olmadanda işin mantığını şıp diye çözer.
     
    Son düzenleme: 30 Nisan 2018
  15. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Bu konuyu çok iyi anlatan bi fıkra var.

    İki eski dost yolda karşılaşmışlar, ayak üstü hoş beş ediyorlar. İkiside yaşlanmış saçlar ağarmış. Laf lafı açıyor, eski günler yad ediliyor, sonra,

    Ahmet diyorki : "Ya Mehmet, senin lisede bi kızın vardı o nasıl ne yapıyor şimdi."

    "Okumadı, liseden ayrıldı sekreter olarak bir işe girdi, çok çalıştı, her gün mesaiye kaldı, gece geç saatlere kadar gelmediği oldu, sonunda patronun gözüne girdi, patron sık sık zam yaptı. İş gezilerine götürdü, çalışması o kadar beğenildiki patronu ona ev aldı araba aldı, şimdi çok mutlu çok.
    Ya Ahmet seninde lisede bi kızın vardı, o nooldu, ne yapıyor şimdi.?"

    "Benim kızda orospu oldu ama ben senin gibi güzel anlatamıyorum." :p:p:p

    Olay bu. Adamlar basit temele dayanan bir olayı öyle bir anlatmışlarki, inanılmaz.

    Borsada oynarken küçük bir yazılım paketi yapıp internetteki borsa oyuncusu arkadaşlara dağıtmıştım. Samimi olduğum biride yazdığım programı anlatan bir paragraf yazmıştı. Paragrafı okuyunca inanamadım. Ya dedim, bu programı benmi yazmışım. Hakkatende anlatım ve tasvir konularında süper yetenekli insanlar var. Bişey satarken elinizin altında böyle bi kişi varsa, sırtınız yere gelmez.

    Ağacın kökü, puanlama ile aynı, sonra dallanmış budaklanmış, yapraklar, meyveler, kuşlar, karıncalar, mevsimler filan... Temelde öz aynı.


    Ben her hamleye puan vermiştim, onlar buna girdi demişler.
    Hamleleri önemine göre değerlendirip çarpan vermiştim. Onlar buna ağırlık demişler.
    karşı hamlanin puanı çok yüksekse mesela 20 puanın üzerinde ise, kendi hamlelerinden karşı hamleyi engelleyici olanı bul onu oyna demiştim, onlar bu 20 puan seviyesine eşik demişler. Eşiği aşan değerli oluyor ve yedekleniyor...

    Ağacın gövdesi bu. kalanı dallar, yapraklar meyveler... Gövde olmasa diğerleri olmaz...

    Çin damasında kurallar aynı, pullar aynı. Zamanla değişen bişey yok o sebeple dinamik değişen bişey tasarlaman gerekmiyordu.
    Bunların geliştirdiği şey ise çarpanlar ve eşiklerin zamanla değişen şeyler olması. İhtiyaç sebebi ile dinamik tasarlamışlar.

    Hatırlıyorum IBM firmasının deep blue isimli yazılımı, dünya şampiyonu satranççıyı yenince büyük olay olmuştu.

    Şimdi biliyorumki, deep blue düşünmüyordu. hard diskine yüklenmiş milyonlarca geçmiş oyunun kazanan taraflarını tarayıp, o anki oyunla aynı olanı bulup, hafızasındaki o hamleyi yapıyordu...

    Vay canına... neyse bu konuya bi daha şaşırmayacağım... umarım konuyu tekrar açmam...
     
  16. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Uğura inanmam ama bir uğurum olsun istiyorum.

    Şu renk bana uğurlu geliyor diyebilsem, yada şu rakam.
    Olmuyor, olmuyor.

    Mesela perşembe günü iyi bişey oldu. Tamam diyorum, artık perşembe günleri uğurlu günüm. Birisi anında cezalandırıyor beni, ertesi perşembe ocağıma incir ağacı anında dikiliyor.

    8 uğurlu rakamım olabilir desem, ayın 18 inde mesela haşırt diye direğe arabayla girerim.

    Yanlız 7 rakamından umutluyum.

    Şimdi benim beyin arızalı olduğundan, hayatı kendi kendime kâbus haline getirmeyi başarıyorum. Uyum sağlıyamıyorum dünyaya.

    Her yılım birbirinden kötü geçiyor.

    Bir tek 2007 yılı ve 2017 yılı normal geçti.
    Bir yılım kazasız belasız geçerse, o yılı süper olarak kabul ediyorum. O kadar bezmişim ki, normal geçen yıl, benim en güzel yılım sayılıyor.

    Geçen yıl kaza bela atlatmadım. Bi kaç iyi şey, bi kaç kötü şey, sakatlanmadan, büyük maddi hasar almadan atlattım.

    2018 yine kâbus yılım olarak devam ediyor...

    Bugün yeni bir kanuni problem öğrendim, en az 1,5 yıl kadar çile çekmem gerekiyor.

    Geçen ay yine kanuni bir durum ve işin kaç yıl uzayacağı belli değil, bizim avukat insan haklarına gidecem diyor, hırs yaptı. İnsan hakları mahkemesine gitse, yıllarca yine sürüncemede kalacak. Alacağımız var, borç haline getirdi devlet baba.

    Mahkeme kapanmayınca borç her sene faizle artıyor. Karşımızda devlet var. Arazimizi istimlak etti, düşük bedel belirledi, onunla mahkemeliğiz.

    Üstelik aklımın hayalimin almayacağı bişey yaptılar. istimlak ettikleri yüzlerce kişiye davadan vazgeçsinler diye tüm mal ve mülklerine haciz koydurdular.
    2 yıldır herşeyimiz hacizli ve kıpırdayamıyorsun. Amaç haciz yüzünden insanlar bezsin ve lanet olsun deyip bıraksın gitsin. DEVLET BUNU YAPARMI YA.!!!! yapıyor maalesef...

    Hani parada büyük değil, insan sayısı çok, bölünce adam başı bi kaç bin düştü. Onu aldık, dava açtık binlerce insanın istimlak sonrası yaptığı gibi. Bi kaç bin daha alırız derken, şimdi bi kaç bin ödeyecek duruma düştük.

    Para mara istemiyorum desen yine olmuyor, haciz kalkmıyor... Herkes vazgeçecek, tonla insan. Toplu haciz koymuşlar, herkesin haczini ödersen seninkide kalkıyor. Bi tek ben ödeyeyim, haczimi kaldırın olmuyor... lanet olsun o miras kalan arsaya... lanet birinden kaldı laneti hala devam ediyor...

    Bugün öğrendiğim problemde problemlerin üzerine tüy dikti...

    Her neyse... gittiği yere kadar yaşamaya çalışacağız, naaparsın...

    2027 yılı yine benim için sorunsuz geçecektir.
    Şurada 9 yıl bişey kaldı, sayılı yıl çabuk geçer.
     
    Son düzenleme: 1 Mayıs 2018
  17. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    İnanılmaz bir yazı daha okudum. 2 Türk Prof. altın üretiyor.

    Labaratuvarda.

    Binlerce yıldır bu iş üzerinde bilimadamları çalışıyor ama "hayal görme" diye gülünen Türk Prof bunu başarıyor.

    Elmas labaratuvarda zaten üretiliyordu. Ama altının üretildiğini bilmiyordum. 2009 da başarmış.

    Peki bu prof a Nobel verdilermi.? Hayır...

    Nobel verdikleri pek çok bilim adamı altın üretmeye çalıştı ama başaramadı. Yahudi Newton dahil.

    Çok şaşırdım, altını üretemiyorlar sanıyordum, ama 2009 da bizim adam başarmış.

    Kötü yanı, bizim Prof ABD deki bir üniversitede çalışıyor. İsmi Prof. Mehmet Sarıkaya.

    ODTÜ de yetiştirmişiz, şu an içine edilmeye çalışılan ODTÜ devlet üniversitesinde.

    Yardım eden Türk Prof Candan Tamerler se bizim meşhur devlet üniversitelerimizden İTÜ de çalışıyor.

    ODTÜ, İTÜ, HACETTEPE, İÜ, DOKUZ EYLÜL, gurur duyduğumuz devlet üniversiteleri... dünyada söz sahibi üniversitelerimizden.. (Dokuz Eylülü benim okulum diye ekledim çaktırmayın. :D)

    Çok ilginç, altına devletlerin uzun vadede yatırım yapmaları anlamsızlaşmış durumda...

    Peki patent kimin üzerine acaba.? Bizim Prof un üzerinemi yoksa washington üniversitesinimi.?

    Harward a araştırma görevlisi yeğenim var, kendi hocası yahudi değil ve bazı buluşlar yapıyor. Ama patentini bu hocanın bölüm yöneticisi olan yahudi kendi üzerine alıyormuş sürekli.
    Benim yeğen hangi cesaretle bilemiyorum, ya demiş neden kendi üzerine almıyorsunda bu yahudi sahipleniyor.? Sonra %50 sini kendi üzerine almayı başarmış...

    Arızalı beyin bizim sülalede var galiba bi tek bende değil. Yeğenimi ilgilendirmeyen bir konuda kendi kariyerini tehlikeye atmış...

    Mehmet Sarıkaya işallah yahudi kökenli Türk değildir.
     
  18. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Sıradışı buluş yapan birini görünce hemen kemik yapısını incelerim.

    Düşünceme göre, dehalar aynı ırkdan geliyor. Oda orangutan dan. Tabi bu konu çok detaylandırılması gerekir.

    Ben orangutan şempanze makak diye kestirip attım, ama olay detaylandırılmalı. Söylediklerimi insanlar farklı maymun soylarından evrilmişler olarak algılamalı. Orangutan, şempanze olayı sadece detay, öz değil.

    Öz şuki, evrildiğimiz maymunlar aynı evrim basamağında değiller. Orangutan la temsil ettiğim grup azınlıkta en fazla %20 ve çoğuda saf değil. Bu grubun düşünme yeteneği var ve buna bağlı olarak bazı iyi özellikler bulunuyor mesela doğruyu yanlışı ayırd edebiliyorlar.

    Şempanze ile temsil ettiğim grup ise çoğunluk. Makakla beraber %80 i oluşturuyor. Bu grubun düşünme yeteneği yok ve orangutana göre çaok daha vahşiler. İç güdüleri ile hareket ediyorlar.

    neyse konudan sapmayayım,

    deha olarak gösterilen bilim adamlarının hep kemik yapılarını incelerim. Orangutandan gelmiş olmalılar derim. Kemik yapısı düşünceme uymuyorsa, bu adam deha olamaz, buluşu çalmıştır derim yada birinden esinlenmiştir.

    Üstteki 2 bilim insanına bakıncada, erkek olan Prof. Mehmet Sarıkaya da deha kemik yapısı yok, ama kadın olan Prof. Candan Tamerler de var...

    Acaba deha olan gerçekte hangisi.? Belki ikiside deha, belki ikiside değil... Başka yerden aparttılar yada esinlendiler... yada öğrencilerinden biri bir fikir verdi ve o yolda sonuç aldılar... deha öğrencilerinden biride olabilir...

    Her neyse...
    Bu konuda epey not alıyorum, ilerde belki kitap bile yazabilirim. Tabi önce yobazı, hırsızı, katili etkin olmayan bi ülkeye gitmem lazım.o_O Onada para lazım o sebeple hemen siteyi kodlama mesaime başlayayım. internetten kopamıyorum bi türlü...
     
    Son düzenleme: 2 Mayıs 2018
  19. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Şimdi deha kemik yapısı neye benzer, onuda koymam lazım yoksa eksik iş yapmış olurum.

    Bahçede pencere tamir ederken çekindiğim bi resmimi koyayım, deha olmak için benim kemik yapım gibi olmalı. Evet ben dehalar ırkından geliyorum, safım, melez değilim. "Yalan söylüyor, şempanzenin dik alasıdır kendisi" diyenler çıkacaktır, doğru deil.

    Foto kendime aittir.
    Görüldüğü üzere, kafada saç yok, vücut kıl topağı.
    Kumsala insem, kızlar anneciğim diye kaçışıyorlar, buda dehaların makus kaderi, yapcak bişey yok...

    orangut.jpg
     
  20. sedirAğacı

    sedirAğacı Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2016
    Mesajlar:
    906
    Beğenilen Mesajlar:
    237
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı.
    Şehir:
    Aydın
    Kodlamayada geçmek istemiyorum... neden derseniz, projenin tablo yapısında önemli bir değişiklik yapmam gerekiyor.

    Bu değişikliği yaparsamda bayağı bir iş yükü çıkacak, daha önemlisi hiç sevmediğim testler yapmam gerekecek hemde haftalarca...

    Profesyonel programcı önce, projeyi tablo yapıları ve alanları dahil kağıt üzerinde tasarlar, sonra kodlamaya geçer ama büyük projelerde kodlarken değişiklikler yapılması ihtiyacı doğer.
    En başta herşeyi düşünemezsiniz, kodladıklça yeni şeyler çıkabilir ve yeni gereklilik proje yapısını değiştirmeyi gerektirebilir.

    Bazende hatalı iskelet kurmuşsunuzdur. Onu devam ettirmek bi profesyonele göre değildir.

    Eğer baştaki tasarıdan %20 den fazla sapmanız gerekmişse, BENİM düşünceme göre iyi bir tasarım yapılmamış demektir.
    %20 ve daha az değişiklik gerekmişse, tabi ana yapıyı kast ediyorum, o zaman iyi bir tasarım çıkarmışsınız demektir.

    Tasarımım iyi ama önemli bir hata yaptım.. Merkezde yer alan tablolardan 2 tanesini, farklı yapıya göre yeniden yapılandırmam gerekiyor.

    Sonuçta içindeki veriler, kayıt sayısı filan hep aynı sayıda kalacak ama yapı değişecek.

    yapıyı değiştirmezsem, yapı gereğinden fazla karmaşık olduğundan, ilerde müdehale etmek gerektiğinde yazılımcılar çok zorlanacak.
    Yapıyı değiştirirsem, tablolar daha anlaşılır ve temiz olacak ve ilerde müdehale gerektiğinde, o dönemki yazılımcının işi daha kolay olacak.

    Bu önemsizmiş gibi görünebilir ama gerçekte ÇOK ÖNEMLİ.

    Neyse başa gelen çekilir...
    Önce sürekli kaytardığım son satırları bitireyim. Sonra o tabloların yapısını değiştirip, etkilenen tüm sayfaları yeniden kodlayayım. Sonrada en sinir olduğum işe geçeyim, test olayı...

    Eğer test konusuna ve gelecekte istenebilecek değişikliklere gereken önemi vermezseniz, yeterince eğilmez ve düşünmezseniz, tüm hayatınız hata düzeltmekle ve ilave ihtiyaçları kodlamakla geçer. Hep aynı projeyle uğraşır durursunuz, bir türlü rahat edemezsiniz...

    Çevrenize bakarsanız, yazılımcıların çoğu bu şekilde çalışır... maalesef, proje üretim eğitimi verilmiyor bizde... sadece yazılım dilleri eğitimi veriliyor.

    Benden iyi hoca olurdu, proje üretimi konusunda...

    Bi site yazmıştım, 13 yıl boyunca dokunulmadı. Ne hata ne yeni istek. O kadar her şey düşünülmüş ve iyi test edilmiştiki, ilerde istenecek ihtiyaçlar zaten hazırdı.
    13 yıl sonra beni aradılar, abi iş konumuzda değişiklikler oldu yine yaz.
    Yok dedim artık yazmıyorum, sadece kendime yazıyorum.
    Abi parası önemli değil, nooolur sen yaz...

    Olmaz dedim...

    Her neyse hala kaytarmaya çalışıyorum, kodlamaya geçeyim...