Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

birine "bağlanmak" üzerine.

Konu, 'Konu Dışı' kısmında Yns tarafından paylaşıldı.

  1. Yns

    Yns Daimi Üye

    Kayıt:
    3 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2,848
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    hayatinizda hic herhangi bir sekilde birine baglanip, onu unutmak zorunda kaldiniz mi? kaldiysaniz, nasil bas ettiniz?
     
  2. roksan

    roksan Daimi Üye

    Kayıt:
    16 Aralık 2007
    Mesajlar:
    876
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Bu işler bize göre değil Yns...
     
  3. Yns

    Yns Daimi Üye

    Kayıt:
    3 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2,848
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    programcilar da duygulari olan insanlar :)
     
  4. ooc

    ooc Üye

    Kayıt:
    27 Ocak 2008
    Mesajlar:
    114
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Zor evet ama zaman herşeyin ilacıdır,bağlandığınız kişi hayatınıza girmeden önce nasıl yaşıyorsanız tekrar öle yaşamaya devam etmelisiniz.En azından başetmenin yollarından biri.
     
  5. roksan

    roksan Daimi Üye

    Kayıt:
    16 Aralık 2007
    Mesajlar:
    876
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Susmak, susmak ve kendi yoluna bakmak...
     
  6. Yns

    Yns Daimi Üye

    Kayıt:
    3 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2,848
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    oyle davransaydim muhtemelen su an rollerimiz farkli olurdu :) ben unutmaya calisan taraf olmazdim.

    bu konuyu acmamin sebebi, kisilerin daha onceki tecrubelerinden yararlanmak. cunku, ben daha once kimseye bagli hissetmedim kendimi, simdiyse "ne yapacagim" hic bir fikrim yok.
     
  7. don_kishot

    don_kishot Misafir

    Erdal Atabek'in Aşk isyandır diye bir makalesi vardı. Cumhuriyette yayınlanmıştı. Bulursanız okumanızı tavsiye ederim. (Nette aradım bulamadım)

    Zor bir durum...
     
  8. deathisonitsway

    deathisonitsway x-coder

    Kayıt:
    7 Kasım 2007
    Mesajlar:
    6,145
    Beğenilen Mesajlar:
    6
    Meslek:
    php-coder
    Şehir:
    abroad
    yns guzel bir konu,ben soyle diyim sana.bende yasadım o baglılıgı, birine cok baglandım.aşk buna deniyor galiba.(yoksa chat odalarında seni seviyorum kelimesinin donmesi ask degildir benim gozumde ) gerci 8 yıl oldu benim biteli.ama hakkaten buyuk zarar gordum.

    şimdi soyle bir acılım getirirsek,senin baglanman platonik mi yoksa karsılıklı mı orasını bilmiyorum tabide.iki yonden inceleyelim.birincisi platonik ask;

    en zoru budur,baglanırsın baglılıgını bilmez yada karslık vermez.bunun en buyuk ilacı zamandır.unutacaksın.ve hiç bir şekilde onun oldugu yerlere gitmeyeceksin.

    2.cisi karsılıklı aşk; mantıgını devreye sokmadıgın surece,kullanılmaya kölesindir.gerçi onun sevmesi de bu kuralı kaldırır ortadan.sonucta karsılıklı ask diyoruz.bu durumda, biraz baglılıgını geri plana itmek lazım.özlemek burada en buyuk ilaçtır.özlemek kıymet artırır.ama kendine zarar vermeyecek sekilde ozlemek.


    İF YOU DEPEND ON SOMEONE, DEFİNİTELY YOU HAVE TO CONSİDER YOUR BECOME HAPPY AS FİRST :)
     
  9. Yns

    Yns Daimi Üye

    Kayıt:
    3 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2,848
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    8 aya yakin suredir carpik bir iliskim oldu. Bir cok kez ayrildik ve baristik. İliski baslamadan once benim durum platonikti. Hoslandigim halde, aylar sonra acilmistim ona. Emin ol, o zamanlar daha guzeldi.

    Simdi ise, tekrar barismak diye bir sey gozukmuyor ufukta. Fakat, ben istedigim zaman "ona geri donememin" bu kadar zor oldugunun farkinda degilmisim. Simdiyse, dusunuyorum. Rahat 4-5 kere ayrildim ben ondan, hepsinde de pisman olup geri dondum.

    anlamaya calisiyorum, "neden" elde ettigimde birakmak istedigimi, ya da biraktigimda birkac gun sonra neden pisman oldugumu.

    bunun adi ask degil bence. baska bir sey, saplantı, tutku ya da takinti olabilir belki :)
     
  10. deathisonitsway

    deathisonitsway x-coder

    Kayıt:
    7 Kasım 2007
    Mesajlar:
    6,145
    Beğenilen Mesajlar:
    6
    Meslek:
    php-coder
    Şehir:
    abroad
    Şimdi o zaman yns,şöyle devam edim yazıma,ilk once soyle sorayım sana,neden ilişkiniz bitiyor.sebep sende mi yoksa karsıdakin de mi? sende varsa sorun, o zaman sendeki aşktan söz etmek mümkün değil,birlikte olma tutkusu denilebilir.yada boşluk doldurma...ama eğer karsı tarafta ise,o zaman barısmanızdaki sebep sende ki aşkdır diyebilirim.

    Ya enteresan mevzular bunlar.kadının baglılıgı ve erkegin baglılılıgı birbirini tutmayan meseleler.erkek daha cok bağlılık duygusuna kapılabilir kadına gore,ama zor duruma kapılmamak gerekiyor.hayatı sadece bunun uzerine yıkmak kendimize eziyettir diye dusunuyorum.

    Tabi bunu gercek asık adama anlatamazsın.sendeki seninde deyiminle ask degilse,o halde nedir peki,tekrar bir şeyler yapıp onu elde edip iyi bir zaman geçirme olgusu olarak gorebilir miyiz sence
     
  11. roksan

    roksan Daimi Üye

    Kayıt:
    16 Aralık 2007
    Mesajlar:
    876
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Durum şu;

    Karşınızdaki varlığın da bir insan olduğunu ve onunda bir kimlik taşıdığını asla unutmayın,

    Yalnızlığınızı, arkadaşsızlığınızı, asosyalliğinizi bir sevgiliyle doldurmaya çalışmayın,

    Ve toplum kavramının insanların birbirleriyle birlikte yaşamak durumunda oldukları anlamını taşıdığını asla unutmayın...

    Sürekli olarak o kişiden ayrılıp daha sonra ona geri dönüyorsanız bunun çeşitli sebepleri vardır, yalnızlık, korku bu sebeplerden bazılarıdır. Hayatta yaşayamadıklarınızı, isteyipte elde edemediğiniz şeyleri ve en önemlisi kendinizi ispat etme güdüsünü bir bayanda kullanmayın, yani olmasını isteyipte olduramadığınız şeyleri asla bir bayana varmış gibi gösterip onu elde etmeye çalışmayın...

    Unutmayınki evliliklerin bitmesinin temel sebebi, her iki tarafında kendilerini zamanında (buna flört deniliyor yeni nesilde) gerçekçi olarak ifade etmediklerinden kaynaklanıyor...

    Kendinize gerçekten biraz zaman ayırın, düşünün ama hayat şartlarınıda bu düşünmeye katın ve buna göre düşünün, devamında eğer halen daha o insana karşı birşeyler hissediyorsanız o insanı gerçekten seviyorsunuz demektir, o zamanda eğer halen daha aranızda saygı ve seviye kaldıysa şartlarınızı olgunlaştırıp o kişiye öyle geri dönün...

    Ama şunu asla unutmayın, herşeyden önce sizin kendinize ait bir hayatınız var, eşiniz olacak kişi sürekli yanınızda olmayabilir, zaman zaman da olsa kendinizle baş başa kaldığınız olacaktır, bu durumlarda sizden sadece siz sorumlusunuz ve sizin bir kimliğiniz olduğu için sorumluluklarınızı hatırlarsınız ve bazı şeyler için iş işten geçmiş olabilir, böyle bir durumda karşınızdaki insanın sizin inanamayacağınız şekilde yabancılaştığını görürsünüz. Zaten o kişiyle problemlerinizi paylaşamassınız, çünkü; artık herşey bitmiştir...

    İşte buna tecrübe diyorlar ve ne yazıkki insanlar tecrübeleri dinlemek yerine bazı şeyleri kendileri yaşamak istiyorlar...

    Siz hayatınızı kurun, kendi geçiminizi sağlamaya başlayın, sorumluluklarınızı bilin, daha sonra bir başka kişiyi taşıyabileceğinize inandıktan sonra bir birliktelik düşünün, inanın bir birliktelik kurabileceğiniz kişiyi bulmak kadar kolay birşey yok ama genelde kendi bulduğunuz kişilerle mutlu isteğe ulaşmak oldukça zor, birçok tecrübenin sonunda sevip sevmediğinizden emin olmadığınız birisiyle ciddi bir birliktelik kuracaksınız ama unutmayınki karşınızdaki kişininde yaşanmışlıkları vardı...

    Ben daha çok tecrübelerime dayanarak dikkat edilmesi gerekenleri yazdım ama nasıl unutulur; onu somut olarak böyledir deme gibi bir şansım yok fakat kendinizi işinize vermenizi öneririm, çok yararlı oluyor ve sizinde bir hayatınız olduğunuzu hatırlıyorsunuz...

    Hayatınızı karartmayın, ileride bir başkası olur unutmayın...

    Tabi herşeyden önce karşınızdaki kişiyle beklentilerinizi konuşun, beklentileriniz birbirine zıtsa o zaman o ilişkide gelecek olmadığını düşünürseniz uzaklaşmanız dahada kolaşlaşıyor...

    Birde ilişkinin neden bittiğini düşünün, asıl odak noktası budur...
     
  12. eolmez

    eolmez Daimi Üye

    Kayıt:
    27 Ocak 2007
    Mesajlar:
    1,604
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Ben buna bir sonraki ilişki için acı ama önemli bir tecrübe diyorum,
    Herşeyin değerini daha farklı kılarak bir sonraki adayına aşılıyorsun,yapıyorsun bunu isteyerek ya da istemeyerek..


    İlişkiler bir sonraki ilişkilerin temelleridir,ve üstüne yapılan güvendir, bende yaşadım,belki acılarımız farklı ama tadları aynıdır.. yanımda o kadar değerli üstadlarım var oldularki gerçekten ufkumu değiştirdiler, yanında olmak isterim, eğer buradaki o değerli insanlardan birşeyler kapabildiysem..
     
  13. SineK

    SineK Üye

    Kayıt:
    24 Temmuz 2003
    Mesajlar:
    126
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    unutmak için knita başladım:)ve unuttum:D
     
  14. limonabi

    limonabi Üye

    Kayıt:
    19 Nisan 2004
    Mesajlar:
    75
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    votka içmeni tavsiye ederim. gece yatmadan önce. uyumanı kolaylaştırır. sonra yeni yeni insanlarla tanış. geçer gibi oluyor. ben hala bu yöntemleri uyguluyorum.
     
  15. perlci

    perlci Daimi Üye

    Kayıt:
    12 Eylül 2004
    Mesajlar:
    2,298
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    roksan çok güzel özetlemiş.

    Tecrübelerime göre bende bir kaç şey söylemek isterim. Unutmak için unutulacak şeyi ne kadar çok yaşadığınıza bağlı.

    İlişkiler emeğe bağlı olarak şekillenir ve içinde güven ,dürüstlük ve değer varsa ,karşılıklı olarak çıkarsızca kurulmuşsa ilişkinin bitmesinini kabullenmek zor olacaktır. Ama imkansız değildir.

    Birisini gerçekten çok seviyor ve değer veriyorsan ve sonucu ayrılık olmuşsa, onun mutlu olması için düşünmekten başka yol yoktur.

    Ayrılıklardan sonra uzun bir süre yeni bir arkadaşlık yada ilşki düşünülmemeli. Geçen süre içinde toparlanmak ve yaşama daha sağlıklı bakmak ,yaşanılanlardan birer sonuç çıkarmak ve sağlıklı karar vermek için bu gereklidir.

    Her şeyden en önemlsi milyonlarca insan içinde bir insan seninle bir anı yaşadı. Bu açıdan şanslısın.

    Eğer işin ucunda ölüm yoksa, bunlar herzaman yaşanabilecek şeylerdir.Bunuda unutmayalım.

    Güçlü ve sahiplenilebilecek sevgi çıkarsızca olanıdır, eğer çıkarsızca düşünebiliyorsanız ve oda aynı şeyleri düşünebiliyorsa ,o ilişkinin bitmesi imkansız gibi bir şeydir.

    Son ve en önemli diyebileceğim bir ayrıntı ise , boşluğu bir başakası ile doldurmak daha yıkıcı olacaktır. Bunu asla yapmayın. Bir başkasını mutsuz etmeye hakkınız yok.
     
  16. Gurhan

    Gurhan Daimi Üye

    Kayıt:
    9 Nisan 2003
    Mesajlar:
    2,611
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Böyle kafana takmadığın ve sürekli dile getirmediğin sürece unutursun.

    Kafana takmamak içinde çok sosyal olman gerekiyor.

    Gez toz hovardalık yap çapkınlık yap ;) yada durmadan çalış sürekli meşkul ol birşeylerle ve yalnız kalma.

    Sandığından daha kolay olduğunu göreceksin.

    Geri dönmesini istiyorsanda umursama unutmuş ve durumdan mutluymuş numarası yap peşinde koşma ihtimali yüksek :)
     
  17. don_kishot

    don_kishot Misafir

    Buldum o yazıyı

    Aşk İsyandır...
    Aşk isyandır ve engel tanımaz.
    İnsanı 'öncesi ve sonrası' olarak ikiye ayırır, değiştirir, öldürür, yeniden yaşatır.
    Tutkulu, kırmızı bir heyecandır aşk.
    Asla bağışlamaz.
    Kıskançtır, bencildir, sahip olucudur.
    Hayal kurdurur, yüceltir, kendi efsanesini yaratır.
    Dünyayı kendisi ve ötesi diye ikiye ayırır.
    Odaktır, tektir, ortak kabul etmez.
    Aşk insanın en devrimci eylemidir. Ne sınıf farkını dinler, ne din tanır, ne renk bilir, ne uygunluk arar. Gözü karadır, çöllerde gezer, dağları deler, denizleri aşar, bir kuşun kanadında uçar.
    Aşk insanın en büyük serüvenidir.
    Dünyanın yeniden keşfidir, yeni icatlardır, yeni buluşlardır. Tarihin yeniden yaşanışıdır. Coğrafyanın keşfidir. Matematikte sıfırın icadıdır. Yerçekimi kanununun reddidir. Geometrinin inkârıdır.
    Aşk, sanatları yeniden yorumlar. Resimlere kanat takıp uçurur. Notaları birbirine öptürür. Mermere hayat verir. Sahnede dans ettirir. Yeryüzünü göklere çıkarır, gökyüzünü denizlere indirir, suları köpürtür, her yerde alevler yükseltir.
    Aşk, insanı yeniden insan yapar.
    Ateşlerin içinden çıkarır, sulara sokar, yeraltı mağaralarında hapis yatırırken bulutların üstüne uçuruverir.
    Aşk, insanı yeniden yaratır.
    O artık eskiden olduğu gibi değildir, başka birisidir.
    O artık başka birisi olarak yaşamayı sürdürecektir.
    Kendine neler olduğunu hiçbir zaman tam olarak anlayamaz.
    Aşk kendini hiç anlatmaz, mağrurdur.

    ***

    Dalgaların kıyıya attığı baygın yolcu uzun bir süre sonra yavaş yavaş kendine gelirken içinde sorular canlanır:
    * Nerdeyim, burası neresi?
    * Ben neden burdayım, neredeydim, buraya nerden geldim? Bu halim nedir, nedendir, bana neler oldu, nerelerde gezdim, hatta ben kimim, kimlerdenim, hiç tanıdığım yok mu, bu dünyada yapayalnız mıydım?
    'Evet' der, içindeki ses, 'bu dünyada yapayalnızdın. Bir yere gitmeye çalışıyordun, ama nereye gideceğini bilmiyordun. Bildiğini sandığın yer orası değildi. Gitmek istediğin yer orada değildi. Gördüğünü sandığın şeyler yoktu. Sen bilmediğin bir yere bilmediğin yollardan geçerek gitmek istiyordun. Bir şeyi arıyordun ama neyi aradığını bilmiyordun. Aradığını bile bilmeden geziyordun. Bu dünyada yapayalnızdın. Bundan sonra da bu dünyada yapayalnız olacaksın. Ama yalnız kalmaktan artık korkmayacaksın. En büyük korkun yalnız kalmaktı. Aşkın, sana hep yalnız olmanın nasıl bir şey olduğunu öğretti. Yalnızlığı insana sadece aşk öğretebilir. Aşkın bize öğrettiği en büyük şey budur: İnsanın yalnız olduğu ve hep yalnız kalacağı.'
    Artık yol bitmiştir, yolcu kalacağı yerin burası olduğunu anlar. Çevresine dinginlikle bakar ve maviyi görür. Sağına, soluna, uzaklara bakar, o yakıp kavuran kırmızı pelerini arar. Yoktur. Çevresindeki her şey mavidir.
    O, şimdi sevgiyi bulmuştur.
    Her şeyi bağışlayan sevgiyi.
    Elini omuzuna koyup anlayışla, 'bunlar olur, hepimizin yaşadığı şeylerdir, insanlık halleridir, insanın halleridir, insanın iyilik halleridir, güzellik halleridir' diyen sevgi.
    Anaç sevgi, iyilik doğuran sevgi.
    Paylaşan, paylaşılan sevgi.
    O, artık sevgiyi bulmuştur.
    Büyüten, genişleten sevgiyi bulmuştur.
    Artık hayatı paylaşmayı bilecektir.
    Artık sevmeyi, bağışlamayı, özgürleştirmeyi, renklendirmeyi bilecektir.
    Bilgeliği öğrenmektedir.
    Şimdi, insanlığın budist tapınaklarında neyi aradığını bilecektir.
    Artık sufilerin sessiz yalnızlıklarında neyi bulduklarını bilecektir.
    Artık Raskolnikof' un suçunu ve affını bilecektir.
    Döner ve içindeki sese sorar:
    - Peki, aradığım neydi?
    Aldığı yanıtı hiç unutmayacaktır:
    - Sadece kendini arıyordun...



    ERDAL ATABEK (Cumhuriyet)
     
  18. bunalthe

    bunalthe Daimi Üye

    Kayıt:
    1 Mart 2007
    Mesajlar:
    889
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Şehir:
    Gebze
    Yer,zaman..yani kısacası şartlar çok önemli diye düşünüyorum...Eğer siz çok pis kokan biryerde bulunuyorsanız olaylara sinirli yaklaşırsınız eğer mis gibi kokan çiçekler arasındaysanız olaylara daha nazik yaklaşırsınız...bende diyorum şimdi yaklaşık 1,5 2 yıl kadar once ayrıldıgım kız arkadasımla yasadıklarımı farklı sartlarda yasayabilseydim...keşke onunla birlikte olduğum zamanlarda çoktaan dünyaya gelen aşağı yukarı her insanın sahip olduğu temel sorunlarını kendi içinde halletmiş birisi olarak zamanımı onunla paylaşabilseydim...gel gör ki keşke hayatta en sevmediğim kelimelerden birisi...kendi temel sorunlarımı halledemediğim temel sorularıma cevap bulamadığım zamanlar ,pis kokan zamanlar...şuaralar pek mis sayılmasa da yaşadığım düşünce ortamı pisten daha iyi hatta iyiye çok yakın kokuyor.belki ileride de mis gibi kokar bunu bilemem...ama giden ,yiten ne dersen de geri gelmiyor..şimdi ayrılığın acısı zamanla üzeri mühür tutmuş bir yara gibi olacaktı belki ama birde başka biri girince araya, zamanın değirmenleri ağır ağır beni öğüttükçe o mühür ve yara izi kaybolur diye düşünüyorum...sende böyle düşün :D
     
  19. Raiden

    Raiden self.life.start()

    Kayıt:
    11 Ekim 2004
    Mesajlar:
    4,392
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Şehir:
    /home/Raiden
    klasik bir cevap ama zamanla herşey unutuluyor yunus zamana bırak...
     
  20. Emre

    Emre Üye

    Kayıt:
    28 Eylül 2004
    Mesajlar:
    248
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    hayat bu gülüm. baş edilmeyecek ne varki ?