Mingitau
29/08/2003, 23:00
Selahattin Duman
Ahalimizin aklı erenleri yıllardır bir sonuca bağlanamamış olan "Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?" sorusuna cevap aramayı bıraktı, yeni bir maceraya daldı.. Şimdi "Tavuk yemek caiz midir?" diye tartışıyor.. Ben muhalefet şerhimi baştan koyayım bir kere.. Bu tür tartışmalar ahalimize ağır gelir, zihnini yorar.. İsteyen denesin.. Daha iki gün evvel "Domuz gelmesin.." diye orman içinde ateş yakıp, yüzlerce hektarlık yeşil alanı kül eden vatandaşı bulsun, "tavuk meselesini" onunla tartışsın..
Doğru laf ilk önce bizim Erman Hoca'dan geldi.. "Sağlıklı yaşam meraklılarının yediği tavuklar hormonlu olduğundan sağlığa aykırı.." dedi.. Aklı erenlerin öfkesini çekti.. Öyle tabii.. Bu memleketin onca enteli varken bu tartışmayı başlatmak Erman Toroğlu'na mı düşer? Her şeyi ile aykırı adam.. Yüksek okul mezunu bir kabzımal.. Eskinin gözde futbolcusu.. Seyircinin "Senin içinde bir kadın var.." diye bağıramadığı bir erkek hakem.. Yurt dışında bu işin eğitimini almışlardan daha güzel televizyon yapıyor.. Akademik unvanları kartvizite sığmayanlardan iyi yazı yazıyor.. Nereden baksan sinir bozucu bir adam.. Ben de hızlandırılmış entellik kursuna gidip, üzerinde "Enteldir, ne söylese yeridir.." yazan bir şehadetname alsaydım, benim de sinirim Erman Hoca'ya dayanmazdı..
Tavuk meselesi..
Her şeyi bilen ancak "ama" bağlacının virgül gerektirmediğini bir türlü öğrenemeyen, bu yüzden de virgülü önüne mi arkasına mı koymalı diye kara kara düşünen entellere sıkıntı veren tavuk meselesine gelince.. Mutlak surette bir kibrit kutusu büyüklüğündeki beyaz peynir ile başlayıp, beyaz etli ızgara tavuk göğsü ile biten bir rejim gününün ağır yemeğinden başlayalım.. Tavuk kuş kategorisine giren bir mahlûktur.. O yüzden kuş beyinlidir.. Tavuk gö.ünün yemin tutmaması onun kuş beyinliliğinden değil, horozların sürekli tacizindendir.. Korkak bir hayvandır.. Sadece girdiği her tartışmayı kazandığı solucanlara karşı bir üstünlüğü vardır..
Dünyadaki hayatına bir civciv olarak başlayan tavuğun yumurtadan çıkıp piliç haline gelmesi altı ayı gerektirir.. Altı aydan itibaren insanlara lâyık bir hayvan olur.. Horozların ilgisini çeker.. Sekiz ayı tamamladığında ise gelişimini tamamlayıp, sosyeteye takdim edilecek kıvama gelmiştir.. Hal böyleyken bazı uyanık hayvan üreticileri; tavukları kümese, bahçeye salmak yerine yirmi santimlik bir alanda tutup önüne durmadan yem bırakma yöntemini keşfetmişlerdir.. Bu yirmi santim az mı çok mu derken, sonunda "bir metrekareye yirmi beş tavuk" sistemine gelinmiştir.. Tavukların yumurtlama güdüsünü teşvik için de gün ışığı yerine elektrik ışığından yararlanılmıştır.. Işıklar on iki yerine altışar saatlik ara ile yanıp söndüğünden bazı tür tavuklardan günde iki defa yumurta alınmasının hikmeti budur..
Antibiyotik takviyesi..
Üretimde kapasite zorlaması.. İşte tavuk neslini berbat eden üç kelimelik formül.. Bugün bir yumurtanın marketlerde paketlenmiş tavuk görüntüsüne girmesi için sadece 42 gün yetiyor.. Kuluçkadan çıkan civcivin fındık kadar midesi "yapay yemler, ilaçlar ve antibiyotiklerle.." dolduruluyor.. Yirmi beş tanesi bir metrekarelik alana sığdırılan civcivlerin yemekten, tıkınmaktan başka şansı yok zaten.. Ne var ki küçük ayaklarını taşıyan kemikleri dayanmıyor.. "Özürlü tavuk yetiştirme.." ayıbını taşıyamayacak olan üreticiler ona da çare bulmuş.. Hayvanlara kemik kuvvetlendirici, daha doğrusu kırk gün dayanmasına yetecek kadar antibiyotik ve hormon yüklüyorlar.. Kemikleşmeyi hızlandırıp olayı çözüyorlar.. Size de önünüze tavuk niyetine getirilmiş 42 günlük civciv azmanını yerken "Ay kardeş, ben beyaz etinden başkasını yemem.." diye sağlık tartışması açmak kalıyor..
Standart koyma merakı yüzünden yeryüzündeki türleri yok eden, her dalda bir iki tür yeterli diyen üreticilerin bu marifeti kimseyi ırgalamıyor.. Frederic Beigbeder'in yazdığına göre Fransa'daki atmış küsur tür elmadan geriye sadece beş alti tür kaldı.. (Bizim hiper marketlerde de durum bu..) Fosforik ve sitrik asit yediğimiz içtiğimiz her şeyin içinde var.. Bunlara bir de "zorla büyütülen" hayvanlara verilen "dirençli bakteri soylarını" ekleyin.. Pişince ölmeyip, etle birlikte mideye indirdiğimiz bakterileri.. Deli danadan AIDS'e kadar her şeyi tetiklemeye hazır..
Tek çare çalmak..
Ben üç aydır tavuk nesline savaş açtım.. Ağzıma bile koymuyorum.. Efendim, çok sağlıklıdır.." diye ağzıma tavuk koyacağıma oturup bir paket sigara içerim.. İkincisinin riski daha az.. "Hormonlu tavuğum büyüdü, ben kısa kaldım.." diye dert edip tamamen vazgeçecek de değilim.. Bodrum'un beldeleri başta olmak üzere buralarada her köşe başında bir tavuk var.. Henüz turizm bilinçleri gelişmemiş olduğundan sokaklarda başıboş geziyorlar.. Bereket versin ahali "Marketteki daha ucuz.." diye tavuk besleme alışkanlığından hâlâ vazgeçmemiş.. Bodrum'a inerken veya eve dönerken çevreye şöyle bir bakın.. O sıcaklarda dışarda pek insan olmuyor.. İnip tavuklardan birini bacağından yakalayıp, arabanın bagajına atın.. Tavuk ahmak bir hayvan olduğundan kesinlikle size sorun çıkarmayacaktır.. Ancak sahibi sorun çıkarabilir.. Bunun için de yakalanmamak şart.. Allah'a şükür, bugüne kadar parmak izi bırakmadım.. Kafa çalışıyor tabii.. Hormonlu tavuk şey etmediğimizden zihnimiz henüz berrak.. Yaşasın sağlıklı beslenme!
:D
Ahalimizin aklı erenleri yıllardır bir sonuca bağlanamamış olan "Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?" sorusuna cevap aramayı bıraktı, yeni bir maceraya daldı.. Şimdi "Tavuk yemek caiz midir?" diye tartışıyor.. Ben muhalefet şerhimi baştan koyayım bir kere.. Bu tür tartışmalar ahalimize ağır gelir, zihnini yorar.. İsteyen denesin.. Daha iki gün evvel "Domuz gelmesin.." diye orman içinde ateş yakıp, yüzlerce hektarlık yeşil alanı kül eden vatandaşı bulsun, "tavuk meselesini" onunla tartışsın..
Doğru laf ilk önce bizim Erman Hoca'dan geldi.. "Sağlıklı yaşam meraklılarının yediği tavuklar hormonlu olduğundan sağlığa aykırı.." dedi.. Aklı erenlerin öfkesini çekti.. Öyle tabii.. Bu memleketin onca enteli varken bu tartışmayı başlatmak Erman Toroğlu'na mı düşer? Her şeyi ile aykırı adam.. Yüksek okul mezunu bir kabzımal.. Eskinin gözde futbolcusu.. Seyircinin "Senin içinde bir kadın var.." diye bağıramadığı bir erkek hakem.. Yurt dışında bu işin eğitimini almışlardan daha güzel televizyon yapıyor.. Akademik unvanları kartvizite sığmayanlardan iyi yazı yazıyor.. Nereden baksan sinir bozucu bir adam.. Ben de hızlandırılmış entellik kursuna gidip, üzerinde "Enteldir, ne söylese yeridir.." yazan bir şehadetname alsaydım, benim de sinirim Erman Hoca'ya dayanmazdı..
Tavuk meselesi..
Her şeyi bilen ancak "ama" bağlacının virgül gerektirmediğini bir türlü öğrenemeyen, bu yüzden de virgülü önüne mi arkasına mı koymalı diye kara kara düşünen entellere sıkıntı veren tavuk meselesine gelince.. Mutlak surette bir kibrit kutusu büyüklüğündeki beyaz peynir ile başlayıp, beyaz etli ızgara tavuk göğsü ile biten bir rejim gününün ağır yemeğinden başlayalım.. Tavuk kuş kategorisine giren bir mahlûktur.. O yüzden kuş beyinlidir.. Tavuk gö.ünün yemin tutmaması onun kuş beyinliliğinden değil, horozların sürekli tacizindendir.. Korkak bir hayvandır.. Sadece girdiği her tartışmayı kazandığı solucanlara karşı bir üstünlüğü vardır..
Dünyadaki hayatına bir civciv olarak başlayan tavuğun yumurtadan çıkıp piliç haline gelmesi altı ayı gerektirir.. Altı aydan itibaren insanlara lâyık bir hayvan olur.. Horozların ilgisini çeker.. Sekiz ayı tamamladığında ise gelişimini tamamlayıp, sosyeteye takdim edilecek kıvama gelmiştir.. Hal böyleyken bazı uyanık hayvan üreticileri; tavukları kümese, bahçeye salmak yerine yirmi santimlik bir alanda tutup önüne durmadan yem bırakma yöntemini keşfetmişlerdir.. Bu yirmi santim az mı çok mu derken, sonunda "bir metrekareye yirmi beş tavuk" sistemine gelinmiştir.. Tavukların yumurtlama güdüsünü teşvik için de gün ışığı yerine elektrik ışığından yararlanılmıştır.. Işıklar on iki yerine altışar saatlik ara ile yanıp söndüğünden bazı tür tavuklardan günde iki defa yumurta alınmasının hikmeti budur..
Antibiyotik takviyesi..
Üretimde kapasite zorlaması.. İşte tavuk neslini berbat eden üç kelimelik formül.. Bugün bir yumurtanın marketlerde paketlenmiş tavuk görüntüsüne girmesi için sadece 42 gün yetiyor.. Kuluçkadan çıkan civcivin fındık kadar midesi "yapay yemler, ilaçlar ve antibiyotiklerle.." dolduruluyor.. Yirmi beş tanesi bir metrekarelik alana sığdırılan civcivlerin yemekten, tıkınmaktan başka şansı yok zaten.. Ne var ki küçük ayaklarını taşıyan kemikleri dayanmıyor.. "Özürlü tavuk yetiştirme.." ayıbını taşıyamayacak olan üreticiler ona da çare bulmuş.. Hayvanlara kemik kuvvetlendirici, daha doğrusu kırk gün dayanmasına yetecek kadar antibiyotik ve hormon yüklüyorlar.. Kemikleşmeyi hızlandırıp olayı çözüyorlar.. Size de önünüze tavuk niyetine getirilmiş 42 günlük civciv azmanını yerken "Ay kardeş, ben beyaz etinden başkasını yemem.." diye sağlık tartışması açmak kalıyor..
Standart koyma merakı yüzünden yeryüzündeki türleri yok eden, her dalda bir iki tür yeterli diyen üreticilerin bu marifeti kimseyi ırgalamıyor.. Frederic Beigbeder'in yazdığına göre Fransa'daki atmış küsur tür elmadan geriye sadece beş alti tür kaldı.. (Bizim hiper marketlerde de durum bu..) Fosforik ve sitrik asit yediğimiz içtiğimiz her şeyin içinde var.. Bunlara bir de "zorla büyütülen" hayvanlara verilen "dirençli bakteri soylarını" ekleyin.. Pişince ölmeyip, etle birlikte mideye indirdiğimiz bakterileri.. Deli danadan AIDS'e kadar her şeyi tetiklemeye hazır..
Tek çare çalmak..
Ben üç aydır tavuk nesline savaş açtım.. Ağzıma bile koymuyorum.. Efendim, çok sağlıklıdır.." diye ağzıma tavuk koyacağıma oturup bir paket sigara içerim.. İkincisinin riski daha az.. "Hormonlu tavuğum büyüdü, ben kısa kaldım.." diye dert edip tamamen vazgeçecek de değilim.. Bodrum'un beldeleri başta olmak üzere buralarada her köşe başında bir tavuk var.. Henüz turizm bilinçleri gelişmemiş olduğundan sokaklarda başıboş geziyorlar.. Bereket versin ahali "Marketteki daha ucuz.." diye tavuk besleme alışkanlığından hâlâ vazgeçmemiş.. Bodrum'a inerken veya eve dönerken çevreye şöyle bir bakın.. O sıcaklarda dışarda pek insan olmuyor.. İnip tavuklardan birini bacağından yakalayıp, arabanın bagajına atın.. Tavuk ahmak bir hayvan olduğundan kesinlikle size sorun çıkarmayacaktır.. Ancak sahibi sorun çıkarabilir.. Bunun için de yakalanmamak şart.. Allah'a şükür, bugüne kadar parmak izi bırakmadım.. Kafa çalışıyor tabii.. Hormonlu tavuk şey etmediğimizden zihnimiz henüz berrak.. Yaşasın sağlıklı beslenme!
:D