PDA

Tam Sürümünü Görmek İçin : ask hikayesi


Algorismus
04/09/2003, 02:17
bildiginiz asklardan degil :)

http://www.haysiyet.com/piam/001.html


MEHMET
04/09/2003, 12:22
Aşkın neden gözünün kör olduğu ve çılgın olduğunu güzel bir kurguyla anlatılmış. Ama maalesef yazarı bilinmiyor.

AŞK ve ÇILGINLIK

Uzun zaman önce, dünya oluşmamış,insanlar dünyaya ayak basmamışken,iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilemez vaziyette dolanıyorlarmış.
Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken; saflık ortaya bir fikir atmış;
"Neden saklambaç oynamıyoruz?"
Ve hepsi bu fikri beğenmiş.
Hemen çılgınlık bağırmış;
"Ben ebe olmak ve saymak istiyorum.Ben ebe olmak istiyorum!"
Başka hiç kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için hemen kabul etmişler.
Çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış; Bir, İki, Üç....Çılgınlık saydıkça, iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar. Şefkat, ay'ın boynuzuna asılmış, İhanet, çöp yığınının içine girmiş, Sevgi, bulutların arasına kıvrılmış, Yalan, bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş. Çünkü gölün dibine saklanmış, Tutku, dünyanın merkezine gitmiş,Para hırsı, bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.
Ve çılgınlık saymaya devam etmiş;Yetmiş dokuz, Seksen, Seksen bir. Aşkın dışında bütün iyi huylar ve kötü huylar
o ana kadar zaten saklanmış. Aşk kararsız olduğu gibi,
nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Çünkü hepimiz
aşk'ı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz. Ve çılgınlık doksan sekiz, doksan dokuz'dan sonra yüz'e geldiğinde, aşk, sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış. Çılgınlık bağırmış;
"Önüm, arkam, sağım, solum sobe. Geliyorum!". Arkasını döndüğünde, ilk önce Tembelliği görmüş, o ayaktaymış. Çünkü saklanacak enerjisi yokmuş. Sonra şefkat'i ayın boynuzunda görmüş ve ihaneti çöplerin arasında, sevgiyi bulutların arasında, yalanı gölün dibinde ve tutkuyu dünyanın merkezinde.
Hepsini birer birer bulmuş, birisi hariç.
Ve çılgınlık umutsuzluğa kapılmış, saklananların bir tanesini bulamamış. Derken haset,aşk bulunamadığı için haset duyarak,
çılgınlığın kulağına fısıldamış;
"Aşk'ı bulamıyorsun çünkü o güllerin arasında saklanıyor."
Ve çılgınlık çatal şeklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına çılgınca saplamış, saplamış, saplamış, ta ki, yürek burkan bir haykırma onu durdurana dek.Ve haykırıştan sonra,
aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış, parmaklarının arasından sicim gibi kan akıyormuş.Çılgınlık aşkı bulmak için
heyecandan aşkın gözlerini çatal sopa ile kör etmiş."Ne yaptım ben? Ne yaptım ben?" diye bağırmış.
"Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim?"Ve aşk cevap vermiş;
"Gözlerimi geri veremezsin.
Ama benim için bir şey yapmak istersen, benim rehberim olabilirsin." Ve o günden beri, aşkın gözü kördür ve
o günden beri çılgınlık da her zaman onun yanındadır.

Algorismus
04/09/2003, 12:54
benim yazdigim biraz farkli bir ask hikayesi okudun mu bilmiyorum :)
o kadar seyi adam nasil düsünmüs de birlestirmis helal olsun dedim :) 7 sayfa ama sıkılmadan okudum ben.

MEHMET
04/09/2003, 13:03
ewet okudum ama bir sayfa okumuştum demek 7 sayfa ha.. Bende bir anda nasıl bitti diye kendi kendime hayırlanıyordum.
ha birde sizin linki verdiğiniz yazının benim alıntı yaptığım yazıdan farkını biliyorum ama ikisini de unutmayalım ki teması tutku ve aşk.
http://www.leman.com.tr/dergiler/l@net/yazilar/bilgisayar.html linkteki klasik olan mektubu hatırlattı. İlk okuduğumda çok keyifliydi. Ama şimdi midem artık kaldırmayacak kadar çok okudum.

Adrenalin
04/09/2003, 20:20
Soguk ve sehirlerarasi otobüslerde vazgeçtim bilgisayarci olmaktan
Ve teknik servis çantamda MS-DOS disketleriydi duran.
Ben seninle birgün teknik serviste
Yazici tamir edebilme ihtimalini sevdim.
Lehim ve havya kokan lise yillarinda
6502' li programlamalar yasaniyordu labaratuarda
ve bu programlar öyle uzun sürdü ki adam gibi bilgisayarlari özlemeye basladik.
Bizim Memik Yanik'imiz vardi
Bir de MS-DOS promptuna DIR yazma imkani
Yumurta kokan arkadaslarla paylasilan kahverengi siralarda
Programcilik oynamaya basladik.
Ben programci oluyordum, sen analist.
Geri kalanlar aptal kullanici
Komut satirlarina umut harfleriyle komutlar yaziliyordu,
Türkçe karakterlere inat bir türkçeyle
Abilerimizden ögrendik ALT tusuyla birlikte rakamlara basarak ASCII karakterler türetmeyi
CPU'larin çalisma hizlari usul usul artiyordu.
Ve fanlarla çalistirmayi öneriyordu Intel yetkilileri.
Oysa disiplin kurulunda tartisilacak bir virüs bulastirma olayim
olmadi benim. (sinifça oynadigimiz araba yarislarini saymazsak)
labaratuara usul usul yeni bilgisayarlar geliyordu ve belli bir saatten sonra bilgisayar kullandirmiyordu atölye ögretmenleri.
Oysa hiç yeni bir bilgisayarim olmadi benim.
Ve hiç bir 386sx25'in hard diskinde geçmedi adim.
8086 IBM'lerde sevimli bir QBASIC programiydim sadece.
Sana siirler biriktiriyordum PW'nin DATA dizininde ama, sen yoktun.
Ben senin bilgisayarci olma ihtimalini seviyordum
Ben senin benimle bir bilgisayarciya gidebilme ihtimalini seviyordum.
Kasalarin keskin kenarlari batiyordu, elimin kesilmeye hazir nazir yerlerine
Sonra kablolar çekiyordum , kopup duran baglantilarin iyice yavas olmalarinda.
Ne yana baksam ethernet ve orman saniyordum anakartlarin yalanci yesilligini.
Networkler kuruyordum, Worksgrouplar yapiyordum
Dosyalar kopyaliyordum bir bilgisayardan, bir iç bilgisayara
Hard Disk'in sesini basina koyuyordum, sevdigim sarkilarin listesinin.
Sonra çikiyordum Windowstan
Ve MS-DOS' tan LINUX' e giden
Ömrümün en hizli
Ömrümün en yavas
Ömrümün en basit
Ömrümün en saglam isletim sistemini çalistiriyordum.
Çünkü sonunda server oluyordun.
Master Disk kokuyordun sonunda.
Soguk ve sehirlerarasi otobüslerde vazgeçtim bilgisayarci olmaktan
Ve teknik servis çantamda MS-DOS disketleriydi duran
Ben seninle birgün
IBM'in Ar-Ge departmaninda
Ben seninle sadece bilmek zorunda olanlarin bildigi bir son kullanici bayisinde.
Ben seninle Agri Dagi'nin Van Gölü'ne bakan yüzündeki herhangi bir
bilgisayar dükkaninda
Ben seninle bir anakartin, karmasik cografyasinda kaybolabilme
ihtimalini sevdim.
Ben senin BILGISAYARCI olabilme ihtimalini sevdim