PDA

Tam Sürümünü Görmek İçin : Yanlış atasözü olur mu?


JakaBo
02/09/2003, 14:30
Mehmet Y.Yılmaz, Milliyet’teki köşesinde, anlamları çelişen atasözleri ile ilgili bir yazı yayımladı geçende.


‘Atalarımızın kafası çok mu karışıktı?’ adlı yazıda şöyle diyordu Yılmaz: “Öğretmenim, atasözlerinin açıklamalarını yaptığımız kompozisyon ödevlerimizde ilk cümlenin şöyle olmasını isterdi: ‘Bu atasözü doğrudur...’ ya da şöyle: ‘Bu atasözü yanlıştır...’ Mesela ‘Ayağını yorganına göre uzat’ı anlatıyorsak ‘doğrudur’ diye başlardık. ‘Akarsu pislik tutmaz’ı anlatıyorsak ‘yanlıştır’ diye... O zamanlar çocuk aklımla bu kadar yanlış sözlerin nasıl olup da atasözü kapsamına girdiğine de anlam veremezdim. Madem yanlış, niye atasözü oluyor diye...”

Sayın Mehmet Yılmaz yazısında, anlamı zıt olan atasözlerine örnekler de sıralamış: ‘Damlaya damlaya göl olur’ ile ‘taşıma suyla değirmen dönmez’in anlamca ters olduğunu; ‘iyi insan lafının üzerine gelir’ ile ‘iti an çomağı hazırla’nın çeliştiğini belirtmiş. Bence bu durumun tuhaf olan bir yanı yok. Mesela seçim dönemlerinde siyasilerin bol keseden attığını gören biri, seçim sonrasında yerine getirilmeyen vaatleri düşünerek ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ diyebilir. Aynı kişi, yolsuzlukların üstüne korkusuzca gittiğinden ötürü yönetimden uzaklaştırılan bir bakan için ‘doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar’ sözünü uygun gördüğünde de doğru bir söz kullanmıştır. Oysa iki atasözünü yan yana koyduğumuzda bunların anlamlarının birbirine ters olduğunu görürüz; biri yalancılığı yerer, diğeri doğruluğun zararlarını anlatır. Ama ikisi de bence yerli yerinde söylenmiştir.

Sayın yazar bu durumu ‘Türk pragmatizmi’ tabiri ile açıklıyor. Özel çıkarlarımıza göre o an için işimize geleni çekip kullandığımızı belirtiyor. Atasözleri hakkında daha farklı bir üslupla düşünmek gerektiğine inanıyorum. Bu konuda üstat sayılabilecek bir isim, merhum Ömer Asım Aksoy, çelişkili atasözleri hakkında daha farklı, daha geniş düşünüyor. Aksoy bu konuda şöyle diyor: “Atasözleri içinde anlamları birbirine aykırı olanlar vardır. Her atasözü bir kural olduğuna göre bu çelişik sözlerden her biri nasıl kural sayılabilir? Bu soruya cevap verebilmek için görüp geçirdiğimiz olayların çelişmelerle dolu olduğunu düşünmek gerekir. Bunları belirten kurallar da şüphesiz öyle olacaktır. Bundan başka aynı olay değişik koşullar altında ayrı ayrı sonuçlar verebilir. O zaman birbirini tutmayan düsturlar ortaya çıkar. Nitekim yalan söylemenin kötü sonuçlar vereceğini bildiren atasözleriyle birlikte, doğru söylemenin kötü sonuçlar vereceğini bildiren atasözleri de yaşamaktadır (...) Burada bir inceliği belirtmek yerinde olur: Birbirlerine aykırı olan atasözlerinin hepsi kural gibi söylenmiş olmakla birlikte, doğru yargılı olmayanlar, ya toplumla alaydır, ya taşlamadır, ya uyarmadır, ya yermedir, ya da bir kötümserlik ve öfke anlatımıdır. Bunlar doğru şeyler söylemek için değil, toplumca benimsenmek gibi bir genelliği bulunan ruh hallerini yansıtmak için ortaya çıkmışlardır. Aralarında yerine göre inanılarak söylenmiş olanlar da bulunabilir. Örneğin: ‘Devlet malı deniz, yemeyen domuz’ sözü, taşlama da, öfke anlatımı da, inanılarak söylenmiş bir söz de olabilir.” Ama inanılarak söylenmiş olma ihtimali bulunan bu tür atasözlerini ‘Örnekler o kadar çok ki, hepsini bir araya getirip bir kitapçık yapmamız bile mümkün olabilir.’ diyerek genele yaymak bence doğru değil.

E şimdi biz hangi atasözüne güvenelim? İşimize gelene mi :)


Bozo
02/09/2003, 15:29
o an için hangisi doğrı ise ona güveneceksin. yok devlet bir kurul oluşturup bunların doğrularını seçmeye kalkarsa oturgaçlı götürgeçe döneriz.

Gurhan
02/09/2003, 18:35
her koyun kendi bacağından asılır
bana dokunmayan yılan bin yaşasın

bunlar dışındaki bildiğim tüm atasözleri doğrudur

MEHMET
03/09/2003, 09:17
bu konu sanki bu forumda tekrar tartışılmıştı herhalde.
hatta bazıları çok kızmıştı.

ayşenaz
03/09/2003, 11:36
Hatırlıyorum! Sanırım başlığı 'Atalarımız yanlış mı demiş?' veya 'Atalarımız Çelişkili Konuşmuş'tu umarım yanlış hatırlamıyorumdur:confused:

JakaBo
03/09/2003, 13:45
Evet varmış,

http://forum.ceviz.net/showthread.php?s=&threadid=4709

Ansugo
03/09/2003, 16:23
İti an çomağı hazırla...
İyi adam lafı üzere gelirmiş...

Hangisi işimize geliyorsa ondan söylemek gerek. Dünyanın binbir türlü hâli var.

mustafa
04/09/2003, 01:40
Hangisi işimize geliyorsa ondan söylemek gerek. Dünyanın binbir türlü hâli var.

şiddetle katılıyorum. hattâ gürhan'ın doğru bulmadığı atasözlerinin bile kullanılacağı yer vardır.

LEthaL
04/09/2003, 02:02
Belki konuyu dağıtmak gibi olacak ama;
Her şey bir yana ne demek Türk pragmatizmi?
Köşe değil kalem vermemek lazım ellerine...

MEHMET
04/09/2003, 09:39
pragmatizm yerine faydacılık yada yarar olsa bence de farkeden bir durum olmayacak.
Adamın bu kelimeleri kullanmasının sebebi "bak ben entel kesmin felsefik ve anlaşılması güç olan kitaplarını okuyor ve onların kullandıkları yabancı kelimeleri bende kullanıyorum. ben entelim" düşüncesi taşıdığı içindir.
hele şu demogaji kelimesi, bu ona en güzel örnek.

LEthaL
04/09/2003, 10:43
Kullanmamak lâzım.

Yoksa on yıl sonra "bi clubbing eventı vardı", "printerı bi install etsene", "bilgisayar gene error verdi","Bi restart yap" . . . gibi cümlelerin önüne geçemeyiz.

Mingitau
04/09/2003, 11:07
LEthaL im zaten öyle konuşuyor çoğusu...

Ansugo haklı dünyanın binbir türlü hali var.

Matematiksel doğruculuğu sosyal bilimlerde ne idiğü belirsiz yöntemle arayanların düşeceği, kestane kabuğundan çıkıp kabuğunu beğenmeme durumu bu entellektüel yazarımızın düştüğü durum.

Sözlerin anlamları yıllar içinde değişir mesela -1000/-500 arasında suvan sözcüğü gök cisimlerinin soğuk olanlarını tabir etmekte kullanılmıştır. Ama şimdi İç Batı Anadolu' daki dilde suvan dediğinizde direkt olarak soğan anlaşılır. Bildiğim kadarıyla bu kelimenin herhangi bir Türkçe Lehçesinde başka bir anlamı yoktur. Benzeri bir çok durum var. Bu ve bu tip yazıları yazan yazarlarımız ve onları yetiştiren nesil, nasıl bu tip yargılara varmayı becerdiyse... Atasözleri kalıplaşmış büyük ölçüde de gerçek anlamlarını yitirmiş cümle halinde söz öbekleridir. Bunları gerçek anlamıyla düşünmekde başka bir hatadır.

Bu arada hep ççelişenleri yok :)

Mesela "Akansu pislik tutmaz" ile tüm kültürlerde bulunan "Yuvarlanan taş yosun tutmaz" aynı anlamdadır. Şimdi bize düşen ne diye ayrıca gerek duymuşuz da bu yeni sözü kanıksamışız. Tüm dünya yuvarlanan taşın yosun tutmamasını söylerken biz hangi ek kavramı ya da kavramları içermesi için "Akansu pislik tutmaz" sözünü kullanmışız?

hunter-woman
01/12/2005, 15:43
ATASÖZLERIMIZ VARDIR. ATALARIMIZIN SÖZLERI. NE KADARDA GÜZEL ANLAMLI SÖZLER SÖYLEMISLERDIR.
ATASÖZLERIMIZ......BIZIM ATALARIMIZIN SÖZLERI. BIZIM ATASÖZLERIMIZ.

HER ÜLKEDE, HER ULUSTA OLDUGU GIBI BIZIM ÜLKEMIZINDE KENDISINE HAS ATASÖZLERI VARDIR. ATALRIMIZ, EVVELDEN ZAMANINIMZA KADAR GELEN NE KADAR GÜZEL, NE KADAR ANLAMLI SÖZLER SÖYLEMISLERDIR. SAYMAKLA BITMEZ ATASÖZLERIMIZ. BELKIDE SAYMAYA ÖMRÜMÜZ YETMEZ.
GÜNES ISINLARI NASIL DÜNYAMIZI AYDINLATIP BIZ CANLILARA YOL GÖSTERIRSE, ATASÖZLERIMIZDE YASANTIMIZDA ÖNÜMÜZE CIKAN VE CIKACAK OLAN ENGELLERI, ZORLUKLARI, SORUNLARI DOGRU OLARAK ZORLANMADAN ASMAMIZI SAGLAR. ama ne varki zamanimizda atasözlerimize kulak vermeyip, atasözlerimizden degerli dersler almayanlarimiz oldukca fazladir. bence bu büyük bir kusurdur, hatta büyük bir yanlisliktir. o halde lütfen, hic degilse kendi menfaatlerimiz icin atasözlerimize kulak verelim.

atasözlerimiz....bizim atasözlerimiz. bizlerin atalarinin söyledigi o degerli sahane sözler. her biri bir hazine degerinde olan o fevkulade güzel sözler. ne kdarda coktur bilirmisiniz? ne demistik, saymaya kalksak belki ömrümüz yetmez.

HunTER
01/12/2005, 16:51
Bunları yazarken cıddımıydı cok merak edıyorum..

Gurhan
01/12/2005, 17:13
O kadarda söyledim şu tımarhanelere internet minternet vermeyin diye

ama atalarımızın dediği gibi sakalımız yok ki sözümüz geçsin :)

pirilti
01/12/2005, 17:58
Atasözleri,gelenek,görenek,örf,adet,töre,kültür,di l...vb gibi. uygulamalar insanların yaşamlarını kolaylaştırmak için geliştirilen araçlardır. Bir atasözüne bir geleneği bir kültürü anlamak ve doğru analiz etmek için yer,zaman,topluluk yapısı,şartlara gibi birtakım özellikleri göz önünde bulundurmak gerekir. Bir söz devrinde çok anlamlıyken geçen zamanla birlikte artık anlamını yitirebilir. Örf,adet,töre,gelenek,görenek,dil de bu şekildedir.
Bu araçları yok etmeden değiştirmek ve zaman uydurmak gerekir yoksa hayat giderek zorlaşır(burada ata sözlerini yada herhangi biri sözü günümüze uydurmaktan değil "atasözü" kavramı koruyup yeni atasözleri de geliştirmeliyiz demek istiyorum. Anlamını kaybedenleri at gitsin.).
Bazı insanların geçmiş kültür,örf,adet,gelenek,dil..vb. gb. Uygulamalara bu kadar bağnazca yapışmasını ben korkulardan ve gelişmeye ayak uyduramamaya bağlıyorum. Bu araçları kötülemiyorum yada gereksiz bulmuyorum tam tersi önemli buluyorum.. Her toplumun yaşadığı zamanla ilgili kültür.örf vs vs yapma hakkı vardır bağnazca geçmiş kültüre örf adete sarılan aslında yeni kültür gelişimlerine engel olarak bundan bir çıkar elde edenlerdir diye düşünüyorum.
Şimdi bu araçların neden gerekli olduğunu anlatan bir örnek vermek istiyorum.
Geçmişte bilirsiniz beşik kertmesi denen bir olay var artık kullanmıyoruz attık gitti çünkü artık günümüzde saçma geliyor.
Geçmişte; kıtlık,kuraklık ve zor yaşam şartları yüzünden kadın popülasyonu az seyredermiş ve kadın kıymetliymiş(başlık parası da bu bağlamda değerlendirilebilir.). Buda bir takım sıkıntılara neden olmaya başlamış; örneğin çocuk yaş dan kız çokçuklarının kaçırılması kız yüzünden çıkan kanlı bıçaklı kavgalar yüzünden beşik kertmesi sistemi ortaya çıkmış bu toplum tarafından kabul edilince kızlar bir nebze de olsa kaçırılmaktan ve toplum tarafından benimsenen bir kural olduğundan kavgalar azalmış ve kişinin yaşadığı kıskançlıkları önleyici bir araç olarak yakın günümüze kadar korunarak gelmiş.
Başka bir örnek eskilerde bir gelenek vardır kardeş yada ağabeyi öldüğünde onun karısı en büyük abi tarafından eş olarak alınırdır. Şimdi düşününce insanın kanı donuyor. Ama bu örfün çıktığı zamanı bir inceleyecek olursak savaş zamanını görüyoruz. Savaş zamanında erkekler savaşa gittiklerinde bir çoğu geri dönemiyordu ve bunların aileleri perişan oluyordu bu sebeple ölen kardeşin eşini alma örfü ortaya çıkmıştır. Böylelikle bir nebzede olsa geride kalanlar acıkda kalmıyordu çünkü kardeşinin karısını açıkda bırakan aile toplum tarafından dışlanıyordu. Toplum tarafından da kabul gören bir uygulama olduğu içinde insanlar psikolojik sorunlar yaşamadan bunu içlerine sindirebiliyorlardı.

Örf ,adet,atasöz,töre dil vs vs hep insan ihtiyaçlarından doğar..nasıl ki saçımız uzadığında kestirme ihtiyacı duyuyorsak örf adet gelenek görenek kültür töre hepsi bizimdir ama zamanı geldiğinde kestiririz yeni şekiller veririz dedemizin saç tıraşını da kendimize uydurmayız diye düşünüyorum tabi güzel tıraşsa kalabilir :)

fgenc
09/12/2005, 21:25
yanlis atasözü olmaz
yanlis yerde kullanilan atasözü olur :)

salihakkas2
07/03/2006, 08:36
her koyun kendi bacağından asılır
bana dokunmayan yılan bin yaşasın

bunlar dışındaki bildiğim tüm atasözleri doğrudur
her koyun kendi bacağından asılır da bencillik akımından çok herkesin kendi hayatını kurup kendi parasını kazanması gerektiği gibi bir anlam var sanırım diğeri ise ironi diye düşünüyorum.

fgenc
07/03/2006, 16:11
her koyun kendi bacağından asılır da bencillik akımından çok herkesin kendi hayatını kurup kendi parasını kazanması gerektiği gibi bir anlam var sanırım diğeri ise ironi diye düşünüyorum.


edipsizlik edip her iki atasözünün kaneatimce olan anlamlarini yazicam

simdi herkoyun kendi bacagindan asilir :
birilerinin yaptiklari hatayi referens alarakdan bak onlarda öyle yapiyor bende
yapsam ne olur dememeli. her koyun kendi ayagindan asilir. hesap günü geldiginde herkez kendi yanlislari dogrultusunda kendi ayagindan asilacak
baskasinin ne yaptigi seni baglamasin yönlendirmesin v.s.

bu atasözü bu sekilde yorumlarsak" bana dokumayan yilan bin yil yasasinin "
atasözü ile bir celiskisi yok.

bireyseligi vurgulayan bir atasözü
ama söyle bir sloganla celiskisi var "susma sustukca sira sana gelecek!"