Revne
09/04/2006, 17:44
Ankaralı Simitçi
Son bir yıldır öğle yemeklerini dışarıda yemek durumunda kaldığımızdan
işyerinden iki ağabeyimle Tunalı civarlarında yemeğimizi yiyor ve
öğleden sonrası için de Tunalı Pasajı karşısındaki köşeden simit alıyoruz.
Yaklaşık on-on beş gündür tezgahın başka birisi tarafından işletildiğini
fark etmiştim. Dün bu sefer simidi ben alacağım diyerek, tezgaha gittiğimde
simitçi ortalıkta görünmüyordu. Ben de her tezgahın başında simitçi
olmadığında, Türklerin yaptığı refleks ile tezgahın camını açacak ve parayı
koyarak iki tane simit alacaktım. Öyle de yaptım tezgahın sürgülü camını
açtım 1 YTL' yi rafa koydum ve tam simitleri alacaktım ki, orada üstüne el
yazısıyla bir şeyler yazılmış, müsvedde kağıtları gördüm.
Beni iyi tanıyanlar ne kadar meraklı olduğumu bilirler; "Yahu bu da
nedir, ne yazmış bu adam acaba, bir bakayım," dedim:
8:10 - 2
8:15 - 1
8.21 - 1
8.22 - 2
Anlayacağınız bu listede öğleye kadar hangi dakikada kaç simit satıldığı yazıyordu. Sonra bu listenin altına
13:55 - 2
yazıp, ne yazdığıma dikkat etsin diye 2'nin üstüne bir de yıldız koydum ve simitleri aldım. Veritabanı tutmaya bayılırım.
"Allahım adamdaki bilince bak, veritabanı tutuyor!" dedim. Ama emin değildim. Belki de belediye böyle bir şeyler istemiştir falan... dedim.
Neyse uzatmayayım, bugün yine aynı simitçiye uğradım, bu sefer oradaydı.
Nasılsın, iyi misin, hoşbeşinden sonra" 13:55 simitlerini toplama ekledin mi?" diye sorunca:
"Abi sen miydin o?" diye gülümsemeye başladı.
"Neden böyle bir liste tutuyorsun?" diye sordum, "Belediye mi istiyor?"
" Yok abi, ben 15 gün önce aldım bu tezgahın işletmesini, henüz yabancısıyım müşterinin dedi. Bunları dakika dakika yazıyorum, hangi saatlerde müşteri yığılıyorsa, ona göre sıcak simit getireceğim, o gün sabahın simidi akşama kaldı, utandım müşteriden" dieyince ellerine sarılıp öpmek geldi içimden.
Yaa işte böyle...
İster CRM (Customer Related Management) deyin, ister PR
(Public Relation), isterseniz de Market Research...
Zekâ, işine saygı, kâr arttırma bilinci...
Hepsinin sonucunda yaratılan gerçek katma değer ve farklılaşarak
rakiplerinden ayrılma...
Bunları öğretmek için yıllarca insanları yüksek ücretli okullarda
okutuyorlar. Sonuç " veritabancı simitçinin " yanından bile geçemeyecek
olanlar bakın her yerde yüksek maaşlar alıp, endam gösteriyorlar.
Mehmet TURNACIOĞLU
Son bir yıldır öğle yemeklerini dışarıda yemek durumunda kaldığımızdan
işyerinden iki ağabeyimle Tunalı civarlarında yemeğimizi yiyor ve
öğleden sonrası için de Tunalı Pasajı karşısındaki köşeden simit alıyoruz.
Yaklaşık on-on beş gündür tezgahın başka birisi tarafından işletildiğini
fark etmiştim. Dün bu sefer simidi ben alacağım diyerek, tezgaha gittiğimde
simitçi ortalıkta görünmüyordu. Ben de her tezgahın başında simitçi
olmadığında, Türklerin yaptığı refleks ile tezgahın camını açacak ve parayı
koyarak iki tane simit alacaktım. Öyle de yaptım tezgahın sürgülü camını
açtım 1 YTL' yi rafa koydum ve tam simitleri alacaktım ki, orada üstüne el
yazısıyla bir şeyler yazılmış, müsvedde kağıtları gördüm.
Beni iyi tanıyanlar ne kadar meraklı olduğumu bilirler; "Yahu bu da
nedir, ne yazmış bu adam acaba, bir bakayım," dedim:
8:10 - 2
8:15 - 1
8.21 - 1
8.22 - 2
Anlayacağınız bu listede öğleye kadar hangi dakikada kaç simit satıldığı yazıyordu. Sonra bu listenin altına
13:55 - 2
yazıp, ne yazdığıma dikkat etsin diye 2'nin üstüne bir de yıldız koydum ve simitleri aldım. Veritabanı tutmaya bayılırım.
"Allahım adamdaki bilince bak, veritabanı tutuyor!" dedim. Ama emin değildim. Belki de belediye böyle bir şeyler istemiştir falan... dedim.
Neyse uzatmayayım, bugün yine aynı simitçiye uğradım, bu sefer oradaydı.
Nasılsın, iyi misin, hoşbeşinden sonra" 13:55 simitlerini toplama ekledin mi?" diye sorunca:
"Abi sen miydin o?" diye gülümsemeye başladı.
"Neden böyle bir liste tutuyorsun?" diye sordum, "Belediye mi istiyor?"
" Yok abi, ben 15 gün önce aldım bu tezgahın işletmesini, henüz yabancısıyım müşterinin dedi. Bunları dakika dakika yazıyorum, hangi saatlerde müşteri yığılıyorsa, ona göre sıcak simit getireceğim, o gün sabahın simidi akşama kaldı, utandım müşteriden" dieyince ellerine sarılıp öpmek geldi içimden.
Yaa işte böyle...
İster CRM (Customer Related Management) deyin, ister PR
(Public Relation), isterseniz de Market Research...
Zekâ, işine saygı, kâr arttırma bilinci...
Hepsinin sonucunda yaratılan gerçek katma değer ve farklılaşarak
rakiplerinden ayrılma...
Bunları öğretmek için yıllarca insanları yüksek ücretli okullarda
okutuyorlar. Sonuç " veritabancı simitçinin " yanından bile geçemeyecek
olanlar bakın her yerde yüksek maaşlar alıp, endam gösteriyorlar.
Mehmet TURNACIOĞLU