Tam Sürümünü Görmek İçin : Savaşa Hayır !!!
realmusti
03/02/2003, 08:35
Sizi bilmem ama ben bu savaşa karşıyım ve sizlerinde bu savaş hakkındaki duygu ve düşüncelerini almak ve site olarak bu savaşa karşı olduğumuzu belirlemek istiyorum.Neden bizim de sitemizde ceviz.net de savaşa hayır banner ı yada sloganı yok.Bizlerde bir şekilde buradan savaşa karşı olduğumuzu belirtsek olmaz mı arkadaşlar.Her kez duygularını düşüncelerini belirtse olmaz mı?
omerosmanoglu
03/02/2003, 08:55
Türkiye de herkes savaşa karşı Tüsiad dışında (En azından benim çevrem)
Bir fıkra
George Bush bir ilkokulu ziyaret eder. Cocuklara:
- Sorusu olan var mi? der. ve kücük Bob sözü alir.
- Benim üc sorum olucak:
1- Secimlerde daha az oy almaniza ragmen nasil olduda Baskan oldunuz?
2- Hiroshima'ya atilan atom bombasi sizce dünyanin en büyük terör faaliyeti
degilmidir?
3- Hicbir neden yokken neden Irak'a saldirmak istiyorsunuz?
Aniden zil calar ve cocuklar tenefüsse cikarlar. Cocuklar geri döndügünde bu
sefer sözü kücük Tom alir.
Benim bes sorum olacak:
1- Secimlerde daha az oy almaniza ragmen nasil olduda Baskan oldunuz?
2- Hiroshima'ya atilan atom bombasi sizce dünyanin en büyük terör faaliyeti
degilmidir?
3- Hicbir neden yokken neden Irak'a saldirmak istiyorsunuz?
4- Bugün neden zil 30 dakika erken caldi?
5- Bob nerede?
realmusti
03/02/2003, 09:16
fıkra çok iyi ya :super:
Savaşa herkes karşı bence bush ta savaş mak istemiyor. ama gücünü nasıl ispatlıyacak dünyaya ben bunları yaptım nasıl diyecek ? ben sonumuzu hiç hayırlı görmüyorum. valla Allah yardımcımız olsun diyelim elden başka bişi gelmiyor. insanlar savaşa ne kadar karşı olduklarını söyleselerde insanları dinlemeyn bir devlet ile karşı karşıyayız.:aglama:
:super:
Allah yardımcımız olsun .Ne yapalım Kaderimiz.
(gerçekten öyle mi acaba değiştirmek için bir şey yapabilirmiyiz diye soruyorum ama cevap veremiyorum. :( )
mosaicus
03/02/2003, 18:01
her kime sorsak savaşa karşı...peki nasıl oluyorda çıkıyor bu savaş?daha doğrusu nasıl olacak da çıkacak?
bu aynı şuna döndü: öğrenci olduğum zamanlarda bizim sınıfta azerbaycanlı biri vardı, seçimlerin sonuçları belli olmuştu o zamanlar....kime oy verdiniz diye herkese soruyordu...herhalde bayağı kişiye sorup aynı yanıtı almış olacak ki...e madem bu kadar insan aynı kişiye oy vermiş, nasıl oldu da istenmeyen biri geldi başa demişti...gülmüştük:)
savaş konusunda diyecek sözüm yok!! büyük bir insanlık suçudur, ayıbıdır...dil, din ya da ırk farketmez,önemli olan insandır!!masum insanlara karşı yapılan bir insanlık ayıbıdır diyorum sadece...
hayat cidden kısa ve onu yoketmek için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz!!!
Predator
04/02/2003, 22:14
Orjinal mesajı gönderen omerosmanoglu
Türkiye de herkes savaşa karşı Tüsiad dışında (En azından benim çevrem)
Devlet kurumunda çalışan bir abim bana bir çok teoriden olasılıktan bahsetti.Bunları buraya sığdırmak çok zor, kısaca aslında birileri savaşı istemiyor değil yannızca savaşın bir ertelenmesini istiyor.Çünkü eğer savaş çıkarsa yine birilerinin başbakan ve başkabirilernin mevkilere gelmesi 1.5 - 2 sene ertelenecek [ mişşşş]
Siddetin gerekcesi olurmu?
Saddama o silahlari ve veya silahlari yapacagi malzemeyi kim ve neden verdi?
Neden insanlar salak yerine koyuluyor?
irak tan sonra sira nerede?
(Gecen net haberde, amerikanin yeni arabalarinin bor ile calisacagi ile ilgili bir haber vardi, ayni habere dunya bor rezervinin %70 inin ulkemizde olduguda yeraliyordu...)
Savasa Hayir!
realmusti
05/02/2003, 11:06
redial dediklerine bende katılıyorum benzer bir haberi bende okudum.Bor madeninden üretilen bir enerji ile bir araç yapılmış.
Amerika alternatif enerjiler peşinde ve bir gün gelecek bu petrol bitecek.Sonuç ne olacak.Bunu kestirmek hiç de güç değil.
Amerikaya karşı tavır da alamıyoruz bu savaş yüzünden çünki adamlara gebeyiz bizi gebe bıraktılar bizi istedikleri gibi yönlendirmeye çalıştırıyorlar.Yönlendiriyorlarda.
Buradan savaşa hayır kampanyası başlatalım ceviz.net ailesi olarak,bizlerde bir şekilde sesimizi duyuralım buradan.
Black_Boyss
05/02/2003, 13:31
:rolleyes:
Çakya Muni
05/02/2003, 17:42
Niye bana insanlar savaşa hayırcılık oynuyor gibi geliyor bana?
Not:
bu sorudan benim savaş taraftarı olduğumu anlayan varsa kendini en yakınındaki yüksek bir binanın tepesinden aşağı atabilir.
Mingitau
05/02/2003, 20:07
Sitede bi yerlere ABD saddam vb konularında bi mesaj yazmıştım yine savaşa hayır gibi bi konudaydı...
Dikkat etmemiz gerekirki ABD geçen yaptığı tatbikatta Irak değil Türkiye koşullarına karşı harekat yaptı. Mesela bizim için önemli olan Kuzeybatı Anadolu....
Umarım korktuğum olmaz....
Kuzeybatı anadolu neresi Ali'm?
amerikanin yeni arabalarinin bor ile calisacagi ile ilgili bir haber vardi, ayni habere dunya bor rezervinin %70 inin ulkemizde olduguda yeraliyordu...)
Komplo teorilerinden birisi de, ırak'ın bir paravan olduğu... Uzun vadede amaç gelecekte TÜrkiye üzerinde denetimi sağlamak olabilirmiş...
Olası bir Komplo teorisi...
Orjinal mesajı gönderen Çakya Muni
Niye bana insanlar savaşa hayırcılık oynuyor gibi geliyor bana?
Not:
bu sorudan benim savaş taraftarı olduğumu anlayan varsa kendini en yakınındaki yüksek bir binanın tepesinden aşağı atabilir.
ahana da aynen böyle düşünüyorum. (sâdece ilk cümledeki "bana" lardan birisi eksik benim düşüncemde.)
SA-VA-ŞA-HA-YIR! bağırışları TEK-YOL-DEV-RİM bağırışlarıyla neden aynı makamda?
hadi bakalım kızıştırdık mı şimdi ortalığı?:)
realmusti
06/02/2003, 10:03
Greenpeace, Taksim AKM'nin çatısına tırmandı, Savaşa Hayır pankartı açtı
Greenpeace üyeleri eylemlerine İstanbul'da devam ediyor. Sabah saatlerinde Taksim'de bulunan Atatürk Kültür Merkezi'ne (AKM) tırmanan 7 Greenpeace üyesi üzerinde 'Savaşa Hayır' yazan 240 metrekarelik bir pankart açtı. Taksim Meydanı'nda eylemi izleyen vatandaşlar da alkışlarla eyleme destek verdi. Greenpeace eylemcilerinin tamamının Türk olduğu öğrenildi. (09:45)
Kaynak:Nethaber
Mingitau
06/02/2003, 14:42
Orjinal mesajı gönderen Sahin
Kuzeybatı anadolu neresi Ali'm?
Kuzey batı anadoluyu kabaca tarif edersek:
İstan bul boğazının güney ucuna pergelin merkezini koyuyoruz. Diğer uç ta Ayvalık körfezine başlıyoruz çevirmeye Karadenize kadar olan kısım...
Bir de bu haritanın extended hali var. Tabii ona Kuzey ve Güney Batı anadolu diyorum ben.
Güney de ise sadece Menteşe Dağlarını ve Muğla yöresini kaplar.
Kısaca Bor ve Krom yataklarını....
Ve bu bir teori değildir. Gerçek bir plandır. Ama biz bunun sadece teori olmasını sağlayabiliriz. :super:
sokrates
06/02/2003, 15:28
Orjinal mesajı gönderen malina
Komplo teorilerinden birisi de, ırak'ın bir paravan olduğu... Uzun vadede amaç gelecekte TÜrkiye üzerinde denetimi sağlamak olabilirmiş...
Iraktan sonra siradaki ulkenin kim olduguda az cok ortaya cikti :)
asagidaki haberde bunu gosteriyor
IRAK OLAYINI PETROL'DEN ''HİDROJEN''E KAYDIRAN DEV PROJE: HİDROJEN ARABALARI...
TÜRKİYE, ABD BAŞKANI GEORGE BUSH'UN, ''BİRLİĞE SESLENİŞ'' KONUŞMASINDA SÖZÜNÜ ETTİĞİ ''HİDROJEN ARABALARI'' PROJESİ İÇİN GEREKEN EN ÖNEMLİ HAMMADDE OLAN BORUN, DÜNYADAKİ REZERVİNİN YÜZDE 70'İNE SAHİP BİR ÜLKE... HALİYLE BUSH'UN PROJESİNİ AÇIKLAMASIYLA GÖZLER TÜRKİYE'YE ÇEVRİLDİ... ZİRA, 1.2 MİLYAR DOLARLIK ''HİDROJEN ARABALARI'' PROJESİNİN BELKEMİĞİ, TÜRK BOR MADENLERİ... ÖYLE Kİ, BUSH'UN SÖZÜNÜ ETTİĞİ PROJENİN HAZIRLIKLARI, ABD'Lİ BİLİMADAMLARINCA 30 YILDIR SÜRDÜRÜLÜYOR. BU PROJE GERÇEKLEŞİRSE, TÜRKİYE, ELİNDEKİ HAZİNEYLE 21. YÜZYILA DAMGASINI VURABİLİR...
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Akar, Bush'un Amerikan Kongresi Temsilciler Meclisi'nde yaptığı, yıllık ''Birliğin Durumu'' konuşmasındaki ''Hidrojen Arabaları'' projesinin Türkiye için ''hayati'' önem taşıdığını söyledi. Hidrojen otomobillerinde bor maddesinin kuru yakıt maddesi olarak kullanıldığına işaret eden Prof. Akar, bu maddenin hidrojeni depolama özelliği bulunduğunu kaydetti. Türkiye'nin dünyadaki bor rezervinin yüzde 70'ine sahip olduğuna dikkati çeken Prof. Ali Akar, şöyle konuştu: ''Bor son derece önemli ve stratejik bir madendir. Eğer ABD'nin bu projesi gerçekleşirse Türkiye 21. yüzyıla damgasını vurur, petrol zengini ülkeler gibi bor zengini bir ülke olarak üzerinde oturduğu hazinenin nimetlerini görür. Türkiye yılda 600 milyon ton bor oksit (b2O3) 1,8 milyon ton ham bor kapasitesine sahiptir. Eskişehir Kırka, Kütahya Emet, Balıkesir Bigadiç, Bursa Mustafakemalpaşa madenlerinden yılda 600-700 milyon tonluk üretim yapılıyor. Açılmayan birçok da maden var.''
Prof. Akar, ABD'li bilimadamlarının 30 yıldır bor hammaddesine dayalı hidrojen otomobilleri projesi üzerinde çalıştığının bilindiğini ve son yıllarda dünyaya belli bir kilometreye kadar gidebilen hidrojen otomobilleri üretmeyi başardıklarını açıkladıklarına dikkati çekti. Dünya bor rezervinin yüzde 23'ünün ABD'de, yüzde 3-4'lük kısmının ise Şili'de bulunduğuna işaret eden Prof. Akar, ancak en kaliteli rezervin Türkiye'de bulunduğunu kaydetti. Borun çok çeşitli kullanım amaçları da olduğunu anlatan Prof. Akar, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bor, cam yünü üretimi ve deterjan sektöründe yoğun olarak kullanılıyor. Teknolojinin gelişmesiyle kullanım alanları da artıyor. Avrupa satın aldığı borun yüzde 60'ını deterjan sektöründe kullanırken, Japonya'da yüzde 60'ını cam elyafı üretiminde kullanıyor. Bor bileşikleri, savunma makina imalatı, enerji mikro elektronik gibi alanlarda kullanılıyor. Bor hidrojeni depolama ve enerji hammaddesi kaynağı olarak görülüyor. Türkiye'deki bor madenleri Etibank'ın işletmesinde üretiliyor.''
''TÜRKİYE'DE DE ÇALIŞMALAR VAR''...
Bor madeninin enerji hammaddesi olarak kullanılmasıyla ilgili Türkiye'de de kısıtlı imkanlara rağmen çalışmalar olduğunu kaydeden Prof. Akar, ''Üniversitelerimizin çoğunda bu çalışmalar yapılıyor. Borun bir ucundan tutularak belli araştırmalar yapılmış ama bu tabii maddi kaynak meselesi'' dedi. Konuyla ilgili Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından hazırlanan raporun da Başbakanlığa sunulduğunu kaydeden Ali Akar, bor ile ilgili Bandırma'da araştırma merkezi kurulması için de çalışmaların bir süredir yürütüldüğüne işaret etti. Prof. Akar, ''Bor hidrürlerin kuru yakıt maddesi olduğu, Türkiye'de ilk defa Diyarbakır Pirinçlik hava üssünde radarla yapılan bir çalışma sırasında tespit edildi. Rusların uzay araçlarında bor görülmesi üzerine bu durum anlaşıldı. Biz boru Yunanistan'a satıyorduk. Yunanlılar da Rusya'ya satıyordu. ABD'de bunun üzerine Yunanistan'dan bor satışının engellenmesini talep etti'' dedi.
BUSH'UN SÖZLERİ
ABD Devlet Başkanı George Bush, ABD Temsilciler Meclisi'nde yaptığı yıllık ''Birliğin Durumu'' konuşmasında, olası Irak operasyonuna geniş yer verirken, ''hidrojen arabaları'' projesiyle ilgili, ''ABD'nin, enerji konusunda bağımsız bir ülke haline getirilmesi temel amacımdır. Bu nedenle hidrojenle çalışan arabalar üretilmesi için, 1.2 milyar dolar ayrılmasını öneriyorum. Kongreden 1,5 yıl önce sunulan enerji ile ilgili planı onaylamasını istiyorum'' ifadelerini kullanmıştı.
(Anonim)
ibrahimsalih
06/02/2003, 21:25
Savaşa HAYIR!
Yukselen her sesi slogan sanan, elestirisi olan, ama onerisi olmayan zihniyete de hayir...
SA-VA-SA HA-YIR...!
Kuzey Irak a girelim gerekirse talabani ve barzaninin kafasını ezelim ABD nin geçmişte saddam ı kullandığı gibi oradaki kürtleri kullanmalarını gerekirse müttefik olarak engelleyelim Kerkük ve Musulda bölük tugay tümen her ne ise askerimiz mutlaka bulunsun yoksa bu işin sonu barzaninin haritasına karşı savaşa kadar gider.
Orjinal mesajı gönderen redial
Yukselen her sesi slogan sanan, elestirisi olan, ama onerisi olmayan zihniyete de hayir...
SA-VA-SA HA-YIR...!
milletin yüzüne tükürükler saçarak "SAVAŞA HAYIR" diye bağırmanın bir mânâsı var mı? millet çok mu istiyor savaşı? burada savaşa hayır mesajı açmanın mânâsı var mı? yoksa buranın ziyâretçileri çok mu istiyor savaşı? onları caydırmaya mı çalışıyorsunuz? hedefsiz, netîcesiz, maksatsız bir bağırış bu. ölenin arkasından ağıt yakmaya benziyor. "tatlıses - ne faydası var?" tavsiye edilir.
"savaşa hayır!" diye bağırıp çağırarak, sanki ortada savaş isteyen birileri varmış da onları ürkütmeye çalışıyormuşsunuzcasına bir hava oluşturuyorsunuz. savaşa karşı olmak hâlini bu yırtıcı girişimlerle iticileştiriyorsunuz. savaş istemememiz bir mâsumiyet olmalı, mâsum çocuklar adına ve mâsum insanlar adına. bir yırtıclık olmamalı. savaşın olacağı yere gidin ve orada muhâtaplarınıza karşı gösterin yırtıcılığınızı. burada bize bağırmanızın hiçbir mânâsı yok.
halbuki, savaşa hayır bağırışları yerine, zâten karşı olduğumuz savaş hakkında samîmî ve eleştiriye açık bir muhabbet sürdürmeliyiz forumda. bu ortamda birisi savaşın olmasının faydalı olacağını savunacak olsa, "LİNÇ LİNÇ" diye bağırıp üstüne çullanacaksınız sanki. bırakın isteyen söylesin, tartışın fikirleri kapıştırın, kazanın. karşınızdakini de kırmayın, onu da kazanın. bu "SAVAŞA HAYIR, İŞTE O KADAR!" üslûbu tam da işâret ettiğim havada gidiyor. silâhınız varsa savaş isteyenleri öldürün de savaştan kurtulmuş (!) olun.:)
bu yazıdan savaş taraftârı olduğumu çıkartan olursa, gelsin savaşalım.:):):)
mustafa ya, "SAVAŞMA SEVİŞ" demiş çiçek atalarımız dimii yaniii....:D
@mustafa;
kac yasindasin bilmiyorum ama, henuz, herkesin senin pencereden bakamayacagi gercegini farketmememissin..
Tartismayalim...
Ama sen su her savasa hayir diyeni, tek yol bilmem ne diye bagiranlarla bir tutuan cumlen icin ozurdile..
Sonra canin nasil sitiyorsa oyle dusun...
Ama benden sana bir abi tavsiyesi, kimseye senin gibi dusunmedigi icin saldirmaya kalkma...
Bu günlerde herkes gergin mi ne? Sakin olalım arkadaşlar, birbirimizi kırmadan tartışamıyormuyuz? Ayıp valla!
Mingitau
07/02/2003, 18:04
Vallahi ben de tek yolu devrim olarak görüyorum. Çünkü hep aynı kalan ve giderek kalıplaşan şeylerden nefret ederim....
Bu yüzden de ÖnTürklerin Konfederatif yaşamlarını çok beğenirim çünkü hiç bir zaman devlet tek bir bütünleyiciye bağlanmamıştır...
Devleti oluşturan faktörler aynı hakka sahiptir, yani devleti yönetme yetkisine sahiptir. Bu genelde demokrasilerde arkanızda çoğunluğun olmasıyla olur :P
sokrates
07/02/2003, 22:32
Axion bende senin gibi dusunuyorum degismeyen tek sey degisimdir diyerek devrimci olmaliyiz. cunku devrim yenilik demek,toplumun refah duzeyini artirmak demek... ama devrim kelimesini bazi siyasi dusunceleri temsil ettigini dusunerek ve bu dusunceleri kucumsemek veya yuceltmek icin yazilar yazildiysa bunlarin duzeltilmesini isteyecegim degerli arkadaslarimdan cunku siyaseti bu forumda tartismak istemiyoruz,amacimiz ortak amaclar cercevesinde bireysel faydalarimizi maksimize etmek.
@Mustafa kardesim savasa hayir diyebiliyoruz ancak savasi engellemeyi birak destek vermemek bile elimizde degil bunun herkez farkinda sanirim ve bu yuzden size savasa hayircilik oynaniyor gibi geliyordur.
belkide haklisinizdir
belkide paranoyaksinizdir:)
Sevgilerle...
Çakya Muni
07/02/2003, 23:02
Savaşa Hayırcılardaki samimiyeti görmediğim için yazmıştım o cümleyi ("Tüm genellemeler tehlikelidir, bu bile" hareketle tenzih edilmesi gerekenleri tenzih ediyorum)
bir şeylere muhalefet olmak için muhalefet olanlara tepkim! Yada ses çıksında nasıl çıkarsa çıksınlara!
Savaşa Hayır!
Kürke Hayır!
Hayat Pahalılığına Hayır!
Çoçuk Ölümlerine hayır!
evet bencede bunların hepsine de hayır ama ne yaptın bunca zaman bağırmakdan ya da gereksiz gövde gösterilerinden başka!
Üniversite yıllarında görmüşsünüzdür!
Yemekhane zammına hayır! bunu diyen kim?
hayatında yemekhaneye gitmemiş öğle yemeklerinde en pahalı yerlerde yiyen insanlar? peki niye en çok ses onlardan çıkıyor? Çünkü rektör onların düşüncesine sahip değil! O yaptı! o zaman yanlış yaptı!
sonra bir de ütopik düşünenler, dünyayı pembe gözlüklerle seyredenler var?
Velev tekrar söylüyorum genellemere karşıyım, tenih edilmesi gerekenleri tenzih ediyorum!
konu spesifik konuşmak gerekirse (benim vatan haini ilan edebilirsiniz!) çok ekstreem bir örnek vereyim!
sizce ölüme hayır diye bağrımak, çağırmak yırtınmak, gösteri yapmak mı mantıklı yoksa gelmesi kaçınılmaz olan ölüme hazırlanmak mı?
isteyen istediği kadar yırtınsın ölüme hayır diye ne kazanacak!!!!
Sorun şu savaşın çıkmazı kaçınılmaz mı? Ben benim bu kıt aklımla (olduğu bile şüpheli) bu konuda fikir yürütemem, aramızdaki "akıllılar" çıkar tartışır bende (biz de demek isterdim ama sanırım kimse ben akılsızım demek istemeyecektir) oturur okurum!
// kafamın karışık olduğu bir vakitte yazdım, olabilecek imla hataları, ve cümle hatalarından dolayı özür diliyorum!
// dediğim gibi istiyen beni vatan haini ilan edebilir!
bir kere sloganın üretiliş tarzına bakın: "savaşa hayır!"
ne bu kardeşim, size mi soruyorlar da hayır diyorsunuz? hani insan "savaş istemiyoruz" der, ne bileyim başka bir şey der, fikir belirten havada bir cümle söyler. tek başına "hayır!" kelimesi zâten yeterince külhanbeyi havasını veriyor.
bunun yerine deyin ki "savaşta zarar gören / görecek insanlar için aynî yardım toplayalım. şimdi başlarsak ancak organize ederiz..." başımızla berâber. haydi beyler "savaşa hayır" mesajı açtık, herkes altına birer kez (hattâ isteyenler daha çok kez) "savaşa hayır" yazsın, kendi kendimize savaşa karşı olduğumuzu ispatlayalım, mutlu olalım tarzından çok daha faydalı bir iş olacağına emînim.
yazdığım soru cümlesi birilerini rahatsız ediyorsa, esas onlar çocukça heyecânlar içredirler. o cümleyi yazarken, kendimi bir kefede görmediğimden, sizin gözünüzde bir kefeye konacağımı hesâp edemedim. işin esâsı bu tarz şeylerin tamâmına gülüyorum. militanlık, fikir akımları adına slogancılık bana komik geliyor. yazdığım cümle tek taraflı sataşma olarak kabul edilebileceğinden, her ne kadar soru cümlesiyse de ve bir hüküm bildirmiyorsa da, eğer birilerini rahatsız ediyorsa, onlardan özür diler, maksadımın bir tarafı rencide edip, diğer tarafı onore etmek olmadığına inanmanızı ümîd ederim. özür dilemenin adamı öldürdüğünü hiç görmedim. özür isteyenden özür esirgeyecek değiliz ya...
pencere mevzuûna bulaşıp tartışmayı uzatmayalım.
tartışmak istemeyen, büyüklüğünü göstersin cevap yazmasın, ben de küçük olduğumu bileyim. cevap yazanlar büyüklük taslamasın.
Predator
09/02/2003, 12:33
Orjinal mesajı gönderen redial
@mustafa;
kac yasindasin bilmiyorum ama, henuz, herkesin senin pencereden bakamayacagi gercegini farketmememissin..
Tartismayalim...
Ama sen su her savasa hayir diyeni, tek yol bilmem ne diye bagiranlarla bir tutuan cumlen icin ozurdile..
Sonra canin nasil sitiyorsa oyle dusun...
Ama benden sana bir abi tavsiyesi, kimseye senin gibi dusunmedigi icin saldirmaya kalkma...
+up
sizce ölüme hayır diye bağrımak, çağırmak yırtınmak, gösteri yapmak mı mantıklı yoksa gelmesi kaçınılmaz olan ölüme hazırlanmak mı?
ne bu kardeşim, size mi soruyorlar da hayır diyorsunuz? hani insan "savaş istemiyoruz" der, ne bileyim başka bir şey der, fikir belirten havada bir cümle söyler. tek başına "hayır!" kelimesi zâten yeterince külhanbeyi havasını veriyor.
bunun yerine deyin ki "savaşta zarar gören / görecek insanlar için aynî yardım toplayalım. şimdi başlarsak ancak organize ederiz..." başımızla berâber. haydi beyler "savaşa hayır" mesajı açtık, herkes altına birer kez (hattâ isteyenler daha çok kez) "savaşa hayır" yazsın, kendi kendimize savaşa karşı olduğumuzu ispatlayalım, mutlu olalım tarzından çok daha faydalı bir iş olacağına emînim.
Yazılanların sadece bir kısmına katılıyorum...
Katıldığım bölüm: Oturduğun yerden savaşa hayır demekle savaş engellenmez.
Savaş istemiyoruz demek de durumu kurtarmaz. Böyle bir durumda söylemin külhanbeyliği düşünülecek en son şeydir.
"savaşta zarar gören / görecek insanlar için aynî yardım toplayalım. şimdi başlarsak ancak organize ederiz..." demek savaşı baştan kabullenmektir...
Ne yaparız, elimizden ne gelir konusunda bir şey söyleyemiyorum çünkü önerdiğimi yapmam gerekir... Kuru laflara herkesin karnı tok! Ama bu yukarıdaki cümlelerin bir kısmına itiraz etmeyeceğim anlamına gelmiyor...
Galiba oturduğumuz yerden TV'ye bakıp izleyeceğiz !
Buna müstehakız!
predator'a:
http://forum.ceviz.net/showthread.php?s=&threadid=2089
henüz şu yukarıda linkini verdiğim yazışmadaki "tohuma kaçmış..." la neyi kastettiğinizi anlayamamışken, şimdi bir de "+up" çıktı. her ikisinin de ne mânâya geldiklerini açıklarsanız çok memnun olacağım. şimdiden teşekkürler.
Qitted' in son yazısını buraya alıntılıyorum...
-------------------------------------------------------
Irak'ta ABD çıkarlarının ateşle "korunacağı" bu günlerde, bölgedeki bazı "önemsiz" ayrıntıları hatırladım birden.
1991 yılında yine bölgede ABD çıkarları korunmuş, değerli yöneticilerimiz "1 koyup 3 alma" yı planlayan kumarbaz rolüne soyunmuştu. Türkiyenin kaç koyup kaç aldığını geçtiğimiz yıllarda ulusça gördük.
Aynı yıllarda yaşanan devasa boyutlardaki trajediyi ise tüm insanlığın eksi hanesine yazdık. Kısaca hatırlayalım.
Savaş başladıktan sonra, ülkenin kuzeyinde yaşayan kürtleri "çok seven" ve "çok güvenen" Saddam Hüseyin, birliklerini ve öncelikle de helikopterlerini bu bölgeye göndermekte fazla gecikmedi. Bu arada kış bastırmış, kuzey ırak'ta kar, soğuk ve korkular en üst noktaya ulaşmıştı.
Halepçe tecrübesini yaşayan kürtler, gelen helikopterlerin yine sinir gazı ve yakıcı gazları tepelerinden aşağıya boşaltacağından emin olarak kaçmaya başladılar. Kaçacak tek yer, tek yön vardı : Kuzey sınırı. Yani Türkiye.
En fazla 10 gün içinde Türkiye sınırına 400.000 kişi (yanlış okumadınız, en az 400.000 kişi) yığıldı.
Bu kişiler, sadece can korkusu ile, hazırlıksız kaçmışlardı. Yanlarında yaşamlarına destek olabilecek hiç bir eşyaları, yiyecekleri yoktu. Çoğu ayağında sadece bir terlikle buz gibi sularda, çamurda, yağan karda yürüyordu. Gecenin ayazından korunmak için yapabilecekleri hiç bir şey yoktu. Bebeklerine vücutlarını siper etmeye çalışıyorlardı.
Gelenler sadece köylü halk da değildi. İçlerinde doktorlar, subaylar, bürokratlar, parlamenterler bile vardı. Hepsi can pazarında sadece "YAŞAMAYA" çalışıyordu. Bölgenin aşiret ağaları, zenginleri tüm mallarını, paralarını bırakıp kaçmıştı.
Arada yaşanan 2 günlük bir tereddüt sonrası Türkiye bu insanları kendi topraklarına kabul etti. İnsani yardım daha ilk günden başlamıştı bile.
Sorun, kabul edilebilir sınırların çok üzerindeydi. Bu insanlara ulaştırılacak yardım malzemeleri hazır bile olsa, yol iz olmayan bu bölgelere ulaştırmak çok uzun zaman alacaktı. Kaldı ki bu boyutta bir hazırlık zaten yapılmamıştı.
Önce bölgedeki köylüler ilk yardımları yaptı. Ancak kendileri zaten açlık sınırının çok altında yaşayan bu insanların yaptığı yardım deryada damla misali idi. Yine de pek çok canı bu yardımlar kurtardı.
Kızılay, meşhur "Mahruti" çadır stokundan bir miktarı bölgeye ulaştırana kadar soğuktan ölenler 100 ü geçmişti. Isınmak için bölgedeki bütün çalı, ağaç vs. kesilmiş ve yakılmıştı bile. Bölgede doğa diye bir şey kalmamıştı.
Temizlik mümkün değildi. "Bulaşıcı bağırsak enfeksiyonu" hızla yayıldı. Başta yaşlılar ve çocuklar hastalandı. Bu hastalıktan ölenlerin sayısına maalesef ulaşamadım.
Temiz içme suyu yoktu. Banyo imkanı yoktu. Çamaşır yıkanamıyordu. Her yer, herkes çamur içindeydi.
Türkiye, tüm imkanlarını bölgeye akıtmaya başlamıştı ama bu kadar büyük nüfusa yeterli seviyede yardım kolayca sağlanamıyordu. Tüm dünyaya insanı yardım çağrısında da bulunulmuştu ancak nedense insanların haklarıyla ilgili ahkam kesmeyi pek seven batı dünyası, yardım etmeye karar verdiğinde göç başlayalı bir ay olmuştu.
Ekmek, konserve, kuru gıda ülkenin her yanından yağıyordu. Ancak pek çok ailede, (eğer alabilmişse) bu gıdaları pişirecek mutfak gereci bile yoktu. Dağıtım bir düzene girmeye başlamıştı ancak bölgenin acımasız doğa şartlarında sağ kalmayı başaranların hepsi çoktan hastalanmıştı. İlaç ve doktor yardımı imdada yetişti, ağır hastalar iç bölgelerdeki hastanelere aktarılmaya başlandı.
Bir kısmı, bu ağır şartlara dayanamayıp geri döndü. Bu kişilerin geri dönüş yolunda ve döndükten sonra neler yaşadığı hakkında elimizde sağlıklı bilgiler yok.
Irakta savaş bitip dönüş emniyete alınana kadar zaten havalar ısınmış, bahar gelmişti. Bu insanlardan sağ kalanlar, hayatlarının en acı kışını geçirmişti.
Açlık ve soğuktan ölen minik kızınının mezarını kazan babanın, toprağı gözyaşlarıyla yumuşatan görüntüleri aklımdan hiç çıkmıyor. Yapraksız bir ağacın altında, kundağa sarılı bebeğini vücuduyla ısıtmaya çalışan annenin "hayat boş, dünya boş" yakarışı kulaklarımda çınlıyor.
Türkiye, bu olaydan anlının akıyla çıktı. Türk halkı ve iş adamları alicenaplığını, cömertliğini, yardımseverliğini bir kez daha gösterdi. Yaşanan organizasyon bozukluklarından ise maalesef yine yeterince ders alınmadı. Batı ülkeleri ise tam anlamıyla "sınıfta kaldı". Bayatlamış, bozulmuş konserve, köpek maması, XXL beden kullanılmış takım elbise yollamakla insani yardım yaptıklarını sanmış, kendi kamuoylarını aldatmaya çalışmışlardı.
Yıl 2003. Tarih tekerrür etmeye hazırlanıyor. Yaşananlardan ders alan Türkiye, şimdiden hazırlıklara başladı. Bu oranda olmasa bile bir miktar göç olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak bu defa temel insani şartları sağlayacak altyapı hazır bekleyecek.
İnsani sınavların yüz karası batı dünyasından bu defa yardım istenmeyebilir. Yine de onların ne yapacağını açıkçası merak ediyorum. Kuzey ırak kürtlerini sadece Türkiye düşmanı olursa seven bu küçük beyinleri tarih önünde küçük bir sınav daha bekliyor.
Gecenlerde bir Türk genci Alman nisanlisini öldurmustu burda haber oldu bu biraz carptirilsada oldu ama Qitted'in yazdigi tür bir habere rastlamak imkansiz, eger Türkiye'de kötu birsey olursa burda haber olur iyi birsey olursa ya da kendi hatalari olursa asla olmaz.
Avrupa=Ikiyuzluluk
Demin sanki Qitted'i gördüm buralarda :) UBB'den Vbulletin'e geçeli ilk kez online gördüm Ceviz.Net'te Qitted'i, ama arasıra yazılarını okuyorum yasamderslerinde. :cool:
Artık daha sık burada olmaya çalışacağım. Uzun kopukluk için özür dilerim :1:
Estafurullah, :) senin gibi bir Photoshop ustasını burada görmek ne güzel, tekrar hoşgeldin :)
Hele hayat hikayendeki bu kısım aynen benim düşüncelerimi yansıtıyor, bu siteyi kurarkende bütün amacım buydu:
"Şimdilerde web tasarım, grafikerlik, resim, pc satışı filan yapıp oyalanıyor.
Öğrenirken kendi yaşadığı zorlukları yeni gençlik yaşamasın diye offline notları hazırlıyor.
Ülkesine ve doğaya sevdalı olduğundan, doğa resimleri yapıp yabancı sitelere gönderiyor, ülkesini tanıtmaya çalışıyor. "
Teşekkürler dostum.
Sende biliyorsun ki, digital grafik bir derya, bir umman. Bu deryada kıyıdan birkaç kulaç açılabilmişsem ne mutlu bana :)
Yine biliyorsun ki, dünya kamuoyunda "Türk" kelimesi, sahtekar, rüşvetçi, hırsız vs. kavramlarıyla beraber anılmaya başladı. Buna, aleyhimize çalışan, karalama kampanyaları yapan ve büyük ölçüde başarıya ulaşan yabancı unsurlar kadar sahte kredi kartı ile alışveriş yapan, emek verilerek üretilen eserleri, siteleri araklayan, sanalda yalanlar uyduran bir kısım gençlerimizin de katkısı var.
Benim de bu gidişe itirazım var.
Eminim ki, netin nasıl kullanılacağını, programların nasıl kullanılacağını gençlerimize öğretebilirsek bu katkı kesilecek.
Ve yine dünya görmeli ki, emeğiyle, sanat gücüyle, bilgisiyle kendilerinden hiç de geri kalmayan Türkler de var.
Bütün çabam bu. Başka bir beklentim zaten hiç olmadı.
Aynı dili konuştuğum, dünyaya benzer baktığım siz dostları gördükçe moralim yükseliyor, çalışma azmim artıyor.
Bütün yazdıklarının altına imzamı atarım sevgili qitted inşallah yakın zaman içinde çok farklı şekilde anılacak ismimiz en azından internette bunun için onların yaptığı gibi güç birliği yapmamız gerekiyor bu konuda çalışan herkese elimizden gelen her desteği sonuna kadar veririz, veriyoruz, inşallah güzel günler göreceğiz.
Sevgiyle...
Öyle yada böyle savaş kapımıza dayandı, bence "savaşa hayır" olayını bir kenara koyalım "savaştan nasıl hayırlı" çıkarız ona bakalım.
Acayip bir değerlendirme yapmak istiyorum:
1-Irak'ta savaş olmaz her şey eskisi gibi devam eder.
Saddam baskı altında tutulur, Kuzey’de ve Güney’de egemenlik sorunları derinleşir. Kuzey’de ki Kürt oluşumu devletleşme faaliyetini arttırır zenginleşir ve Türkiye için ileride olağanüstü güç durumlar ortaya çıkarabilir.
2-Savaş olmaz; Saddam Irak topraklarında çıkan petrol için Amerikan hakimiyetini kabul eder. Kuzey ve Güney’de egemenliğini tekrar sağlar ve her daim katliam yapabilir. Amerika’yı da yanına alarak tekrar tehdit unsuru olarak ortaya çıkar ki ABD’nin esas hedeflerinden biri olan İran’da rejim değişikliği için çerçeveleme operasyonu çok şiddetlenir. (Hali hazırda Irak ve İran için çifte tecrit adı verilen politika uygulanıyor)
3-Savaş çıkar, Saddam rejimi devrilir. Irak’ta ve Ortadoğu’da genel anlamda kaos olur. Zincirleme etkiyle Ortadoğu’daki monarşilerde isyanlar başlar. (Çünkü Amerika söylemlerinde Irak’a demokrasinin geleceğinden falan bahsediyor.) Bu arada Türkiye Kuzey Irak adı verilen bölgeyi fgiilen işgal eder ve de facto durumla ilhak ettiğini bildirir. IKDP, IKYB,PKK-KADEK ve AL-ANSAR Türkiye’ye yönelik terör faaliyetlerine girişirler. Bölgede yaşayan Türkmenlere karşı Kürt gruplar tarafından katliamlar yapılır. Türkiye askeri operasyonların arttırır. Bütçeye daha fazla yük biner. AB Türkiye’yi AKPM’den ihrac eder. AB ile aramızda ki GB uygulaması askıya alınır.(aslında GB’nin askıya alınması fikri uçuk oldu. Çünkü AB 70 milyonluk hazır ve sıfır maliyetli pazarı kaybetmeyi göze alamaz. Bu durumda AB kilitlenir) Bu arada, İran, Güney Irakta ki Kürtleri isyana teşvik ederek Güney Irak’ta fiili ve de facto hakimiyet kurar.
4- Irak’ta Saddam rejimi devrilir ve demokrasi gelir. Irak toprak bütünlüğünü korur. Aslında en olmaz analiz budur. Çünkü Araplarda demokrasi kültürü yoktur. Böyle bir şey çok zor olur. Olursa da en fazla 5 yıl içinde darbe olur!!
Analizler bu kadardeğil aslında. Bir sürü var. Ama hepsini yazdığım zaman Şahin web sitesini yeniden tasarlamalı.Analizleri detaylı olarak isteyen arkadaşlar olursa eğer her analiz için ayrıntılı planları e-mail olarak gönderirim.
mithatabakan@mynet.com
Şimdi gelelim esas konuya;
Savaşa Hayır meselesine. Hangi savaşa hayır. Savaşlar yıkım getirir. Birkaç nesilde maddi ve manevi yaralar açar. Maddi yaraları belki giderebilirsiniz ama manevi olarak savaş hatıralarını silmek mümkün değildir.
Savaşa Türkiye’nin girmesine hayır tartışılmalıdır. Detaylar incelenmelidir. Bütün riskler değerlendirilmelidir. En sonunda artılar ve eksilere görmeden hiçbir şey konuşulmaz. Bireysel olarak savaşa hayır demekle, milletin hayır demesi arasında farklar vardır. Bireysel çıkarlarımızdan taviz vermemiz, milletin çıkarlarından taviz vermemiz anlamını çıkarmamalıdır. Çünkü bir fert olarak bazı şeylerden fedakarlık etsek de milli çıkarlarımızdan fedakarlık veremeyiz. Çünkü O’nlar bize değil bizden sonraki nesillere ait üzerimizdeki emanetlerdir. Bizim yaşadığımız bu sıkıntıların sebebi bizden öncekilerin bize ait olan emanetleri hor kullandığındandır.
Şimdi savaşa karşı olan arkadaşların fikirlerini ciddi olarak düşünmelerini rica ediyorum. Çünkü karşımızda oluşan durum gerçektir ve “kahrolsun savaş” anlayışından çok daha önemlidir.
bazı seyleri deistirmeye insanların gucu yetmez. heleki bu dunya duzeninde. amac su anki durumda degistiremeyecegimiz seyleri degistirmek icin bagırmak yerine, kendimizi hukmeden duruma getirmek olmalıdır
Forum Yazılımı : vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.