gurelcenk
20/04/2004, 17:11
mail ile geldi paylaşmak istedim
sizi bilmiyorum ama benim dizlerim çok kabuk tuttu:)
- dizlerinde yara kabuklari olmamis cocuklar
Yaşı yeterince olgun olanlar hatirlarlar
Evvel zaman icinde, kalbur saman icinde,
cok guzel bir ulkede mahalleler varmis.
Bu mahallelerin cocuklari
birbirlerini cok severlermis.
Disaridan gelen parolali bir isliga ucarak
asagi iner, beraber olacaklari anlari iple cekerlermis.
Kavga etseler de kin tutmaz,her gun yeniden dunyalar
kurarlarmis.
Herkeste paylasma duygusu, sevgi ve arkadaslarini kollama
duygusu yavas yavas gelisirmis. O zamanlar cocuklar okula
servis ile degil, kosebasinda bulusarak giderlermis.
Onlarin yolunu gozlememis evdeki bilgisayar,
sehrin en iyi dersanesi, hazirlik kurslari. Bilmezlermis;
hamburgeri,MTV'yi,Interneti, cep telefonunu,
tetrisi,nintendoyu...
Bilirlermis duvarlarin uzerinde sohbet
etmeyi, hatira defterleri doldurup sevgileri kesfetmeyi.
Bilirlermis horoz sekercisini, elleri kirli
macuncunun tornavida ile koydugu rengarenk macunlari.
Eve gitmeyi unutmayi, hava kararinca dayak yemeyi, sonra
bir islikla
tekrar asagiya kukali saklambaca kacmayi.
Bilirlermis o hakkinda turlu seyler soylenen
evdeki garip adamdan korkmayi, kusmeyi, ayni kiza asilmayi,
torbalarla misket toplamayi, gicir kostek ayirmayi, degis
tokus kaybedince kapisi, Teksas'i, Tommiks'i, Konyakci'nin
dislerini...
Ic ice konan naylon toplari, tastan kale
direklerini.Uc korner bir penaltiyi.
Uzerine apartman yapilan top sahalarini, sonra o apartmana
tasinan yeni dostlari ve onlari kapma yarisini...
Otobusteki biletcinin lastik silgi sarili
kalemini, yogurtcuyu, kalayciyi, hallaci...
Evlerin arkasindaki odun komur depolarini.
Yakar topun yakisini.Mantarli gazoz kapaklarini, yaldiz
kazimayi. Yandaki mahalle ile alinan kavgayi, her kavganin cikardigi
kahramani-odlegi.
Kan kardesligini, ip atlama, lastige basma,
topac virtiozlugunu, celik comagi, kirilan camlari,
toplanan paralari...
Acik hava sinemalarini, frigo buzu...
Sonra zamanla bu guzel ulkede durumlar degismeye baslamis.
Yaslar ilerledikce bu birliktelik, koruma
kollama duygulari bu mahallenin
cocuklarinin baslarina cok isler acmis.
Daha sonra issizlik, hayat pahaliligi,
enflasyon, koseyi donme, adamini bulma,mali goturme falan
derken, herkes yuzunde soluk bir bakis, icinde hayatin yenilgisi,
caresizlikleri,tatminsizlikleri ile basbasa kalmis.
Cocuklari mi? Cocuklari simdi koca koca
apartmanlarin arasinda, nefes alinmaz bir havada,
evlerinde, sanal bir dunyada, emniyet icinde ve yalniz yasiyorlar.
Anneleri babalari onlari cok seviyor.
Beta kapmasinlar diye kalabalik ortamlara hic
sokmuyor.Hafta sonlari hep beraber Karum ya da
Galleria'dalar. Okul servisleri cocuklari neredeyse yataklarindan
aliyor.gocuklar
trafik kaygisiyla, kosedeki markete dahi gonderilmiyor.
Babalar sirketlerin bilancolarini,cocuklar da dersane
reytinglerini izliyorlar.
Hepsi birer test uzmani, sayisal-sozel
yuvarlanip gidiyorlar. Seksek oynamayi degil ama taban
puanlari cok iyi biliyorlar.
Hayata acilan pencereleri Windows 95, 98... Onlar ekrana,
ekran onlara bakiyor ve koca bir hayat disarida akip gidiyor...
Ve sehrin disinda agaclar; tirmanacak, salincak kuracak, kalp kaziyacak mahalle cocuklarini
bekliyor.
Paylasmayan, yalniz, bencil, kafesler icinde, gurbuz,
guvendeki cocuklari...
Hic sopa yememis,agactan dusmemis, topu yandaki bahceye
kacmamis,
dizlerinde yara kabuklari olmamis cocuklari...
CAN YÜCEL
sizi bilmiyorum ama benim dizlerim çok kabuk tuttu:)
- dizlerinde yara kabuklari olmamis cocuklar
Yaşı yeterince olgun olanlar hatirlarlar
Evvel zaman icinde, kalbur saman icinde,
cok guzel bir ulkede mahalleler varmis.
Bu mahallelerin cocuklari
birbirlerini cok severlermis.
Disaridan gelen parolali bir isliga ucarak
asagi iner, beraber olacaklari anlari iple cekerlermis.
Kavga etseler de kin tutmaz,her gun yeniden dunyalar
kurarlarmis.
Herkeste paylasma duygusu, sevgi ve arkadaslarini kollama
duygusu yavas yavas gelisirmis. O zamanlar cocuklar okula
servis ile degil, kosebasinda bulusarak giderlermis.
Onlarin yolunu gozlememis evdeki bilgisayar,
sehrin en iyi dersanesi, hazirlik kurslari. Bilmezlermis;
hamburgeri,MTV'yi,Interneti, cep telefonunu,
tetrisi,nintendoyu...
Bilirlermis duvarlarin uzerinde sohbet
etmeyi, hatira defterleri doldurup sevgileri kesfetmeyi.
Bilirlermis horoz sekercisini, elleri kirli
macuncunun tornavida ile koydugu rengarenk macunlari.
Eve gitmeyi unutmayi, hava kararinca dayak yemeyi, sonra
bir islikla
tekrar asagiya kukali saklambaca kacmayi.
Bilirlermis o hakkinda turlu seyler soylenen
evdeki garip adamdan korkmayi, kusmeyi, ayni kiza asilmayi,
torbalarla misket toplamayi, gicir kostek ayirmayi, degis
tokus kaybedince kapisi, Teksas'i, Tommiks'i, Konyakci'nin
dislerini...
Ic ice konan naylon toplari, tastan kale
direklerini.Uc korner bir penaltiyi.
Uzerine apartman yapilan top sahalarini, sonra o apartmana
tasinan yeni dostlari ve onlari kapma yarisini...
Otobusteki biletcinin lastik silgi sarili
kalemini, yogurtcuyu, kalayciyi, hallaci...
Evlerin arkasindaki odun komur depolarini.
Yakar topun yakisini.Mantarli gazoz kapaklarini, yaldiz
kazimayi. Yandaki mahalle ile alinan kavgayi, her kavganin cikardigi
kahramani-odlegi.
Kan kardesligini, ip atlama, lastige basma,
topac virtiozlugunu, celik comagi, kirilan camlari,
toplanan paralari...
Acik hava sinemalarini, frigo buzu...
Sonra zamanla bu guzel ulkede durumlar degismeye baslamis.
Yaslar ilerledikce bu birliktelik, koruma
kollama duygulari bu mahallenin
cocuklarinin baslarina cok isler acmis.
Daha sonra issizlik, hayat pahaliligi,
enflasyon, koseyi donme, adamini bulma,mali goturme falan
derken, herkes yuzunde soluk bir bakis, icinde hayatin yenilgisi,
caresizlikleri,tatminsizlikleri ile basbasa kalmis.
Cocuklari mi? Cocuklari simdi koca koca
apartmanlarin arasinda, nefes alinmaz bir havada,
evlerinde, sanal bir dunyada, emniyet icinde ve yalniz yasiyorlar.
Anneleri babalari onlari cok seviyor.
Beta kapmasinlar diye kalabalik ortamlara hic
sokmuyor.Hafta sonlari hep beraber Karum ya da
Galleria'dalar. Okul servisleri cocuklari neredeyse yataklarindan
aliyor.gocuklar
trafik kaygisiyla, kosedeki markete dahi gonderilmiyor.
Babalar sirketlerin bilancolarini,cocuklar da dersane
reytinglerini izliyorlar.
Hepsi birer test uzmani, sayisal-sozel
yuvarlanip gidiyorlar. Seksek oynamayi degil ama taban
puanlari cok iyi biliyorlar.
Hayata acilan pencereleri Windows 95, 98... Onlar ekrana,
ekran onlara bakiyor ve koca bir hayat disarida akip gidiyor...
Ve sehrin disinda agaclar; tirmanacak, salincak kuracak, kalp kaziyacak mahalle cocuklarini
bekliyor.
Paylasmayan, yalniz, bencil, kafesler icinde, gurbuz,
guvendeki cocuklari...
Hic sopa yememis,agactan dusmemis, topu yandaki bahceye
kacmamis,
dizlerinde yara kabuklari olmamis cocuklari...
CAN YÜCEL