Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Ben Değildim

Konu, 'Konu Dışı' kısmında BERK tarafından paylaşıldı.

  1. BERK

    BERK Üye

    Kayıt:
    5 Ekim 2002
    Mesajlar:
    99
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    ----
    Şehir:
    Karacaahmet
    Ben Değildim


    Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun
    Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
    Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
    Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
    O geçen ben değildim.

    Bir gece, yatağında uyuyordun..
    Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
    Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
    Ve karanlıklar içindeydi odan...
    Seni gören ben değildim.

    Ben çok uzaktaydım o zaman,
    Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
    Artık beni düşünmeye başladığından
    Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya..
    Bunu bilen ben değildim.

    Bir kitap okuyordun dalgın..
    İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
    Genç bir adamı öldürdüler romanda.
    Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..
    O ölen ben değildim..


    Özdemir Asaf
     
  2. Huzeyfe

    Huzeyfe Üye

    Kayıt:
    18 Ekim 2002
    Mesajlar:
    95
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    SEcurity Administrator
    Şehir:
    Kocaeli
    ?!X
    Bir Ağrı Yakıldıkça Sevilmeli
    Gecenin dürüstlüğünden herkes kuşkulanır
    Korkulur o kuş yüklü iniltilerden
    Ve mor ağzını gecenin kumuna batıran ben
    Çağdaş serüvenler adına
    Bütün fotoğraflarını yakan
    Yakan ve bekleyen.

    Çarpar yüzü bir çocuğun mezarlara
    Yine de ağartamaz tanımını gecenin.
    Ezgisiz ama esnaf bakışlarıyla soyunan bir kadın
    Ayartılmaya uygun o çok baygın yerlerim
    Ağartamaz
    Çünkü çocuklar yağız bir öpüşle korunur
    Ben yakarım çağımın ellerini. Ben bekliyenim.
    Gecenin kıyısında benden konuşulur.

    Kara bir irn akıyor
    Öpünce o yıkılmış gülüşünden çocukların.
    Kara bir salgıdır çünkü büyük
    Serüvenler ve çocukların soluk alışları da.
    Ürker herkes üşümüş bir anahtar olagelmekten
    Bir çocuğun şehri çarpar yüzümün varoşlarına.

    İsmet Özel
     
  3. BERK

    BERK Üye

    Kayıt:
    5 Ekim 2002
    Mesajlar:
    99
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    ----
    Şehir:
    Karacaahmet
    Yağmur Kaçağı

    Elimden tut yoksa düşeceğim
    yoksa bir bir yıldızlar düşecek
    eğer şairsem beni tanırsan
    yağmurdan korktuğumu bilirsen
    gözlerim aklına gelirse
    elimden tut yoksa düşeceğim
    yağmur beni götürecek yoksa beni

    geceleri bir çarpıntı duyarsan
    telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
    sarayburnu'ndan geçiyorum
    akşamsa eylülse ıslanmışsam
    beni görsen belki anlayamazsın
    içlenir gizli gizli ağlarsın
    eğer ben yalnızsam yanılmışsam
    elimden tut yoksa düşeceğim
    yağmur beni götürecek yoksa beni.

    Atilla İlhan
     
  4. Huzeyfe

    Huzeyfe Üye

    Kayıt:
    18 Ekim 2002
    Mesajlar:
    95
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    SEcurity Administrator
    Şehir:
    Kocaeli
    Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü
    Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü
    Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin
    Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin
    Kuşlar öter,uçuşur yeşil dallara konar
    Umutlar yaprak yaprak alevlenirde yanar
    Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan
    İnsanlar gölge gibi çekilir sokaklardan
    Rüzgar okşamaktayken anne gibi tenini
    Gecenin kolları sessizce yakalar seni
    Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını
    Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını.................................

    N.G
     
  5. yemre

    yemre Daimi Üye

    Kayıt:
    27 Mayıs 2002
    Mesajlar:
    2,180
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    Uygulama Geliştirme
    Şehir:
    İstanbul
    ne bu aşık atışmasımı yapıyorsunuz yoksa birbirinize vuruldunuzda duramıyormusunuz
     
  6. BERK

    BERK Üye

    Kayıt:
    5 Ekim 2002
    Mesajlar:
    99
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    ----
    Şehir:
    Karacaahmet
    sen kıskan kıskanda çatla emi yemreciğim :p
     
  7. yemre

    yemre Daimi Üye

    Kayıt:
    27 Mayıs 2002
    Mesajlar:
    2,180
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    Uygulama Geliştirme
    Şehir:
    İstanbul
    ne bileyim şaşırdım bizim zamanımızda ibadette gizliydi muhabbette

    ne kıskancam seni
     
  8. BERK

    BERK Üye

    Kayıt:
    5 Ekim 2002
    Mesajlar:
    99
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    ----
    Şehir:
    Karacaahmet
    olum eskidin, dinazor oldun :p
     
  9. Huzeyfe

    Huzeyfe Üye

    Kayıt:
    18 Ekim 2002
    Mesajlar:
    95
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    Meslek:
    SEcurity Administrator
    Şehir:
    Kocaeli
    Şairim,

    Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası

    Ayak seslerinden tanırım

    Ne zaman bir köy türküsü dinlesem

    Şairliğimden utanırım

    B.R.E
     
  10. Go

    Go Aktif Üye

    Kayıt:
    16 Ağustos 2002
    Mesajlar:
    269
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    çoktandır giremiyordum bende okuduklarımdan paylaşayım..

    refakat,mavi lale ve ölü şehzade'den,

    ''.......

    Hep merak ettim.İşleme yönü değiştirilmiş bir zihin,akış yönü değiştirilmiş bir yürek.Süveydası iptal edilmemiş bir merakın sancısı.Bana öğretilen anlam katmanlarının dışında farklı anlam katmanlarını öğrenmenin şaşkınlığını.Günleri sayarken bir şehzadenin ölüsüne refakatte,bitmek ve tükenmek bilmezmiş gibi görülen günleri,aslında azalmadığımı çoğaldığımı öğrendim.

    Şaşılacak derecede bana benzeyen gölge kahraman ile karşılaştığımda gördüm ki ne kadar hoşça kal dediysem o kadar geri dönmüşüm.Kaç kez geri döndüysem o kadar da hoşça kal demişim.Eylemsizmişim.Sadece refakatçiymişim.Bir kez olsun pencerenin dışındaki dünyanın oluşlarına katılabilseymişim düşüncelerimi eyleme dökmeyi başarabilecekmişim. Oysa ben sadece içi boşaltılmış monolog cümleleri ile konuşup yangınların üzerinden karanfil tütsüsü geçirmişim.En büyük eylemim eylemsizliğim.

    ............ ''

    ''...
    Her biten şeyin ardından geriye kalan; hüzünlerin leylası.Bir zamanlar bir boşluğu doldurmuş olan ve gerçek hayattaki lalelere benzemeyen garip ve mavi bir lalenin hatırası.
    ...''


    =>toprağa düşünce lale ;

    ''.....Sınav sınav içindeydi. Kimi iyilikle, kimi kötülükle sınandım. Öyle canım yandı ki kimi, az kalsın kaçacaktım. Kimi, çöllere inen akşamın genişliğinde kalbime inşirah indi. Kalbim kendi darlığında genişledi.''
    ''Hayallerine amadeliğini gerçeklerine mahkumiyeti bozmayan öfkeli ruhum kısa cümlelerle konuşmayı sevse de biteviye uzun cümleler kurdum. Başlangıçta hayatın hep beni haklı çıkarmasından korktumsa da bir gün bana hayallerimi ne yaptığım sorulduğunda, onları israf ettiğimi söylemek mecburiyetinde kalmaktan artık korkum yok. Yeni sözcüklerim var çünkü benim. Daha da yeni sözcüklerim olsun istiyorum. Bilirim ki sözüm bittiğinde giderim. Ama eski sözcüklerle iktifa etmem düşünülmesin. Çünkü hayat kadar yeniyim. Artık küçük habe2lerle oyalanamayacak kadar derin boğulduğum yer. Daha fazlasını istiyorum. Büyük haberi bekliyorum.''

    .......

    ''...Hayat, çarpma demekti. Ben, kalbimin iki çarpıntısı arasında ne kadar hayat varsa o kadar hayattım.''

    ''YİTİRMEK BULMANIN BEDELİ..''

    =>siyah kelebekler;

    ''Neden yokluklarında bıraktıkları boşluk, varlıklarıyla doldurdukları yerden bunca geniş? Her defasında kendimizi de çoğaltarak ilave ettiğimizden mi?''

    .........

    ''Ne denli ılık yağmurlarla uyanıyoruz kimi, zamanı ve mekanı geri saran düşlerimizden. Yeniden çocukmuşuz, yeniden bütün boşluklarımızı doldurmuşuz. Baharmışız yeniden. Hayat törpülememiş bizi, mazur ve masummuşuz. Yazdıklarımızın altına tarih atacak yüreklilikte çökmüşüz, gelecek yıl aynı günden umutluymuşuz.''