Tam Sürümünü Görmek İçin : Süt Seçimi
Marketlerde satılan, içindeki ilaçlar sayesinde 5-6 ay dayanabilen sütlermi sağlıklı. Yoksa, medyada son zamanlarda sıkça sağlıksız ve tehlikeli olarak gündeme getirelen mahalle aralarında seyyar satıcıların sattığı sütlermi tercih edilmeli.
Bu konudaki görüşlerinizi öğrendikten sonra. Yeni yaşadığım bir olayla ilgili tespitimi yazacağım.
Predator
02/10/2003, 01:19
Marketlerde satılan 5-6 ay ömürlü sütlerin ne kadar zararlı olduğunu bilmiyoruz.Ancak seyyar satıcılardan alınan sütlerin ne kadar zararlı olabileceğini bildiğim için ben marketlerde satılanları tercih ediyorum.
Uzun ömürlü sütlerin tadını beyenmiyorum zaten normal marketten günlük süt alırım.
eğer güvenebileceğiniz, temiz bir yerden günlük / açık (=pastörize edilmemiş) süt bulursanız, kaynatıp içmek en iyisi. böyle bir imkânınız yoksa, pastörize sütlerin bilindik bir markadan olmasına dikkat ederek almak daha iyi olur herhalde.
Benim tercihimde marketten yada bakkalrdaki hazır sütler olur herhalde. En azından denetleniyor.
Diğer açık sütlerde ise sağlıklı olmama ihtimali çok fazla olduğundan pek uzak kalıyorum.
E serisi olan hiçbirşeyi tüketmemek gerekir o zaman. E300, E330 gibi... Coca-Cola, Sucuk, Salam, Sosis, Ruffles, Süt, Envayi çeşit yiyecekte olduğu gibi...
Korkmana gerek yok. Dalından koparıp yemediğin herşeyde kanserojen olduğu bilinen maddelerden vardır. Hatta dalından kopardığın da bile var...
Sonuç?
Türkiye'de son 10 yılda yaşam 6.2 yıl gibi bir uzama göstermiş. AB'ye giriyoruz ya :)
abicim temizliğine güvendiğin bir sütçü varsa hiç düşünme sütçünün geldiği günleri kaçırma.
Hazır süt firmaları, ilk aşamada piyasadan (çoğunlukla köylüden süt toplayan aracılar) süt alıyorlar. Kendi çiftliklerinde, kendi ineklerini kullandıkları ne oranda doğru emin değilim.
Adapazarında kaşar imal eden bir mandırada çalışmış arkadaşım anlatmıştı.
Bu mandıra aynı zamanda SEK'e süt satıyormuş.
Önce köylülerin getirdiği sütü alıp 20 şer tonluk depolarda biriktirip, SEK'in yapacağı ölçüm öncesi kesilmesin ya da kesilmemiş görünsün diye içine lavabo açmada kullanılan asitlerden belirli oranlarda katıyorlarmış.
Zaten süt daha mandıraya gelmeden önce kesilme tehlikesini önlemek için sütü toplayan köylüler içine antibiyotik koyuyorlarmış.
Bunlar daha pastörize edilmeden önceki aşamalarda yapılanlar.
Bu konuyu açmak nerdenmi aklıma geldi ?
Çünkü son zamanlarda ne zaman hazır süt içsem (günlük olanlar da dahil) midem bozuluyor.
Mahalleye getiren sütçünün sütünü kullanınca böyle bir olay yok.
Bu konuyu ona da sordum.
Yukarıda yazdıklarımı doğruladı ve şunu ekledi. Sütün iyi olup olmadığını, içinde yabancı madde olup olmadığını anlamak için yoğurt yaparak deneyin dedi.
Hazır sütlerden yoğurt yapılamıyor.
İçine antibiyotik eklenmiş bir sütten yoğurt yapılamaz.
Ayrıca beş-altı ay bozulmadan kalabilen bir şeyin içilmesi hiç de mantıklı değil.
Hele bu temel gıda sayılan çocuların kullandığı süt olursa hiç içilmemeli.
Bunları öğrendikten sonra medyanın dişarda süt satanları, sağlıksız lanse ederek çok gündeme getirmesi, birilerinin işi daha iyi olsun, daha çok kazansın, millet yoğurdunu tatlısını evinde üretemeyip hazır almak zorunda kalsın gibi hesaplar aklıma geldi.
Ömer'in fikrine tamamen katılıyorum. Temizliğine güvendiğiniz sütçüye Kilosu 500 bin ( bizim sütçü bu fiyattan satıyor. Kendi inekleri var.) yerine 1 milyon verin adam getirmeye devam etsin.
100 derecede kaynayan bir sütde zararlı bakteri barınma ihtimali zayıf..
Tamam süt işini sütçüden hallettik diyelim.
Peki hormonsuz sebze, meyve; hormonsuz et, taze et, içinde E bilmem kaç olmayan et, işlerini nasıl kotaracağız?
Volkan Uzun
02/10/2003, 23:58
aydin dogan acti ya organik gida yeri
memlekete hayirli olsun
açık sütten çok güzel yoğurt olur. üstü de o biçim kaymak tutar. gerçi daha ilk kaynatmada tutar bir kaymak, onu (varsa) balla kahvaltıda halledersiniz.
marketlerde satılan yoğurtların ömrü üstünde yazana göre bir aysa, iki üç ay bekliyor da hiçbir bozulma görülmüyor. niye? çünkü hiçbir firma rafta bekleyip bozulmuş yoğurdunu geri almak zorunda kalmak istemiyor ve bilinen ölçünün iki üç katı anti-oxidan'ı basıyor yoğurda.
o sütü ve yoğurdu bekleyince kesilen, durunca ekşiyen cinsinden kullanmak en sağlıklısı. büyük ölçüde kanserojenden korunmak için, imkân varsa bunu görmezden gelmemeli. üstelik kaymak da yanında bedâvaya geliyor:)
diğer gıdâların tabiî yoldan temini için de bir bilgisi olan varsa uyarız.
con_simit
03/10/2003, 03:32
İstanbul'un bile hemen her semtinde, biraz mahalle aralarını dolaşarak küçük, gizli mandralar bulunabiliyor. Buraları bulun, sıraya adınızı yazdırın (çünkü talibi çok, sadece sipariş verene satıyorlar. Öyle çat kapı gidip bulamazsınız) , sonra gidip başında bekleyerek, sağılışını izlemenin de keyfini çıkarın. Sütün o doğal sıcaklığı çok güzel. Afiyet olsun.
Diğer gıdalar için köylü pazarları var. İlk aklıma gelen Beykoz'daki. Ya da hemen her pazarda köy ürünleri satan küçük tezgahlar bulunuyor. Fiyatların bir miktar pahalı olmasından ve kasalarının, ambalajlarının acemiliğinden ayırdedilebelirler.
Beykoz'daki gibi "köylü pazarı" bilenler yazsın, bilgilenelim. Bir de fenni gübre kullanılmayan zarzevatı nasıl ayırdedebiliriz. Bu da önemli. Köylülerin de bazıları fenni gübre kullanıyor keza. Ben domatesi ayırdedebiliyorum: Şekli muntazam değil. Rengi basbayağı kırmızı, öyle plastik turuncusu değil. Yaşı yetişenler kokusundan rahatlıkla bahçe domatesini anlayabilir.
Bu başlık son zamanlarda en beğendiğim başlık oldu. Bunlar hakiki bilgidir. Paylaşalım.
Süt: Bilindik güvenilir sütçüden taze taze alınız
Sebze meyve: Pazardan ve güvenilir kişilerden alınız. (Daha olmadı topkapı sur diplerindeki bahçe ve bostanları ziyaret ediniz)
________________________
Play>Queen-Bohemian Rhapsody
Mingitau
03/10/2003, 18:00
Orjinal mesajı gönderen con_simit
İstanbul'un bile hemen her semtinde, biraz mahalle aralarını dolaşarak küçük, gizli mandralar bulunabiliyor. Buraları bulun, sıraya adınızı yazdırın (çünkü talibi çok, sadece sipariş verene satıyorlar. Öyle çat kapı gidip bulamazsınız) , sonra gidip başında bekleyerek, sağılışını izlemenin de keyfini çıkarın. Sütün o doğal sıcaklığı çok güzel. Afiyet olsun.
Diğer gıdalar için köylü pazarları var. İlk aklıma gelen Beykoz'daki. Ya da hemen her pazarda köy ürünleri satan küçük tezgahlar bulunuyor. Fiyatların bir miktar pahalı olmasından ve kasalarının, ambalajlarının acemiliğinden ayırdedilebelirler.
Beykoz'daki gibi "köylü pazarı" bilenler yazsın, bilgilenelim. Bir de fenni gübre kullanılmayan zarzevatı nasıl ayırdedebiliriz. Bu da önemli. Köylülerin de bazıları fenni gübre kullanıyor keza. Ben domatesi ayırdedebiliyorum: Şekli muntazam değil. Rengi basbayağı kırmızı, öyle plastik turuncusu değil. Yaşı yetişenler kokusundan rahatlıkla bahçe domatesini anlayabilir.
Bu başlık son zamanlarda en beğendiğim başlık oldu. Bunlar hakiki bilgidir. Paylaşalım.
Süt Konusu gerçekten doğru bir tespit. Keza bizim orda bazı densizler aşırı pis bir şekilde süt üretiyorlar mesela ineklerin memeleri her süt sağılışından önce yıkanmalı. Süt sağım makinası kullanılmıyorsa mutlaka kaşağılanmış olmalaılar yoksa bolca pislik içine düşer. Dikkat etmeyenler fazlacana...
Sebze Meyve konusu...
Hocam hormon ile yapay gübreyi karıştırmayın. Türkiye' de hormonu sadece büyük çapta üretim yapanlar kullanır, merak etmeyin Aydın Doğan' da kullanacaktır. Bahçe domatesi pembe olur. Bir gün olurda Balıkesir' e gidersem alet edavatla size uygun örnekleri gösteririm. En azından bir not, kabak gibi büyük olur ve bir tanesi en azından 500-750 gr gelmelidir. Kokladığında domates' in 15-20 günlük fidesi gibi kokar.(Tabii pazara erken gitmek gerekiyor yoksa koklama metodu geçersiz :))
Yapay gübre neredeyse tüm tarlalarda kullanılır. Nadiren 1 yıl ahır pisliği deposu dolmuştur orası boşaltılacakken tarlaya atılır onlar. O yıl hiç bir şekilde gübre atılmaz oraya. Ama genelde de buğday ekilidir o yıl orası.
Tarla domatesi denilen uzun domates yazları tavsiye edilir ama onunda kokusundan ayırt etmek gerekli.
Salatalıklar, kesinlikle şu poşetlerden çıkan aynı boydaki salatalıklarda almayın. en iyisi salatalık suyuna kokanlarıdır. Tabii tazeliği de önemli. Salatalık Suyu nasıl kokar? Şimdi bir salatalığın sap kısmından ufak bir parçayı kesin, kesilen yerden sürtmeye başlayın, çevrede ufak bir beyaz köpük oluşacak o köpüğün kokusu salatalıkta varsa o salatalık iyidir, ve Anadolu salatalığıdır. Şu an piyasada değişime uğratılmış, çekirdekleri pek olmayan bir çeşit salatalık yetiştiriliyor ve ben pek güzel bulmuyorum.
Annem geldiğinde daha detaylı bilgi verebilirm :)
benim anne annemler süt satıyorlar ve ben onlardan alıyorum.... herhalde kendi anne annem bana kötü süt vermez... yaşasın anne annem ve onun sağdığı sütler...
Mingitau
04/10/2003, 17:16
:p
Acıkcası kımyasal maddeler benı sutun ıcıne dusmus cer copten daha fazla endıselendırıyor.. Ornegın kucukken yazları gıttıgım koyumde her aksam ınekler sagılır ve sagılan sut bıldıgınız tulbentden gecırılerek suzulurdu.. O sırada katı nekadar pıslık varsa tulbentte kalır kalanıda sut, tezek atesınde kaynatılarak temızlenırdı.. Ama ınanın o sutun tadını hıc bıseye degısmem.. Ve hala yasıyorum?
Yada sadece domates kabak ve bıberden yapılmıs bı kızartmanın tadını burda bı bucuk ıskender yesenız alamazsınız..
Orneklerı cogaltmak mumkun.. Kısaca bana kalırsa bız dogallıktan ne kadar uzaklasırsak o denlı tehlıkedeyız.. Allahtan ben cannakkaledeyım ve burdakı pazarlarda etraftakı koylulerın malları var cogunlukla..
Axionun dedıgı gıbı pempe domatesler, kokusunu bes metreden alabılecegınız ırılı ufaklı hıyarlar, ev yapımı peynırler vs.. Aradıgımız herseyı bulabılıyoruz.. Yalnız sut konusunda hala sıkıntılıyım zıra yarısı sut yarısı su oluyor burdakılerın.. Sanırım esnaf yavas yavas "uyanıyor"..
Mingitau
04/10/2003, 19:35
Orjinal mesajı gönderen HunTER
Acıkcası kımyasal maddeler benı sutun ıcıne dusmus cer copten daha fazla endıselendırıyor.. Ornegın kucukken yazları gıttıgım koyumde her aksam ınekler sagılır ve sagılan sut bıldıgınız tulbentden gecırılerek suzulurdu.. O sırada katı nekadar pıslık varsa tulbentte kalır kalanıda sut, tezek atesınde kaynatılarak temızlenırdı.. Ama ınanın o sutun tadını hıc bıseye degısmem.. Ve hala yasıyorum?
..........
Ehue...
Zaten fazla hijyen iyi değildir :p Mutlaka ama mutlaka bir miktar haşeratınız olacak vücudunuzda...
Tabii bir şey dikkat çekiyor, bu hijyene dikkat, dikkat etmeyene olan yakınlık ile doğru orantılı mı? Mesela kekten kıl çıktığında kıyameti koparırsın, herhangi bir kafeede(café). Ama annen, ablan ya da eşin yaptığında ağzını bile açmazsın. Kılı çekip yemeğe devam edersin.
kılın sâhibi de etkili oluyor olabilir axion.
mikroorganizmaların %99'u faydalıdır, %1'i patojendir diyorlar...
(aynı hatâ iki yerde birden yapılmaz ki, nasıl şaşkın ediyorum kim bilir?:))
süt sivilce, kilo ve delidana yapar, uzak durun.
Bir toplumun gelişme çağında olan bireyleri için, eğitim ne kadar önemliyse sağlıklı beslenme de o kadar önemlidir. (aslında bu konuda bilinçli davranabilmek de eğitimle kazanılır.)
Temel gıda olan sütün, hazır süt üreten firmalar tarafından "pastörize süt" adı altında hiç bir denetimden geçmeden ( Türkiye'de doğru dürsüt denetlenen ne var ki ? ) içinde çeşit çeşit bozulmayı önleyici kimyasal maddelerle tüketime sunulması (aslında buna süt demek de şahit ister) bu topluma karşı suç işlemek değilmi?
Millet o tv reklamlarında futbol oynayan tertemiz inekleri görüyor ve gidip o sahte sütleri alıp bebeklerine içiriyor. Kimse buna dur demiyor.
Avrupada ABD de yaşayan arkadaşlar varsa oradaki hazır sütler hakkında biraz bilgi verebilirmi?
Mingitau
05/10/2003, 17:14
Olay sadece sütle ilgili değil. Mesela aşırı sağlıklı Soya Fasülyesi yağları. Hiç Türkiyenin tarımsal üretimi ile ürettiği yağ oranlarını bilen var mı?
AB ve ABD arasında bu genetik değiştirilmiş ürünler üzerine ciddi bir kavga var.
Evet olay sadece sütle ilgili değil. Konu dağılmasın diye diğer hazır gıdaları başlığa dahil etmedim.
Örneğin salça ya da meyva suyu fabrikalarında çalışan veya bunların nasıl üretildiğini gören kişilerin bu ürünlerden kesinlikle tüketmediklerini duydunuzmu? Çünkü nasıl yapıldıklarını görüyorlar. Ve mideleri kaldırmıyor.
En ünlü salça markalarında bile yurt içi pazara sunulan ürünler farklıdır.
Üzeri siyah lekeli mantar hastalığı olan domateslerden yapılan salçalar konserve yapılıp iç pazara verilirken. Kaliteli olanlar ihraç edilir.
Meyva suyunu zaten hiç sormayın.
Bahçelerde ağaçların altına düşen, ezilmiş, çürümüş, kurtlanmış olanlar çuvallara doldurulup meyve suyu fabrikalarına götürülüp satılıyor. Eğer kaliteli sağlam ürün götürürseniz orada salak muamelesi görüyorsunuz. Çürük meyve tadını ve bozulmayı önlemek için kimbilir içine kaç çeşit kimyasal madde ekliyorlar.
Birde utanmadan kutuların üzerine % bilmem kaç C vitami % X B vitamini protein falan yazarlar.
Bu firmalar meydanı boş buldular. Denetleyen yok, tepki gösteren yok. Çok yüksek birim kârları sayesinde bol reklam vererek malı götürüyorlar.
Gıda mühendisleri boşuna okumuş bu ülkede.
Volkan Uzun
06/10/2003, 03:55
amerikada da sut denetimi var.
ama mesela californianin meksiya yakin yerlerinde , misal los angeles, kardenas isminde bol bol meksika marketi var.
bunlar devasa byuk ve bol meksika urunleri var.
acaip pis kokuyorlar.
gorseniz denetim neresinde dersiniz.
turkiyede pinar da denetim iyidir.
turkiyedei bircok denetim amerikadan daha iyi bence , en azindan californinanin meksikaya yakin yerlerinden daha iyi
Forum Yazılımı : vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.