PDA

Tam Sürümünü Görmek İçin : biz kimin sömürgesiyiz...


Miroglu
27/08/2002, 02:09
Biz kimin sömürgesiyiz?




Tabelalarımız, isimlerimiz, dilimiz işgal altında
Biz kimin sömürgesiyiz?


Sadece büyük işyerleri ve alışveriş merkezleri değil, kasabından
dükkânına, berberinden manavına kadar her yerde yabancı isimler
kullanılıyor. Özellikle İngilizce kelimeler dilimize alabildiğine
yerleşti. Üstelik bu kelimeleri artık bir İngiliz gibi telâffuz
etmeye başladık.

Şirinevler’in en büyük iş merkezi Toyak’ın önündeyiz. Hemen yanı
başındaki E-5’in bitmek tükenmek bilmeyen araç akışı devam ediyor.
İnsanların çoğu bu görkemli binanın farkında bile değil. Farkında
olanların da farkına varmadıkları bir ayrıntı var. O ayrıntı, dev
binanın E-5 tarafına bakan en alt katında. Bu katta çoğunluğu giyim
üzerine satış yapan yan yana dizilmiş dokuz mağaza bulunuyor. Ancak
bu mağazalardan sadece bir tanesi Türkçe isme sahip. Onun da adı Çin
Malları Satış Merkezi. Diğerleri ise ya yabancı dilden veya yabancı
dile benzetilmiş isimler. Little Big, Bems, Big Star, Marko Delli,
Conan Jeans, Lee, Weber Jeans ve Galila Restaurant.

Şirinevler’den Kuleli’ye kadar uzandığınızda ise, arada çok yabancı
gibi duran Türkçe isimli mağazalar var. Ezici çoğunluk yine yabancı
isimlerde: LC Waikiki, Rodi, Big Free, Tiffany, Cotton Shop, Benson
Jeans ve daha onlarca isim. Yaklaşık beş yüz metrelik mesafede 100’e
yakın yabancı isim ve marka var.

Tabelalardaki yabancı isim hakimiyeti sadece Şirinevler için söz
konusu değil. Bakırköy, Sirkeci, Levent, Mecidiyeköy, Beşiktaş,
Kadıköy, Bostancı ve İstanbul’un daha pek çok semtinde Türkçe isme
rastlamak için büyük çaba harcamak gerekiyor. Hele adı bağımsızlık
anlamına gelen Taksim’deki İstiklâl Caddesi işgal edilmiş gibi. Adını
Doğulu bir şehirden alan Bağdat Caddesinde ise tartışılmaz bir Batı
egemenliği var.

Aynı durumu ülkemizin bütün şehirlerinde, ilçelerinde, kasabalarında,
hattâ köylerinde dahi görmek mümkün.

Sokakların yabancısı olduk kenar mahallelere ve sokak aralarına kadar
giren yabancı isimler artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu.
Öyle ki, karşılaşılan isimlerin yabancı oluşundan çok, böyle bir
ortamda insan kendisinin yabancı olduğu hissine kapılıyor. Gittiği
kasap Rainbow Kasabı, alışveriş yaptığı dükkân Groseri Market, saçını
tıraş ettirdiği berber Coiffeur Angle ismini taşıyor. Ülkemizde pek
çok lise mezunu doğru dürüst İngilizce veya bir başka yabancı dil
bilmemesine rağmen, bütün bu isimlerin ne anlama geldiğini, en
azından Şekil A’da görüldüğü gibi mantığıyla çözebiliyor.

Aslında pek çok insanımız kendisindeki bu yabancılığı ortadan
kaldırma yönünde epey mesafe almış görünüyor. Bunda en fazla
yararlandığı kaynak ise, evinin baş köşesinde bulunan televizyonu.
Pürdikkat seyrettiği pembe dizilerden, eğlence programlarından,
reklamlardan, hattâ haber programlarından pek çok yabancı kelimeyi
öğreniyor. Şov, mega-star, konsensüs, efor, zaping, diicey, viicey
kelimelerini büyük bir beceriyle kullanıyor. Hattâ hızını alamayıp
transformeyşın, informeyşın diyebiliyor. Eskiden bu kelimelerin
Fransızca söylenişini tercih ederdik; şimdi İngilizleri izlemeye
başladık. O kadar ki, İngilizler şedde bilmediği için, allerji
kelimesini onlara bakarak alerji yaptık; entellektüel yerine
entelektüel demeye başladık—üstelik “Türk” Dil Kurumunun marifetiyle!
Bu gidişle, intelekçuıl demeye başlamamız da çok sürmez herhalde.
Nasıl olsa, alfabemizin büyük kısmını artık İngilizce telâffuz
ediyoruz: ey bi si, si en en, ti ci ar ti, ti vi... Cep telefonu
mesajlarımız c u harfleriyle bitiyor; bunlar İngilizce okunuşuyla si
yu, Türkçe anlamıyla görüşürüz demek. Sahi, bizim ne zaman İngiliz
sömürgesi olduğumuzu hatırlayan var mı?

Biz ister hatırlayalım, ister hatırlamayalım, sömürgecinin ruhu,
temizlikçi bir kadının dahi iliklerine kadar sinmiş durumda:

Kadıköy Moda’da bir bayan, evine bir temizlikçi kadın çağırır.
Temizlik sırasında evin hanımıyla temizlikçi kadın arasında ilginç
bir konuşma başlamıştır. Evin hanımı bir televizyon kanalında
seyrettiği programdan bahsetmek ister. “Dün akşam Ha-Be-Be’de bir
program vardı” deyip sözüne devam edecek iken, temizlikçi kadın hemen
atılır ve “Hanımefendi, o kanalın adı Ha-Be-Be değil, Eyç-Bi-Bi’dir”
der.

Temizlikçi kadından en kültürlü ve eğitimli insanına kadar, ülkemiz
insanı, hergün kelime dağarcığına yenilerini ekliyor. Bu kelimeleri
büyük bir istek ve gayretle öğrendiği için, bir süre sonra o
kelimelerin Türkçe karşılıklarını unutuyor. Derken dildeki bu dönüşüm
tabelalara da yansıyor. Tabelalar yabancılaştıkça, insanlarda daha
fazla yabancı hayranlığı oluşuyor. Yabancı hayranlığı daha fazla
yabancı kelime kullanmayı doğuruyor. Ve bir kısırdöngü devam edip
gidiyor.


yemre
27/08/2002, 04:00
öğretmensiniz sanırım bu yazı Türkiyenin kanayan yarasına ayna tutmuş ama bunların soumlusu türk dil kurumudur... istedikleri zaman güzel kelimeler bulabilirken şimdilerde çok yavaşladılar... hızla gelişen teknolojiye kelime yapamadıkları için de kelimeler yavaş yavaş yerleşiyor ta tabelalara kadar....


ama ben bireysel çabalarla bu işin sonlandırılacağına inanmıyorum

Ömer
27/08/2002, 10:09
diokles sana sonuna kadar katılıyorum ben Ankara da mobilya imalatçılarının olduğu bir yerdeyim Siteler de geçenlerde tahsilata gidiyorum dikkatimi çekti bir tabela birde baktımki içinde W geçen bir isim tam hatırlayamadım ama W olduğunu iyi biliyorum sonra kırtasiyede Şaka Center ne bu yani bana bişi ima edermiş gibi geliyor evet citten bir sömürg altındayız ve bu sömürgedende ancak yine biz kendimiz kendimizi kurtarabiliriz ama kızmassan bişi dicem takma adın biraz dikkatimi çekti diokles bu Türkçe mi? :confused:

hmustak
27/08/2002, 18:14
helallll !!!

Tepkimiz içimizde değil satırlarımıda da olsun. Gösterelimki tepkimizi, bilsinler...

Alkışlıyorum...

Sahin
27/08/2002, 21:57
ee++ bu konuya benzer bir yazıyı ocalda yazmıştı sanırım Sinanoğlu'nun bir yazısıda birde beni fırçalamıştı o yazıyı aradım bulamadım ricam etsem burayada pastelermisin ee++? Bu sefer fırça yemek için çabalamıyacam söz :p

Miroglu
29/08/2002, 00:59
ömer bey estağfurullah efendim ne kızması.Böyle bir eleştirinin gelebileceğini tahmin etmiştim esasında lakin kullandığım takma isim bir mağazanın tabelasını süsleyen bir reklam değil yahut bir nesne bir kavram değil.benim anlatmak istediğim mesele buydu.Diokles matematikçi bir bilim adamı ve esasen arkadaşımın takma ismiydi.ben buraya üye olurken fazla önem vermemiştim ancak eğlenceli bir yer olduğunu ve sizin gibi hoş insanların da olduğunu görünce kanım ısındı.ama yeniden takma ismimi gözden geçirmye de üşendim.Yani durum bundan ibaret herhalde benim dil katliamcılarına nazaran epey masum olduğumu kabul etmişsinizdir:);)

hmustak
29/08/2002, 02:11
tartışmıyoruz dimi??

Sahin
30/08/2002, 13:01
isteyen herkesin ismini değişme şansı vardır forumda bir kereye mahsus olmak üzere herkes bunu talep edebilir bunuda bu vesile ile belirtelim.

Mingitau
30/08/2002, 17:58
@sahin
Burada matematiksel olarak şöyle düşünebilir miyiz?


Herkes bir defaya mahsus olmak üzere takma ismini değiştirebilir.

Bu na göre "isim-takma isim" i bir bütün gibi düşünürsek.
Her takma isim değişiminde yeni bir gurup ortaya çıkıyor. Buna göre her yeni gurubun bir takma ad değiştirme şansı oluyor ve bu sonsuza kadar devam ediyor :)

küllündata daki at örneği gibi olmadı ama :)

Sahin
30/08/2002, 17:59
buyur abi hıı anlamadım ki simdi :rolleyes:

mkarabulut
30/08/2002, 18:50
Ya abi sonsuz döngü gibi bi şey işte...
bi while döngüsü kurmuşsun ama $i değişkenini hiç arttırmıyorsun... :D

Herneyse, sniper yine ortalığı parse ediyor dikkatli olmak lazım :D

Sahin
30/08/2002, 19:18
:confused: :rolleyes: :confused:

HunTER
30/08/2002, 19:57
Çok mu oluyor bılmem ama bu konuda da soylemek ıstedıgım bıseyler var :) Ama hemen aklınıza genel kanatı destekledıgım gelmesın.. Aksıne benım soylıyeceklerım bıraz daha farklı..

Bırıncısı benım ıcın nasıl konustugumuzun bır anlamı yok.. Anlasablıyorsak yeterlı.. Ikıncısı bır kelımenın hangı dılden oldugu degıl aıt oldugu seyı başarılı tanımlayıp tanımladıgı onemlıdır (CD=Donen Tekerler) .. Ucuncusu hayatta kalmak ıcın zaten ıngılızce ogrenmelıyım bu yuzden carsı pazar dolasıp reklam tabelaları ıle pratık yapmak ısıme gelır..

Aslında bızım gıbı IMF e gonullu kolelık yapan bır halkın dılının ıngılızler tarafından somurgelestırılmesıne ses cıkarmaya hakkı yok.. Hem bunda kotu bıseyde yok.. Bakarsınız hazır dın elden gıtmısken dılımızıde kaybedersek Avrupa Bırlıgıne rahatlıkla gırebılırız.. Kaldıkı ıngılızler medenı ınsanlardır.. Bakarsınız ozgurlukculuk esıtlıkcılık ve adaletcılık alanlarında ılerleme kaydederız.. Hem hındıstanda zamanında ıngılız somurgesıydı ama bakın sımdı vatandaslarının yarısı NASA da bılgısayar muhendısı..

Bu konuda soylenebılecek cok sey var.. Ornegın zor bır dıl oldugu ıcın konusmakta gucluk cektıgımız turkce yerını ıngılızceye bırakırsa sokakta mahallede duydugumuz "muhaha.. seloo avrada bak len, donu gıcının harasına girmıs.. oyşşş" gıbı yanlıs tanımlamalardan kurtuluruz.. Hem dılekce yazarken "ya buraya arzmı yacaktım talepmı?" gıbı ıkılemlerdende kurturuluz belkı.. Nede olsa ıngılızler dılekce yazmakta zorluk cekmıyolar... Kaldıkı kım ulkemızde uretılemedıgı ıcın dısardan almak zorunda kaldıgı gıcır gıcır DVD sını sadece uzerınde yazılı olan "warning! Only working 110v" ıfadesını okuyamadıgı ıcın yakmak ısterkı? Sonra bı dusunun ıngılızce kulturel zengınlıgımıze dev(!) ulusal yazın arsıvımıze ne cok eser eklıyecek dıılmı?.. Hem belkı bu sayade sevdıgımız bı yazarın son kıtabını okumak ıcın once dılımıze cevrılmesını beklemek zorunda kalmıycagız.. Tabı ıngılızceye gectıgımızde cevırı yukunden kurtulacagımız ıcın yasıyacagımız dev ekonomık sıcramadan bahsetmıyorum bıle...

Kısacası aman dıl elden gıdıyor demeden once atı alan uskudarı gecıyor demek gerekmıyormu?

Mingitau
30/08/2002, 20:30
Orjinal mesajı gönderen Sahin
:confused: :rolleyes: :confused: Abi bi buraya bak (http://www.ceviz.net/vbb/showthread.php?s=&threadid=493&pagenumber=2) :D

Sahin
30/08/2002, 20:33
Baktim abi :rolleyes: :rolleyes: :rolleyes:

Miroglu
30/08/2002, 21:46
Valla sen de haklısın HunTER.Olaya bu boyuttan da bakılması gerekliliğini hatırlattın.Ama özde kaybolan değerlerimizin bir daha geriye gelmesinin çok zor olduğunu farketmek ve buna önlem almanın gerekliliğini idrak etmekte farz-ı ayn oldu sanırım hepimize kolay gelsin...

Sahin
23/09/2002, 01:21
Diokles senin imzanı slogan olarak alacam siteye yeni farkettim valla :p