Tam Sürümünü Görmek İçin : Kurdistan - Turkey
kore ile ilgi konu acmistim ve 1 adres vermistim fakat su adresler hakkinda yorum goremedim.buraya yazacaginiz yorumlar benim gibi 16-17 yasindaki genclerin ufkunu acacaktir.
http://www.globalsecurity.org/military/world/war/kurdistan-turkey.htm
http://www.globalsecurity.org/military/world/war/kurdistan-maps.htm
USA- Turkey :::....
http://www.globalsecurity.org/org/news/2003/030131-turkey01.htm
YADA;
http://www.globalsecurity.org/cgibin/texis.cgi/webinator/search/?pr=default&order=r&query=TURKEY
Senin gibi gençlere tavsiyem bu yaşta bu kadar politize olmak yerine derslerinize çalışıp bu ülke için üretici olmayı seçmeniz durumunda daha faydalı olacapınız yönündedir. Yazdığın 3 konudan 2 si politik üzerinde konuşmaktan başka bir şey yapamayacağın konular ve bu yaşlarda insanların kolay yönlendirileceği yaşlar.
Sana tavsiyem ülkeni seven bir genç isen sadece kendini en iyi şekilde geliştir ancak bu şekilde faydalı olabilirsin. Kurdistanmış, Irak'mış, Kore'ymiş bu konuları emin ol düşünmesi gereken merciler düşünüyordur. İşlerini iyi yapamıyorlarsa birgün o mevkiiye sen gel ve sen yap ama bugün bu işlerle uğraşman sana zaman kaybettirir ve ilerlemene engel olur.
Olmak istediğin şeye karar ver ve en iyisi ol!
Esas bu yaslardan daha evvellinde ogrenmek gerekir.
Zira gerekli merciler dusunuyor olsa dahi, yeni gerekli mercilere de gerek vardir. Kimse dusunmezse ne olacak isin sonu?
Sonuc olarak herkes yarari farkli sekilde saglayabilir. Siyasette, politika da bir yarar bir hizmet seklidir. Bunu da simdiye kadar kimse tam olarak saglayamadi ise bundan sonrakiler saglayabilir.
O haritalar ve konu da soyle bir eksikli var. Turkiye'de %15 civari Kurdun yasamasi falan onemli degil. O haritalar da onemli degil. Onemli olan mantik hatasi.
Soyle ki : O haritalar Kurd nufusun yasadigi yerler olarak hak iddia ediliyor. Genelde o haritalarin biri digerini tutmaz.
Ki bir harita cizmek ya da bir dava savunmak mantiki temellere dayanmali. Herkes kendi vatandasindan olan bir dunya parcasinin kendisinin oldugunu iddia ederse Almanya'nin 30 da 1'inde Turkiye'nin devlet kurmasi gerekir. Ya da Tum Orta-Asya'da hakkimizin olmasi gerekir. Veya diger bir deyisle New York'un 1/4'unun Yahudi ulkesi olarak ilan edilmesi gerekir.
Temel dusunce mantiksiz.
Diger bir konu ise kurulacak kurd devletinin sonunun nasil olacagidir.
Diyelim ki Kurd devleti kuruldu. Kac gun dayanacaktir? Soyleki asiretler halinde bolumlenmis bir toplum izlenimi veriyorlar. 50-100 bin kisilik asiretler. Isin icine feodalite girdigi zaman birileri yonetim ile anlasamadiginda mesela Bucakistan diye farkli bir devlet mi kurma iddiasi tasiyacak? Bir Kurdistan kaca bolunur?
Bir diger sorunda boyle bir devletin kurulmasi...
Diyelim ki kuruldu. Bu cografya da boyle bir devlet hic olmamis. Israil diye bir devlettte yoktu. Hatta Israil'in bolge ile hic alakasi yoktu. Fakat tebasi guclu idi, geldi devleti kurdu. Bir Kurd devletinin gucu ne olabilir? Turkiye, ABD, Israil tesviki ile nereye kadar gidebilir? Hadi Antep'i, Diyarbakir'i, Urfa'yi verelim sehir olarak. Ama uc sehir ile devlet ekonomisi gelisir mi?
Sonu kaos olan istekler zinciri... Boyle bir devletin kurulmasi (ki kuruladabilir) benim gorusume gore zaten kaostan kurtulamamis bolgeye muthis bir kaos getirir. Bundan en buyuk zarari da kurdler gorecek. Cunku birakin distaki savasi, ic taraflarda buyuk bir kiyim gormeleri muhtemel.
Bana gore ise bu bir sorun degil. Ne verirsen onu alirsin. Biz de verdigimizi (ektigimizi) topluyoruz. Daha dogrusu ben birsey vermedim, simdiye kadar verme yetkisine sahip olanlar ne verdi ise onu topluyor... Meclisten bakinca Kizilay gobek bile gorunmez, birileri yillarca goremeyecegi yerleri gordugunu zannetmis.
Neyse... Bence boyle seyleri arastirman cok guzel birsey. Devleti yoneten onu gelistiren de mesela muhendisler, avukatlar, web tasarimcilari degil; konusuna hakim idarecilerdir.
Mingitau
01/05/2003, 18:42
while("link"==="link")
{
$ahin++
}
:)
Bu konuda sana katılmıyorum Ansugo; Bu yaşta politize olan gençler ileriki yaşlarda ancak militize olur. Okumak, anlamaya çalışmak, üzerinde düşünmek başka direk politik kurumların elinde kukla olmak başka. 80 öncesi kampların en büyük gücüde liselerden üniversitelerden geliyordu ve hala o kuşağın kinli gençlerinin çocukları sebepsiz, gereksiz, amaçsız kinlerini çocuklarında sürdürüyorlar.
16-17-18 yaşlar politik konuları düşünecek ülkeyi nasıl kurtarırım hesabı yapacak yaşlar değildir, gençler bu yaşlarda politik konularda doğru seçimi yapacak olgunluğa, bilgi birikime sahip değildir. Ailesinden, çevresinden ya da hayranı olduğu bir yakınından büyüğünden etkilenerek kimlik arayışında bir kampa katılma eğilimindedir.
Avrupa'da ya da dünya genelinde okullarda, diskolardadır, kız arkadaşları ile elele kolkola parklarda sokaklardadır. Ellerinde pankartlar şehrin en büyük meydanlarında değil. Hakyemezle bu yaşta tanışmazlar hatta buralarda hiç tanışmazlar. Okulları biter, işlerine başlarlar ve ondan sonra bir siyasi görüşe ya da düşünceye dayanarak ülke yönetiminde ya da çeşitli kurumlarda görev üstlenir ya da direk içine girerler siyasetin.
Hırıstiyan Dinci Partiler yobaz değildir burda, Kominist partilerde öcü değildir. Hepsi aynı masada oturup güle oynaya kadeh kaldırırlar. Bizdeki gibi kin, nefret, husumet yoktur aralarında. Şahsen ben çocuğumun 20 yaşındada olsa Türkiye'de siyasi bir oluşumun içine girmesini istemem.
Kurdistan konusunda da pek katılmıyorum sana. Diyelim ki kuruldu mantığı bile olamaz bu konuda. Miaski milliden taviz verilemez. kurulur ya da kurulmaz ne yapacakları bizi ilgilendirmez ama Türk toprakları üzerinde kurulamaz. Maalesef ki o haritalar bir çok avrupa ülkesinin resmi haritasında aynen o şekilde ama buna sebep dış politika zayıflığımız, ekonomik acizliğimiz, politik iradesizliğimiz. Avrupa'da yaşayan kürtlerin birebir ilişkilerindeki propagandaları o kadar etkiliki buralarda resmen bir çok insan o bölgede bir kurdistan var ve Türkiye işgalci şeklinde biliyor olayı.
Devam edeceğim...
Mingitau
01/05/2003, 19:01
Sadece kısa bir not:
Zamanında Molla Mustafa Barzani İran Şahına zamanında şunları söylemişti:
"Ellerimizi avuçlarınıza koyduk, onların doğranacağını beklemiyorduk!"
İnsanlar ancak kendi iradeleriyle özgür olabilirler, başkalarının itmesiyle değil...
Şöyle bi bakınca başka anlamlarında çıkacağını düşündüm ve eklemeyi uygun gördüm. Bir zamanlar Meclis önünde Atatürk ve Dersim vekilinin birlikte çektirdiği fotoğraf vardı. Türkiye' nin kurucu yapısı bu ve bozulamaz bozdurulamaz!
sanirim sahin hakli...
siyasi isleri uzaktan takip etmekten daha dogru.
fakat ote yandan insanin her an icin bisiler yapasi geliyor , merak duygusu surekli beni surukluyor...
o siteyide CNN international muhabirinden ogrendim yarim yamalak ingilizcemle.
neticede cok derinden inceledigim icin degil belkide sansim sayesinde bu siteye ulastim.
Ogrenmek ile militize olmak arasinda buyuk farklar var.
Ogrenmek, bilmek ayri bir siyasi partinin kuklasi olmak ayridir.
Bilen adam militan olmaz. Bu sebeple bilmesi hayrinadir.
Neyse uzatmayacagim. Dediginiz gibidir...
Orjinal mesajı gönderen D3WS3N
sanirim sahin hakli...
siyasi isleri uzaktan takip etmekten daha dogru.
fakat ote yandan insanin her an icin bisiler yapasi geliyor , merak duygusu surekli beni surukluyor...
Ya dayanamayip birseyler daha demem gerekiyor.
Kisilerin barda, orda burada kiz arkadasi ile elelele goz goze gezmesinin benim icin zerre kadar onemi yok. Hatta ben bu tur isleri vakit kaybi gormekteyim. Genclerin beynini korelten, dusunme yetisinin karsi cins uzerine odaklanmasina neden oldugunu dusunuyorum. Hatta 15-16 yasinda icki icmis, saf saf gezen bir genc gorunce bir tane patlatip ayaklarini yerden kesme istegim hasiloluyor.
Sonucta burasi Avrupa degil. Ne gelir duzeyimiz ayni, nede onlarin uzerinde bu kadar oyun donuyor. Bir gun rahat gormemis bir toplumun evlatlari illaki gun gununu gun edemeyecek! Hakki yoktur. Duzluge cikinca isterse torunlari barda diskoda okulda politize olmadan yasabilir. Ama su sartlar icinde olan seye karsiliksiz kayitsiz kalmak kimsenin isine yaramaz.
Surekli bir duygu surukler insani... Bu iyidir. Bu demek degildir ki illaki bir siyasi odaga yonelecektir kisi. Kisi kitaplarin arasina gomulup hicbir odaga prim vermeden de siyasi kulturunu gelistirebilir. Bir siyasi odagin pencesine dusenler genelde bir halt bilmeyen tiplerdir.
15-16-17-18 yasinda bir cocugun ana-baba ya da digerlerinin goruslerine kapilmasi da gayet normaldir. Netice itibari ile anne baba cocugunu kendi inancina, gorusune gore buyutmek zorundadir. Bu bir keyfiyet degil, zorunluluktur. Bunu yaparken zorlayamaz, ama istedigi dini de ogretir, istedigi politikayi da. Buna kimsenin karisma hakki da yoktur. Bu o kisinin onun evladi olmasindan kaynaklanan dogal birseydir. Bir baba inandigi seyi ogluna ogretmelidir. Resit olunca istedigini secebilir.
Militan olma kismina dair bir iki kelam daha sarfedeyim. Ben 15 yasimdan az evvel cok cesitli ortamlara girmeye basladim. Bu 18 yasima kadar surmustur... Cocuklugum ile hicbir zaman gurur duymadim, ama uzulmedim de... Su an zamaninda taraftari oldugum hicbir siyasi partinin militani da degilim. O zaman da degildim.
Duyarli insan is guc cocuk sahibi olduktan sonra yetismez. Duyarli insan agzi sut kokarkenden baslayarak yetisir.
omerosmanoglu
01/05/2003, 22:54
Boş işler bunlar kendi işinize bakın,
Bunlarla devletimiz ilgilenir, bizim gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmamız için bu gibi sebeplerle uğraşmaktan hatta kafa bile yormaktan uzak durmamız lazım.
Kişilerin sevgilisi ile kız arkadaşıyla ya da beraber olduğu kişilerle elele dolaşması kadar doğal olan başka ne var ki Ansugo bu kadar hiddetlenebiliyorsun. Sevgilinin sıcak ellrini tutamadan silahın soğuk kabzasını kavrayıp bir daha o ellere dokunamamış gençlerin hikayelerini duymuş, belki görmüş ama mutlaka biliyorsundur.
Birgün rahat görmemiş milletin evlatlarınında gün yüzü görmeye hakkı vardır, görmelidir. Türkiye Avrupa değil, gelir düzeyimiz aynı değil, yaşam şartlarımız aynı değil ama isteklerimiz, ihtiyaçlarımız, insani duygularımız aynı.
Eğlenmek, deşarj olmak dertlerden sorunlardan biraz uzaklaşmak demek içinde bulunduğumuz şartları unutmak demek değildir. Ki madem her genç çeşitli mihraklara kapılmayacak kadar zeki ise eğlence bittikten sonra sorumluluklarını üstlenecek kadarda zekidir.
Yunan filozofları gibi yaşamın anlamı üzerine tartışmalara girmeden, bizim bar entelleri gibi öznenin nesnelliğinin yaşamımızdaki uzantılarını kurcalamadan somutlaştıralım konumuzu. Bu cümle neden kurulmuştur? Fazla yaşam felsefesi yapmadan içinde bulunduğumuz şartları değerlendirerek bizim burada yapacağımız fikir alışverişinden etkilenecek insanlara en doğru öneride bulunalım çağrısı olması amacıyle böyle bir cümle kurulmuştur.
Aileler çocukları ilk etkileyen kurumdur doğal olarak, arkasından okul, okuldaki arkadaşları, öğretmenleri, daha sonra sırasıyla yaşamına giren tüm insanlar birer iz bırakıp çıkıp giderler insanın yaşamından ama o izler hep kalır. Unutmak her ne kadar en büyük lütufsada insan için çivi çıkar izi kalır misali insanın karakteristiğini, yaşam tarzını, hayata bakışını hep bu ilişkiler belirler.
Aile için bu keyfiyette değildir, eziyette zorunlulukta bu kendiliğinden olan bir şeydir belki olması gerekendir ama illaki doğru olan değildir.
Duyarlı insan ağzı süt kokarken yetişmeye başlarsa bence sinirli insan olur, hoşgörüsü azalır, sosyal yaşantısı inançları parelelinde kısırlaşır, hayata hep aynı açıdan bakar vs vs sürdürülebilir... Çocukluğunu, gençliğini yaşayamamış birisi hep bir özlem içinde yaşamaz mı? Bu daha çok ben yaşayamadım bari çocuklarım yaşasın şeklinde dışa vurulsada hep içi buruk olmaz mı?
Sen, ben ya da bir başkası ya da bir çok kişi 15-16 yaşında bir çok ortamlara girip çıkıp sonra hayata kaldığı yerden devam etmiş olabilir ama bu herkes bunu yapar diye sonuç çıkaracağımız bir kıstas oluşturur mu?
Kısacık insan hayatına neler sığdırılabilir? 20 yaşında olduğun zamanlar dün gibi gözlerinin önündemi? Ama geçeli kaç sene oldu? İnsan 15 yaşında iken 15 yaşında gibi yaşamalı, 20 yaşında iken 20 yaşında gibi...
Aslında fazla uzun yazmam ben, sıkıldığımdan falan değil ama uzun yazıları pek fazla okuyan kişi olmadığını düşündüğümden ama seninle bu şekilde zıt fikirlerde olsa fikir tartışması yapmak zevk sevgili Ansugo...
Sevgiler...
Mingitau
02/05/2003, 19:11
Daha önce dikkat etmediğim bir nokta:
İnsanlar sadece somut hedeflere alışırlarsa, bir süre sonra hedefleri anlamını yitirir. Anlamını yitiren hedefler ise ona çöküntü getirir.
Bahsettiğin şekilde yaşam Türkiye ye büyük ihtimalle gerileme sağlayacaktır Şahin.
Hemen bir örnek vereyim:
İslamiyeti kabul etmeden önce Türkler arasında yayılan bir kavramdır, Kızılelma. Türkler devamlı Buna ulaşmaya çalımışlardır. Aslında KızılElma' nın ne olduğu da tam belli değildir. Selçuklular zamanında Anadolu' da yaşamak, Osmanlılar zamanında ulaşılabilecek her yere İslamı götürmek olmuştur. Nitekim vakti zamanında en küçük boyundan, en büyük boyuna bir çok anlam ifade eden kızılelma anlamını yitirmiş ve kaybedilen toprakların alınması olmuştur. Derken en son hedef olarak Anadolu olmuştur ve başarıya ulaşılmıştır. Sanırım Atatürk' ün muasır medeniyetin üstü hedefide bu gibi bir durumdan geliyor. Tüm dünyayı geçmiş medeniyet bakımından en üst düzeydesiniz ancak, bahsettiğiniz düzey muasır medeniyetin üstü değil muasır medeniyet. Bir nevi sonsuz döngü diyebiliriz. Bu yüzden vakti zamanında bir çok Avrupa ülkesi vatandaşının hayal edemeyeceği özgürlüklere yer verildi. O zamanlar herhalde kanunlar açısından en medeni ülkesiydik. Ancak bahsettiğim afazi olayı meydana geldi. Sonuç bize yeni bir hedef lazım. Ancak bu hedef şu millî ve halkî, olmalı yoksa şimdiki gibi ,Kemalizm Türkiye' nin önünü tıkıyor, birçok ottan çöpten sebepler önümüze gelebilir. Dikkat edilmesi gereken bir nokta da çift taraflı provakasyonlara dikkat etmek. Mesela İslam içinde, sonradan eklenip, Siyasal İslam, ki İslamla yakın uzak bir alakası olduğunu söylemek oldukça zor, diye bir bölüm oluştu. Bunun oluşmasına engel olmak lazım gelmekte. Bireyselliğe itecek şeylerden çok toplumculuğa, birlikteliğe ve paylaşıma itecek aktivite ve anlayışlara yöneltilmeli.
Belki aynı şeyleri farklı yollardan söylüyoruz. Bu da bazen ters durumlara ve yanlış anlamalara yol açabiliyor. Sonuç ayrılan iki parça olarak ortaya çıkıyor :)
Orjinal mesajı gönderen Ansugo
Hadi Antep'i, Diyarbakir'i, Urfa'yi verelim sehir olarak. Ama uc sehir ile devlet ekonomisi gelisir mi?
aloooo ! kime ne veriyoruz ?
Hiddetlenmek sicagin etkisinden olabilir.
Yanliz benim anlatmak istedigim temel nokta su :
Modern zamanlarda (bugunlerde) hayati alaya aldirmaya calisan; hayati bir karsi cinsin bilmem neresinden gecen bir ruya olarak gostermek isteyen; alkolu sanki beyinleri uyusturan bir madde gibi degilde aksam eglencelerinin olmazsa olmazi gibi gostermeye calisan; velhasili adamin koklerini kesip geriye ot birakmaya calisan bir zumre vardir.
Tabii ki Sahin'in dedigi gibi her insanin ihtiyaclari vardir, fiziken ve ruhen tatmin olmak ister insan. 50 bin gudu, 50 bin degisik durum insan icinde yasayarak gidiyor kisi farketmeden. Ama bunlar temel degil. Bunlar sadece yasamin kucuk parcalari. Elbette bunlarsiz yasam tam bir yasam olmaz, ama dunyaya gelisin esas sebebi kaybolursa o zaman yasamanin da bir anlami olmaz.
Soyle anlatabilirim : Kisi dunyaya ne icin gelmistir? Gelis sebebi nedir? Eger gelis sebebi zevk-i sefâ, dunya nimetlerinden maksimum kazanim ise, yani boyle dusunuyorsaniz diyecek birseyim yok. O gurup size boyle dusunmeyi iteledigi icin boyle dusunuyosunuzdur.
Yok Dunya farkli ise, kisinin dunyaya gelme amaci farkli ise o zaman bazi seyleri kavrama, beyin donmasina kanmama ve gerekli durumda bazi seyleri minumuma indirmek gerekir.
Bar-disko eglencesi, alkol veya kiz arkadas bu dunya da olan birseydir. Tarihin basindan beri de olmustur. Ama amaci kaybetmeden...
Amac benim icin sudur : Kisi zengin olmak istediginde bu zengin olma istegine insanlara yararli olma istegini de ekleyebiliyorsa o zaman yasamanin anlamini elinden geldigince anlamistir. Yok zengin olmayi sadece birkac gudusu, mesela kibrini tatmin icin istiyorsa, yani kendini salt gudu bazinda dusunup, insanlik vasfini unuyorsa o zaman hicbirseyin anlamini anlamamistir.
Diyecegim budur...
@bozo :
Yok biryer verdiğimiz. Misal vererek tezimizi guclendirmeye calisiyoruz :)
Orjinal mesajı gönderen Sahin
Yunan filozofları gibi yaşamın anlamı üzerine tartışmalara girmeden, bizim bar entelleri gibi öznenin nesnelliğinin yaşamımızdaki uzantılarını kurcalamadan somutlaştıralım konumuzu. Bu cümle neden kurulmuştur? Fazla yaşam felsefesi yapmadan içinde bulunduğumuz şartları değerlendirerek bizim burada yapacağımız fikir alışverişinden etkilenecek insanlara en doğru öneride bulunalım çağrısı olması amacıyle böyle bir cümle kurulmuştur.
Aslında bu cümleleri tam aşağıdaki cümlelerin için kullanmıştım Ansugo.
Orjinal mesajı gönderen Ansugo
Soyle anlatabilirim : Kisi dunyaya ne icin gelmistir? Gelis sebebi nedir? Eger gelis sebebi zevk-i sefâ, dunya nimetlerinden maksimum kazanim ise, yani boyle dusunuyorsaniz diyecek birseyim yok. O gurup size boyle dusunmeyi iteledigi icin boyle dusunuyosunuzdur.
Yok Dunya farkli ise, kisinin dunyaya gelme amaci farkli ise o zaman bazi seyleri kavrama, beyin donmasina kanmama ve gerekli durumda bazi seyleri minumuma indirmek gerekir.
Tamamen felsefe bu. Ben kimim sorusuyla başlayan, nerden geldim, neden geldim, ne yapmaya geldim, hayatın anlamı nedir, nereye gideceğim gibi sorularla devam eden temel felsefe. Ruh nedir, ceset nedir, ruh ölümsüzmüdür gibi sorularlada iyice dallanır budaklanır.
Eflatun'un, Sokrates'in Epiktetos'un okullarını kurup üzerinde bugünlere kadar tartışılan konuları anlattıkları felsefe.
E bizde şimdi bu minvalde devam edersek konu somutluğunu tamamen kaybedecek hayatın anlamını materyalizm, ruhçuluk, şu bu bakış açılarından değerlendirmek zorunda kalacağız.
Ne dersin?
anladım ansugo, hani bende başka türlü düşünenlerin dikkatini çekmek istedim. gerçi o aptallara bakarsan Ağrı'dan Hatay'a kadar kendilerinin sanıyorlar.
Forum Yazılımı : vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.