Tam Sürümünü Görmek İçin : Fatih İstanbul'u fethetmemişti!
Fatih “İstanbul”u fethetmemişti!
Malum, gazetecilik biraz da başlık atma sanatıdır. Başlıkla dikkatler çekilir yazıya. Lakin bugünkü başlığımız, sırf daha fazla kafa bu yazıya yönelsin diye atılmadı. Fetih olayındaki ihmal edilmiş bir inceliği sizlere hissetirmekti maksadım.
Bilmem ismini duydunuz mu daha önce? Levon Panos Dabağyan, bir Türk Ermenisi. Hatta diyebilirim ki, çoğumuzdan daha Osmanlıcıdır. Ne Fatih’e laf söyletir, ne II. Abdülhamid Han’a. Nitekim “Paylaşılamayan Belde” adlı kitabında tarihimizdeki sızılı bir noktayı ustaca avlıyor ve Fatih’in “İstanbul”u değil, “Kostantiniyye”yi fethettiğini bir cerrahın habis uru beyinden çıkarması gibi temizliyor zihnimizden. Ve ekliyor: “İstanbul fethedilmemiştir ve fethedilmeyecektir!” Allah böyle bir fethi kimseye nasip etmesin!
İlk okuduğumda benim gibi bu işlerle uğraşan birinin bile ciğerini sızlatan bu tespit de gösteriyor ki, tarih bizim için ecnebi bir memleket haline gelmiştir. Öyleyse yapmamız gereken şey, ona mecalini yeniden kazandırabilmenin yolunu yordamını aramak, oksijen alabileceği menfezler, havalandırma kanalları açmaktır. Bunun da yolu, elbette bilgiden, ama daha da önemlisi, bakış açımızı, idrak çerçevemizi, muhakeme tarzımızı genişletmekten geçiyor.
Sondaja devam öyleyse...
Eksik olmasın, bir okurum Said Nursi’nin talebelerinden Zübeyir Gündüzalp’ten bir hatıra göndermiş. Zübeyir Gündüzalp, bir keresinde Fatih’in İstanbul’u fethini gösteren resimlere dikkat çekerek sormuş: “Resimlerdeki yanlışlık nerede?” Kimse işin içinden çıkamayınca kendisi cevaplamış:
“Bu resmi yapanlar, fetih mucizesini küçültmek istiyorlar. 40-50-60 yaşlarındaki bir kumandanın zafer kazanması, bir beldeyi fethetmesi normal ve olağandır; ama 20-21 yaşındaki bir delikanlının böyle bir emsalsiz fethi harikadır. Bu yaşta bir delikanlının sakalı bile bu kadar gür olamaz. Fatih, Efendimiz’in (asm) 9 asır evvel haber verdiği fetih mucizesinin mazharıdır, dolayısıyla bu resimler, Kur’an, Allah ve Peygamber’in Müslümanlarla beraber olduğu, İslamiyet’in hakkaniyetini herkese gösterecek bu mucizevari olayı basitleştirmektedir.”
Müthiş bir tespit değil mi? Düşünün, hiç 21 yaşında bir Fatih resmi gördünüz mü? Devam edelim biraz daha.
Yarın İstanbul’un fethinin miladi takvimle 553. yıldönümünü idrak edeceğiz. Peki fethin hicri takvimle kaçıncı yıldönümünde bulunduğumuzu merak eden bir Allah’ın kulu yaşar mı aramızda? Fatih Sultan Mehmed İstanbul’a, Ferik Ahmed Muhtar Paşa’nın tespitiyle söylersek, 20 Cemaziyelevvel 857 günü girmişti. Bugün takvim 1 Cemaziyelevvel 1427’yi gösterdiğine göre, İstanbul’un fethinin hicri takvimle 570. yıldönümünü kutlamak için önümüzde yaklaşık 20 günlük bir süre var demektir. Hatırlayan olur mu bilmem; ama ben üzerime düşeni yapıp tarihe not düşeyim dedim.
Yalnız üzülerek de olsa bu hicri tarih meselesini biraz hafife aldığımızı söylemek zorundayım. Çünkü bizim asıl manevî damarlarımızda deveran eden kan, hicri takvimin içinde akar. Nitekim Ahmed Muhtar Paşa, “Feth-i Celile-i Kostantiniyye” adlı kitabında eskiden her 20 Cemaziyelevvel gününün halk arasında “Kudüm günü” diye anıldığını, o gün gelince fetih şehidleri ve gazilerinin ruhlarına Kur’an-ı Kerimler okunduğunu, hayır ve hasenatlarda bulunulduğunu yazmaktadır. Demek ki, Osmanlılar aynı damardan akan kandan her daim beslenebilmek için Fatih’i ve fethini hicri yıldönümlerinde hatırlıyor ve hayırla yâd ediyorlar, bunu dirilmenin bir vesilesi addediyorlardı.
Biz de o görkemli dünyanın güzelliklerinden nasiplenebilmek için aynı tarih aralıklarına sokulma imkânlarını zorlamak durumundayız. İşte bu aralık kalmış kapılardan biri de, Fatih’in İstanbul projesidir. Peki İstanbul projesi neydi ve Fatih bu projeyi nereden ilham aldı?
Başka açılardan da yaklaşılabilir meseleye ama ben Fatih’in projesinin hadis merkezli olduğunu söyleyeceğim. Hadis merkezli, yani meşhur fetih hadisinin bir yorumu... Değil mi ki, o İki Cihan Sultanı bir belde’nin fethedileceğini ‘muhakkak’ (le) vurgusuyla beyan eylemiştir, o halde bu bir emir telakki edilmeli ve sadece dünyevî, yani bir şehrin surlarının yıkılıp içerisine ‘kahren’ girilmesi gibi dar anlamda yorumlanmamalıdır. Ya nasıl yorumlanmalıdır? İşte Fatih’in de, Fethin de, İstanbul’un da sırrı burada yatmaktadır.
Muhakkak ki, Fatih’in dünyasında Nebevî müjdeyle müjdelenmenin, göğsüne bir madalya daha takmakla alakası yoktu. O ve çevresi, fethin derin okumasını yaparak malum hadisle, insanlığın ve İslam’ın geleceğinde bu şehrin oynayacağı rolün kastedildiğini keşfetmiş ve sadece fetih sırasında değil, asırlar boyu İstanbul’u dünyanın merkezi kılmaya gayret etmişlerdi. Nitekim Fatih’in sonraki fütuhat stratejisine baktığınızda bu İstanbul merkezli düşüncenin hangi boyutlara ulaştığını görürsünüz.
Osmanlı, İstanbul’u alınca adeta uzun zamandır yatağını arayan bir nehir gibi hissetti kendisini ve bu nehrin yatağını, kuyumcu titizliğiyle bezemeye girişti. Bugün Süleymaniye veya Sultanahmet için ‘Bu eserler Bizans’ın başkentine uygun düşmüyor’ diyebilecek bir mimar olmadığını, geçen yaz İstanbul’da toplanan mimarlık kongresi katılımcılarının basındaki demeçlerinden görmüş olduk.
Fatih’in biri Karadeniz, öbürü Akdeniz olmak üzere iki denize birden hakim olmak şeklinde özetlenebilecek denizcilik siyaseti, yolları İstanbul’a bağlamaya matuf bir girişimdi. Keza Balkanlar ve Anadolu yönündeki hareketi de, İtalya’nın Otranto limanına yaptığı çıkarma da, Memlukler üzerine düzenlediğini tahmin ettiğimiz son seferi de hep İstanbul’un merkezde durduğu ve ışınlarının dalga dalga çevreye yayıldığı bir projenin elmas parçalarıydı. Tabii aynı zamanda Orta Asya, İran, Hindistan ve Mısır’dan davet ettiği Müslüman alimler ile Bizanslı filozof ve bilginleri kucaklaması, Petrark’ı Arapçaya çevirtmesi ve İbn Arabi’nin “Füsus”una şerh yazdırması, Ali Kuşçu ile ressam Bellini’yi İstanbul’da buluşturması, müfessir Musannifek’i yanına aldırması, ama öte yandan Truva harabelerini ziyaret etmesi gibi gelişmeler de gösteriyor ki, o, hadiste emir buyurulan fethin çok daha derinlerde ve uzun vadeli olduğuna inanmış ve tohumları ekmişti. Tohumlar bitmediyse “toprak utansın” deyip işin içinden sıyrılabilir miyiz? Ben şahsen tohumların bitmediğini söyleyemiyorum. Bu proje, tarih içinde gelişti, şekillendi; ve Necip Fazıl’ca söylersek, “havada donan şimşek” gibi tarihin bağrında bizi beklemeye durdu. Belki de Fatih bu projeyi asıl bizim gerçekleştirmemizi istiyor ve zemini hazırlıyordu. Kim bilir?
Yazar (m.armagan@zaman.com.tr)ın diğer yazıları (http://www.zaman.com.tr/?bl=turkuaz&alt=yazarlar&trh=20060528&hn=280731)nı da zevkle takip etmeye başladım.
esmaeild
28/05/2006, 19:15
Çok güzel bir bakış açısı. O zaman bu fetih boynumuzun borcudur diye biliriz. Yalnız kılıç kalkanla değil. kalemle,blgiyle şimdiden sonra. (Aynı Fatihin yaptığı gibi)
cemaliozan
28/05/2006, 19:27
Eğitim şart. :)
melodrama
28/05/2006, 22:46
osmanlıyı her kesime tanıtan ve en iyi anlatan, ender yazarlardan birisi mustafa armağan.. ben de zevke takip ederim kendisini. ayrıca yazıda beni en yaralayan şey, konstantıniyyeyi fethettiğinde 20 yaşında bir delikanlı olan sultan fatihi, kimi art niyetli kimselerin orta yaşlı gösterme çabalarına, biz torunlarınında alet olması..
konu dışı belki ama, 20 li yaşlarını süren gençliği düşünüyorumda...
Tarih ne yazıkki hiçbir zaman bize doğru bir şekilde yansıtılmamış,ya çok abartılmış,yada gerçekler saptırılmış.
Ben hiçbir zaman resmi tarihe inanmadım.
Örneğin yazarında belirttiği gibi fatih gerçekten tam olarak anlatılmamış.Asıl niyeti hiç verilmemiş.
20 Yaş ; gençlerin önünü açmak gerek haydin sefere, amanda sefersiz olmaz yollarrr.... :D
hürriyet
28/05/2006, 23:32
Dar bakış açısı düşünceyi olaya, olayı kişiye düşürür ve ancak bu netlikte şahıs odaklı değerlendirme yapabilir.Fethin iyi anlatılmadığını söyleyip "fatih resimlerinde yaşlı gösteriyo", "ressamlar bunu bilerek yapıyo" demek sizi bilmem bana ilginç geldi.
tamam tarihe geniş perspektiften bakmış olalım diye söylüyorum, 15 yaşında sakal tıraşı olmaya başlayan birinin 20 yaşında gür sakalı olur. (bu da benim idiotik tarihsel cevabım)
Dar bakış açısı düşünceyi olaya, olayı kişiye düşürür ve ancak bu netlikte şahıs odaklı değerlendirme yapabilir.Fethin iyi anlatılmadığını söyleyip "fatih resimlerinde yaşlı gösteriyo", "ressamlar bunu bilerek yapıyo" demek sizi bilmem bana ilginç geldi.
tamam tarihe geniş perspektiften bakmış olalım diye söylüyorum, 15 yaşında sakal tıraşı olmaya başlayan birinin 20 yaşında gür sakalı olur. (bu da benim idiotik tarihsel cevabım)
Yazarın bakış açısı darmış, çünkü o Fatih Sultan Mehmet'in 15 yaşından itibaren sakal traşı olabileceğini düşünmemiş. Ya da bizim bakış açımız çok geniş, çünkü yazarı haksız çıkarmak için herşeyi düşünebiliyoruz. :iih:
@ Hürriyet nedense dini içerikli basın organlarına, ya da dini savunuan insanlara karşı bir önyargın var. Yazılarını okurum, ama her zama aynısı yazılır. Mustafa Armağan şimdi başka bir gazetede yazmış olsaydı, senin böyle konuşacağını sanmıyorum.
Mustafa armağan demiş ki 21 yaşında hiç bir resim bulamazsınız.
Aranızda bulan var mı ?
hürriyet
29/05/2006, 01:13
Yazarın bakış açısı darmış, çünkü o Fatih Sultan Mehmet'in 15 yaşından itibaren sakal traşı olabileceğini düşünmemiş.
yazdıklarımın bir başını bir sonunu algılamışsın ve orada yazdığım ironiyi ciddi ciddi cevaplamışsın.tekrar okuyup sağlıklı ve derli toplu yanıt vermeyi düşünürsen ironiyi geçip esas metni oku ki idrak edeceğin metnin başı da sonu da özümseyemeyeceğin ironiden arınmış olsun:
Dar bakış açısı düşünceyi olaya, olayı kişiye düşürür ve ancak bu netlikte şahıs odaklı değerlendirme yapabilir.Fethin iyi anlatılmadığını söyleyip "fatih resimlerinde yaşlı gösteriyo", "ressamlar bunu bilerek yapıyo" demek sizi bilmem bana ilginç geldi.
@farslan, gazete okumuyorum.fakat zaman gazetesine olumsuz anlamda özel bir ilgim olduğu doğrudur.aynı olumsuz anlamda özel ilgim cumhuriyet gazetesine de var.Ama bunun konumuzla ilgisi yok.( yoksa içinizden "bu adam zaman'ı sevmiyo ondan eleştiriyo" dediğiniz mi oldu? daha başından kaybettiniz o zaman fikri mücadeleyi )
Fatih'in 20 yaşında yaşlı gösterdiğini (veya tam tersi resimlerini yaşlı çizme mevzusunu) tartışmak bana o kadar idiotik geliyor ki önceki cevabımda söyledim, resmi tarihi eleştirip 5 asır önce yaşamış birinin sakal bıyık muhasebesini yapmak akıllıca bir iş değil.hayır diyosanız ki "bizce çok akıllıca bir iş" tamam ben bunun üstüne birşey diyemem.
çünkü yazarı haksız çıkarmak için herşeyi düşünebiliyoruz.
Evet bu biraz doğru ama daha doğrusu şu, okuduklarımı yargılayıp yorumlamak için herşeyi düşünebilmeye gayret ediyorum, buna muhalefet etmek de bu kadar basit değil, önce karşı düşünceni sağlam zemine yerleştir sonra kelimelerle boğuşmadan derli toplu biçimde eleştirini yaz.
esmaeild
29/05/2006, 09:05
Belki de Fatih bu projeyi asıl bizim gerçekleştirmemizi istiyor ve zemini hazırlıyordu. Kim bilir?
Çok güzel bir bakış açısı derken bu noktayı göz önünde bulundurarak söyledim. Bunu belirtmek istedim.
hurriyet ard niyetlisin açmış olduğum konudan uzak dur. Senin gibilerin Fatihleri anlayacak bir niyetin olduğunu sanmıyorum. Lütfen sen git o düşüncelerini açmış olduğun blogun da yaz yada burada başka konu aç orada yaz. Senin için ilginç gelse de burada gerçekleri fark etmememiz bana gore daha ilginç. Hadi kolay gelsin @hurriyet.
hürriyet
29/05/2006, 12:20
Kötü niyetli değilim, düşüncelerimi her yere karşımdakine saygı göstererek dilediğim gibi yazabilirim.
hayır diyosanız ki "bizce çok akıllıca bir iş" tamam ben bunun üstüne birşey diyemem.
yazdıkları hakaretten farkı olmayan muhakeme acizi istedi diye değil bu sözüme sadık kalarak tartışmayı bırakıyorum.
yazdıkları hakaretten farkı olmayan muhakeme acizi istedi diye değil bu sözüme sadık kalarak tartışmayı bırakıyorum.
Teşekkür ederim.
melodrama
29/05/2006, 13:46
hürriyet.. yazının dar bir bakış açısının ürünü olduğunu düşünmüyorum ben.. sadece olaya farklı bir cihetten/perspektiften bakmaktır bu..
yazar burada "fatih neden hep orta yaşlı resmediliyor" gibi bir detay yakalamış ve bunun, aksinin ispatı olabilecek bir sav atmış ortaya, basit de olsa.. fatihin yaş meslesini sakal bıyık meselesine indirgeyen sensin. burada bizi düşünceye sevkeden şey "fatih 20 yaşındaymış, ama gür bir sakalı varmış.. o yaşta bir delikanlının gür bir sakalı olur mu yaw?" değil. bunu tartışmak elbette akıllıca olmaz. mesele neden 20 yaşında bir delikanlının orta yaşlı hatta aksakallı bir zat görüntüsünde resmedilmesidir.. bunun altında yatan niyet nedir?
ayrıca Mehmet arkadaşımın tavrını açıkçası doğru bulmadım. farklı düşüncelerimiz bizi ayrıştıran değil, en azından -tartışma platformunda olsa dahi- birleştiren unsurlar olmalı. eğrisini doğrusunu tartışarak ancak ortak bir payda da buluşabiliriz.
Mehmet arkadaşım sanırım, Einstein'ın "İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan daha zor" sözüne binaen konudan uzaklaşmanı istedi.. yoksa birşeyleri muhakeme edemediğinden değil.
ayrıca Mehmet arkadaşımın tavrını açıkçası doğru bulmadım. farklı düşüncelerimiz bizi ayrıştıran değil, en azından -tartışma platformunda olsa dahi- birleştiren unsurlar olmalı. eğrisini doğrusunu tartışarak ancak ortak bir payda da buluşabiliriz.
Mehmet arkadaşım sanırım, Einstein'ın "İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan daha zor" sözüne binaen konudan uzaklaşmanı istedi.. yoksa birşeyleri muhakeme edemediğinden değil.
Benim yazdıklarım sadece hurriyetin bu konu için yazdığı değil. Lütfen hurriyetin diğer konulardaki mesajlarına bakınız
Ben Mehmet'in söylediklerine aynen katılıyorum. hürriyet'te sürekli bir muhalefet havası var...
hürriyet kardeş hürriyetinin gideceği kaygısı ile kendi doğruları haric herkesi ezip geçebilecek bir arkadaştır.Bu neden le he he deyip geçmek güzel olur.. Kazayla banada bulaşmıştır bir topicde ama sonra yanlış kaya ya tosladığını anladı... :D
hürriyet
29/05/2006, 15:49
Ben yanlış kayaya çarptığımı mı anlamışım? benim niye haberim yok? Tartışırken muhakeme acizleri gibi saldırmadığımdan, saygı ve hoşgörü gösterdiğimden mi kendinizi sert kaya sanıyorsunuz? yanlış doğruyu bırak benimle fikri mücadeleye giren kaya göremiyorum takımınızda.
Lütfen hurriyetin diğer konulardaki mesajlarına bakınız
Diğer konulardaki mesajlarımda ne var? Küfür mü etmişim hakaret mi etmişim size?
Hürriyet'de sürekli muhalefet havası varmış, yahu bunu düşünürken hiç mi aklına gelmedi Hürriyet'in kişisel doğruları olduğu? Bu doğrulara göre birilerini eleştirdiği?
"hayata dair" forumundaki karşıt görüşe tahammül ve tartışma ahlakı buysa ve burada rahat rahat fikir düşünce konuşabilecek kişilerle muhattap olmak imkansızsa hayata dair forumu sizin olsun dilediğiniz mikrofonla dilediğiniz hutbeyi okuyabilirsiniz.
kendiniz çalıp kendiniz söylemeye devam edin hayata dair forumuna bu son yazışım.
not: kişiliğe saldırı ve dedikodu devam ederse cevap hakkımı şimdiki gibi kullanırım.
Benim yazdıklarım sadece hurriyetin bu konu için yazdığı değil. Lütfen hurriyetin diğer konulardaki mesajlarına bakınız
Eksik yazmışım. Doğrusu:
Benim yazdıklarım sadece hurriyetin bu konu için yazdığı değil. Lütfen hurriyetin ve benim aynı konulardaki mesajlarına bakınız
@hürriyet
bizzat tam tersi yanlış muhakeme ve sonuçlarla karşı tarafı suçlayıcı ithamlarından ötürü olduğundan bu yorumları yakıştırıyoruz.
ama sen bunu bir ucundan dan olsa tutamıyacağından belirttiğim gibi
hehe kardeşim haklısın...
Hürriyet'de sürekli muhalefet havası varmış, yahu bunu düşünürken hiç mi aklına gelmedi Hürriyet'in kişisel doğruları olduğu? Bu doğrulara göre birilerini eleştirdiği?
hürriyet'in doğruları olabilir, bunu kabul etmemek ahmaklık olur ama onun doğrularının herkesin doğrusu olmak zorundaymış gibi dayatılması da ahmaklıktır. hürriyet kendi doğrularını söyleyebilir ama bunu yaparken milleti kutuplaşmaya itmek durumunda olursa her zaman eleştirdiği kişileri karşısında bulur (bkz. hutbe)
Karşıt görüşe tahammül ve tartışma ahlakından bahsediyorsun ama kendi yazdıklarını tekrar okursan bu tahammülsüzlüğe en iyi örnek oduğunu görmemen için sadece görmek istememen yeterlidir. Sana göre birine muhalefet olmak için o kişinin sağ görüşlü olması yeterli. Bu güne kadar okuduğum yorumlarında hep bunu gözlemledim.
Şahsen benim, senin kişiliğine saldırmak gibi bir hevesim yok. Sadece fikirlerini tasvip etmiyorum ve bunu belirtmekte de bir çekince görmüyorum. Sırf bu yüzden küstüm oynamıyorum triplerine gireceksen bu senin sorunun...
hürriyet
29/05/2006, 17:03
Dün burdan biri bana diyor ki:
"senin gibilerden de bu beklenir"
sonra bir başka biri:
"senin gibiler fatihi anlamaz sen git başka yerde yaz benim başlığımdan uzak dur"
sonra bir başka biri:
"bana da böyle yapmıştı anladı sonradan sert kaya olduğumu"
ben de diyorum ki, fikirleri olaylara olayları kişiye dönüştürerek analiz yapılamaz.Yapılırsa bu yazı kadar mantıklı sonuca ulaşılır.
aldığım cevap:
Senin gibilerin Fatihleri anlayacak bir niyetin olduğunu sanmıyorum. Lütfen sen git o düşüncelerini açmış olduğun blogun da yaz yada burada başka konu aç orada yaz.
bana diyosunuz ki "sen karşı tarafı suçluyosun, kutuplaştırma yapıyosun" bu da sizin yazdığınız:
Ve bunlar cumhuriyetin laikliğin ve diğer değerlerin bekçisi değil o bekçiliğe dürünmüş o değerlerin arkasındaki yalancılar satılıklar dolu bunları finans edenlerdde belli
ruhları bedenleri düşüncleri satılık pek çok münafık yani takiye yapan vatan hainleri mevcuttur.
Kimin kime saldırdığını gördünüz mü-mümin abilerim kardeşlerim? Sakın gördüğünüze görmedik demeyin mazallah çarpılırsınız.
harbiden siz haklısınız ben tahammülsüz münafık, ahlaksız ve kabayım siz pırıl pırıl müslümanları suçluyorum.ben bu forumda bir kişiye bile "sen şusun" demedim, ama kemalizm ve anti-laisizm hakkında birçok şey yazdım.düşünce ve ideolojiler hakkında yazdım.
Deyin ki "sıkı sıkı sarıldıklarımızı durup durup eleştiriyosun çoğunda haksızsın" tamam doğrudur, o zaman savunduğum düşünceyi tartışın.
hehe kardeşim haklısın...
ya ben haklıyım ya sen kendini ifade ederken çok zorlanıyosun.
"hayata dair" forumundaki karşıt görüşe tahammül ve tartışma ahlakı buysa ve burada rahat rahat fikir düşünce konuşabilecek kişilerle muhattap olmak imkansızsa hayata dair forumu sizin olsun dilediğiniz mikrofonla dilediğiniz hutbeyi okuyabilirsiniz.
şimdi bu ön yargı değil mi?Direk belli bir kesimi hedef alan bir hitab değil mi?Hutbe nereden çıktı şimdi yahu...?
Fatih Sultan Mehmet'in Hıristiyan olduğu iddiasını hiç duydunuz mu?Çetin Altan (http://www.milliyet.com.tr/2005/02/24/yazar/altan.html)'ın böyle bir iddiası var.Gerçi pek de ciddiye alınmayacak bir meseleye benziyor.Bunun yalan bir iddia olduğu çok açık.
*İskender Pala (http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=3590), Çetin Altan'ın bu yazısına cevaben...
*Melih Aşık (http://www.milliyet.com.tr/2001/01/04/yazar/asik.html)
*Dolma Kalem (http://www.dolmakalem.org/yazi.asp?id=626)
hürriyet
29/05/2006, 17:14
Orada önyargı değil ironi var.Direk belli bir kesimi hedef aldığı doğru, ve pek tabi belli kesimleri konuşmak yerine fikir düşünce konuşabilmeyi isterdim.
Vallaha hürriyet olay birilerine muhalefet olman değil -ki muhalefet olma konusunda HunTER'in üstüne yoktur ama kimse ona sen sus vs. demedi.
Demekki üslup farkı var. Niyetin iyi olabilir sadece bize aks edişin yanlış olduğu için herkeste böyle bir imaj oluşturmuşsundur.
@hürriyet
sanırım diğer topiclerin etkisinden de kurtulamamışın,
yaşar nuri gibi cımbızla ayet çekip kırk yere yormaya benzemiş seninki :D Kardeşim o sözlerin senin fikirlerine binayen arkasından yazılmış olabilir ancak orda ihtam ettiğim sınıftaki davranışları yatığını ima etmiyoruz ki ! Eğer girdiğini düşündüğüm bir nokta varsa bunu yinede sen le paylaşır dım ! Kardeş derdim sen şöyle buyurdun şu bizim doğrularımız senin için ne kadar önemli bilmem ancak ben len bu konuyu konuşuyorsan o zaman bu doğrulara göre sen şurda şöyle bir hata ile bu duruma düşüyorsun derim bu doğaldır !
Ayırıca senin bu konularda takıntılı olarak bir kişiye kulp takamk amaclı yazıların mevcut, mesela daha öncesinde bana iftira ile bir topicde konuyu neden buraya geldi diye kızdığın ancak kendi elinle getirdiğin bir topic vardı ! Hatırladın sanırım :) hatta özel msj attmıştın sonrasında o kadar zorlandın ki bende senin defterini çarşaf gibi dürmek zorunda kaldım sonrasında ise parmakların klavyeye gitmedi sanırım..!
Burdan Buyrun : http://forum.ceviz.net/showpost.php?p=200503&postcount=64
Yine aynı şeyleri yaşamak istemiyorsan fazla kasma kendini...
Sen derdinde haklısın senin derdin anlaşılamama buna kızıyor ve bizi haşlıyorsun :) ama merak buyurma herkes herkesi gayet iyi anlar ceviz'de.
hürriyet
29/05/2006, 19:37
herkesin doğrusu olmak zorundaymış gibi dayatılması da ahmaklıktır.
Burada insanlar karşıt olduğu düşünceyi savunanlara "hain" bile dedi, siz benim ne dayatmamı gördünüz bir örnek verin?
biri siyahı doğru bilir ve ateşli bir şekilde savunur, diğeri beyazı ateşli bir şekilde savunur herkes kendi dünyasında en doğrudur ancak bu demek değil ki doğru birden fazla.Doğru birdir ve fikri mücadele ile bulunur, bu mücadele tartışmadır, konuşmadır. Tartışmalarda kişisel düşünmek ve kişisel katılım göstermek tartışma ahlakına aykırıdır, bunu en başından beri söylüyorum, ben bu konuda hiç kimseye sataşmadan "düşünceyi olaya, olayı kişiye dönüştürmek yanlıştır" dedim ve bakın mü-mümin kardeşler konuyu nereye getirdi.
Demekki üslup farkı var.
Bana hakarete varan yazılar yazıldı onların üslubundan gayet hoşnutsunuz değil mi no problem? Üslup demeyin artık, ben yazdıklarımda hiç kimseyi küçük düşürücü bir itham kullanmadım ama bana çok defa kullanıldı ve buna rağmen ben üslubu sorunlu kişi oldum.Ama madem üslup sorunum var, bu noktadan sonra saygı ve hoşgörüyü bir kenara bırakıp yazıyorum.
Yine aynı şeyleri yaşamak istemiyorsan fazla kasma kendini...
Ya ben orada ne yaşamışım ki tekrar yaşamaktan çekineyim? Karşımda kim var ki kasıla kasıla yazayım? Rahat olan benim rahatsız olan sizsiniz.Kendi kendinize sert kayalar dik yamaçlar volkanlar oluverip yine kendi kendinize patlayıveriyorsunuz, tavşan c4 olmuş patlamış kimsenin haberi yok. O tartışma ve birçok tartışmayı bırakma sebebim "uğraşma bırak cahili" mevzusudur.
Kimseye takmadım ve kimseyi haşlamadım, zaten ben fikirlerimi yazarken siz içinizden "sen bana gıcıksın zaten ondan eleştiriyosun" diyorsanız karşıt fikir yürütemiyorsunuzdur ve bu bir acizliktir.
Mesajımdan alıntı yapmısşın ama yazdıklarını okumadan:
ya ben haklıyım ya sen kendini ifade ederken çok zorlanıyosun.
O tartışma ve birçok tartışmayı bırakma sebebim "uğraşma bırak cahili" mevzusudur.
Bu kendi haklılığını dayatma değil de nedir? Yukarıdaki sözüne atfen kimse aciz olduğunu kabul etmez. Tıpkı senin yaptığın gibi. Bu şıkkı silersek geriye sadece senin haklılığın kalıyor ve bu bir dayatmadır. Sana göre sağ görüşlü herkes yobaz, bağnaz, bir sen doğruyu biliyorsun...
hürriyet
30/05/2006, 10:35
Sana göre sağ görüşlü herkes yobaz, bağnaz, bir sen doğruyu biliyorsun...
Yahu ben kime sağ görüşlüsün yobaz bağnazsın dedim? Benimle mi tartışıyorsunuz kafanızda oluşturduğunuz solcuyla mı? Benimle konuşurken kendinizi cahil yobaz bağnaz hissediyor olabilirsiniz ancak benim birinci dereceden yakınlarım arasında aktif siyaset yapan sağ görüşlüler var. Küfür edeceksem ilk onlara ederim.
bana "hehe sen haklısın" diyen birine "ya ben haklıyım ya sen kendini ifade edemiyosun" deyince dayatma yapmış mı oldum? Bak ben yukarıda ne söyledim, doğru bir tanedir ve tartışılarak bulunur, benim ortaya koyduğum doğruya muhalefet edemiyorsan bu doğruyu kabullenmek zorundasın. İyi muhalefet eder çürütürsen düşüncelerimi ben senin doğrunu kabullenmek zorundayım.Yoksa neden tartışıyorsunuz? Doğruyu bulmak için tartışmıyorsanız burada neden konuşuyorsunuz? Ben ortaya kendi fikirlerimi düşüncelerimi koyarım ve doğruluğunu savunurum, hem benim düşüncelerime muhalefet edemeyeceksiniz, hem de "doğrunu dayatıyosun yapma arkadaşım" diyeceksiniz. Oldu, daha?
Bu kendi haklılığını dayatma değil de nedir?
O kendi haklılığından emin olmadır.
Bu konuya yazdığım ilk mesaj:
Dar bakış açısı düşünceyi olaya, olayı kişiye düşürür ve ancak bu netlikte şahıs odaklı değerlendirme yapabilir.Fethin iyi anlatılmadığını söyleyip "fatih resimlerinde yaşlı gösteriyo", "ressamlar bunu bilerek yapıyo" demek sizi bilmem bana ilginç geldi.
Bu da ikinci mesaj:
burada rahat rahat fikir düşünce konuşabilecek kişilerle muhattap olmak imkansızsa hayata dair forumu sizin olsun dilediğiniz mikrofonla dilediğiniz hutbeyi okuyabilirsiniz.
Bu iki mesajı kıyaslarsanız anlarsınız, burada fikir düşünce ideoloji tartışabilmek çok zor, siz benim neyi savunduğumu değil, nasıl savunduğumu neden savunduğumu kimi eleştirdiğimi konuşuyorsunuz ve bu tartışma ahlakına aykırıdır.
Ben haklıyım ve aksi ispatlanmadıkça düşüncelerimde haklılığımdan eminim, burada tartışmayı bilmeyen insanlar var.
hehe kardeşim haklısın...
...
... dilediğiniz mikrofonla dilediğiniz hutbeyi okuyabilirsiniz...
Kimin kime saldırdığını gördünüz mü-mümin abilerim kardeşlerim? Sakın gördüğünüze görmedik demeyin mazallah çarpılırsınız.
Altını çizdiklerim, benim dünyevi düşüncelerimde saygı duyulması gereken kavramlar. Ama sen bunları aşağılayıcı nitelikte kullanıyorsun ve kalkıp ben kime yobaz kime bağnaz dedim diye soruyorsun. Açık açık bunları zaten söyleyemezsin ama ima ettiğin şeyleri analamak için en az senin kadar akllı olmak yeter...
Ben haklıyım ve aksi ispatlanmadıkça düşüncelerimde haklılığımdan eminim...
Bende onu anlatmaya çalışıyorum, sen her zaman haklısın. Sana göre senden başka herkes haksız. Aksini ispatlayabileceğimiz somut bir düşüncen bile yokken bunları söyleyebilmenden beni bu şekilde düşünmeye itti.
...burada tartışmayı bilmeyen insanlar var.
İlk defa sana katılıyorum...
metoikos
30/05/2006, 10:59
<tartışmadışı>
Başlıktaki yazıyı okuyup ardından, bu (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=188799) yazıya rastlayınca biraz üzüldüm.
</tartışmadışı>
hürriyet
30/05/2006, 11:14
Aksini ispatlayabileceğimiz somut bir düşüncen bile yokken bunları söyleyebilmenden beni bu şekilde düşünmeye itti.
neyi savunduğumu sanıyorsun, bu tartışma nasıl başladı biliyor musun? Ben şunu iddia ettim ve siz bana "doğrularını dayatıyosun" dediniz:
dar bakış açısı düşünceyi olaya, olayı kişiye düşürür ve ancak bu netlikte şahıs odaklı değerlendirme yapabilir.Fethin iyi anlatılmadığını söyleyip "fatih resimlerinde yaşlı gösteriyo", "ressamlar bunu bilerek yapıyo" demek sizi bilmem bana ilginç geldi.
ben bu düşünceyi savunarak girdim tartışmaya ve hakarete varan yazılar yazıldı bana.Sonunda da, biri geldi bana doğrularını dayatıyosun senden başka doğruyu bilen yok mu sorusunu sormaya başladı.
Bende onu anlatmaya çalışıyorum, sen her zaman haklısın. Sana göre senden başka herkes haksız. Aksini ispatlayabileceğimiz somut bir düşüncen bile yokken bunları söyleyebilmenden beni bu şekilde düşünmeye itti.
Yazdıklarımı anlamıyomusun okumuyomusun?
benim ortaya koyduğum doğruya muhalefet edemiyorsan bu doğruyu kabullenmek zorundasın. İyi muhalefet eder çürütürsen düşüncelerimi ben senin doğrunu kabullenmek zorundayım.Yoksa neden tartışıyorsunuz? Doğruyu bulmak için tartışmıyorsanız burada neden konuşuyorsunuz? Ben ortaya kendi fikirlerimi düşüncelerimi koyarım ve doğruluğunu savunurum, hem benim düşüncelerime muhalefet edemeyeceksiniz, hem de "doğrunu dayatıyosun yapma arkadaşım" diyeceksiniz. Oldu, daha?
İlk defa sana katılıyorum...
"""siz benim neyi savunduğumu değil, nasıl savunduğumu neden savunduğumu kimi eleştirdiğimi konuşuyorsunuz ve bu tartışma ahlakına aykırıdır."""
bunu okudun mu? bi daha oku.
Açın televizyonu en dandik tartışma programlarında bile düşüncesini kendinden emin biçimde dile getiren, karşı tarafın yanlışını ateşli bir şekilde savunan kişilere "senden başka doğruyu bilen yok mu" denilmez, bu fikri mücadele değildir bu saldırıdır ve tartışma ahlakına aykırıdır.Tüm bu yanlışlardan sonra "ilk defa doğru söyledin" deyip pişkinlik yapmayın, sizler benim ortaya attığım düşünceye tahammül gösteremediniz, benimle fikir mücadelesine girmediniz.
off offf
MEHMET konu sahibi sen olduğun için şu konu ile ilgili olmayan şeyleri sildirsene.
yada başka yere taşınmasını rica et. Heba oldu güzelim konu.
Kendi adıma özür dilerim. Birinin çıkıp hata gördüğü yerde bu hatanın sahibini uyarması gerekliydi. Fakat bunu yaparken de hatalı davrandığımı geç te olsa farkettim. Özrüm bu sebeptendir.
Şükür ki hatamı kabul edebiliyorum...
dar bakış açısı düşünceyi olaya, olayı kişiye düşürür ve ancak bu netlikte şahıs odaklı değerlendirme yapabilir.Fethin iyi anlatılmadığını söyleyip "fatih resimlerinde yaşlı gösteriyo", "ressamlar bunu bilerek yapıyo" demek sizi bilmem bana ilginç geldi.
Bu sozlerını destekler yada muhalefet eder onlarca sey soyleyebılırım.. Bu o ankı ruh halıme baglı acıkcası.. Demek ıstedıgım, dogruyu bulmaya calısmak anlamsız.. Burdakı tartısmaların asıl amacı,
1. Iyı vakıt gecırmek,
2. Kısıler arasındakı ılıskılerı gelıstırmek,
Tartısmalara bu acıdan bakarsan kımse uzulmez..
acemiberber
26/06/2006, 01:10
1. Osmanlı Tarihi
2. Osmanlı Medeni Tarihi
bu ikisini iyiden iyiye okumak gerekir.. Siyasi, idari, iktisadi ve coğrafi. ne yapılmış, neden yapılmış iyiden iyiye idrak edilmeli.
II. Mehmet saray avlusunda Dünya Kupası seyredip Eman Toroğlu yorumu dinlememiş. 5 yaşından 20 li yaşlarına kadar en iyi hocaların verdiği en iyi taktiklerle donatılmıştır. 3 den fazla lisan ve haritada Anadoludan, Romaya kadar olan toprakları siyasi idari ve coğrafi açıdan avuçlarının içi gibi bilmekteymiş..
Bu gün böyle bir eğitim, böyle bir donanım kaçımızda var.. İddayı tutturalım.. Biz gençlik olarak zamanımızın bize sunduklarını alıyor kullanıyoruz.. Bizim fatih olma iddiamız yok. Ama II. Mehmetin bu dünyadaki görevi o toprakları fethetmekti.. Padişah olmaktı.. Yazar diyor ki Fatih öyle bir yaşta öyle bir beceri sergilemişti ki onun bu zaferini resmeden ressamlar nedense hep akıllarında onun yaşlı bir komutanmış gibi tahayyül ettiler.. Çünkü bu ustalık 21 yaşındaki bir komutandan beklenemeyek kadar büyüktü... Düşünün diyor. Neden fatih 'in 21 yaşındaki bir genç silüetiyle çizilmiş resimleri yok. Mana derin.. Ressamların komplo kurmasından değil..
Forum Yazılımı : vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.