PDA

Tam Sürümünü Görmek İçin : Bir tılsımı vardır hayatın Çetin altan güzel bir yazı


Black_Boyss
12/05/2003, 17:57
Bir tılsımı vardır hayatın

Bir tılsımı olmalı hayatın. Genç kızların telefon bekleyişlerinde vardır o tılsım. Birbirleriyle fısıl fısıl konuşmalarında:
- Önce elimi tuttu, sonra yavaşça kendisine doğru çekti...
O sırdaşlık. O iki sırdaş arasındaki on altı, on yedi yaş konuşmaları... Hayatın tılsımı tıp tıp tıp attırır yüreklerini; kahkahaları başka türlü, saç taramaları başka türlü; anneyle ortak, babaya söyledikleri yalan başka türlüdür.
***
Ya delikanlıların henüz bir yıllık tiryakiyken, efkarlı içtikleri ilk paket. Bir şey oturmaz içlerinde. Bir kız seviyorlardır. Gerçi kız da seviyordur kendilerini. Ama... Hayatın bir tılsımı vardır o "ama"da... Yüzde yüz kendilerinden geçerek bakarlar gerçekten sevdiklerinin yüzlerine... Öylesine bakarlar ki, bir daha hiç öyle bakamayacaklardır.
***
Genç kadınlar hep o tılsımı ararlar, kimseye göstermedikleri bir kor yanar içlerinde. Ve bir kere o tılsım kayboldu mu, ipi kopmuş bayraklara döner bütün günler. Gün pörsür, güneş pörsür, gece pörsür. Buruşuk bir can sıkıntısı kaplar da kaplar saatleri...
***
Ya erkekler... Kaybetmeye görsünler o tılsımı. Rakı şişeleri biter de, doldurmaz o tılsımın boş bıraktığı yeri... Kumar bir tılsım dopingidir. Birikmiş ihtiraslarla, çözülmeyen tuhaf bıkkınlıkların kendisini vurmasıdır deste deste kartlara...
***
Bir tarihte Monce Carlo'daydım. Pırlantalar içindeki ihtiyar kadınlar, sarkık gerdanlarıyla hayatlarının son tılsımını arıyorlardı yeşil çuhalarda...
Bir tılsımı olmalıdır hayatın, vazgeçilmez bir öfke gibi, zaptedilmeyen bir aşk aranışı gibi, kaptırıp kendini şiirler yazmak gibi, bir kadehi fırlatıp aynalara, gecenin büyüsünde çıldırmak gibi...
***
Böyle bir tılsım yoksa... İsteksiz isteksiz oluyorsan tıraşı; bir küf bağlamışsa bütün heyecanlarını; bir şey demiyorsa sana Güney Amerika'nın Gerillosları, bir çıplak kadın vücudu düşünmüyorsan en ciddi konferansta ve bir anda çalıştığın yerden istifayı basıp çekip gitmek gelmiyorsa içinden... Bir kapı önünde tozlu bir paspas bile olamazsın.
***
Bu tılsımın alevlerinde çıkılır tepesine Everest'in... Bu tılsımda yanar söner kandilleri ilk defa baş başa kalınmış gecelerin. Bu tılsımda koklarsın ayaklarını kucağına aldığın ilk çocuğunun... Bu tılsımda:
"Gel, gidip çekelim be", vardır.
Bu tılsımda sevdiğin evin duvarına bir resim asma vardır.
Bu tılsımda bir kadının kendi göğüslerini yalnızken seyretmesi, bir erkeğin merdiven çıkan bir genç kızın bacaklarına hafifçe bakması vardır...
***
Cenaze törenlerinde bir ütü geçer bu tılsımın üstünden... Bir sarı, çenesi bağlı, ince vücut uzanır tabutun içine... Ve o dostun değil, yaşarken gördüğün kendi ölündür. Biraz da kendi ölünün peşinden gidersin tanıdık cenazelerinde... Ve çekersin içini:
- Hayat, dersin.
- Sıra yavaş yavaş hepimize gelecek, dersin.
- Daha geçen hafta bizdeydi, dersin...
Hele tabut inerken mezara... Ne de zor gelir oraya inmesi!.. Hele son kürek topraklar atılırken...
Bir ütü geçer tılsımın üzerinden...
***
Derken daha hızlı yaşamanın motorları çalışır birden; elenir pişmanlıklar, toplumun baskıları, ödenmeyen borç, gizli çapkınlığın vicdan azabı, küçülür de küçülür gözlerinde...
Yeniden daha güçlü başlar yaşamanın tılsımı...
***
Çoraplarını yavaş yavaş çıkaran bir çift beyaz bacak oynaşır gözlerinde.
Sinemada yumruğu en hızlı vuran kovboy sen olursun.
Kanunsuz bir grev barikatında ilk kurşun senin alnına çarpar.
Sonra dans edersin kumsallarda... Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir. Bir şeyler süzülür ve erir kıyılarda...
***
Yaşantının özündedir bu tılsım.
Bir defa kayboldu mu, sahipsiz kalmış yırtık terliklere döner saatler. Bir gizli kırgınlık dolaşır çevrendeki gözlerde:
- Mıymıntı herif sen de...
***
Sönen tılsımlar başka tılsımları da söndürmeye dönüktür. Yanan tılsımlar başka tılsımları da parlatmaya...
Ve bilemedikleri bu hain oyunun içine düşünce kadınlar, nasıl da başlarlar şikayet etmeye...
- Ömrümü çürüttün...
- ...
- Eskiden böyle miydim ben...
- ...
- Öf aman ağırlığın çöküyor üstüme...
Bir kıvrak giriş beklerler kapıdan. Bir el tutuşta şıraklayan bir şehvet kamçısı. Bir içten gelen övgü. Ve ılık ılık çözülürken, nazlanarak gerinmek isterler:
- Hişt olmaz şimdi...
***
Böyle bir tılsımı vardır hayatın. Bu tılsımla çekilir tetiği mavzerlerin. Bu tılsımla çıkılır dağlara. Bu tılsımla, haydi yürüyelim artık dersin, on binlere...
***
Bunları tatmamışsan, ayda hiç değilse üç defa dünyanın anasını bir pula satmamışsan, kızıp vurmuyorsan yumruğunu masaya ve bir zindan parmaklıklarına dokunmuyorsa ellerinin gölgesi ve bir de sevdiğin bir kadının çıplak omuzlarına... Ulan o zaman niçin geldin hayata?
Ay başını düşünüp, bayramda tebrik yazmak için mi? Yoksa benim gibi, bir akşamın karanlığında, bir koltuğa oturup bu tılsımların yandığı ışıklara bakarak, kendi kendine ağlar gibi gülümsemek için mi?
———————-
Not: 34 yıl önce yazılmış bir yazı... "Kopuk Kopuk"tan...

c.altan@prizma.net.tr
Çetin altan


Sahin
13/05/2003, 01:34
El-cevap;

Bir tılsımı var mı hayatın? Ulan (burdaki ulan yazıdaki ulana karşılık yazılmıştır) senin gibi kıçımı deri döşemeli rahat koltuklara yayıp boğaza karşı rakımı yudumlarken bende yazılar yazsaydım herhalde hayata niçin geldiğimi düşünmez bu yazıyı yazmazsam ay başında ne halt edeceğim diye düşünürdüm.

***

Bir tılsımı olmalı hayatın ama bahsettiğin tılsımın uzağından yakınından geçmiyor yazıların ki o semtlere uğramamışsın.
Hayatın tılsımı merdiven altlarında sütun bacaklar izlemkten çok boş bozkırlara bakarken ilk kokladığın çiğdemlerin kokusunu genzinde hissetmekte olmalıydı...

***

Aşk ve şehvet yaşamın vazgeçilmezleri olabilir ama hiç dağlara çiğdem çiçek toplamaya çıkmadıysan taptaze bir nevruz çiçeğini dağın en kuytu yerinde bulmadıysan sende zaten hiç tılsım olmamıştır demek...

***

Bir tarihte Monte Carlo'da ne halt ettiğin bilinmez şekilde sarkık gerdanlı kadınları izleyip, aynalara kadeh fırlatmak yerine bir Kastamonu evine gidip yine gerdanı sarkık ama elleri ekmek, elleri bereket, elleri insanlık kokan kadınların hanelerine misafir olsaydın o tılsımı daha kolay yakalardın.

***

Sen ki Türkiya'nın gelmiş geçmiş yazarlarındansın, kalemin bir elinde kadehin bir elinde kıçın rahat sandalyende, senle aşık atacak halimiz yok haliyle...

Ama bugün neysen, 34 yıl öncede aynı imişsin be hiç değişmemişsin Çetin Usta...

Hiç değişmemişsin dedimde aklıma bir fıkra geldi sana armağanım olsun...

Temel ile Cemal yürürlerken yerde bir hayvan boku görürler. Cemal derki;
-Ula Temel.
_Bir gün öleceksin sonra seni gömecekler sonra toprak olacaksın.
-Sonra o topraklardan otlar çıkacak, onları inekler yiyecek aha böyle .ıçacaklar.
-Bende bakıp bakıp..
-Ula Temel ne kadar değişmişsin diyeceğim...

Temel'de derki;
-Ula Cemal.
_Bir gün öleceksin sonra seni gömecekler sonra toprak olacaksın.
-Sonra o topraklardan otlar çıkacak, onları inekler yiyecek aha böyle .ıçacaklar.
-Bende bakıp bakıp..
-Ula Cemal...

-Hiç değişmemişsin diyeceğim...

Hiç değişmemişsin Çetin usta hiççç....

Black_Boyss
13/05/2003, 09:27
thanks sahin

Sahin
13/05/2003, 09:31
Yazı sana karşı değil black aman yanlış anlama, sevgili çetin Altan'a cevap...

Black_Boyss
13/05/2003, 09:41
anladım zaten yazına thanks

HunTER
13/05/2003, 10:51
Çetin Altan ıyıdır ya.. Neden sevmemıyosunkı onu? Bılmedıgım bı kabahatımı var yoksa :)

Bırde yerı gelmısken ben cok severım bu tıp eskı ıstanbul serserılerını.. Ornegın Resat Nurı Guntekın, Orhan Veli.. Onların anıları hıkayelerı okadar guzelkı..

Bı saır, bı yazar, bı muzısyen, bı ressam bı araya gelıp adalarda kopru altlarında balıkcı kulubulerınde ıckı ıcer sohbet edermıs.. Eserlerının ve kendılerının uc kurusluk degerı olmasada ozamanlarda umurlarında da degılmıs..

Ara Guler'ın bır albumu var evde.. Orda okudum bunları.. Fotograflarını gordum.. O sırada yanlarında olmayı o meyhanelerde onlarla oturmayı cok ıstedım..

Sahin
13/05/2003, 15:16
Gideriz ya birgün meyhanaye kardeş ben istanbula gelince atla gel ;)

HunTER
13/05/2003, 16:10
Meyhane felan dedıgıme bakma ben ıckı ıcmem ıcenınde neden ıctıgını anlamam.. Tadı guzel bısey olsa neyse..

Bazen zorla ıcırırler.. Yuzum sekılden sekıle gırer.. Mıdem azıma gelır.. Bana gore degıl yanı.. Ama sen gene gel.. Ben vısne suyu da ıcerım :D