Tam Sürümünü Görmek İçin : Bu nasıl müttefik!
Adrenalin
06/07/2003, 14:33
Yorum Yok.
ABD'liler, 11 Türk askerini başlarına çuval geçirip ellerini de bağlayarak gözaltına aldı
Süleymaniye'deki skandala Ankara büyük tepki gösterdi. Başbakan Erdoğan, 'Olay çok çirkin' derken, ABD Dışişleri Bakanı Powell, Türkiye'den özür diledi
Irak'ın Süleymaniye kentindeki büroda görevli 11 Özel Harekât Timi Türk askerinin 100 kadar ABD askeri tarafından kafalarına çuval geçilirip elleri de arkadan bağlanarak gözaltına alındı. Dün akşam geç saatlerde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü arayan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, 11 Türk askerinin Bağdat'ta olduğunu söyledi. Operasyonun, Türk özel birliklerinin Türkmenlerle yakın ilişki kurmasından rahatsız olan Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) ihbarı sonucu gerçekleştiği öğrenildi. Türkiye, "Kerkük'ün Kürt valisine bazı Türklerin suikast hazırlığı yaptığı" iddiasıyla Türk irtibat bürosuna baskın yapılmasına sert tepki gösterdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Olay çok çirkin" derken Gül'ün telefonla görüştüğü Powell, Türkiye'den özür diledi.
IKDP ve IKYB'nin Türk askerinin bölgeyi terk etmesi için ABD nezdindeki girişimleri sürerken önceki gün yaklaşık 100 ABD askeri, Türk Özel Harekât timlerinin bulunduğu büroyu basarak biri binbaşı, ikisi üsteğmen, sekizi astsubay 11 askeri müsadere etti. ABD askerleri bürodaki dosyalara da el koydu. ABD, baskına gerekçe olarak "Kerkük'ün Kürt valisine suikast hazırlığı"nı gösterdi.
Resmi tatil dinlemedi
Baskını İngiltere dönüşünde uçakta öğrenen Gül, Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'le görüştü. Gül, önceki gece 23.30'da Powell'ı arayarak Türk askerlerinin serbest bırakılmasını istedi. ABD Büyükelçiliği Müsteşarı Deutch da Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin'le görüşen Deutch, "Sorunun en kısa zamanda çözüme kavuşması için temas halindeyiz" derken, askerlerin ne zaman serbest bırakılacağı sorusunu yanıtlamadı.
Türk askerlerinin müsadere edilmesini "çok çirkin" diye değerlendiren Erdoğan da "Tasvip edilebilir, olumlu görülebilir bir yanı yok. Böyle bir ittifak içinde olan ülkelerin müttefikine böyle bir girişimde bulunması, hiçbir siyasi üslupla kabul edilemez. Süratle bırakılmalarını istedik, güvende olduklarını söylediler" dedi. Erdoğan, AKP MKYK'da bilgi verirken, "Askerlerimizin ellerini bağlayıp götürmüşler. Gül, Powell'ı aradığında yanındaydım. Bizden özür diledi ve askerlerin bırakılacağına söz verdi" diye konuştu.
Powell'a olayın kabul edilemez olduğunu ilettiğini kaydeden Gül de şunları söyledi: "Yakışık almayan bir iş. İki müttefik ordu arasında bu tip şeylerin olması kabul edilemez. Bu Tim, bundan 7 yıl önce Barzani ve Talabani güçlerinin aralarını bulmak için orada bulunuyordu. Amerikan otoritelerinin de o timden haberi vardı. Ben olayın lokal olduğuna inanıyorum. Bu olay Washington'un bilgisi dahilinde olmamıştır. ABD'nin Irak sorumlusunun da bize söylendiğine göre bu olaydan bilgisi yokmuş. Bu işi yapanlar hakkında işlem yapılmasını istedik. Öğrendiğimiz kadarıyla 100- 150 Amerikalı asker, 11 kişilik timimizin bulunduğu binayı sarmış, daha sonra askerlerimizi gözaltına almış ve aramaya yaparken de içeriye bayağı zarar vermişler. Silopi'deki kuvvetlerimizin komutanı tümgeneralimiz, büyükelçimiz ve bir heyetle Süleymaniye'ye hareket etmiştir."
Bu arada Erdoğan, çeşitli açılışlar için gittiği Samsun'da "Askerlerimizden bir kısmı serbest bırakıldı" dedi. Ancak Erdoğan'ın bu açıklaması, Gül ve Genelkurmay Başkanlığı'nca doğrulanmadı.
Predator
06/07/2003, 16:57
Bu konunun asla bir sonu olmayacağı için yorum yapmıyorum sadece :mad:
Ne demek?Yap yap, memleketin... sonra da özür dile.Ha.....
İnsanın azını da bozuyorlar.Bugüne kadar bu forumda birkez bile hakaret içeren bir kelime kullanmadım.Ama insanı zorluyorlar :mad: :mad: :mad: :mad: :mad: :mad: :mad: :mad:
Zerzevat Adam
06/07/2003, 17:34
Valla halkımız düşünsün taşınsın
cebini düşünürse bu habeerler rutin olur....
geleceği düşünürse bugünü kurtarmayı değilde ileriyi kurtarmak için bugünden didinirse.....
3 gün tatile çıktık neler olmuş memlekette haberimiz yok..
Türk askerleri neden göz altına alındı, bu konuda yapılan açıklamalar nedir bilen varmı.
Adrenalin
06/07/2003, 20:28
Bütün Ayrıntılar (http://www.milliyet.com.tr/2003/07/06/son/sontur09.html)
Tabi DHA'ya güvenmeyenler başka sitelerdende bakabilir.
ırak savaşında adamların dibimize yerleşmelerine göz yummasaydık böyle olmazdı belki mani olamazdık ama safımızı belli ederdik en azından
Mingitau
06/07/2003, 23:27
Müttefik?
"Only co-operation!"
Mingitau
07/07/2003, 23:33
Bize gerçek yüzünü gösterdiğin için sana minnettarız!
11 Türk askerini esir alarak, gerçeklerle Türkiye'nin aymazlarına da bir tokat indirdiğin için... Uyuyan, atalet içinde bekleşip duranları uyandırma başarısını gösterdiğin için... Yarattığın gri ortama rağmen, (her ne olduysa) akla karayı ortaya çıkarma fırsatını verdiğin için... Yaşananların kötü bir rüya olmadığını gösterdiğin, hatta daha da kötüsünü gerçekleştirdiğin için...
Sana minnetarız Amerika!..
Aslında, bizi bizden daha iyi tanıdığınıza dair bazı endişelerin ötesine geçen önemli tecrübeleriniz ve birikiminiz vardı. Zira, şu güne kadarki sözde müttefikliğinizde Türklerin yönetilebilirliği konusunda Anglo Sakson - Hint Avrupa sentezli Anglo Amerikan usülüyle geliştirdiğiniz çok özel metodlarınız da vardı...
Doğrusu bizi şaşırttınız; sevgili dost ve müttefik ve de eski stratejik ortak Amerika...
Oysa ki; herşey ne kadar da iyi gidiyordu. İstediğiniz zaman Anglo -KurdoTurc Amerikano'ların televizyonlarına, yayın organlarına çıkıp istediğiniz herşeyi söyleyebiliyordunuz.
Özel durumlar için yetiştirdiğiniz, beslediğiniz bunca adamınız, hatta satın aldığınız kurumlarınız size mikrofon tutuyor, Türkiye Cumhuriyeti'ne, milli manevi şahsiyetine ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hakaretler yağdırma cüretini kendinizde buluyordunuz.
Irak'ın kuzeyinde tasmasından tuttuklarınıza Türk bayrağını yaktırıp, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türklere küfürler ettiriyordunuz. Büyük Kürdistan haritalarını ortalara döküyor, gerektiğinde Diyarbakır'ı da istetebiliyordunuz. O malum ve meşum "Kırmızı Hatlar" aşıldığında size ses çıkaran dahi yoktu...
Hatta ve hatta takdir duygularını ileten Anglo - KurdoTurc - Americano'lar bile mevcuttu. Bunlar da önemli yerlerde mevki makam sahibiydi...
Tam da "Neo- Con / Neo - Muhafazakar'ların, PNAC / Yeni American Yüzyılı Projeksiyonu" stratejisine uygun "Yeşil Kuşak" eksenine oturtmayı başardığınız yeni bir yönetim varken...
Ama yukarda Allah var, sizin deyiminizle "our boys/ bizim oğlanlar" ellerinden geleni yaptı "Diplomatik Nota" yerine size bağlılıkların göstergesi sayılan sevgi şarkılarının "nota"larını yolladılar:
Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda... Gerçekten de sizleri ne kadar da güzel anlatıyor bu muhteşem şarkı. Kulaklarımızın, ruhumuzun, aklımızın pası silindi sayenizde...
Ama sen yine de korkma yoluna devam et Amerika!... Emin ol arkandan kimse bir şey yapamaz. Kimse seni 11 Türk askerini darp edip, kafasına torba geçirip, işkence yaptığın için BM'ye, NATO'ya şikayet etmez. BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin kurallarını hiçe sayan tutumundan dolayı seni İnsan Hakları ya da Savaş Suçları Mahkemesi'ne vermez.
Yolun açık olsun ey Amerika!
Şükran sana ey Amerika!
Biz de artık kutlayacağız bu günü: Thanksgiving Day!
Allah belanı versin amerika.
Eğer ben Genelkurmay başkanı olsaydım;
1. Olay günü İncirlik'i kuşatır tüm amerikan malzemelerine el koyar, rütbeli rütbesiz tüm askerleri tutuklatırdım.
2. (Uzun vadeli) amerikayla askıda olan tüm askeri antlaşmaları iptal edip Çin ile teknolojik ortaklık kurma çabasına girerdim. Suriye ve İran ile ilişkilerimi üst düzeye çıkarır askeri ve teknolojik çalışmalar yapardım.
3. Tüm zırhlıları Irak sınırına yığar. Sinek bile uçurtmayan bir hava kontrol mekanizmasını Kuzey Irak'a kurardım.
4. İkinci ve üçüncü ana jet üssündeki tüm bombardıman uçaklarını kaldırıp kuzey Irak'ı onlara cehennem yerine çevirirdim.
5. O halklar bizi hep arkadan vurmuştur. Ama ben yine de Irak halkına yardım ederdim. Pearl Harbor baskınını unutturacak bir gece baskını ile Irak'ı bu saddam'dan daha zalimlerin elinden kurtarırdım.
Ama dua edin ki ben Genelkurmay başkanı değilim.
Ben şu kanımın 100 derecelik durumuyla dünyayı
bu şerefsizlerin,
bu soysuzların,
masum insanların ülkelerini ele geçirerek savaş makinelerine o masum insanların isimlerini veren (apache, commanche) onun bunun çocuklarının,
beni hiç sinirlenmediğim kadar sinirlendirmeyi başaran bu cehennem eşrafının başına yıkardım!!!!
Mingitau
09/07/2003, 18:45
EAN bunu söylemeyi istemezdim ama iyiki helikopter kullanırken makina kokusu almıyorsun :D
Daha sinirlarimizi korumaktan aciziz, ulkemizde birsuru terorist var bunlari temizleyemiyoruz..
Kullandigin ucaklar amerikan yapimi
Bombalarin amerikan yapimi
Savas araclarinin cogu amerikan teknolojisi.
Amerikaya kafa tutmakmı dediniz?
"Keske imkan olsada dediklerini yapsak..."
Bana kalırsa olay siyasi, birilerine verilmiş sözlerin teyidi ama EAN kadar sert olmasada hükümet kadar yumuşakta davranılmamalıydı bı konuda. Resmen terörist durumuna düşürüldü Türk askeri. Askeri, ticari, siyasi, ekonomik, sosyal bilimum alanlarda en sert tavır konmalıydı.
Ne sanıyor bunlar Türkiye'yi? Ya da sandıkları kadar zavallı mıyız?
Degılız tabıde.. Bu suna benzıyo.. Bızım ıkı katı buyukluguzde bı hanzo yolda gıderken bı omuz atıyor.. Donup tam dalacakken herıfe, durup ya sabır cekıyoruz.. Oysa karsıdakı angut bunu "ehhe bana kımse dokunamaz" seklınde algılıyor.. Oysa bızım gecmıste onun gıbı bes altı tanesını tek basımıza yere serdıgımızden habersız.. Bız sadece bela ıstımıyoruz..
Ama bıgun dondugumuz gıbı cakarmıyız bılmıyorum.. Yınede ınsallah olmaz oyle bısey dıyelım.. Cunku bende bela ıstemıyorum..
Yorumsuz:
http://www.nethaber.com/haber/haberler/0,1082,91340_6,00.html
Avni KAÇIK
14/07/2003, 13:13
amerika ya kafa tutaarız ama uzun hasanın fatihe kafa tutması gibi olur..........
biz kafa tutarız o da kafayı kor........
herşeye rağmen vurulduk ama ölmedik yıkılmadık ayaktayız .
Amerıka hala ozur dılemeyecegını soyluyor askerlerın kacırılma olayı uzerın sadece uzuntulerını dıle getıreceklermıs.Bız bu konu uzerıne hukumet olarak cok yumusak kanlıyız.Bıraz daha safımızı bellı etmelıyız. bence...
Orjinal mesajı gönderen EAN
Allah belanı versin amerika.
Eğer ben Genelkurmay başkanı olsaydım;
1. Olay günü İncirlik'i kuşatır tüm amerikan malzemelerine el koyar, rütbeli rütbesiz tüm askerleri tutuklatırdım.
2. (Uzun vadeli) amerikayla askıda olan tüm askeri antlaşmaları iptal edip Çin ile teknolojik ortaklık kurma çabasına girerdim. Suriye ve İran ile ilişkilerimi üst düzeye çıkarır askeri ve teknolojik çalışmalar yapardım.
3. Tüm zırhlıları Irak sınırına yığar. Sinek bile uçurtmayan bir hava kontrol mekanizmasını Kuzey Irak'a kurardım.
4. İkinci ve üçüncü ana jet üssündeki tüm bombardıman uçaklarını kaldırıp kuzey Irak'ı onlara cehennem yerine çevirirdim.
5. O halklar bizi hep arkadan vurmuştur. Ama ben yine de Irak halkına yardım ederdim. Pearl Harbor baskınını unutturacak bir gece baskını ile Irak'ı bu saddam'dan daha zalimlerin elinden kurtarırdım.
Böyle yaptığın zaman memleket evlatlarını hiç uğruna öldürmüş olurdun.
Kazıklı Voyvada'nın Osmanlı'ya kafa tutması, kellesinin alınması ile halloldu. O zaman süper güç Osmanlı idi. Ki Osmanlı diğer ülkelere "Lütfen" dememiş "Emir" vermiştir. Öyle bir kudretli idi.
Bugün Osmanlının yerini dolduramayacak olmasına rağmen Amerika almıştır. Amerika'ya artislik yapmak kellenizin alınması demektir.
Bunları demek, Amerika'nın uşağı olmak demek değildir. 500 metrelik uçurumdan aşağı "belki ölmeyebilirim" diye atlamak olsa olsa delilik olabilir.
Pearl Harbour'dan daha şiddetlisini örneğin iki katını yaparsan da, Japonya'ya nasıl iki atom bombası attı iseler sana da dört tane atıverirler. Olan da memleket evlâdına olur, komutanlar genelde sığınaktadır, esir olsalar bile kendilerine adam gibi davranılır ve genelde yargılandıktan sonra serbest kalır.
Böyle şeyler soğukkanlı siyaset ile çözülür. Amerika özür dilemese de elden birşey gelmez.
Orjinal mesajı gönderen murats
Amerıka hala ozur dılemeyecegını soyluyor askerlerın kacırılma olayı uzerın sadece uzuntulerını dıle getıreceklermıs.Bız bu konu uzerıne hukumet olarak cok yumusak kanlıyız.Bıraz daha safımızı bellı etmelıyız. bence...
Hangi saf? Saf tutmaya adam biliyor musun yanına ki safları sıkılaştırıp bir namaz niyaz edesin?
Ansugo,
Osmanlı yok. Onu yok edenler osmanlı kadar güçlü değillerdi. Ama ona karşı birleşmişlerdi.
Şimdi de gereken bu: Birleşmek.
Bu arada Türkiye ile Kazıklı Voyvoda'yı eş tutmak bence ordunun gücünden habersiz olmaktır.
@Avni Kaçık; Bizi bu sefaletin içine sürükleyen de bu zihniyetti. Önyargı. Einstein güzel söylemiş: "Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur."
Ama parçalayanlar da tarihe adını yazmış. Örneğin, Mustafa Kemal Atatürk.
Orjinal mesajı gönderen EAN
Ansugo,
Osmanlı yok. Onu yok edenler osmanlı kadar güçlü değillerdi. Ama ona karşı birleşmişlerdi.
Şimdi de gereken bu: Birleşmek.
Şu durumda kimse Amerika'yı yıkmak için birleşmez herhalde? Amerika'yı yıkanlar Amerikanın bizim için ürettiği bilimden mahrum kalırlar. Bir büyük devleti yıkmak için ondan ileri olmanız gerekir. Şu an ABD'den ileri bir devlet yok. Ama Osmanlı yıkılırken Osmanlı'nın durumu farklı, batının durumu farklı idi. Osmanlı çöküşte idi, diğerleri yükselişte. Şimdi ABD'nin (şu an için) çöküşte olduğunu söyleyebilir miyiz? Belki 20 yıl sonra...
Orjinal mesajı gönderen EAN
Bu arada Türkiye ile Kazıklı Voyvoda'yı eş tutmak bence ordunun gücünden habersiz olmaktır.
Ordunun gücünden banane? Ölen adamın hesabını veren komutan nerede görülmüş?
Kazıklı ile Osmanlı mukayesesi bir benzetmedir, eş güdmek değildir. O zaman savaşla bu işler halloluyorsa bugün ekonomik savaşla da pek tabii hallolabilir. Türkiye'nin kellesini almak için savaşmak gerektiğini düşünenler varsa yanılıyorlar. Kellesini almak illa ki ayağın ucuna kelleyi fırlatmak değildir. Fakir fukara bir devlet olundu mu istediği kadar askeri gücü olan bir ülke olsun asaleti, haysiyeti ve şerefi muhtaç olduğu devletlerin ayak ucuna atılmıştır. Bunun kelleyi atmaktan ne farkı var? Modern hali?
Orjinal mesajı gönderen EAN
Ama parçalayanlar da tarihe adını yazmış. Örneğin, Mustafa Kemal Atatürk.
Mustafa Kemal zeki idi. Şu an başta olsa idi, muhtemelen savaşmaktan daha akıllıca yollar bulurdu.
Bir de Tarih olayları, olayın geçtiği zamanda incelenmeli. Mustafa Kemal bugün senin dediğin gibi davransa idi adı tarihin şanlı sayfasında değil, piskopatlar sayfasında yer alırdı (Bkz : Stalin, Hitler )
Psikopat olduğum için gururlu olduğumu söyleyebilirim,
tepkisiz tâbi ya da Amerika'yı haşa bir yerlere getirenlerden olmaktansa..
Mingitau
14/07/2003, 18:16
Gergin ortamı yumuşatmak için M. Kemal i aradan çıkarsak diyorum :)
Zira kendisinin İngiliz ve ABD Generalleriyle olan diyaloglarının bir çoğunda bu konuda neler yapabileceği durumu ile ilgili bilgi vardır.
Orjinal mesajı gönderen EAN
Psikopat olduğum için gururlu olduğumu söyleyebilirim,
tepkisiz tâbi ya da Amerika'yı haşa bir yerlere getirenlerden olmaktansa..
Hitler'de eminim kendinden gurur duyuyordu. Stalin'de duymuştur. Ama biri 3.Reich uğruna, biri de Allah'ın belâsı kominizm uğruna kesmedik kelle komadı, milyonlar hebâ oldu.
Amerika'yı bir yere getirmek diye birşey de söz konusu değil. Adam zâten geleceği yere istesekte istemesek de gelmiş. Adama kendini bildirtmenin yollarından en sonu ise savaş. Hatta en sonu bile değil.
Osmanlı kılıçla, topla, tüfengle yıkılmayınca; halkta hâlâ bir itaat, hâlâ bir Osmanlıcılık olunca, yabancı devletler farklı oyunlara başvurdular. Bunlardan birisi bazı dernekler kurdurtmak, bu derneklere bazı basın organları sağlamak ve yurdun çeşitli yerlerinde açtıkları şubeler ile halkı isyâna teşvik ya da halkı bezdirmek...
Mesela ateşkeş sonrası Osmanlı'da İngiliz mandacıları, Amerikan mandacıları vardı. Yâni bu dernekler, sürekli olarak yabancı ülkelerden gelen misyonerler, farmason dernekler, ingiliz muhipler cemiyeti gibi cemiyetler kaymak ya da löp tabaka olan aydınlar üzerinde gerekli etkiyi yapmışlardı.
İşte bu en etkili savaştı. Ülkeyi içten karıştırmak... Bunu uzunca bir süredir ve hatta şimdi de görüyoruz. Kominizm belâsı, ne hikmetse zırt bırt hortlayan irticâ, PKK, şu ve ya bu...
Ama arkada kim var biliyor muyuz? Biliyoruz ya da doğru bir ifâde ile seziyoruz; ama "Sen yapıyorsun!" diyemiyoruz.
Ne güzel savaş işte! Adam kendi askerlerini kullanmadan, başka ülkeleri karıştırma gücüne sâhip...
İşte adam böyle planlar yaptığı için büyük devlet, biz de hâlen delikanlılık havasındayız.
Oyunun kuralı buysa, oyunu böyle oynamak lazım. Dünya'nın yeni piskopatlara ihtiyacı yok. Çünkü her pisokpat teşrif ettiğinde gene bazı kavimler bundan güç kazanarak çıkıyor... falan ve filan...
Bu toprağın üzerindekiler böyle kavimdir.
Her ne kadar arkadan vurulsa da bağıra bağıra gider savaşmaya.
Korkarak, kalleşlikle ve türlü oyunlarla değil.
Oyunun kuralı bu değil. Onlar hile yapıyorlar.
@Ansugo
Yanlış anlama ama bu konu madem uzayacak sana birşey söylemek istiyorum.Sen istersen teslim olabilirsin(ki olmadığını söylüyorsun).Seçim senin;çünkü senin hayatın sana ait.Ama ben teslim olmayacağım;çünkü benim hayatım benim.
Herkesin hayatı kendinde...
İster köle olur, sürünür
ister kahraman olur, ölür.
Bırakın herkes kendi bataklığında boğulsun.
KONFÜÇYUS
Mingitau
15/07/2003, 01:39
Sanırım ABD nin bir yere gelmesi konusu bir mikdar farklı. Taha Kıvanç ın bir yazısı vardı. ABD de biri Türkiye' de sokaktaki insan ABD den nefret mi ediyor? diye. Hala Türkiye deki sokaktaki insan ABD ye kafa tutabiliriz diyorsa tutar. Ancak ABD nin bu konuda yapmadığı daha doğrusu olmasını/yapmayı/yapılmasını istediği şeylerin bizzat bizim medya ve yayın organlarımızca yapılması düşündürücü. Sanırım anlam karmaşası burdan çıkıyor. Zira EAN ABD nin dünya üstündeki konumundan bahsetmiyor. Türk insanının kafasındaki konumundan bahsediyor. Şimdiye kadar Müttefiklik ortaklık vb gibi düşüncelerle başarılarına sevinmiş olan sokaktaki insan bir anda karşı çıkabiliyorsa ve bir anda savaş ya da mot-a-mote(Burda kendimi tutamayarak gülüyorum ve Yağmur Atsız' ı anıyorum :kihkih: ) karşılık beklemesi hala ABD nin değerinin paçavradan öte olmadığını, bir seviyede bulunmadığını gösterir. Ki "Böyle düşünüyorsa böyledir" demek zorundayız. Bilinç altındaki kuvvet ile silahlı kuvvet gücü karşılaştırılamaz. İşte değişik şekillerde insanların bazı ortak haleti ruhiyelerine limon sıkma olayı her zaman iyi liderler elde bulunamayacağı için bazen tehlikelidir. Gururlu olmak bu durumlarda her zaman daha iyi yönde kararlar aldırtıcı olmuştur.
Bu arada dediğini yapmak ile ilgili Hüseyin Üzmez ve Osman Yüksel den bir anı:
Bu ikisi vakti zamanında sağ bilinen bir partiden yine sağ bilinen bir partiye geçiyorlar, sebebi aklımda değil ama çok komik birşeydi sanırım. İki hafta sonra Osman Yüksel geri dönmeye kalkıyor. Bi de bu işin gururu filanı falanı var. Hüseyin Üzmez "Niye?" diye soruyor.Aldığı cevap ilginç"Yaw biz cihad deyince cihad yaparız, bunlar cihad deyip kaçıyor sonra niye kaçtınız dediğmizde de efendim hicret de sünnettir diyorlar." Gerçekten dediğini yapacak insanların olması gerekiyor, ve neredeyse ilk tepki her zaman haklı olmuştur çünkü ikinci tepki ya da daha sonraları yapılan tepkilerin tamamının içinde grup yönlendiricilerinin, liderlik taklidi yapan insanların, çıkarları etkin rol oynar. Buna göre oturup kararlar alınmalı filan falan olmalıdır. Bu arada son duruma bakılırsa ABD özür dilemeyecekmiş. İlginç bir durum, acaba böyle her aklı esen albay kendisini besleyen guruplara mesaj yollamak için bişiler yaparsa acaba kaç K.Irak' ta kaç ABD askeri mezata çıkar merak ettim. Bir de bizim Dış İşlerinde Basına bilgi sızdırıldı şaiyası dolaşmaya başlamış, sanki ABD' nin ve iki salak aşiret reisinin adamlarınca Süleymaniye ve Kerkük 'te yaptıkları yaygara hiç Türkiye ye ulaşamaz. Fesübhanallah...
Ama şarkı söylemeyi bilmek lazımdır, Aydın' da Yörük Ali Efe ve Kızanları Yunan Güney kolordusunu kızdırmak için durduk yere davul çalıp, Koca Avşar zeybeği oynarmış...
Orjinal mesajı gönderen MUBNET
@Ansugo
Yanlış anlama ama bu konu madem uzayacak sana birşey söylemek istiyorum.Sen istersen teslim olabilirsin(ki olmadığını söylüyorsun).Seçim senin;çünkü senin hayatın sana ait.Ama ben teslim olmayacağım;çünkü benim hayatım benim.
Gerçekleri görüp, analiz edip, şartlar içinde takınmamız gereken tavrı ve oynanamız gereken rolü duygulara kapılmadan icrâ edebilirsek daha verimli oluruz.
Milli duygulara kapılıp, düşüncenin somutlaşmasını zorlaştırdığımız zaman, bilmek lâzım ki hiçbir düşünce milli duygular yanında belli bir anlam ifâde etmez.
Hâlide hanım Atatürk'e bir mektup yazıyor İstanbul'dan. Bir sürü şart saydıktan sonra diyor ki "İngiliz'in eline düşmektense bir Amerika kötünün iyisidir". Yani İngiliz himâyesi yerine Amerikan mandaterliğine girelim diyor. Ama burada tanımlama çok önemli : Kötünün iyisi...
Atatürk'ün ise sorduğu bir soru var : "Peki biz Amerikan mandasına gireceğiz fakat bunun bize getirip/götürecekleri ile onlara getirip/götürecekleri nelerdir?" Yani tamam, diyelim ki mandaya girdik bunun sonuçları ne olacaktır diye soruyor.
İşte bence dış siyasette olması gereken tavır bu. Yani kötünün iyisini seçeceksin, ama bunu sana ne getirip ne götüreceğini de bileceksin. Bu getiri/götürü kısmını ise sürekli olarak kendini yontmaya, hep daha fazla birşeyler koparmaya bakacaksın.
O zaman ki durum nedir diye bakacak olursak, İngiliz, Fransız ve İtalyan'ların bizden sömürgelere üretme niyetleri var. Bu durumda o zamanın aydın kesimi bunlara karşı olabilmek için sığınacak bir güç arıyor.
Yani sistemin dengesi bir güçler dengesi. Tamamen korumasız, kimsenin desteğini almayan bir devlet olmak, bizi şu an ki durumdan daha kötü durumlara sürükler. Bu sebeple bir güç ile ittifak halinde olmak gerekir. Bu güç ise -beğenmesekte- hâlen Amerika olabilir.
Çünkü çöküntünün sinyallerini veren Amerika'nın çökmekten kurtulmak için çizdiği rotada Türkiye'nin mütiş bir önemi var. İran'da bir şekilde alt edildiğinde çarpraz bir çizgi ile cevher ile diğer dünya bölünmüş olacak. Amerika'nın İsrail ile ilişkileri ise mâlum.
Böyle hassas denge de Amerika'dan kopmak yanlış olur. Hele savaşmak falan hikâyedir. Amerika'dan kopmak bizi bir Irak haline bile dönüştürebilir. Neticede 2004'te AB'ye hâlen üye olamayacağımızı öğrendiğimiz zaman bazı ipler tamamen kopacaktır ve bu tüm iplerin kopması anlamına gelmez. Eğer tüm ipler koparsa dalından kopan yaprak oluruz ve rüzgarın keyfine göre bir o yana bir bu yana gideriz.
Yoksa, tövbe kimsenin kimseye teslim olması söz konusu değil. Binlerce çıkar ilişkisi var ortada. Burada önemli olan çıkarlara göre davranmak, milli duygulara göre değil. Sonuçta devleti halk değil hükümet yönetir.
Ve bunları söylemem elbette ki benim Amerika'ya bazı kavimlerin uşağı olması dolayısı ile günden güne artarak gelişen kinime engel değildir.
@Ansugo
Tek kelimeyle şunu söylemek istiyorum:
"Amerikanın köpeği olarak yaşamaktansa, ölü bir adam olup hiç yaşamamayı tercih ederim."
Forum Yazılımı : vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.