PDA

Tam Sürümünü Görmek İçin : Kemal Uzan için 96 bin 697 yıl hapis istemi


Adrenalin
13/11/2003, 20:14
İmar Bankası'ndaki işlemler ve yöneticilerine ilişkin soruşturma yürüten ve aralarında Kemal, Hakan, Yavuz ve Bahattin Uzan'ın da bulunduğu 25 kişi hakkında ağır ceza mahkemesinde dava açılması istemiyle fezleke hazırlayan Şişli Cumhuriyet Savcılığı, BDDK, SPK ve İMKB yetkilileri hakkında da suç duyurusunda bulundu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen fezlekede, sanıkların, ''cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak'', ''nitelikli zimmet'' ve ''dolandırıcılık'' suçlarından cezalandırılmaları için Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılması talep edildi.
Bankanın yetkili olmadığı halde 19 bin 334 kişiye hazine bonosu satılması nedeniyle mağdur sayısı kadar ceza istendi.
Kemal Uzan için bu nedenle 96 bin 697 yıla kadar hapsi isteniyor. Ancak sanıklar üst sınır olan 36 yıla kadar hapis ile yargılanabiliyorlar.

BDDK, SPK VE İMKB HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

El konulan İmar Bankası'ndaki işlemler ve yöneticilerine ilişkin yürüttüğü soruşturmada 25 sanık hakkında fezleke düzenleyen Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı; BDDK, SPK ve İMKB yetkilileri hakkında da ''görevi ihmal'' veya ''görevi kötüye kullanmak'' suçlarından soruşturma yürütülmesi için Ankara ve Sarıyer Cumhuriyet başsavcılıklarına suç duyurusunda bulundu.
Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılmak üzere hazırlanan fezlekeden tefrik ettiği bazı soruşturma konularına ilişkin ''yetkisizlik kararı'' vererek, dosyaları ilgili savcılıklara gönderdi.
Buna göre, ''Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) yetkilileri ile BDDK tarafından atanan İmar Bankası Genel Müdürü Cumhur Doğan hakkında, İmar Bankası'ndaki hem hazine bonosu işlemleri, hem de mevduatlardaki usulsüzlükleri tespit edemeyerek görevlerini ihmal veya kötüye kullanmış olabilecekleri'' konusuna ilişkin dosya, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yollandı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) yetkilileri hakkında da, ''bankanın hazine bonosu satma yetkisi olmadığı halde bunu satmaya devam etmesini görmedikleri için görevi ihmal veya kötüye kullanmak'' suçu oluşabileceği gerekçesiyle hazırlanan dosya da, ''yetkisizlik kararı'' ile yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi.
Savcılık, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) yetkilileri hakkında da, yine hazine bonosundaki işlemler nedeniyle İMKB'nin görevi ihmali olabileceği gerekçesiyle, Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

BÜTÜN ŞUBE MÜDÜRLERİNE SORUŞTURMA

Bankanın bütün şube müdürleri hakkında mevduat hesaplarına ilişkin ''zimmet'' suçundan ayrı bir dosya üzerinden soruşturma yürütülmesini kararlaştıran savcılık, off-shore yetkilileri hakkında da, mudilerin ''dolandırıcılık ve paramızı alamıyoruz'' iddialarına ilişkin ayrıca soruşturma yürütülmesini uygun buldu.

96 BİN 676 YIL HAPİS İSTENDİ

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın İmar Bankası'ndaki işlemler ve eski yöneticilerine ilişkin yürüttüğü soruşturma sonucu 25 kişi hakkında hazırladığı fezlekede, Kemal ve Yavuz Uzan'ın, 38 bin 694 ile 96 bin 676'şar yıl arasında ağır hapis cezasına çarptırılmaları istendi.
Şişli Cumhuriyet Savcısı Sait Kunt tarafından hazırlanan 57 sayfalık fezlekenin 20 sayfasında, savcılığa gönderilen 3 ayrı raporun özetleri ve diğer bilgiler bulunuyor.
Hazine bonosu satışıyla ilgili 647, mevduat hesaplarıyla ilgili de 69 olmak üzere toplam 716 kişinin ''müşteki'' sıfatıyla yer aldığı fezlekede, 728 trilyon liralık açıktan hazine bonosu satıldığı, bunun nominal değerinin de 1 katrilyon 25 trilyon lira civarında olduğu belirtildi.
Açıktan hazine bonosu satışına ilişkin 19 bin 334 ''mağdur''un bulunduğu ifade edilen fezlekede, İmar Bankası'nın ÇEAŞ ve Kepez'e el konulduktan sonra 2 Haziran 2003 ile 4 Temmuz 2003 tarihleri arasında hazine bonosu satışını hızlandırdığı, günlük satış ortalamasının 4 trilyon lira civarında olduğu ve bunun da İMKB'ye bildirilmediği vurgulandı.
Fezlekede, bankanın hazine bonosu satışını 21 Ekim 2001 tarihinden itibaren yapmaya başladığı, İMKB'nin ise 21 Kasım 1999 tarihinde yaptığı bir toplantıda bankanın aracılık faaliyetlerinin durdurulmasına ve İMKB'ye üyelik belgesinin iptal edilmesine karar verdiği bildirildi.
Aynı fezlekede, raporlar doğrultusunda farklı bir bilgisayar sistemi kullanılarak şubelere yatırılan para ile Merkez Yatırım A.Ş'nin kayıtlarında farklılık bulunduğu, mevduat sahiplerinin 444 bin 126 kişi olduğu ve bankada 8 katrilyon 144 trilyon liralık bir hesabın görüldüğü anlatıldı.
Bankada yaklaşık 8 katrilyon liralık zararın oluştuğu belirtilen fezlekede, bazı sanıkların ifadelerinde, ''bankanın nakit ihtiyacı olduğu için açıktan hazine bonosu satıldığını, açığı kapatacaklarını düşündüklerini, ÇEAŞ ve Kepez'e el konulunca da bankanın daha çok nakite ihtiyaç duyduğunu, bu tarihten itibaren hazine bonosu satışlarını hızlandırdıklarını'' söyledikleri kaydedildi.
Ayrıca savcılık kaynaklarına göre, yine bankanın eski yönetim kurulu üyesi olan bazı sanıkların da, ifadelerinde, ''bilançolara, belgelere bakarak karar verdiklerini, bunları bilecek olan kişilerin de Kemal Uzan ve Hilmi Başaran olduğunu'' söyledikleri öğrenildi. ''İmar Bankası'nın da, ÇEAŞ ve Kepez'in desteğiyle yürütüldüğünün anlaşıldığı'' bildirildi.

REKOR HAPİS İSTEMİ

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı fezlekede, sanıklar Kemal Uzan, Yavuz Uzan, Erol Hürbaş, Yaşar Avni Güral, Birol Çilingir, Gürol Demirkol, Hilmi Başaran, Sadık Karagöz, Tacettin Pak ve Mehmet Koray Özkaya'nın, ''2 kez nitelikli zimmet'', ''19 bin 334 kez nitelikli dolandırıcılık'', ''off-shore hesaplarından mevduat kaydırarak BDDK'nın ikazlarına uymamak'' ve ''cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak'' suçlarından dolayı toplam 38 bin 694 ile 96 bin 676'şar yıl arasında ağır hapis cezasına çarptırılmaları istendi.
Fezlekede, Nedim Çokçok, Dilek Atıcı, Gül Handan Ertargın, Sami Bulut, Yeşim Öztürk, Çiğdem Karakoç ve Mehmet Bulat'ın da, benzer suçlardan dolayı 38 bin 681 ile 96 bin 673'er yıl arasında hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.
Aynı fezlekede, Hakan Uzan, Bahattin Uzan, Mustafa Akar, Nurettin Sivlim, Suat Gusinalı, Azmi Yılmaz ve Nuray Özel'in ''nitelikli zimmet'' ve ''cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak'' suçlarından 15'er yıla, Mustafa Say'ın da ''zimmet'' suçundan 12 yıla kadar ağır hapis cezasına çarptırılmaları istendi.
Fezlekede, sanıklar için rekor düzeyde hapis cezası istemi olmasına rağmen Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 77. maddesi, ''aynı neviden hürriyeti bağlayıcı hapis cezalarının birleştirilmesi halinde uygulanacak cezanın 36 yılı geçemeyeceğini'' hükme bağlıyor.
Fezlekede isimleri geçen sanıklardan Erol Hürbaş, Yaşar Avni Güral, Birol Çilingir, Gürol Demirkol, Hilmi Başaran, Sadık Karagöz, Nedim Çokçok, Bahattin Uzan, Mustafa Akar ve Nurettin Sivlim, hazırlık soruşturması aşamasında tutuklanarak cezaevine konulmuştu.
Kemal Uzan, Yavuz Uzan ve Hakan Uzan da gıyabi tutuklu olarak aranırken, Tacettin Pak, Mehmet Koray Özkaya, Dilek Atıcı, Gül Handan Ertargın, Sami Bulut, Yeşim Öztürk, Çiğdem Karakoç, Mehmet Bulat, Suat Gusinalı, Azmi Yılmaz, Nuray Özel ve Mustafa Say'ın tutuklanmalarına gerek görülmemişti.


Volkan Uzun
13/11/2003, 22:19
gun olur devran doner
T. Erdogan hakkinda da binlerce dava acar biri odesirler
tabii o zamana kadar anayasa degisip hirsizlik serbest birakilmazsa

Adrenalin
13/11/2003, 23:08
Hatasız kimse yoktur :)

MEHMET
14/11/2003, 10:54
96.697 yıl yaklaşık 35.294.405 güne denk geliyor.
hergün 100 milyon dolar harcasa ancak bitirir cebe attıklarını.
:D

Volkan Uzun
14/11/2003, 11:02
sucluysa eger

MEHMET
14/11/2003, 11:08
varsa bir bildiğin okuyabiliriz hocam...

:)

xXx
14/11/2003, 13:58
Şimdiye kadar bu kadar cezayı isteyen canım kanun adamlarım canım bürokratlarım bu adamlar bu kadar haltı yerken (yedilerse) kozan dağında koyunmu otlatıyorlarmış onları kim dava edecek?
Bu aynı tv de ibretle seyrettiğim pastane ekmek fırını baskınlarına benziyor ortalığı tezek götürürken bir halt yemezler sonra kamera medya hadee baskına çok iyi çalışıyorlar ya belgelenmeli:hmmm:


__________________
Play>Zeki Müren_Gözlerin doluyor gecelerime

Volkan Uzun
14/11/2003, 21:39
bildigim sey henuz mahkemeye cikip suclu bulunmadigi.
ayrica kaciyor diye suclamak yersiz ulkenin koskaca basbakani ve 70 den fazla milletvekilide dokunulmazlik altinda mahkemeye gitmiyorlar.
bu adamin sucu su anda benim gozumde dokunulmazliginin olmamasi.
mahkemede bsuclu bulurnursa o ayri

HunTER
15/11/2003, 14:30
Ben fazla uc ay verıyorum.. Oda mahkemenın sonucunu gormeye omrumuz vefa eder ve ceza paraya cevrılmezse..

Sahin
15/11/2003, 20:12
Eğer mahkeme suçun sabit olduğuna karar verir sanık suçlu bulunursa kanunda bunu uygun görüyorsa yerinde bir ceza hatta az bile denebilir.

19.334 kişiyi madur etmiş bir kişi için bu cezanın yanı sıra yanında çalışanlardan akrabalarına kadar araştırılıp gaspedilen paranın madurlara iadeside gerekir. Bugün Letonya ile maç yapacağız Letonya'nın nüfusu 32 bin yani nerdeyse bir ülkeyi tamamen dolandırmış bir kişi gibi görülebilir.

Ama tabi bir kişi ile sınırlı kalınırsa o zaman yazık olur. Hani diğer insanları madur eden kişiler?

Ansugo
15/11/2003, 23:56
Orjinal mesajı gönderen sanal_programci
bildigim sey henuz mahkemeye cikip suclu bulunmadigi.
ayrica kaciyor diye suclamak yersiz ulkenin koskaca basbakani ve 70 den fazla milletvekilide dokunulmazlik altinda mahkemeye gitmiyorlar.


Yargı dokunulmazlığı geçidir. Vekillik biter ve zamanaşımına uğramadan kaldığı yerden devam eder.

Adâlet er ya da geç yerini bulur.

Yâni dokunulmazlık zırhı sadece savaşta takılır, sonra çıkarılmak zorunda.

Neyse bunu geçersek...

İmar bankası olayı bence çok değişik bir olay, hatta tarihe de geçebilir. Bir banka düşünün ki hesapları Merkez Yatırım A.Ş. diye farklı bir şirket tarafından tutuluyor. Bunu bırakalım çifte hesap, para transferleri, içinin boşaltılması...

Bunlar benim aslında o kadar da umrumda değil. Benim umrumda olan BDDK gibi bir kurum kurulmuş ve Bankaları denetleme gerekirse gizliden uyarma, olmadı bankayı alma gibi hakları var. Ama bu denetleme kurumu aylarca durumun farkına varmamış.

İşte esas sorun bu. Denetleme mekanizması. Ne kadar iyi bir denetleme mekanizman olursa o kadar güçlü bir devlet olursun, olduğunu gösterirsin. Bu vergide de böyle, cezâlarda da böyle, adâlette de böyle, bankacılıkta da böyle...

HunTER
17/11/2003, 19:35
Denetlemenın sonu yokkı.. Denetleyıcı kurumları kım denetlıyecek ornegın? Yada denetcı kurum denetlıyıcılerını?

Baksanıza bugun BDDK dahı aylarca durumun farkına varamamıs(!).. Sımdı onudamı denetlemelı?

Volkan Uzun
17/11/2003, 19:58
bddk dahil kimse sorunun farkina varmamismi yoksa sorun yokmu
herkes cezayi vermis kendi kafasinda.
ansugo daha once yargic olmayin siz dedigi halde , o bile karari vermis.

Ansugo
17/11/2003, 20:27
Tersinden yola çıkarsak sanal_programcı, devletin bu durumda zoru nedir?

Böyle bir zamanda, devlet faiz dışı fazla hedefi için, bütçe açığı için, borç ödemesi için gıdım gıdım hesap yaparken ve yapmak zorunda iken, hangi salak siyasi, siyasi bir amaç için devletin imar bankasına el koymasını sağlayabilir?

Cem Uzan'ı tüketmek için siyasi oyun yapılacaksa bunun farklı yöntemleri bulunur, ama kimse başarısının yegâne göstergesi olacak olan "ekonomik istikrar" üzerinde oyun oynamaz.

İmar bankasına el konulması devletin İmar bankasının borçlarını kendi eli ile ödemesi demektir. Çünkü sigortalı o paralar. Öyle ya da böyle devlet ödeyecek, 3 ay da ama 5 ayda. Bunun ekonomik istikrara olan etkisi düşünmek gerek.

Zamanında Kara Mehmet'in de YKB'si ile Pamukbank'ına haksız olarak bir arada el konulmuştu. Sebebi ise bir banka batıranın diğer bankada yönetici olamaması gibi bir durum idi. Ancak Kara Mehmet siyasi arena da olmadığı için bu garip duruma "siyasi bir nedenle" saldıramadı. Kendisi siyasi olmadığı için olayda siyasi faktör çığırtkanlığı yapılamadı.

Son olarak yukarıda ki mesajımda da kesin bir yargı yok. Yani "İmar bankası suçludur" demiyorum. Sadece gazete ve medyadan duyduklarımın ilginçliğini anlatıyorum. Ki kesin kararda verebilmem mümkün. Netice de yetkili kurum olan BDDK böyledir diyorsa, onlar kararını vermiş demektir.

Son olarak bankaya el koyan hükümet değil BDDK'dır. Sonuçlarına katlanacak olan ise Uzan değil, Türkiye halkıdır.

@HunTER : Denetlemenin sonunun her zaman var olacağı ve sonun Adalet makamları tarafından yerine getirileceği düşünülür. Bu sebeple (BDDK kararlarında ne kadar geçerldir bilmiyorum ama) idarenin yaptıklarına karşı idari dava açma hakkı mevcut. Ya da özel mahkemenin verdiği karara karşı Yargıtay'ın temyizi ya da meclisin çıkardığı yasalara karşı anayasa mahkemesinin yetkisi gibi...

Yâni denetlemenin denetlenmesi devlet sistematiği içinde alt-üst ilişkisi içinde birçok dala ayrılabilir fakat son hakkın adalete verilmesi gibi bir düşünce genel olarak hakimdir.

Volkan Uzun
17/11/2003, 21:08
bddk yetkili merci ama yargi mercii degildir
zaten bddk baskanini evine eger baskin ypaildiysa demekki bisilerden suphelenilmistir.
olay hakkinda tek bildigim sey bddk el kolayaim dedi,
olay yargiya intikal etti devam ediyor.

gazetelere akarak yargi yapiyorsak
star a gore ve eski hurriyetle millyete gore
hatta sabah a gore basbakaniomizin hmeen yargilanip hapse atilmasi lazim