aBSoLuT-BuLL
28/08/2003, 17:16
İSTANBUL MACERASI
6:30 uyku soğuk sıcak
Nefes alamıyorum. Bunun ciğerlerimle ilgili olmadığını biliyorum ama sadece nefes alacak güç bulamıyorum sanki göğsüme biri bastırıyormuş gibi. Kendimi zorluyorum ve yavaş yavaş ciğerlerime giren hava o kadar sıcak ki ciğerlerim yanıyor. Soluk soluğa kalıyorum sonra yatakta doğruluyorum beynim karıncalanıyor ve gözlerim doluyor ve üşüyorum ev normal sıcaklığında olmasına rağmen ben üşüyorum ve öyle titriyorum ki bir an kendimi bırakasım geliyor. Bir kaç gün önce olsaydı ağlamam gerekirdi ama şimdi ne yapmam gerektiğini biliyorum. Hızlıca buzdolabına doğru yürüyorum ve babamın her derde deva dediği ilacın dengini biraz daha yüksek dozda alıyorum. 2 bardak sek votka sabahları tutan ağlama krızini engelliyor ve evden dışarı çıkmamı kolaylaştırıyor.
Artık uyumaya çalışmanın bir faydası yok ve kazandığım zamanı kitaplarımı toplayıp dışarıya çıkmak için hazırlanmakla geçiriyorum. En son duvara fırlattığımda iletişim fonksiyonlarının büyük kısmını kaybetmş telefonum iyi ve kullanışlı bir saat gibi çaldığında ben salonda sigara içiyorum.
9:30 Gemiler okul sıkıntı
Aç karnına 2 kadeh votkanın eski utku gibi her kesin içinde rahatça dolaşabilmemi sağmasının yanında bazı yan etkileri de var tabi. Abartısız bir labirent olarak tasarlanmış okul koridorlarında sınıfları bulmamı zorlaştırıyor.
Şu anda üzerinde uğraştığım gemiyi ikinci çizişim. Gemi demem nezaketen çünkü bu içi boş 36 ft. uzunluğunda dev bir kayık. Birincisinin suya dayanıksız bordası göz yaşımla 2,3 ft. kadar delinmişti ve ben hepsini yeniden çizmek zorunda kaldım.
9:30 Gerçek üstü altı
Karanlık bir istanbul gecesinden 9 saatlik bir yolculuktan sonra aydınlık İzmir sanki gerçek değilmiş gibi geliyor sokaklarda yürürken mutluyum. Çiçekçiyi ve Özgül'ün evini bir seferde buluyorum. Özgülün geleceğimden haberi yok. Kapıyı çalarken Özgülün kapıyı açmaması için dua ediyorum. Arkadaşı Fulya kapıyı açıyor. Ben kekeliyorum O kekeliyor sonra nasıl oluyor bilmiyorum bir kelime bile etmeden birbirimizi anlıyoruz Özgülü uyandırmaya koşuyor ben arkasından yetişip durduruyorum. Özgülü uyurken seyrediyorum sonra öperek uyandırıyorum. Beni görünce çığlık atıyor ve yorganın altına giriyor ben yorganı açıyorum nefesi çarpıyor yüzüme öpüyor öpüşüyoruz...
12:30 Gazete haber sakin
İndirimli Cumhuriyet gazetesi'ni okulda okumak büyük zevkti benim için ama şimdi bir türlü konsantre olmamıyorum. Gazeteyi kapatıp biraz daha dolanıyorum okulda ve bir filme girmeye karar veriyorum.
Film insan eti yeme fetişi üzerine bir film ama kuzuların sessizliği serisiyle alakası yok. İsmini ve yönetmenini tam olarak hatırlamıyorum ama bu karanlık daha bir sıkıntı bırakıyor içime bunalıyoum. Yine nefes alacak gücüm kalmıyor hemen çıkıyorum oradan.
Barbaros bulvarında iskeleye doğru yürürken sakinleşiyorum ve kaset müzik falan gibi şeyler için Kadıköye gidiyorum.
12:30 Deniz deniz deniz
İstanbul Boğazı'nın denize hiç benzemediğini farkediyorum İzmir'deki ikinci günümde kordon'da yürürken. Hayatımda çok güldüm karnıma kramp girinceye kadar güldüm yerlerde süründüm ama şimdi mutluyum böyle bir şeyi hiç yaşamadığımı düşünüyorum.
14:30 Vapur illaki sigara
Vapurda sigara içerken bir adam büyük bir konuşma arzusuyla bana bişeyler soruyor geçiştiriyorum.
14:30 Hiç gitmesem mi?
Özgül' ü yemek yaparken, bulaşıkları yıkarken, makyaj yaparken, uyurken uyanıkken yürürken seyrediyorum. Gerçek olduğunu anlamak için dokunuyorum. Sonra milyonlarca defa aklımdan geçecek olan bu görüntüleri beynime kazımaya çalışıyorum gidersem bitecek biliyorum. Acaba hiç gitmesem mi?
19:00 Dünyayı evinize getiriyorum
Tekrar vapurda Eminönüne doğru giderken bir sigara daha yakıyorum. Pasajda bana dinlettikleri müzik saman gibi gelmiş. Kafamı ağrıtmıştı. Pasajdaki çocukların benimle ne konuştuğunu bile bilmezken müzik dinlemeyeli ne kadar uzun zaman olduğunu düşündüm.
Dünyayı evimize getirmek iddasıyla seyyar satıcı 5 santimertre çapında küçük küreleri tanıtırken ben dinlemiyorum ki ne dediğini senin.
19:30 Eminönü kalabalık dolandırıcılık
İstanbulun en sevdiğim semtlerinden biri Eminönü. Kalabalığın arasından sessizce yürürken son Japon icatlarının nasıl hayatımızı kolaylaştırdığını artık ne gibi dertler çekmek zorunda olmadığımızı dinlerken hayrete düşüp pornocular arasından yavaşça sıyrıl ki hepsi birden üstüne çullanmasınlar. Açlık başına vurmuşken vapur iskelesine geri dön ve tarihi eminönü balıkçısı Kemal'in sandalını ara bulamazsan üzülme çünkü tarihi Eminönü balıkçısı Abdullah orada balık ekmek al galata köprüsünden geçerken boğazı seyret seyret ki iştahın açılsın sonra Karaköye in bakalım ne olacak. Kalabalığın içinde yeniden titremeye başlıyorum. Bir anda sanki kalabalıktaki herkes düşman gibi gözüküyor gözüme. Biliyorum az önce yanımdan geçen kadın kasti çarptı bana biliyorum. Otobüsler konvoy halinde gelirken numaralarına bakamıyorum çünkü gözlerimi o kadar yukarı kaldıramıyorum boynum kaskatı oluyor. Üşüyorum sadece yere bakarak bir kaç adım atıyorum alt geçidin girişindeki yükseltiye oturuyorum. Bekliyorum sakinleşince geçecek kasma kendini o kadar kasma.
19:30 Sigara özgül içki
Sigara içmiyorum buraya geldim geleli sadece özgülün yaktığı sigaradan birkaç nefes alıyorum o kadar ama o da olmasa olur. İstemiyorum sigara içmeyi aklımın ucundan bile geçmiyor.
21:00 Ağladım mı?
Bir buçuk saatir burda oturuyorum ve kendimi geçen otobüslerin şöförleine bakarken buluyorum. Ayağa kalkıyorum. Ağlamadım demi ağlamadım herhalde bilmiyorum. otobüse binmekten vaz geçip tünele gidiyorum.
21:05 taksim kalabalık yanlızlık
Taksim deki kalabalık eminönündekinin aksine sana yalnızlık hissi veriyor ama aldırmıyorsun. Sağa sola bakarken senden başka yanlız insanların olduğunu görüyorsun ama onlar senin gibi sallana sallana yürümüyorlar ki belli ki bir yere yetişecekler arkadaşlarına sevgililerine kim bilir?
21:15 çiçek pasajı
Burada sokak şarkıcıları ve çiçekçiler fink atarken biranın çok ucuz olmasına rağmen Türkler değilde turisler içki içer hemen ikinci meyhanedeki garsonun buyrun efendim çeğrısına karşı gelmeden hemen oturuyorum bu meyhane hep geldiğim bir yer ve parmağımla bir işareti yapıyorum ki bir bira gelsin. sıkışık masalarda sanki aynı masada oturuyormuş gibi yakın olduğum iki çocuk gay ve türkiye de gaylerin sorunları hakkında konuşuyorlar. Bira geldimi kafana dikeceksin ki çabuk çarpsın sonra elinle bir işareti daha yapki bir bira daha gelsin. bir bira daha gelsin. bir bira daha gelsin. bir bira daha gelsin.
hesabı ödemek için ayağa kalktığımda garson gülümseyerek bişeyler diyor ama dinlemiyorum. Bütün para verip üstünü alıyorum. garson sırtımı sıvazlarken ben ayaklarımın kumandasında en sevdiğim barlara doğru yol alıyorum.
22:30 Taksim arka sokakları
Ayaklarım beni travestilerin ayakçıların ve pezevenklerin arasında geçiriyor karanlık sokaklardan yürüyerek karanlık girişli bir apartmanın kapısının önünde kontrölü yine bana devrediyor. Apartman otomatiğini yakıp üst katlara doğru çıkarken gelen müzik sesi benim doğru yerde olduğumu teyyid ediyor. boğaz manzaralı bu barı çok severdim eskiden ama şimdi bir değişik görünüyor. İstanbulda zevk aldığım ne varsa hepsinin artık yavan bir tadı var. ışıklar müzik adamlar hiçbir şey ifade etmiyor bana.
Barda votka üstüne votka içerken yanımda oturan kız bana "yavaş git bak devrileceksin şimdi" diyor. Ben kıza "sevgilinle barıştın mı? Yil başında ayrılmıştınız" diye sorarken kendi sesim en az kıza yabancı geldiği kadar bana da yabancı geliyor. Bana bi daha bi dikkatlice baktıktan sonra ha sen yılbaşındaki çocuksun hayrola sarışınları evde unutmuşsun diyor ben diyorum o diyor...
243:211 sokak sokak sıkıntı.
Ayaklarım bu sefer benim canımın sıkkın olduğuna karar veren kızı takip ederken yine aynı pezevenklerin travestilerin ayakçıların arasından geçip sonra başka pezevenklerin fedayilerin orospuların içine giriyoruz. Karanlık sokaklardan birinde ben yine titriyorum ama üşümüyorum titriyorum sadece yürüyemiyorum kıza dur diyemiyorum köşede kıvrılıp kalıyorum. Kız yanıma gelip garip bir sesle eroin davası falan mı? diye soruyor ben de kafamı sallıyorum hayır maksadıylan ama zaten titrediğimden anlıyormu bilemiyorum "o zaman n'oluyor" diyor. Bilmiyorum diyebiliyorum güçlükle sonra ağlıyorum....
243:211 Sevgi kaltak çekiç çekip tövbe tövbe
Yatakta yatarken özgül sıcakken ben rahat mutlu iken çıplakken çıplak tenine dokunurken uyumayı düşünürken özgül konuşmaya başlıyor. Beni hiç sevmediğini başka birini sevdiği söylüyor. Kafamdan aşağıya sıcak sular boşalıyor. Sınava hazırlanırken olduğu gibi her yerim karıncalanıyor gözüm kararıyor. dayanıyorum susuyorum bişey söylemiyorum ağlıyor ben seyrediyorum birden üşüyorum titriyorum seyrediyorum uyuyor saate bakıyorum 1 saat daha diyorum kendi kendime.
3XY:1A2 Başka barlar başka
Başka barlarda daha hızlı müzikle kafa sallıyoruz çığlık atyoruz o kadar bağırıyoruz ki herkes bize bakıyor biz aldırmıyoruz nağra atıyoruz bağıyoruz müziği bastırıyoruz rahatlıyoruz. Sonra çıkıyoruz gülüyoruz iki ayrı taxiye binip gidiyoruz.
3XY:1A2 Sessiz sakin yavaş yavaş
1 Saat geçtikten uykuya iyice daldığından emin olduktan sonra yataktan yavaşça kalk karanlıkta önce donunu bul boklu donun iyi bir hatıra olmaz. Sonra pantolon kazak çorabın teki nerede. Yavaşça çık odadan bavulu al ayakkabıları Özgülü son bir kez daha öpsemiydin yok artık film mi çeviriyoruz burda. Kapının kilidini açarken diğer anahtarları sıkıca tut ki avcunun içinde şıngırdamasınlar.Bütün bunları yaparken hani eskiden ahmetle dolanırken salakça bişey gelirdi aklınıza sonra yapardınız o şeyi ya işte o zaman ki gibi hisset sonra yavaşça kapat kapıyı. Sokağın köşesinden dönerken dur bak pencereye sanki arkandan bakacak dimi? yok valla acaba yakalandım mı diye baktım. o zaman yürü aşşağıya bir saattir düşündüğün gibi ve antalyada zil zurna sarhoş olduktan sonra defalarca yaptığın gibi bir taksi bul Taksiciye fazla paran olmadığını seni ucuz yollu bir pansiyona götürmesini söyle...
ZE:300 Ev bark azar
Kapıyı açar açmaz tuvaletten çıkan ozan la karşılaştım "Nerdesin kardeşim bu saate kadar Duygu geldi aradık seni niye açmıyon telefonu ya sen"
-"Bozuk telefonum olm bilmiyonmu nerde duygu?"
-"Uyudu kız senin odada"
Duygunun yanına elbiselerimle kıvrılırlen hatırlıyorumda duygu i keresinde şey demiişti seninle yatınca hemen uyuyorum demiişti de doğruydu galiba. Ben de uyuyorum bu kızın yanında...
UTKU
alıntıdır...
6:30 uyku soğuk sıcak
Nefes alamıyorum. Bunun ciğerlerimle ilgili olmadığını biliyorum ama sadece nefes alacak güç bulamıyorum sanki göğsüme biri bastırıyormuş gibi. Kendimi zorluyorum ve yavaş yavaş ciğerlerime giren hava o kadar sıcak ki ciğerlerim yanıyor. Soluk soluğa kalıyorum sonra yatakta doğruluyorum beynim karıncalanıyor ve gözlerim doluyor ve üşüyorum ev normal sıcaklığında olmasına rağmen ben üşüyorum ve öyle titriyorum ki bir an kendimi bırakasım geliyor. Bir kaç gün önce olsaydı ağlamam gerekirdi ama şimdi ne yapmam gerektiğini biliyorum. Hızlıca buzdolabına doğru yürüyorum ve babamın her derde deva dediği ilacın dengini biraz daha yüksek dozda alıyorum. 2 bardak sek votka sabahları tutan ağlama krızini engelliyor ve evden dışarı çıkmamı kolaylaştırıyor.
Artık uyumaya çalışmanın bir faydası yok ve kazandığım zamanı kitaplarımı toplayıp dışarıya çıkmak için hazırlanmakla geçiriyorum. En son duvara fırlattığımda iletişim fonksiyonlarının büyük kısmını kaybetmş telefonum iyi ve kullanışlı bir saat gibi çaldığında ben salonda sigara içiyorum.
9:30 Gemiler okul sıkıntı
Aç karnına 2 kadeh votkanın eski utku gibi her kesin içinde rahatça dolaşabilmemi sağmasının yanında bazı yan etkileri de var tabi. Abartısız bir labirent olarak tasarlanmış okul koridorlarında sınıfları bulmamı zorlaştırıyor.
Şu anda üzerinde uğraştığım gemiyi ikinci çizişim. Gemi demem nezaketen çünkü bu içi boş 36 ft. uzunluğunda dev bir kayık. Birincisinin suya dayanıksız bordası göz yaşımla 2,3 ft. kadar delinmişti ve ben hepsini yeniden çizmek zorunda kaldım.
9:30 Gerçek üstü altı
Karanlık bir istanbul gecesinden 9 saatlik bir yolculuktan sonra aydınlık İzmir sanki gerçek değilmiş gibi geliyor sokaklarda yürürken mutluyum. Çiçekçiyi ve Özgül'ün evini bir seferde buluyorum. Özgülün geleceğimden haberi yok. Kapıyı çalarken Özgülün kapıyı açmaması için dua ediyorum. Arkadaşı Fulya kapıyı açıyor. Ben kekeliyorum O kekeliyor sonra nasıl oluyor bilmiyorum bir kelime bile etmeden birbirimizi anlıyoruz Özgülü uyandırmaya koşuyor ben arkasından yetişip durduruyorum. Özgülü uyurken seyrediyorum sonra öperek uyandırıyorum. Beni görünce çığlık atıyor ve yorganın altına giriyor ben yorganı açıyorum nefesi çarpıyor yüzüme öpüyor öpüşüyoruz...
12:30 Gazete haber sakin
İndirimli Cumhuriyet gazetesi'ni okulda okumak büyük zevkti benim için ama şimdi bir türlü konsantre olmamıyorum. Gazeteyi kapatıp biraz daha dolanıyorum okulda ve bir filme girmeye karar veriyorum.
Film insan eti yeme fetişi üzerine bir film ama kuzuların sessizliği serisiyle alakası yok. İsmini ve yönetmenini tam olarak hatırlamıyorum ama bu karanlık daha bir sıkıntı bırakıyor içime bunalıyoum. Yine nefes alacak gücüm kalmıyor hemen çıkıyorum oradan.
Barbaros bulvarında iskeleye doğru yürürken sakinleşiyorum ve kaset müzik falan gibi şeyler için Kadıköye gidiyorum.
12:30 Deniz deniz deniz
İstanbul Boğazı'nın denize hiç benzemediğini farkediyorum İzmir'deki ikinci günümde kordon'da yürürken. Hayatımda çok güldüm karnıma kramp girinceye kadar güldüm yerlerde süründüm ama şimdi mutluyum böyle bir şeyi hiç yaşamadığımı düşünüyorum.
14:30 Vapur illaki sigara
Vapurda sigara içerken bir adam büyük bir konuşma arzusuyla bana bişeyler soruyor geçiştiriyorum.
14:30 Hiç gitmesem mi?
Özgül' ü yemek yaparken, bulaşıkları yıkarken, makyaj yaparken, uyurken uyanıkken yürürken seyrediyorum. Gerçek olduğunu anlamak için dokunuyorum. Sonra milyonlarca defa aklımdan geçecek olan bu görüntüleri beynime kazımaya çalışıyorum gidersem bitecek biliyorum. Acaba hiç gitmesem mi?
19:00 Dünyayı evinize getiriyorum
Tekrar vapurda Eminönüne doğru giderken bir sigara daha yakıyorum. Pasajda bana dinlettikleri müzik saman gibi gelmiş. Kafamı ağrıtmıştı. Pasajdaki çocukların benimle ne konuştuğunu bile bilmezken müzik dinlemeyeli ne kadar uzun zaman olduğunu düşündüm.
Dünyayı evimize getirmek iddasıyla seyyar satıcı 5 santimertre çapında küçük küreleri tanıtırken ben dinlemiyorum ki ne dediğini senin.
19:30 Eminönü kalabalık dolandırıcılık
İstanbulun en sevdiğim semtlerinden biri Eminönü. Kalabalığın arasından sessizce yürürken son Japon icatlarının nasıl hayatımızı kolaylaştırdığını artık ne gibi dertler çekmek zorunda olmadığımızı dinlerken hayrete düşüp pornocular arasından yavaşça sıyrıl ki hepsi birden üstüne çullanmasınlar. Açlık başına vurmuşken vapur iskelesine geri dön ve tarihi eminönü balıkçısı Kemal'in sandalını ara bulamazsan üzülme çünkü tarihi Eminönü balıkçısı Abdullah orada balık ekmek al galata köprüsünden geçerken boğazı seyret seyret ki iştahın açılsın sonra Karaköye in bakalım ne olacak. Kalabalığın içinde yeniden titremeye başlıyorum. Bir anda sanki kalabalıktaki herkes düşman gibi gözüküyor gözüme. Biliyorum az önce yanımdan geçen kadın kasti çarptı bana biliyorum. Otobüsler konvoy halinde gelirken numaralarına bakamıyorum çünkü gözlerimi o kadar yukarı kaldıramıyorum boynum kaskatı oluyor. Üşüyorum sadece yere bakarak bir kaç adım atıyorum alt geçidin girişindeki yükseltiye oturuyorum. Bekliyorum sakinleşince geçecek kasma kendini o kadar kasma.
19:30 Sigara özgül içki
Sigara içmiyorum buraya geldim geleli sadece özgülün yaktığı sigaradan birkaç nefes alıyorum o kadar ama o da olmasa olur. İstemiyorum sigara içmeyi aklımın ucundan bile geçmiyor.
21:00 Ağladım mı?
Bir buçuk saatir burda oturuyorum ve kendimi geçen otobüslerin şöförleine bakarken buluyorum. Ayağa kalkıyorum. Ağlamadım demi ağlamadım herhalde bilmiyorum. otobüse binmekten vaz geçip tünele gidiyorum.
21:05 taksim kalabalık yanlızlık
Taksim deki kalabalık eminönündekinin aksine sana yalnızlık hissi veriyor ama aldırmıyorsun. Sağa sola bakarken senden başka yanlız insanların olduğunu görüyorsun ama onlar senin gibi sallana sallana yürümüyorlar ki belli ki bir yere yetişecekler arkadaşlarına sevgililerine kim bilir?
21:15 çiçek pasajı
Burada sokak şarkıcıları ve çiçekçiler fink atarken biranın çok ucuz olmasına rağmen Türkler değilde turisler içki içer hemen ikinci meyhanedeki garsonun buyrun efendim çeğrısına karşı gelmeden hemen oturuyorum bu meyhane hep geldiğim bir yer ve parmağımla bir işareti yapıyorum ki bir bira gelsin. sıkışık masalarda sanki aynı masada oturuyormuş gibi yakın olduğum iki çocuk gay ve türkiye de gaylerin sorunları hakkında konuşuyorlar. Bira geldimi kafana dikeceksin ki çabuk çarpsın sonra elinle bir işareti daha yapki bir bira daha gelsin. bir bira daha gelsin. bir bira daha gelsin. bir bira daha gelsin.
hesabı ödemek için ayağa kalktığımda garson gülümseyerek bişeyler diyor ama dinlemiyorum. Bütün para verip üstünü alıyorum. garson sırtımı sıvazlarken ben ayaklarımın kumandasında en sevdiğim barlara doğru yol alıyorum.
22:30 Taksim arka sokakları
Ayaklarım beni travestilerin ayakçıların ve pezevenklerin arasında geçiriyor karanlık sokaklardan yürüyerek karanlık girişli bir apartmanın kapısının önünde kontrölü yine bana devrediyor. Apartman otomatiğini yakıp üst katlara doğru çıkarken gelen müzik sesi benim doğru yerde olduğumu teyyid ediyor. boğaz manzaralı bu barı çok severdim eskiden ama şimdi bir değişik görünüyor. İstanbulda zevk aldığım ne varsa hepsinin artık yavan bir tadı var. ışıklar müzik adamlar hiçbir şey ifade etmiyor bana.
Barda votka üstüne votka içerken yanımda oturan kız bana "yavaş git bak devrileceksin şimdi" diyor. Ben kıza "sevgilinle barıştın mı? Yil başında ayrılmıştınız" diye sorarken kendi sesim en az kıza yabancı geldiği kadar bana da yabancı geliyor. Bana bi daha bi dikkatlice baktıktan sonra ha sen yılbaşındaki çocuksun hayrola sarışınları evde unutmuşsun diyor ben diyorum o diyor...
243:211 sokak sokak sıkıntı.
Ayaklarım bu sefer benim canımın sıkkın olduğuna karar veren kızı takip ederken yine aynı pezevenklerin travestilerin ayakçıların arasından geçip sonra başka pezevenklerin fedayilerin orospuların içine giriyoruz. Karanlık sokaklardan birinde ben yine titriyorum ama üşümüyorum titriyorum sadece yürüyemiyorum kıza dur diyemiyorum köşede kıvrılıp kalıyorum. Kız yanıma gelip garip bir sesle eroin davası falan mı? diye soruyor ben de kafamı sallıyorum hayır maksadıylan ama zaten titrediğimden anlıyormu bilemiyorum "o zaman n'oluyor" diyor. Bilmiyorum diyebiliyorum güçlükle sonra ağlıyorum....
243:211 Sevgi kaltak çekiç çekip tövbe tövbe
Yatakta yatarken özgül sıcakken ben rahat mutlu iken çıplakken çıplak tenine dokunurken uyumayı düşünürken özgül konuşmaya başlıyor. Beni hiç sevmediğini başka birini sevdiği söylüyor. Kafamdan aşağıya sıcak sular boşalıyor. Sınava hazırlanırken olduğu gibi her yerim karıncalanıyor gözüm kararıyor. dayanıyorum susuyorum bişey söylemiyorum ağlıyor ben seyrediyorum birden üşüyorum titriyorum seyrediyorum uyuyor saate bakıyorum 1 saat daha diyorum kendi kendime.
3XY:1A2 Başka barlar başka
Başka barlarda daha hızlı müzikle kafa sallıyoruz çığlık atyoruz o kadar bağırıyoruz ki herkes bize bakıyor biz aldırmıyoruz nağra atıyoruz bağıyoruz müziği bastırıyoruz rahatlıyoruz. Sonra çıkıyoruz gülüyoruz iki ayrı taxiye binip gidiyoruz.
3XY:1A2 Sessiz sakin yavaş yavaş
1 Saat geçtikten uykuya iyice daldığından emin olduktan sonra yataktan yavaşça kalk karanlıkta önce donunu bul boklu donun iyi bir hatıra olmaz. Sonra pantolon kazak çorabın teki nerede. Yavaşça çık odadan bavulu al ayakkabıları Özgülü son bir kez daha öpsemiydin yok artık film mi çeviriyoruz burda. Kapının kilidini açarken diğer anahtarları sıkıca tut ki avcunun içinde şıngırdamasınlar.Bütün bunları yaparken hani eskiden ahmetle dolanırken salakça bişey gelirdi aklınıza sonra yapardınız o şeyi ya işte o zaman ki gibi hisset sonra yavaşça kapat kapıyı. Sokağın köşesinden dönerken dur bak pencereye sanki arkandan bakacak dimi? yok valla acaba yakalandım mı diye baktım. o zaman yürü aşşağıya bir saattir düşündüğün gibi ve antalyada zil zurna sarhoş olduktan sonra defalarca yaptığın gibi bir taksi bul Taksiciye fazla paran olmadığını seni ucuz yollu bir pansiyona götürmesini söyle...
ZE:300 Ev bark azar
Kapıyı açar açmaz tuvaletten çıkan ozan la karşılaştım "Nerdesin kardeşim bu saate kadar Duygu geldi aradık seni niye açmıyon telefonu ya sen"
-"Bozuk telefonum olm bilmiyonmu nerde duygu?"
-"Uyudu kız senin odada"
Duygunun yanına elbiselerimle kıvrılırlen hatırlıyorumda duygu i keresinde şey demiişti seninle yatınca hemen uyuyorum demiişti de doğruydu galiba. Ben de uyuyorum bu kızın yanında...
UTKU
alıntıdır...