Tam Sürümünü Görmek İçin : 18 Mart Çanakkkale Zaferi - 17 Haziran !! YAZIK !!!
bugün 18 mart ...
damla damla kanlarla yazılmış olan 253 bin mehmetçiğin şehid verilmesiyle ingiliz ve fransız donanmalarını dağıtışımızın yıldönümü....
ingiliz generaline şartlar ne olursa olsun ÇANAKKALE GEÇİLMEZ dedirttiğimizin günün yıldönümü....
şehidlerimizi rahmetle anıyoruz... binler fatihalar gönderiyoruz....
ANCAK gelelim işin yazık olan kısmına....
17 Haziran her yıl Çanakkale'de 253bin mehmetçiğin katilleri olan Anzaklara hemde devlet eliyle yapılan anzak anma gününün yıldönümü.... bu törenlerde çanakkalede....
şimdi başta ömer olmak üzere cevizcilerden ve bir çok kesimden askerimizi yolladık bu ay...
peki ne diyerek... git eğer sen şehid olursan biz seni öldüren adına tören yaparız... diyerek mi?
tabiki hayir..
bildigim kadariyla anzaklari anma olayi Atatürk zamaninda basladi.. Nedeni de sizin evlatlariniz buraya baskalarinin kotu emelleri dogrultusunda geldi ve buralarda olduler, ama biz onlara saygi duyuyoruz ve sahip cikiyoruz diyerek hem onlara jest hem de ingiletere ve fransa gibi komuta kademesinde olup sonradan ortadan kaybolan ulkeleri ignelemekti.. Atatürk'ün dis politikadaki inceligiydi yani...
he 253 bin mehmetcik icin de sadece formalite icabi toren duzenlemek de bizim kendi ayibimiz.. ve asil aci olan da bu bence.. devlet kademesinde olanlarin sadece birseyler yapmis olmak icin ruhsuzca toren duzenlemesi...
her ne kadar insanlar ya da yakinlari askere giderken kafalarda emir verecekler beni olume gonderecekler seklinde dusunceler de olsa, ben askerligin bu sekilde olmadigini dusunuyorum.. dayak, sacma olaylar, agaca selam vermeler vs.. olaylar olabilir.. ama is insan hayati - ozellikle de emrin altindaki kisiler, silah arkadaslarin - oldugunda, askerler kesinlikle tum meslek gruplarindan daha duyarli.. bundan adim gibi eminim..
"Ey yolcu bilmeden basıp geçtiğin bu toprak, bir devrin battığı yerdir..."
O topraklarda olen, hangi milliyetten olursa olsun herkes icin bu vatanin evladidir denmi$tir.
yemre'cigim ya tarih bilgin biraz eksik, ya Canakkale sava$inda bircok vatanda$imiz gibi atalarindan birisini yitirmi$sin ya da bir sebepten dolayi bu duruma tek bir acidan bakmaya odaklanmi$ gibisin.
"Buyuk Beyaz Bulut" adli kitabi bir okur musun? (Tabii Canakkale'de olan bitenin anlatildigi gercek tarih kitaplarindan da bulabilirsen daha guzel olur).
Gercek askerle, gercek devletler, du$man askerlerine saygi duyarlar.
O zamandan bir not daha, o sene Istanbul TIP Fakultesi (eski adi unuttum) hic mezun verememi$tir, cunku tum doktorlar gonullu olarak gittikleri sava$ta $ehit du$mu$tur. Bunun uzerine okulun sari renginin uzerine siyah bir ku$ak baglanmi$, $imdiki Istanbulspor'un renkleri de o zamandan gelmi$tir.
Allah tum askerlerimize rahmet eylesin, insanlik askere ihtiyac duyulmayacak gunlere yucelsin.
:cool:
Ben çanakkalede yaşıyorum ve açıkcası bu şehirde çok az insan sizin kadar duyarlı.. Peki sadece bizmi böyleyiz? Hayır.. Yine burda yaşadığım için buraya gelişleri kendi devletleri tarafından finanse edilen anzakların tören bitiminde yaptıkları ilk şeyin ceplerinde kalan parayla yurt dışına çıkmak olduğunu biliyorum..
Yani kimse burda yatan şehitleri umursamıyor.. Üzgünüm ama durum bu..
asa dediğinden kısmen haklı olabilirsin belki yeterince araştırmadım ama sen kalk ta avustralyadan toprak aşkına.... olacak iş değil... ne şartla olursa olsun onlara tören yapılmamalı
Mingitau
18/03/2004, 19:23
yemre herhaldeki zevkten gelmiyorlardı.
Bugün Irak çölleri hangi sebepten nasıl nerde olduğu bilinmeyen ceset torbalarıyla doluysa, o zaman da insanlar o sebepten geliyordu.
Bu savaşta yakınını kaybetmiş olan insanlar ile popüler kültür ile yetişmiş insanlar tabiki ne yaptıklarını bilmezler, tıpkı bizimkiler gibi...:iih:
con_simit
18/03/2004, 19:24
Bu hikayeyi bir sahur vakti televizyondan dinlemiştim. Hatırladığım kadarıyla yazacağım. Sürç-ü lisan edersek affola.
Sanırım fransız bir yazar, savaş sırasında cephe gerisini geziyor. Köylere, kasabalara uğruyor.
Sokakta oynayan üç çocuk gözüne takılır. Yaşları birbirine yakın üç çocuk. Çocukların üstü başı perişandır. Muhtemelen birer çuval kesilerek göynek haline getirilmiştir. Çocuklara yaklaşır, sorar:
- Ananız babanız yok mu sizin?
Büyük olan çocuk cevap verir:
- Anamız yok, babamız şehid.
- Başka akrabanız yok mu?
Çocuk amcaların, dayıların nerede şehid olduğunu sayar.
- Kim bakıyor size peki?
- Babaannem.
Bu sırada ancak bir kümes kadar ihtişamlı barakanın kapısında bir ihtiyar kadın belirir.
- Muzaffer! Gazanfer! Mücahid! Gelin size çorba kaynattım!
Gavur diyor ki: İşte bu isimleri duyunca anladım Çanakkale'nin geçilemeyeceğini, Türkün nasıl bir millet olduğunu. Evladının hepsini şehid veren ana torunlarına hala bu isimleri veriyorsa bu millet yenilemez.
Muzaffer: Galip gelmiş, zafer kazanmış.
Gazanfer: Kahraman, iri aslan.
Mücahid: Cihad eden, düşmana karşı koyan, çarpışan.
Üşenme, erteleme! Şehidlerimizin ruhuna bir fatiha yolla!
Forum Yazılımı : vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.