PDA

Tam Sürümünü Görmek İçin : Askerlik Süresi Azalıyor


JARGON
22/06/2003, 12:25
Ntvmsnbc
Genelkurmay Başkanlığı, 18 ay olan askerlik süresinin 15 aya, 16 ay olan yedek subaylık süresinin 12 aya; kısa dönem askerlik süresininde 8 aydan 6 aya indirilmesine karar verdi. Uygulamanın, 15 Temmuz 2003’ten itibaren geçerli olacağı bildirildi.


Bu sürelerde fazla..


TeDDy
22/06/2003, 12:39
allah beeee sonunda sonunda belimdeki kambur biraz küçüldü

Ömer
22/06/2003, 13:59
abicim bu bir şaka değil değilmi biri bizi kandırmıyordur umarım ve aslı vardır işallah.

Ömer
22/06/2003, 13:59
http://www.ntvmsnbc.com/news/221349.asp

ASA
22/06/2003, 14:02
Ben de sabah kalkinca TRT-1 teletextte gordum, aynen boyle diyordu. Guzel haber.

:cool:

omerosmanoglu
22/06/2003, 14:18
Yinede çok iyi değil. Ama allaha şükür akıllıca bir hareket iyi bir yolsa gittiğimizi gösteriyor.

abakan
22/06/2003, 17:56
Ben askerilik süresinin kısaltılmasından yana değilim ancak yinede kısaltılıyor. Bana göre kıse dönem 12 ay, yedek subay 18 ay ve uzun dönem için 24 ay en makul süredir.
Nedenleri ise buraya yazamayacağım kadar çok uzun yer tutar. İsteyen arkadaşlara e-mail olarak yazabilirim.
Yukarıdaki bilgileri kaynağından doğruladım.

ÇİZDİĞİMİZ BU TABLO ÇERÇEVESİNDE
(bakınız: http://www.tsk.mil.tr/genelkumay/bashalk/aciklama/2003/a11.htm)
TSK TEMKİNLİ BİR YENİDEN YAPILANDIRMA FAALİYETİNİ HIZLANDIRMANIN ZAMANI GELDİĞİNE İNANMAKTADIR. BUNUN İLK ADIMI OLARAK, 15 TEMMUZ 2003 TARİHİNDEN İTİBAREN, 18 AY OLAN ASKERLİK SÜRESİNİN 15 AYA İNDİRİLMESİ SURETİYLE MÜKELLEF ASKER SAYISININ %17 ORANINDA AZALTILMASININ UYGUN OLACAĞI TEKLİFİNİN HÜKÜMETE İLETİLMESİNE KARAR VERİLMİŞTİR. BUNA PARALEL OLARAK YEDEK SUBAYLIK SÜRESİ 16 AYDAN 12 AYA, KISA DÖNEM ERBAŞ VE ERLİK SÜRESİ 8 AYDAN 6 AYA İNDİRİLECEKTİR. BU AZALMA, İLERİDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK KUVVET YAPISI KÜÇÜLTMESİNE DE İMKAN SAĞLAMIŞ OLACAKTIR.

Sahin
22/06/2003, 18:00
Yerinde bir karar sebepleri zaten açık seçik ortada.

Gurhan
22/06/2003, 18:40
peki şuan askerde olanları etkileyecek mi ?

Mingitau
22/06/2003, 19:09
Orjinal mesajı gönderen abakan
Ben askerilik süresinin kısaltılmasından yana değilim ancak yinede kısaltılıyor. Bana göre kıse dönem 12 ay, yedek subay 18 ay ve uzun dönem için 24 ay en makul süredir.
Nedenleri ise buraya yazamayacağım kadar çok uzun yer tutar. İsteyen arkadaşlara e-mail olarak yazabilirim.
Yukarıdaki bilgileri kaynağından doğruladım.

Senin niye uzun olmasını istediğini biliyoruz zaten....:D
Ancak unutma artık sen istesen de kimseye zorla okuma yazma öğretemezsin, ha bu arada bana niye işkence etmeye çalışıyon :)

JARGON
22/06/2003, 20:16
Artık günümüzde askeri çok ordu güçlü ordudur diye bir şey yok... İstersen 70 milyon kişiyi askere al adamın biri çıkar bir hidrojen bombası atar herşey biter..

Artık bol askeri beslemek yerine savaş teknolojilerine yatırım yapmak gerekiyor. Kendi savunma sistemelrini geliştiricen, kendi silahlarını üreticen. Mantıklı olanı budur.

Mingitau
22/06/2003, 23:35
Jargon katılmadığımı belirteyim ne kadar yüksek teknolojiye sahip olursan ol, ters teknolojinin geliştirilmesi gayet doğal. Ayrıca az sayıda çok iş başarmak istediğinde farkettiğin bir şey olacak olabildiğince çok insana zarar veriyorsun. Askerliğin mantığından ölüm makinası olmak yoktur. Savunma vardır. Savunma esnasında da mümkün olan en az kayıp, karşı taraftan da sizden de, hedeflenmektedir. Bir nevi 'Aslolan İnsandır.'

JARGON
23/06/2003, 00:35
Ters teknolojiden kastın bir teknolojik silahı engelleyen bir başka teknoloji sanırım. Evet ters teknoloji herzaman geliştirilir, ama bu teknolojik yarıştan geri kalınmaması gerekiyor. Amerika-Irak savaşında amerikanın kullandığı teknolojileri hep birlikte gördük, birsürü savaş uçakları, savaş gemileri, hedef bulan füzeler vs vs.. Bu silahlara karşı 10 milyon kişiyle savaşsan ne olur 5 milyon kişiyle savaşsan ne olur...

ayriyetten hiç asker olmasın demiyorum, uzmanlar tarafından incelensin bu ülkenin bulundurması gereken max asker sayısı.. ona göre düzenlensin askerlik süresi..

He bide askerlik süresi 5 ay olsa dahi türkiyenin asker sayısı azımsanmayacak kadar fazla olur.

ben diyorumki gençler vatani görevini çabucak yapsınlar, sonra dönüp ülkelerinin ekonomik teknolojik vb alanlarda gelişmesine yardımcı olsunlar

aslında bu konu hakkında bizim yaptığımız tartışmalar çok mantıksız olur çünkü, bu konuyu tartışacak kişiler
-strateji uzmanları
-ülkenin nüfus yapısı hakkında bilgi sahibi olan uzmanlar
-ve askeri uzmanlardır

askerlik süresi kısaltığına göre bunlar gerekli kurumlar ve kişiler tarafınca tartışılmış, asker sayısının azaltılmasına karar verilmiş ve bunun için askerlik süresi kısaltılmıştır..

ASA
23/06/2003, 00:56
Orjinal mesajı gönderen Gurhan
peki şuan askerde olanları etkileyecek mi ?

Evet. Sanirim ayni oranlarda bir kisalma olacak onlar icin de.

:cool:

ee++
23/06/2003, 02:25
Ben niye askere gidecegim, bir turlu anlamiyorum.. Bu konuda ciddi bir kritere ihtiyacimiz var. Umarim akillari iyice baslarina gelir de kimi alip almayacaklarini dogru duzgun belirlerler.

noNick
23/06/2003, 02:42
bence askerliğin kısalması yeni yapılanmadaki ilk adımlardan biri... Daha bu başlangıç... Ordumuzun değerli strateji uzmanları gerçeği gördüler. Aslında biz de biraz teknoloji olsa böyle uzun askerlik olmaz hatta zorunlu hiç olmaz. Yoksa devlet o kadar askeri beslemek için tonla dolar harcıyor.. Artık az sayıda askeri olan ama çevik ve teknolojik üstünlüğü olan ordular gerekiyor. Bizimkiler de kalabalık bir orduyla karşı koymaya çalışıyorlardı ama bunun olmayacağı kabak gibi ortaya çıktı son savaşta.

Bence ileride profesyonel askerlik çıkacak. Asker olmak isteyene para bile verecekler. Ama bunun için ar-ge'mizin çook yol alması şart gibi..

hadi hayırlısı.. :confused:

Mingitau
23/06/2003, 03:16
ee++ sen normal yaşamından bir günü video ya çektirip gittiğin şubeye ver seni askere almayacaklarından eminim Computerus Kronikus hastalığı zihinsel bir problem olup mazeret teşkil eder.

Mingitau
23/06/2003, 03:29
Orjinal mesajı gönderen noNick

Bence ileride profesyonel askerlik çıkacak. Asker olmak isteyene para bile verecekler. Ama bunun için ar-ge'mizin çook yol alması şart gibi..



ARGE nedir? Ya da Türkiye' de Askeri ARGE ne konumda herhangi bir bilgin var mı? Herşey bir iki şarlatanın isyan edin isyan çıkarın dediği kadar kolay değil.
Bu durumda şu soru akla geliyor:
Peki neden Türkiye kendi Silahını üretmiyor?
Nedenlerden biri Güvenilecek sanayici ve işadamı olmaması. Bir başkası ise şu an sizi yönetenlerin, yönetmiş olanların bile gizlilik nedir? Nerelerde önemlidir gibi şeyleri bilmemeleri ve devletin malını deniz saymaları. Bir başkası daha bir endüstri kolu devamlı gelişmelidir, gelişirken kendini finanse etmelidir. Bunun için tek yol dünyayı silahlandırmaktır. Bu ise insan olanların düşünmeyeceği birşeydir. Saldırı anında azami 24 saat içinde tam üretim yapabilecek kapasite yeterlidir. Yani savunma gerekmeden silahlanma bir cinayettir. Ve vebali bundan yararlanan herkesedir.

ee++
23/06/2003, 08:57
Orjinal mesajı gönderen Axion
ee++ sen normal yaşamından bir günü video ya çektirip gittiğin şubeye ver seni askere almayacaklarından eminim Computerus Kronikus hastalığı zihinsel bir problem olup mazeret teşkil eder.

Sorun benim hastalığım değil ve bu durumda olan sadece ben de değilim. Konumum, eğitimim, vs..

Umarım bu konuda vatan millet sakarya ile filan gitmiyoruzdur halen..

Mingitau
23/06/2003, 09:24
Statücülük oynamaktan bıkmadık değil mi?
Askerlik kavramı ve gerekçeleri ele alındığında senin eğitiminin ederini görebilirsin. Senin aldığın eğitim ya da sana verilebilen imkanlar köyden gelen birine verilmiş olsaydı muhakkak ki o da aynı statüye erişebilirdi. Bu toplum çeşitli nedenlerle ona o imkanları sağlayamadı diye onu niye hor görüp en zor şartları ona değer biçiyoruz? Yok hayır buna dayanılamaz. Artı askerliğin sosyal olan yönüde önemlidir. Muhtemelen birçok kişi gittiği gün guruptaki diğerlerinin birçoğunu hor görüyordur. Ama 18 ayın sonunda ya da 8 ayın sonunda mutlaka öğrendiği şeyler vardır, harp sanatları ve psikolojisini bir yana bırakalım, sosyal hayatta dikkate alacağı bir çok şeyi öğrenmiştir.
bu satırları yazarken hede höde nin ardına takılıp slogan atan biri değilim ama konum ve diğer beşeri özelliklerin önemli olmadığı bir nokta da bunlardan bahsetmekde sanırım toplum yapısına dinamit koyacak olan şeylerden biridir. Zaten Ankara ve Bürokratları ile Halk diye ikiye ayrılmış durumdayız. Bir de gereksiz yere parçalanmayalım. Ama sanırım bunda, popüler basının pohpohladığı bireyselleşme akımları etkili ancak insanların bir devleti niye kurduğu dikkate alınırsa bireyselleşmenin de köküne dinamit konduğu farkedilir.
Zaman gazetesinde sanırım evvelsi gün güzel bir yazı vardı bu konuda.

ee++
23/06/2003, 09:59
Ben "konumum" diyerek, kendimi yüksek bir mevkide göstermedim. Konum diyince illa ki yüksek ve alçak değerlendirmesi yapılmaz, ben genelde yatayda düşünürüm. Nasıl ki sakat bir insan askere gidemiyorsa benim de durumum itibari ile askere gitmemem gerekir. Kriterlerin belirlenmesinden kastım da bu idi. Ayrıca benim ve ordunun işine yaramayacak bir askerlik yaptığımda o köylü arkadaşın haklarını iade mi etmiş oluyoruz? Yaşam standardı mı yükseliyor?

Ben zaten benim askere gitmememi isterken, eğitimsiz vs insanlar gitsinler de sürünsünler demiyorum. Askerlik paralı olmalı. İsteyen yapmalı ve gerçek bir iş gibi parasını tatmin edici ölçüde almalı. Askerlik bir meslektir, yerine gore bir sanattır, yani meziyet ister, vakit ayırmak ister.

Her konuda oldugu gibi burada da fanatiklik yapmaya gerek yok.

Reti
24/06/2003, 02:17
Eğitimlerinin büyük bölümünü askertlikte almış bu anadolu gençliği için bence askerlik hala okul sayılır. ( Bir ortama girdiğinde selam vermeyi, hatta yazıp konuşmayı bile askerlikte öğreniyorlar)

Eğitim sisteminde bir reform yapılmadan önce sürenin kısaltılmasına karşıyım..

207 Top Atğm Tunca

turker
24/06/2003, 03:07
bu ülkede doğan herkes bu ülkeyi sevmek zorunda mı?istemediği halde askerlik yapmak zorunda mı?

(BU söz üst düzey bir asker tanıdığım tarfından bir askerlik tartışması sırasında bana söylenmiştir."GK yenilikçi değil gelenekçidir.")

HunTER
24/06/2003, 16:06
Ben selam vermeyı ve hatta yazıp konusmayı dahı bılıyorum.. Ustune evlıyım ve esımde ogrenım goruyor.. Kı bız kendı ayaklarımız ustunde durmak zorundayız..

Sımdı bu adam benı askere alıcak esım belkı ogrenımı yarım bırakmak zorunda kalıcak, belkı ben dondugumde ıs bulmakta gucluk cekıcem cunku gecen 16 ayda benım kullandıgım teknolojı eskıyecek, dahası sevdıgım ınsandan ayrı kalmanın acısını yasıycam.. Onun acısından yalnızlık, ozlem ve mucadele dolu bır 16 ay.. Kı ben dondugumde ıkı yıllık bır zorunlu hızmetı de var..

Yanı ben suan 21 yasındayım.. Esımın okulunu bıtırmesı ıkı sene, benım askerlıgım ıkı sene ve zorunlu hızmet ıkı sene, toplarsak 27 yasımda ozgurlugumuzu elde edıcez.. Pekı tum bunların nedenı ne?

Benım hergunum bu nedenı sorgulamakla gecıyor.. Hayatınızın altı yılının bı "hıc" ugruna sızden almaları vatan mıllet sakarya ıle telafı edılebılecek bısey degıl.. O uzamasını ısteyenlerın bırde bu acıdan dusunmelerını tavsıye edıyorum..

Reti
24/06/2003, 21:41
O kadar karamsar olma hunter ya. 16 ay bu ne olacak ilaç olsa içilir :) Göz açıp kapayıncaya kadar geçer. o süre içinde teknolojiyi de takip edebilirsin. Esir değilsin ya. Sevdiklerinden de biraz ayrı kalamak iyi gelebilir. Değerlerini daha iyi anlarsın.
Bir de " herşey de bir hayır vardır" görüşü var. Düşünsene o süre içinde bir kaza geçirip kolun, ayağın falan kırılsa ya da birine çarpıp hapse girsen 16 ayın orda geçse dahamı iyi. Orada geçecek 1 haftadan askerlikte geçecek 16 ay daha iyidir. Askere gitmekle bütün bunlardan kurtulacaksın bak :) Kışlalarda geçen zamanı hayatının çalınan bölümü gibi düşünmek çok yanlış. Ölmeye gitmiyorsun oraya :) İşte askerlik bizim ülkemizde bu tip düşüncelerden kurtulmak olgunlaşmak için gerekli. Nedemek hayatımı çalıyorlar ya.

İnsan herzaman sevdiği şeyleri yapamıyor. Zaten yapsaydı hayat çok sıkıcı olurdu. Aslında şöyle bir düşünürsek zaten çoğunlukla sevmediğimiz şeyleri yapmak zorunda kalıyoruz.

Şimdi Askerlik süresini kısalttılar 14 aya, 10 aya, 8 aya indirseler ne olacak millete gene uzun gelecek. Keşke 4 ay olsaydı diyecekler. 1 aya indirseler öff bu ne ya 1 ayım boşu boşuna heder olacak şunu 15 güne indirmenin yolu yokmu diyecekler.
Beni şimdi aynı şartlarla tekrar askere alsalar giderdim bir 16 ay daha yapardım. Ama aynı şartlar hiç bir zaman geri gelmiyor maalesef. Gelseydi eğer kaçırılan fırsatların tekrar elden geçirilme şansı olurdu. Belki de o fırsatların kaçırılması gerekiyormuş.

turker
25/06/2003, 01:23
.... ülkelerde insanlara birkaç seçenek sunarlar ve insanlar kendilerine en uygun olanı seçer.burda seçme şansın yok bi kere.onun için bana ne deseler boş.

not:.... yerine ne yazmalıyım bilemedim bir türlü.

Ansugo
25/06/2003, 17:09
Askerlik bir hafta ya da -hadi abartmayayım- bir ay olduğu zaman lûtfedip gitmeyi düşünüyorum. Benim râzı olabileceğim en yüksek süre bu kadar. Zirâ askerlikte geçireceğim bir saatin bile benim için bir kayıp olacağını düşünüyorum. Kendi irâdemle olan kayıplara ise hiç acımadığımı belirteyim.

Ama meselâ şöyle bir teklife de açığım her zaman : "Kardeş, sen gel 6 ay boyunca geliştireceğimiz şu sistem de, kuracağımız şu fabrika da ilgi alanın dahilinde 'bir sivil gibi' çalış. Biz de bu süreyi senin askerliğine sayalım. Hem kendi alanında iyi birşeyler üretmiş (zamanı boşa geçirmemiş, ot yolmamış) hem de askeriyeye bir faydan olmuş olur"

Böyle bir teklif gelsin başımla beraber... Vatana ne biliyorsam fedâ olsun.

Tâbi ben komando olup, dağda bayırda çekirge, kurbağa, yılan da yiyebilirim, susuzluğa da dayanabilirim, günlerce aç da durabilirim, o kadar yük ile tık demeden kilometrelerce de yürüyebilirim, çoğu silahı özellikle tüfekleri kullanmak için de gayet hevesliyim. Yani askerin bana vereceği her görevi de yapabilirim. Ancak bu yapacaklarım 16 ay sonra bir halta yaramayacağı için bir anlamı olmayacak. Hatta belki tozutup tastamam şehir eşkiyası bile olabilirim, kim bilebilir?

Peki bana bu kadar para ve emek harcanmalı mı? Tabii ki hayır. Gitsin işin profesyoneline harcasın bu parayı. 2000 bordo bereli (özel birlik) varsa, 20.000 yapsın; aynı zaman da yeşil bereli (komando) birliklerini de profesyonel yapsın.

Korkmasınlar, bir densiz bize saldıracak olursa, önce bilgimiz ile onu alt etmeye çalışırız; o da olmazsa alır Fransız onlusunu çıkarım dağa... Daha evvel yapmadığımız şey mi? 81 yılda soysuz olmadık ya vesselâm...

Ansugo
25/06/2003, 17:22
Orjinal mesajı gönderen HunTER
Benım hergunum bu nedenı sorgulamakla gecıyor.. Hayatınızın altı yılının bı "hıc" ugruna sızden almaları vatan mıllet sakarya ıle telafı edılebılecek bısey degıl..

Vatan, millet Sakarya'dır, Anafartalardır, İnönülerdir, Çanakkale'dir, Başkumandanlıktır, Büyük Taarruzdur..

Vatan millet Fransızı, İngilizi, Rumu, Ermeniyi, Rusu, Yunanı, İtalyanı bir kalemde def etmektir. Emperyalizme karşı vatanını savunmadır. Ağzının suyu akmış Pavlov deneklerini geldikleri çukursa gömmektir. OrtaDoğu'ya geldiğinden beri hürriyetini kaybetmemektir. Kimsenin tebâsı olmamaktır. Kimsenin uydusu, peyki olmamaktır.

Vatan, millet; gerektiğinde kan dökmektir, can vermektir, canı fedâ etmektir...

Süngüyle herşeyin yapılabileceğini ama süngünün üzerine oturulmayacağını dünyaya ilan etmektir...

Gerçekler böyledir böyle olmasına da...

Bu eskinin, belki de şimdinin gerekince olanıdır, olması gerekenidir.

Bilgi savaşları gizliden gizliye sürerken, tüm bloklar alt üst olmuşken, siyaset en güçlü silah olmuşken, lobicilik ile elin oğlu zorla alamayacağı yerleri almak üzereyken bu kadar asker ne halta yaracak belli değil...

ee++
25/06/2003, 22:34
Ansugo +1

Predator
25/06/2003, 23:12
Birde KKTC vatandaşı olduğunuzu düşünün er 24 ay subay 22 ay vahh halimize o zaman :)

Mingitau
26/06/2003, 00:29
Peh peh......

Reti
26/06/2003, 01:04
Pipo üstüne kimler kitap yazabilir? Tabiki içenler....
Konağına çekilmiş, koltuğuna gömülmüş, pipolarını dizmiş, yavaş yavaş tütününü hazırlayan ihtiyar bir İngiliz yazabilir. Ya da inekler gibi rahat, uzun boylu ve top sakallı bir Hollandalı olabilir. Veya yıllar önce eşinden ayrılıp içkiyi bırakmış ve huzura erip pipoya başlamış. Hergün vosvosuyla bizim dükkanın önünden geçerken captain black marka tütününün kokusunu bırakan arka sokaktaki eczacı da yazabilir.

Ama içmeyen yazamaz..

Yapanla yapmayan bir olurmu hiç?
Hariçten gazel okumak iyi değildir. İnsan hem kendini hem de başkalarını kandırabilir.
O yüzden askerliği yapıp gelmiş olanların görüşleri bu konuda daha önemli olmalıdır..

JARGON
26/06/2003, 01:30
Yorumlar kriterlere göre değer kazanmaz, gerçekliğe göre kazanır.

turker
26/06/2003, 01:57
kaç kişi askerden gelince "çok sağolsunlar.iyi gittim bak şunları şunları öğrendim/yaptım artık hayatımda daha başarılı,akıllı,...... biri olurum." demiştir ki?

Mingitau
26/06/2003, 02:12
Diyen birileri var, hatta birden fazla.... Belki bir kac tane bi ise yararsiz sey diyen vardir. Niye "Aslanlar gibi asker oldu!" diye bir tabir vardir? Vatan Millet Sakarya dan cok gereksiz vesveselerin coklugu sanirim. :D
Reti' nin dedigi gibi git ve gor.
Not: Ben de daha gitmedim. Yaş 20 sınırı ancak yapanların nasıl yaptıgını gorunce biraz oyle anlatilanlarin fazlaca ehemmiyetli olmadigini dusunuyorum. Askeriye ye eleman Subay alırken biraz daha piskoloji testlerini arttırsalar sanirim daha iyi askerler yetisir, hem subay vb olarak hemde er olarak...
@ Ansugo
O tip hayvanatsal gidalar artik askeriye de kullanilmiyor :p

turker
26/06/2003, 02:28
eskiden çokmuş.adamlar hasta ama haberi yok.askere gidince meydana çıkar tedavi falan edilirmiş. yada ehliyet falan verilirmiş yada bir ustalık falan öğretilirmiş. ama mış,miş işte.

Mingitau
26/06/2003, 10:20
Sen de gidekemisin, gorecekmisin, teknoloji nedir ogretecekmisin, konudan en habersiz insanlari bilgilendirecekmisin, sonunda(zamnla) yedigin elmanin armudun durumunu yetisirken internetten kontrol edecekmisin......

misin misin musun

Ansugo
26/06/2003, 15:40
Orjinal mesajı gönderen Reti
Ama içmeyen yazamaz..

Kezzap içtiğimde tüm organlarımın harap olacağını bilmem için kezzap içmem gerekmez.

Orjinal mesajı gönderen Axion
@ Ansugo
O tip hayvanatsal gidalar artik askeriye de kullanilmiyor :p

Niye kullanilmiyorsa? Dağda bolcana var oysa :)

Reti
26/06/2003, 16:41
Orjinal mesajı gönderen Ansugo
Kezzap içtiğimde tüm organlarımın harap olacağını bilmem için kezzap içmem gerekmez.
:)


Ama içmeden kezzabın tadını bilemezsin

JARGON
26/06/2003, 17:09
niye tadına bakmak istesinki, zaten ne olduğunu biliyor.

Ansugo
26/06/2003, 21:27
Orjinal mesajı gönderen Reti
:)

Ama içmeden kezzabın tadını bilemezsin

Gözüm görmese de elime aldığımın bir kitap olduğunu bilebilirim. Çünkü geçmiş deneyimler vardır.

Geçmiş deneyimler olmasa hayat hep sıfırdan başlardı. O zaman herşeyi bizzat tek tek denemek icab ederdi.

7 tonluk kayayı kaldıramayacağını anlayan Iantianus, bir makara-kaldıraç sistemi yaparak orta boy bir taşı kaldırmak için harcayacağı güç ile 7 tonluk kayayı kaldırır. Bu kayaya büyük bir heykel yapar. Burada Iantianus taşı, makara-kaldıraç sistemi sayesinde değil, aklı sayesinde kaldırır.

Mingitau
26/06/2003, 23:39
Halbuki kezzabın hafif ekşi bir tadı vardır. Sinirsel uyartılar kimyasal reaksiyonlardan önce ortamı terkedebildiği için bilme lüksüne sahip oldum tabii %0.002 lik derişimde kezzabın bi etkisi olamıyo hafif yanma haricinde :D

turker
26/06/2003, 23:49
sek denemek lazım dimi nasıl olduğunu anlamak için :) :)

Mingitau
26/06/2003, 23:59
Aslinda agzim tam olarak kuru olsa sek denerim ama mutlaka ıslak oluyo, elim kuru olduğunda deneyeceğim elimi sokup sek olarak.

Sedat Atif
27/06/2003, 00:27
Bilimsel makalelerin ayrı baskıları vardı yanımda; birkaçını o çuval gibi giysilerin içinde saklıyorum. Güneşte araziye çıkarıyorlar; sağa dön sola dön, bir saat ayakta duruş faslında çıkarıp okumaya çalışırdım, kafadan birşeyler çözerim. İlk bir iki hafta böyle geçti. Bir iş yaptığın yok, iki saat günşte duruyorsun. Sonra anladık ki herkes kendi şahsiyetini, mesleğini, şuyu buyu bırakacak, robot olacak. Olmazsa askerlik olmaz. Bana makul geldi sonradan. Düşünmeyeceksin.
Komutan emir veriyor, yapacaksın, niye diyor gibi birşey düşünmeyeceksin.

Türk Aynştaynı, sayfa 284.

Mingitau
29/06/2003, 04:06
Turan Alkan Zaman 'da 21.06.2003 tarihinde demişki:
Askerliğin “bedel”i olmaz!

Son bir ay içinde, posta kutuma düşen ve –zâhir– bilgilenmem için gönderilen nisbeten efendi kılıklı elektronik mektuplar içinde bedelli askerlikten yana destek ricasında bulunan mesajlar sayıca artmaya başladı.

Dedim ya efendi kılıklı mektuplar bunlar; de, da ve soru eklerini ayrı yazmasını bilen, muaşeret kurallarına itina gösteren, muhakemesi düzgün ve belli ki eğitim seviyesi hayli yüksek gençlerin kaleme aldığı metinler; kısaca bedelli askerliğin yeniden çıkarılması, askerlik süresinin kısaltılması gibi talepler ileri sürüyorlar. Mektubun birinde modaya uygun bir kavram bile üretildiğini tebessümle okudum: “Askerlik barışı”. Delikanlı diyor ki, “günümüzde hayat, birbuçuk sene ara vermeyi kaldırmıyor... gençlerin hayatını onarılamaz bir kesintiye uğratmamak için, işlerini, eğitimlerini, ailelerini, geleceklerini, psikolojilerini” sekteye uğratmamak için bu barış çıkarılmalıymış. Bir ayda temel askerlik eğitimi pekâlâ verilebildiği halde gençleri aylarca askerde tutmanın gereği yokmuş; uzmanlığa dayalı, etkili ve caydırıcı bir ordu ancak böyle oluşturulabilirmiş. Üstelik askerlik bedelli hale gelirse ülke ekonomisine ve askeri harcamalara ilave kaynak bulunabilecekmiş ama belirlenecek ücret, herkesin ödeyebileceği kadar mâkul olmalıymış!..

Alıntıda hep “miş–mış” sigasını tercih etmek, alıntıyı yapanın meseleye pek inanmadığını gösteren basit bir mesaj biçimidir; istihza etmiyorum ama bu gerekçelere katılmadığımı belirtmek için bu sigayı bilerek seçtim.

İlk bedelli askerlik uygulaması yapıldığında, “vatani hizmet” yükümlülüğünün eşitlik prensibini bozduğu için karşı çıktığımı hatırlıyorum; kezâ devlete ödenen bedelin niçin illâ Alman Markı esas tutularak tayin edildiğine de itiraz etmiştim. Bir kereliğine ve istisnâ kabilinden başvurulduğu ileri sürülen bir uygulama için yabancı para birimi seçmek hem mantıksız, hem de ülkenin milli para birimine saygısızlık anlamı taşıyordu ama ondan daha can acıtıcı olanı, askerlik hizmetinin genel ve eşit şartlarda ifâsına getirilen haksız istisnâ idi. 1974’te ilk uygulaması görülen “kısaltılmış askerlik hizmeti”, sonraki zamanlarda piyango gibi bazı tertiplere isabet ettirilirken de aynı itinasızlığı görmüştük. Bu satırların yazarı, uzun dönem askerlik hizmetinin ikinci ayında, yeni tertipler için çıkarılan kısa dönem uygulaması esnasında başını koğuşun duvarlarına vurarak “bu piyango bize niçin isabet etmedi, bizim suçumuz neydi?” diye isyan eden devre arkadaşlarını hâlâ hatırlamaktadır meselâ.

Konu son derece önemlidir zira doğrudan vatandaşlık kavramını ilgilendiriyor; her tertibe “kısa dönem veya bedelli çıkabilir” ümidini telkin etmek son derece yanlış ve bu konuda cihet–i askerî’nin son derece ketum ve mazbut bir tutum takınmak arzusunda olduğunu hepimiz biliyoruz. Toplumdan gelen baskılar karşısında seçilmiş siyasetçilerin zaman zaman bu tip beklentileri yaygınlaştırmaları iyi olmuyor. Gençler, haklı olarak kendi kuşakları için de bir istisna uygulaması bekliyorlar. Kaidenin istisnâ kabilinden ihlâli, diğer ihlâlleri de meşrulaştırıyor; manzara budur.

Ben bu hususta muhafazakârım; çağı erişen her genç askerlik hizmetini yapmalıdır ve askerlik nosyonu, bir aylık temel eğitimle kavranabilecek kadar basit değildir. Askerlik, insanın hâlet değiştirmesi, kendi tabiatından çıkıp muharip tabiatına bürünmesidir. Muharebe sanatı ve psikolojisi bir ayda öğrenilmez, öğretilemez. Buna mukabil delikanlının haklı olduğu husus, onsekiz aylık uygulamanın hakikaten uzun olduğudur. Benim nâçizâne fikrim; onsekiz aylık sürenin mâkul hadde kadar kısaltılması ve o noktadan sonra kesinlikle “bedelli, kısa dönem” gibi uygulamalardan kaçınılmasıdır. Hatta günün birinde Türk ordusu, hep söylenegeldiği üzre tam profesyonel hale getirilmiş olsa bile, her delikanlının dört aydan az olmamak üzere askerlik yapmasına taraftarım. Milletleşmenin en önemli rükünlerinden birisi –hâlâ– askerlik hizmetidir ve ortalama Türk erkeğinin, mutlaka yaşaması gereken en mühim milli tecrübelerden biridir. Milletin ordusuna hizmet her mükellef için hakikaten şereftir. Askerlik hizmeti, hiçbir kayıt ve şart altında “para” karşılığında kısaltılmamalıdır. O dönemler esnasında vatani hizmetini normal süresi içinde yapan yüzbinlerce delikanlının nasıl bir hâlete büründüğünü, en iyi bilenlerin başında ordunun muvazzaf kadrosu gelir; o yüzdendir ki bu gibi meselelerin tartışılmasına bile –gayet haklı olarak– tahammül edemiyorlar.

Bu meselenin, Türkiye’nin savunma problemini zaafa uğratmayacak derecede kalıcı ve mâkul bir çözüme kavuşturulması için zaman uygundur.

Mingitau
29/06/2003, 04:08
Turan Alkan Zaman 'da 28.06.2003 tarihinde demişki:
Aman ha!

Bir hafta önce bu sütunda yayınlanan “Askerliğin bedeli olmaz” başlıklı yazım, alışageldiğim okuyucu tepkileri ortalamasında küçük çaplı bir patlamaya yol açtı. Fenerbahçe ve Kürt meselesinden sonra benim için mayınlı tarla sayısı böylece üçe çıkmış bulunuyor; eğer genç okuyucu takımı ile iyi geçinmek istiyorsam, bir daha “askerliğin bedeli olmaz” cinsinden aykırı şeyler yazmamalıyım!

Tepkiler çeşit çeşit, cins cins; kimi küfürbaz ve hakaretâmiz, kimi saygılı ve medeni. Destekleyen de yok değil ama pek az; farkında olmadan arı kovanına çomak uzatmışım. Bunlar önemli değil, gençtir, öfkeye kapılır oturur bir mektup yazar, bir süre sonra aklıselim ağır basar, “keşke o kelimeleri kullanmasaydım” diye düşünür. Asıl yaralayıcı nokta “milletin ordusuna hizmet hakikaten şereftir” sözünün bu kadar tepki toplamış olması. Bu tepkiyi gösterenler askerliğin “peygamber ocağı” olduğu kavramından habersiz değiller; vatan sevgilerinden şüphe etmek ise hiç kimsenin haddi değildir ama belli ki Türk toplumunda askerlikle ilgili kültürel yargılar eski yerinde durmuyor, en azından değişmeye başlamış. Şahsi tahminim itibarıyla bu değer yargılarının daha ziyade yüksekokul bitirip hayata atılmış, kendine göre bir düzen kurmuş veya bu safhanın sıkıntıları içinde bocalayan gençler arasında giderek yaygınlaşmakta olduğudur. Kim bilir belki içlerinde yıllarca bedel parası biriktirip, askerliği kolayından çözmek isteyenler de haylicedir.

Diyorlar ki, ordu profesyonel olsun; savunma hizmetleri zaten enikonu yüksek ihtisas gerektiren, teknoloji yoğun bir sektör haline geldi; herkesi, hayatının en kritik döneminde bir buçuk sene askerlik yapmaya zorlamanın ne mânâsı vardır; ardından mâlum sızlanmalar geliyor: “Siz şereftir diyorsunuz ama ağabeylerimizden işittiğimiz bir sürü olumsuzluğa ne diyeceksiniz vb.”

Bizde bu gibi şikayetler ve haberler basına aksetmez; kendi aramızda konuşur dururuz yeri gelince. Askerliğini yapan herkesin başından birkaç tatsız hadise geçmiştir, aradan zaman geçtikten sonra –garip ama– biraz da zevkle anlatır dururuz ama “ordu” kavramı daha yüksekte bir yerdedir hep; genellemeden sakınılır.

Önceki gün bültenlerde şöyle bir haber duydum: Irak ordusu, işgalci Amerikan güçleri tarafından dağıtıldığı için toplam kırk bin kişi civarındaki yeni Irak ordusunun teşkil edilip eğitilmesi işi, bir Amerikan şirketine ihâle edilmiş. Bu şirket, daha önce bazı ülkelere de “askeri eğitim” hizmetleri satıyor imiş.

Ateş düştüğü yeri yakar; herkes canının yandığı yeri üfler ama kendi ülkesinin ve milletinin ordusuna hizmeti şereften saymamanın günün birinde ülkeyi ve milleti nasıl bir bedelle karşı karşıya bırakacağını kimse kestiremez. Şikayet ederiz, eleştiririz, daha iyi ve etkili olmasını, ikide bir siyasete karışmamasını isteriz fakat ordumuz, bağımsızlığımızın teminatıdır. Sadece bağımsızlığın değil, –onun tahtında müstetir– ırz ve nâmusun da bekçisidir. Bazı şeylerin varlığının ne kadar gerekli olduğu, yokluğunda anlaşılır. Bu vahşi dünyada “milli ordu”suz kalmanın nasıl bir felaket olduğunu askerlik çağına gelmiş, sabırsız gençlerin anlamasını beklemeli miyiz; elbette! Hangi millettir ki o, ordusunu bir Amerikan şirketinin yetiştirmesini bekler?

Okuyucu tepkilerinin bir kısmı da benim ordu savunuculuğu, taraftarlığı yaptığım yolundaki imâlardan mürekkep. Ordunun benim tarafımdan savunulmaya ihtiyacı olduğunu sanmıyorum; bütün kariyerlerini bu meşgale üzerinden yapan, bu işten ekmek yiyen yazarlar da var ama doğrusu ben onlar arasında sayılamam. Ordunun, özellikle iç siyasette tavır göstermesini eleştiren yazılar yazdım ama tarih bilgim, ordusu zaafa düşmüş bir toplumun dâr–ı dünyâda asla tutunamayacağı, dosta düşmana rüsvây olacağını gösteren onlarca misâl hatırlatıyor bana. Yeri gelir eleştirilir, yeri gelir desteklenir; mühim olan niyetin hasbî, maksadın salih olmasıdır.

Ordumuz çok güçlü olsun ama demokrasimiz lekesiz olsun; çağı eren herkes vatanî hizmetini şerefle yapsın ama günü geldiğinde o ocaktan gururla ve en güzel hâtıralarla ayrılsın. Ordumuzun yüksek caydırıcılık gücüne kavuşması için gereğinde rızkımızdan bile kesip verelim ama tek kuruşu bile israf edilmesin; arzumuz budur.

“Sağımız solumuz düşmanla dolu, aman silahlanalım, askerî bir cemiyet olalım” demek değil bu; belli ki bu dünyada hiçbir nesil ebedî sulh ve selâmetin gerçekleştiğini asla göremeyecek. Bir millet halinde varoluş iradesinin en kuvvetli tarzda tecelli ettiği yer ordudur. Birkaç gönül kırgınlığı bahane edilerek ordu aleyhtarlığı yapmaya kalkışmak ise çocukluk.

Sevgili gençler, toplumumuzun koç yiğitleri, “ben çektim siz de çekin” derdinde değilim, biz görevimizi yaptık, şimdi sıranın sizde olduğunu hatırlatmak istiyorum. Kulağınıza küpe olsun: Ordular, evin misafir odası gibidir; günü gelince yüz ağartır, şerefi yükseltir.

Aman ha!

Ansugo
29/06/2003, 12:42
Tamam, bu kişi bir gazete yazıyor olabilir.

Fakat yazı yazmak, bazı şeyler söylemek, söylediklerimizin yenilik doğuran ya da eskinin sürekli tekrarlanan şeylerinden farklı olmasını gerektirmiyor.

Askerlik peygamber ocağıdır diyor, şudur budur diyor, gereklidir diyor ama neden gerekli olduğunu söyleyemiyor. Buna dili mi varmıyor yoksa gerekli bir neden göremiyor mu?

Eminim biraz daha sıkıştırılsa, biraz daha fazla e-posta gelse, ondan sonra "Biz asker toplumuz" gibi laflar da söyleyecektir.

Bu gibi kişilerin anlamadıkları şudur : Askerlikte verilen eğitim ile muharebe tekniklerini askere öğretemiyorlar. Bu iş bu kadar basit. Öğrettikleri tâbi olabilme, emirlere itaat ve en güzelinden disiplindir. Ben bunların öğretildiğini açıkca söylüyorum. Ama askeri açıdan gelişmiş kişiler yetiştirilmiyor (adam gibi silah tutmasını bilen, üstüne birşey olduğunda kendisinin ne yapacağını bilen, vs...) Belki bunların içinde bir tek komandolar farklı tutulabilir. Zira onların eğitimi daha farklı, daha çetin...

Anlayamadıkları bir diğer nokta, savaş tekniklerinin teorik olarak değil bizzat savaşın içinde öğrenilebileceğidir. Özelde kişi ve genelde ordu teorik olarak savaş öğrenemez/öğretemez. Ancak savaşın içinde öğrenebilir.

Anlamadıkları bir diğer konu, kimsenin ordu olmasın demediğidir. Herkes kendileri kadar ordunun olması gerektiğini bilmektedir. Ancak ordunun profesyonel olmasını istemektedirler. Türkiye'nin 30 bin şehidi vermesinin sebebi bu profesyonellikten yoksun olmamız, hayatında iki kere g3 tetiğine basmış askeri sabahtan akşama keleşi ile talim yapan teroristin önüne atmamızdır. Nasıl ki bu kişiler bu durumdan kendilerine birşeyler çıkarmaz anlamam. Ama kendileri de biliyorlar ki herkes bu eğitimi kaldıramıyor. İşte onun içindir ki en basitinden çürük elmaların askerlik yapmasına gerek yoktur.

Beremedikleri bir nokta ise vatan, millet, sakarya edebiyatıdır. Ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar. Bu vatanı vatan yapanların 18 ay askerlik yapmış olanlar değil, çoğunun askerliği kafasının üzerinden mermiler geçerken öğrenmiş kişiler olduğunu bilmiyorlar. Bilyorlardır da söylemek işlerine gelmiyordur. 200 bin kişilik bir profesyonel ordu benim kanaatime göre 800 binlik bir cahil ordudan iyidir. Eğer vatan elden gidiyor durumu hasıl olursa milli duyguları az diye itham ettiği gençlerin ölüme gideceğini görecektir.

15,12,6 aylarda verilen şey gayet güzel bir ay da verilebilir. Bilimadamı olma yolunda ilerleyen bir kişinin askerlik yapması için vatanın ciddi tehlikeye düşmesi şart olmalıdır.

Milli değer ve duygular dedikleri hergün televizyon, gazete ve çevre etkenleri ile düzleşip giderken, askerlikle milli duygu ve değer verilebileceğini düşünmekte bana göre safdilliktir.

Mingitau
29/06/2003, 13:01
Ansugo sanırım yazar askerlik yapılıp yapılmaması olayından çok bedelli adı altında para ile yapılmamasına karşı. Zaten yazının bir çok noktasında diyor profesyonel olsun filan falan diye...

omerosmanoglu
29/06/2003, 16:16
Orjinal mesajı gönderen Sedat Atif
Türk Aynştaynı, sayfa 284.

Devlet'te en azından danışman olarak aktif rol oynamalı Oktay Sinanoğlu yararlanmak lazım bu beyinden.

turker
30/06/2003, 01:36
ansugo +1

bana bırak 18 ayı 24 ay emir ve disiplin eğitimi verin, yanımdaki arkadaşım gözümün önünde ölsun ne hale geilirim bilmem.

bizdeki mantık sanırım ne kadar çoksan o kadar güçlüyüz oluyor. buda bence çok yanlış bir tutum.

not:örnek olarak israili alın. adamların asker sayısı geçtim nüfüsu ne kadar ama hiç bir ülke gel buraya kardeşim napıyon sen demiyor yada diyemiyor. allah korusun bide bizdeki kadar asker sahibi olsalar ne olur bilmem.

Mingitau
30/06/2003, 01:49
Yaklaşık 3M askerin olsun sana da diyemezler, birde seninde arkanda o kadar parababası olsun... :p

Sanırım direnç burda önemli. Arkadaşın ölse bile emre itaat edeceksin. Heyecana kapılmayacan. Zor durum tabii... Her neyse ben gönüllü olarak 24 ay yapmayı düşünüyorum :d

Reti
30/06/2003, 03:25
Askerlik güzel.
Düşünsene, birden hiç tanımadığın yüzlerce farklı insanla yüz yüze gelip paylaşımlar yaşayacaksın . Emir alacak emir vereceksin. Sona doğru gün saymaya başlayıp bitirmenin mutluluğunu tadacaksın.

Son olarak bir noktayı belirteyim. Daha önce de yazdığım gibi askerlik süresini kısaltmanın yanlış olduğunu savunmamın nedeni Türkiyedeki eğitim sistemini yetersiz bulmam askerliği okul olarak kabul etmemdir.. Yoksa savaşa kesinlikle karşı bir insanım.

Mingitau
30/06/2003, 04:29
Sanırım savaşı isteyebilecek hiç bir kişi yoktur dünyada, ha bir takım devlet başkanları ve avareleri hariç, hatta en fazla istemeyen askerlerdir, bi de iş çıkacak başımıza diye :D

HunTER
30/06/2003, 11:06
Bundan bı kac sene once bı gazetede okumustum, harward'da (herhalde bole yazılıyo) master yapmıs bı genc askerlıgı sırasında gırdıgı bı catısmada hayatını yıtırmıstı.. Tabı yıllarca ogullarının egıtımını tamamlayıp ıyı bı hayat kurmasını dusleyen aılesınıde dusunmelı..

Yanı bu adam harward mezunu, onunla bu ulkede yapılacak o kadar cok sey varkı.. Ama sen tum bunları bı kenara ıtıp onu olume gonderıyorsun.. Neden? Vatan borcu.. Merak edıyorum bu borcu daha akıllı bı sekılde tahsıl etmenın yolları yokmu?

Not: Dun Çimenlik Kalesi'ndeydım.. Dogrusu cok guzel duzenlemısler kaleyı ve denız komutanlıgını.. Ama onemlı olan bu degıl.. Yanı gezerken epey duygulandım.. 300.000 kısının tek bı emırle conk bayırında olume dogru kosmaları.. Unıformalar, cephede cekılmıs fotograflar.. Yanı demek ıstedıgım bu ulke ordusuz dahı kalsa basına bısey gelıcegını sanmam.. Gerekırse mutfak bıcagını alıp cepheye kosacagımızdan hıc suphem yok..