Tam Sürümünü Görmek İçin : 3 terörist için helikoptermi kaldıralım ???
Uzun süredir merak ettiğim bir konu üzerinden araştırma yaparken sonunda sağlam bir kaynak bulabildim. Merak ettiğim konu; Türkiye’nin Askeri gücü ve PKK sorununda izlediği Askeri Strateji idi. Tabii bu bilgilere her platformda rastlamak zor. Diğer bir merak konum ise son günlerde TSK ’nın PKK ile mücadelede yetki talep etmesi..
Türkiye’nin Tapusu korumakla yükümlü TSK, hangi yetkilerden yoksun ve sebebi ne ?
Turkish Defence (Havacılık ve Savunma Teknolojileri Dergisi) adında bir kaynağa rastladım. Bu derginin internet sitesinde bulunan forum aracılığı ile normal şartlarda erişilmesi mümkün olmayan birçok bilgiye ulaşmak oldukça kolay. Sebebi ise alanında uzman bir çok kişinin burada kimliklerini deşifre etmeden bilgi aktarması , ayrıca kişisel kanaatim bu kişilerin çoğunun ordu kökenli olduğu yolunda.
Bu girişten sonra konuya dönelim.
Yıllardır PKK ile bir mücadele içersindeyiz, bu örgütün yok edilememesinin birçok nedeni var (siyasî,sosyal vb.) ancak askeri açıdan ele alındığına hiç tanık olmadım.
Şimdi birkaç soru…
Biz şimdi kendi ülkemiz içersinde bir “savaş” mı veriyoruz yoksa ülkemiz içersinde “savunma” mı yapıyoruz ve onca askerimiz neden ölüyor ? Tek tek ele alalım..
Eğer şuan bir savaş yapıyorsak , ortada bir tezat söz konusu. Savaş sözlük anlamıyla “Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, muharebe, harp, cenk.“ anlamına geliyor. Karşımızda bir devlet yok, diplomatik bir ilişki yok, ayrıca Türk ordusunun şuan savaşta gibi bir durumu da yok. O zaman savunma yapıyoruz anlamı çıkıyor, ancak o konuda da çelişkiler var. Savunma yapmak için ortada bir işgalci devlet yada askerî güç olmalı, ülkemizde şuan işgalci bir devlet bulunmuyor , savunma yapacağımız dev bir askerî güçte yok.
Peki biz ne yapıyoruz ?
Kelle saydığımızda 10.000 çıkmayacak bir toplulukla savaş-savunma karışımı bir şey yapıyoruz herhalde… Yeri belli,kökeni belli,kaynağı belli olan bir topluluğu T.C olarak yok etme gücüne sahip değil miyiz ? Eğer bu vasfımız varsa neden yok etmiyoruz ?
Ben tüm bu soruların cevabını bulamadım , ancak bulduğum tek bir cevap vardı o da onlarca askerimizin neden öldüğü !
Yukarda bahsettiğim kaynakta forum üyelerinden bir tanesi anısını anlatıyor;
”3-5 kişilik bir terörist gurubu yeni nesil teknoloji ürünü cihazlarla 5-6 km ilerde tespit ediliyor. Durum komuta merkezine aktarılıyor ve hava desteği ile bölgenin abluka altına alınması ve eğer durum uygun olursa işaretlenen alanın hava’dan imha edilmesi talep ediliyor. Komuta merkezindeki yetkili “3 Terörist İçin Helikopter mi Kaldıralım” diyerek , en yakın komanda birliğini bölgeye sevk ediyor, ve askerlerimizden birkaç tanesi şehit oluyor”. Gerçek olduğuna inanmak istemediğim bu olay, savaş-savunma karmaşası arasında vatan evlatlarının nasıl göz göre göre ölüme gönderildiğini sergiliyor. Eğer yapıldıysa ve halen yapılıyorsa yüce Allah şehit ellerini yakalarından düşürmesin…
Milyarlarca dolarlık askerî harcama yapılarak alınan teknolojik donanımların neden kullanılmadığı ise bir soru daha.. Askerî politikalarımız gözden geçirip uygun hale getirilmediği sürece bu konuya ilişkin daha cevapsız onlarca soru çıkacaktır. Dileğim bu süreç zarfında sarp dağlarda vatanı koruyan Askerlerimizin Allah yardımcısı olsun…
Asker in bence hiçbir kısıtlaması yok. Tek korkusu CIA den MOSSAD dan gelecek tepki. İster istemez katlanmak zorundalar bu olaya. en azından böyle görünüyor tabi bir bildikleri vardır.
Asker in bence hiçbir kısıtlaması yok.
Sen dalgamı geçiyorsun bırakın şu bilinçsiz konuşmalarınızı artık kısıtlama yokmuş aşağıyı bir oku!!
Önce ilk soruya bakalım. Siyasetçi, asker ve sivil bürokrasi çevrelerinden edindiğim bilgilere göre, Orgeneral Özkök'ün dile getirdiği kısıtlanmış yetkiler ifadesinin gerisinde yatan değerlendirmelerin özeti şu:
1) En önemli kısıtlama OHAL'in kaldırılması
Geçmiş döneme göre en önemli yetki kısıtlaması OHAL'in kaldırılması ile oluştu. OHAL yasasının özellikle 9 ve 11. maddelerinde şu sert önlemleri uygulama yetkisi vardı:
• Bölgenin belirli yerlerinde yerleşimi yasaklamak, belirli yerleşim yerlerine giriş çıkışı sınırlamak, boşaltmak veya başka yerlere nakletmek...
• Bölge sınırları içinde tüm haberleşme araç ve gereçlerinden yararlanmak ve gerektiğinde bunlara el koymak.
• Trafik düzenine ilişkin tedbirleri almak, ulaşım araçlarının bölgeye giriş çıkışını kayıtlamak veya yasaklamak.
• Kamu güvenliğini bozabileceği kanısı uyandıran kişi ve toplulukların bölgeye girişini yasaklamak, bölge dışına çıkarmak.
• Güvenlik yönünden gerekli görülmesi halinde bazı küçük yerleşim birimlerini boşalttırabilmek, birleştirebilmek ve yerlerini değiştirebilmek için gereken kamulaştırma ve diğer işlemleri re'sen ve ivedilikle yapabilmek...
Bu yetkiler OHAL mevzuatında var ve 2002'e kadar gerekli görüldüğünde uygulandı. Ancak bugün OHAL kalktığı için otomatik olarak bu yetki ve uygulamalar da yok.
2) Önleyici istihbarat yetkisi kaldırıldı
Sıkıyönetim ve OHAL dışı normal dönemlerde askeri kuvvetlerin terör mücadelesinde görevlendirilmesini sağlayan tek mevzuat İl İdaresi Yasası. Bu yasaya göre de askeri kuvvetler ancak, TSK İç Hizmet Yasası'nda belirtilen yetkiler ile kolluk kuvvetlerinin genel güvenliği sağlamada sahip olduğu yetkileri kullanabiliyor. Terörle mücadele eden TSK birimleri önceki dönemde yürürlükten kaldırılan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Yasası kapsamında suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla iletişimin dinlenmesi, tespiti ve kayda alınması ve teknik araçlarla izleme gibi yöntemlere başvurabiliyordu. Şimdi yapamıyor. Meclis tatilinden önce çıkarılan 5397 sayılı dinleme ve takip yasasında öngörülen önleyici istihbarat yetkisi de sadece sorumluluk sahası ile sınırlı olmak kaydıyla jandarmaya veriliyor.
3) Asker anında silah kullanamıyor
Asker dağda teröristle karşılaştığında anında ve duraksamadan silah kullanamıyor ama terörist kullanıyor. Yürürlükteki mevzuata göre askerin önce teröristin silahlı olup olmadığına bakması, ardından "teslim ol" çağrısı yapması ve sonra da önce ayağa ateş etmesi gerekiyor. OHAL ve eski Terörle Mücadele Yasası'nda ise duraksamadan silah kullanma yetkisi vardı.
4) Gözaltı süresi ve arama yetkisi
• Dağda yakalanan bir teröristi en geç 12 saat içinde cumhuriyet savcısının önüne çıkarma zorunluluğu bulunduğu için bazı durumlarda operasyon yarıda kesilip terörist savcıya götürülmek zorunda kalınıyor. Ayrıca Terörle Mücadele Yasası kapsamında toplu suçlarda geçmişte 7 güne kadar uzatılabilen gözaltı süresi şimdi 4 günle sınırlı.
• Kolluk amirlerinin arama emri verme yetkisi, konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanları kapsamıyor. Bu nedenle operasyon sırasında, bazı terör örgütü mensuplarının dağda bir mezradaki evde toplandıkları bilgisi ulaşsa dahi hakim kararı veya savcının yazılı emri olmadıkça bu evde arama veya operasyon yapılamıyor.
• OHAL mevzuatında tutuklu ve hükümlülerin cezaevinden alınarak ek ifade almak, yüzleştirme ve teşhis gibi normal gözaltı süresi içinde yapılamayan bazı işlemlerin yapılabilmesi ve delillerin sağlıklı toplanabilmesi imkanı vardı. Şimdi ise tutuklu ve hükümlüler cezaevinden sadece yer gösterme amacıyla çıkarılabiliyor.
• Yakalanan kişinin durumu hakkında kendisinin belirleyeceği kişiye haber verilmesi zorunluluğu da uygulamada diğer örgüt mensuplarına "ben yakalandım siz kaçın" mesajının güvenlik kuvvetleri eliyle iletilmesi sonucunu doğruyor.
• Yeni yasal düzenlemeler kişinin konutunda teknik araçlarla izleme yapılmasına olanak vermiyor. Örgüt elemanlarına bu hükümle bir nevi dokunulmazlık alanı yaratılıyor.
• Yasa, iletişimin dinlenmesi konusunda sadece örgüt yöneticileri için izin veriyor. Dolayısıyla örgüt üyeleri, yardım ve yataklık edenler ile propagandasını yapanların dinlenmesi, izlenmesi mümkün olmuyor.
• Şüpheli veya sanığın avukatı ile yaptığı görüşmede, avukatın örgütsel amaçlı haberleşmeye aracılık ettiğine veya soruşturmanın amacını tehlikeye düşürdüğüne ilişkin bulgu veya belge elde edilmesi halinde dahi avukat hakkında sadece adli işlem başlatılabiliyor. Kamu davası açılıncaya kadar başka işlem yapılamıyor. Terör örgütü mensupları, diğer örgüt elemanlarıyla irtibatlarını koparmadan haberleşebiliyor ve bu soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürüyor. Bu durumda yakalanan zanlı, örgütün baskısını üzerinde hissettiğinden ayrılma veya bilgi vermesi de söz konusu olamıyor.
• Arama ve el koyma tutanaklarına işlemi yapanların açık kimliklerinin yazılması bu kişileri hedef haline getiriyor.
• BM kararlarına rağmen mevzuatımızda terörizmin finansmanı suç olarak öngörülmediği için terör örgütlerine maddi yardım yapanlara karşı etkin mücadele yürütülemiyor.
5) Bölücülük propagandası rahatlıkla yapılabiliyor
Yürürlükten kaldırılan Terörle Mücadele Yasası'nın 8. maddesi, "bölücülük propagandası"na karşı ağır yaptırım öngörüyordu. Yasanın 7. maddesi de propaganda suçunu düzenliyor ancak burada terör örgütlerinin propagandasını yapmak suçu, şiddet ve diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılması koşulu getirildiği için suçun oluşması zorlaştırılıyor.
Bu durumda da bölücü örgütün propagandası rahatlıkla yapılabiliyor, bölücü örgütün bayrak, flama ve afişleri sokaklarda serbestçe dolaştırılabiliyor, sloganları seslendirilebiliyor. Bu da bir yandan örgütün yeni eleman temininin engellenmesini güçleştirirken diğer yandan da terörle mücadele eden güvenlik görevlilerinin moral ve motivasyonunu olumsuz etkiliyor.
Peki asker uyum yasalarının ters yüz edilmesini mi istiyor?
Evet kısıtlanan terörle mücadele yetkilerinin özeti bu. Gelelim ikinci soruya. Şimdi asker bütün bu yetkilerin aynen geri getirilmesini, Avrupa Birliği'ne uyum yasalarının ters yüz edilmesini mi istiyor?
Tabii ki hayır.
Asker de 3 Ekim'e çeyrek kala bunca zamandır atılan "uyum" adımlarından U dönüşü yapılmasından yana değil. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verilen brifingte de ortaya konan tablo geçmişle bugünkü durumun kıyaslaması idi. Bugün istenen ise geçmişte uygulanan Olağanüstü Hal'in geri getirilmesi, köy boşaltma, sürgün ve benzeri sert tedbirlere ilişkin yetkilerin aynen geri getirilmesi değil.
TMYnin yeniden düzenlenmesi
Ancak dağda karşılaşılan teröriste karşı duraksamadan silah kullanabilme, arama, dinleme ve izleme tedbirlerine ilişkin bazı yetkilerin sağlanması. Bunun için Terörle Mücadele Yasası'nın yeniden düzenlenmesi ve Avrupa Birliği hukuku ile çelişmeyen yetkiler sağlanması. Bölücülük ve terör propagandasına fren getirilmesi...
İyi okuyun askerlerin neden öldüğünü görün neymiş dur silahını bırakmış sıcak karşılaşmada dur u bırakımı olur tetiğe bastın bastın basamadın delik deşik oldun.
sunny_smiley
15/08/2005, 11:45
xander bunları yazdın da, bunlar normal yürürlükte olan kanunlarda da benzerini bulmak mümkün. sor kaçı gerçekten uygulanıyor? dolasyısı ile yok dur, yok teslim ol, yok ayağına vurma, hikaye hepsi. canın tak etmi gider vurursun sonra da yalandan bacağından vurursun.. kim ne diyecek? haksızsın mı diyecek?
sunny sen askerlik yaptınmı? İşleyişi ve disiplini biliyormusun?
sunny_smiley
15/08/2005, 11:54
askerlik yapanlar mı işleyişini ve disiplinini öğrenirler?
//edit:
daha doğrusu sadece askerlik yapanlar olacaktı
Tabiki evet gidip görmeden yorum yapman bence yanlış dışardan göründüğü gibi değil bunu yaşamalısın.
sunny_smiley
15/08/2005, 12:02
yorum yapmak için her zaman yaşamayı gerektirmez. hapishane hakkında, başka bir ülke hakkında da yorum yapmak için mutlaka yaşamamı gerektirmez. en güzel askerleri de gördük, en kötüleri de gördük, torpillileri de gördük, torpilsizleri de, dolayısı ile disiplin böyle, disiplin şöyle gibi cümleleri beni pek etklilemiyor. evet disiplin var, kurallar var, fazlasıyla var ama bu disipline ve kurallara gerektiğinde uymayabilirsin çünkü canını yolda bulmuyorsun. ve eminim ki tehlikede olan bir asker bir teröristi gördüğünde ve vurulmak üzere olduğunu anlarsa hiç düşünmeden önce ateş eder... demeye çalıştığım bu
Ben kısıtlamaları yazdım yorum için tabiki özgürsün saygı ve sevgiler :)
Yanlız benim burda herkezden bir ricam olacak lütfen konulan kısıtlamaları baştan sona tam okuyalım lütfen.!
Peki biz ne yapıyoruz ?[/I]
Savaş veya savunma diye nitelendirmen bana çok doğru gelmedi.Yapılan işe bir isim koymak istiyorsan terör ile savaş diyebilirsin
Karşımızda bir devlet yok
Terör bu işe yarar, diplomatik bir sakınca yaratmaz, düşün italyan mayınları, rus silahları, Suriye kampları bunlar devlet ama bu devletler 3 maymunu oynar.
Kelle saydığımızda 10.000 çıkmayacak bir toplulukla savaş-savunma karışımı bir şey yapıyoruz herhalde… Yeri belli,kökeni belli,kaynağı belli olan bir topluluğu T.C olarak yok etme gücüne sahip değil miyiz ? Eğer bu vasfımız varsa neden yok etmiyoruz ?
1 Coğrafya çok sarp ve geniş
2 Teknolojik olarak dışa bağımlıyız
3 Teröristlere yardım ve yataklık eden yabancı devletler bizden daha güçlü
4 T.C. Devleti içindeki çekişmeler
Eğer gerçekten merak ediyorsan şunları okumanı tavsiye ederim
1 Unutulanlar dışında yeni bir şey yok-Osman Pamukoğlu
2 Güneydoğu'da Unutulmayanlar -Hasan Kundakçı
3 Güneydoğdan Öyküler-Hakan Evrensel
4 Apo-Şemdin Sakık
5 Dağların Gözyaşları-Necati Ulunay Ucuzsatar
6 Hangi PKK-Fikret Bila
7 Kürt Dosyası-Uğur Mumcu
8 Şeyh Sait isyanı
xander - benim kastettiğim mehmetçik değildi. yanlış anladın. kastım orduydu. Ayrıca bunlar sadece kanun. öyle olmasaydı ziverbey köşkünde katliam olurmuydu ? Hak yok hukuk yok sadece biz varız derlermiydi ?
Sayin Grafik güzel bir konu acmissin ve güzel sorular olusmus kafanda.
Sorular; bilgiye, ispata, cevaplara ve cözümlere zorlarlar insanlari.
Mühim olan bu motivasyon. Gerisi gelir.
Tüm arkadaslardan ricam buna benzer su anda bir konu daha yürüyor burada " Türkleri asagilamanin hafifligi"
Eger orayi da okursaniz, sizler icin ve bu görüsme icin iyi olacaktir. Maalesef su anda 3 konuya birden egilmis durumdayim ve su anda buraya zaman bulamadim.
Ama burada da söyleyecegim ve sunacagim cok mu cok bilgilerim var.
Hemde mim farki ve mim acisindan.
Simdilik iyi muhabbetler..
ismailyalta
15/08/2005, 20:03
Osman Pamukoğlu'nun "Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok" adlı kitabında o zaman ki PKK'nın Irak topraklarında şimdi hatırlamadığım tarihlerde bir "Genel Kurul" toplanısı yapacağını ve PKK'nın üst düzey yetkililerinin de bu tarihlerde orada bulunacağı istihbaratını alır. Irak topraklarına girip bu şahısları orda kıskıvrak yakalayabileceğini ifade iden bir mesajı "Genel Kurmay Bşk." "Milli Istihbarat Teşkilatı" ve "Dış Işleri Bakanlığı"na çeker ve Irak topraklarına girmek için gerekli izinlerini alınmasını talep eder. İzin gelir ama izin gelmeden önce de PKK üstdüzey yetkililerini T.S.K.'nin Irak topraklarına girip, "Genel Kurul Toplantısı"na baskın yapılacağı yönünde bazı şahıslar uyarır. Şimdi düşünün bakalım, Hakkari Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanlığı komutanının "Çok Gizli" damgalı mesajını yukarıda isimlerini verdiğim birimlerin hangisinden "ve Çok Gizli" ibaresi taşıyan evrakları görebilecek kişilerden hangisi PKK üst düzey yetkililerine bu bilgiyi aktarmıştır?
Bu uydurma da olabilir. Hatta uydurma olma şansı yüksektir.
Devlet içinde gizlilik kademe kademedir. Kademe yükseldikçe vakıf olunan bilgi artar. Bu demek değildir ki x telsizinden gelen kodu p alıcısından alan astsubay bilgiye vakıf olamasın.
Devlet basit bir web sitesi parolasını bile "Gizli" ibaresi ile yollar. Gerisini siz düşünün.
İsmailyalta'nın s¶ylediği olay çok yerde var ve tahmin ediyorum doğru.
Nedenine gelince kafamıza göre yabancı bir devletin topraklarına giremiyeceğimize göre GEREKLİ YERLERDEN izin alınınca otomatik olarak teröristlerin haberi olmuştur.Buna benzer çok fazla olay yaşanmış.36ncı paralel yukarısı boşuna teröristlerin eline bırakılmadı.Dün teröristlere destek veren ülkeler bu gün o teröristlerle savaşıyorlar.
Buna İran,Irak,Suriye dahil.Çekiç Gücün teröristlere yaptıkları yardım hala hatırınızdadır okadar küstahça yapılmış bir olayki gazetelere bile konu olmuştu.Birde bölgede ABD varken kimsenin haber vermesine gerek yok.Bu tip bir operasyonun ABD nin haberi olmadan yapılması çok mantıklı değil.Tabiatıyla teöristlere yardım eden birilerine haber verirsen onlarda teröristlere haber verir.
Bu teröristler ABD için daha çok iş yapacaklar şimdi sıra İran'da.Terör örgütü şu an İran sınırları içinde aktif, ne ilginçtir bu olaylar ABD'nin İran'a baskı yaptığı zamanlarda ortaya çıktı çünkü daha önce İran ve teröristler abi kardeş ilişkisi içindeydi.
Ancak İran'da durum biraz daha farklı kimse çıkıp İran'ı, insan haklarını veya terörist örgüt uzantısı dernekleri kullanarak tehdit edemez.
Ancak bunu Türkiye'de yaptılar bu işin bukadar uzamasının bir nedenide budur.
1. Türkiye’nin Askeri gücü ve PKK sorununda izlediği Askeri Strateji nedir ?
2. Son günlerde TSK ’nın PKK ile mücadelede neden yetki talep etmistir ve kimden ?
3. Yıllardır PKK ile bir mücadele içersindeyiz, bu örgütün yok edilememesinin birçok nedeni var (siyasî,sosyal vb.) asil nedenler nelerdir ?
4. Bu kadar askerimiz neden ölüyor ?
5. Biz ne yapıyoruz ?
6. Yeri belli,kökeni belli,kaynağı belli olan bir topluluğu T.C olarak yok etme gücüne sahip değil miyiz ?
7. Eğer bu vasfımız varsa neden yok etmiyoruz ?
8. onlarca askerimizin neden ölüyor ?
9. Milyarlarca dolarlık askerî harcama yapılarak alınan teknolojik donanımlar neden kullanılmiyor ?
Sayin Dostum,
Izninizle ilk yazinizi yukardaki gibi özetledim. Eger yanlislik yaptiysam, hemen düzeltmenizi rica ederim.
Sorularinizin yanitlari:
1. Türkiye´nin askeri gücü, 10 günde her türlü terör saldirisini kökünden kazimaya yeterlidir. Türkiye´de "terörle mücadele ediyorum" diyenler yalan söylüyorlar. Bu islerine de gelmiyor.
Eger bu terör bitse, nerden bulacaklar bazi insanlar yollarini ?
PKK bitirildiginde, MGK da hemen baska bir terör Hizbullah masaya oturtulmadi mi ?
Hizbullah varmiydi ? Yoktu ama
Üretilmedi mi Türkiye´de sahte Hizbullah ?
Türkiye´nin PKK ya karsi askeri stratejisine gelince:
Eger Dogu ve Güney-Dogu´da terör biterse, Israil ve ABD, Neue-Judea=Arz-u Mev´ud diger bir deyimle yeni Israil veyahutta büyük israil planlarini uygulamaya koyabilirler mi ?
Unutulmamalidir ki, Israil haritalarina göre Neue Judea denen Büyük Israil; Ermenistandan baslayan, sina adasina kadar uzanan bir ülke. Iranin batisi, Türkiyenin Dogu ve Güney-Dogu bölgeleri, Kuzey Irak, Suriye ve Ürdünü icermektedir.
ABD iraki isgal edecekmis ve oradan mülteciler Türkiye´deki Dogu ve Güney-Dogu anadolumuzdaki 10 sehire siginacaklarmis ve ABD de bu insanlara human yardim yapacakmis ve bunun icinde 10 vilayetimize konuclanmasi gerekiyormus. Bu yalanlarla isgal edilmek istendi Dogu ve Güney-Dogu anadolumuz ABD liler tarafindan. Devlette, MGK da "cit" yok ve razi degilmiydiler. Son anda TBMM´e verilen bir tezkere ile bu isgal son anda durdurulmadi mi ?
Ama bu arada bazilari; 12.000 tane ABD de, 11 yasindan beri asker olarak egitilmis ABD üniformali Kürt askerlerinin Iskenderun limanindan ülkemize girmelerini, bizim topraklarimizi kullanarak Habur üzerinden Irak´a intikal etmelerini saglamadilar mi ?
Bu bazi Türkler; Bu birligin beraberinde 5000 e yakin askeri savas araclarini ve kanatlari sökülmüs halde 32 tane ucak ve helikopteri göre göre beraberlerinde Irak´a götürülmelerine göz yummadilar mi ?
Benim ülkeme yabanci asker silahlari ile girecek ve Irak´a gidecek. Bu bir gecede olan iste degildi. Kimler buna göz yumdular ?
Bu ülkenin silahli gücleri neredeydi ve neden buna göz yumdular ?
Konumuzdan cikar gibi olduysakta, bu bilgilerin sunulmasi gerekirdi. Dogu ve Güney-Dogu Anadoluda PKK nin sadece bir maske oldugunu, Asil oyunlarin Dogu ve Güney-Dogu Anadolumuzun isgali planlari oldugunu sergilemek icin.
Dikkat !!
2 ay icerisinde ayni senaryo tekrar ABD tarafindan sahneye konulacaktir. Maksat bu bölgelerimizin isgalidir. Bunun ön hazirliklari bitirildi.
Bu ön hazirliklar sunlardir:
a. Dogu ve Güney-Doguyu Iskenderuna baglayan High Way Autobahn bitirildi
b. 10 tane vilayetimizin hava alanlari ABD tarafindan en büyük askeri ikmal ucaklarinin, en kötü hava sartlatrinda inip, kalkabilmeleri icin büyütülerek, modernlestirildiler.
c. Iskenderun ve Mersin Limanlari büyütülerek, büyük gemilerin acikta demirlemeleri ve limana yük ve asker bosaltmalari icin gerekli eklemeler yapildi.
d. Sabiha Gökcen hava alani zaten ABD´nin Afganistan ve Irak harekatlari icin yapilmisti ve gerekli tadilatlar yapilarak. Iran´a ve Suriye´ye saldiri icin hazirlandi.
e. Gazipasa havalimani bu is icin reserve edildi.
Zannedersem bu backround bilgiler isiginda Türkiye´nin PKK ya karsi staratejisinin, ABD nin stratejisi oldugunu farketmissinizdir.
2. Son günlerde TSK ’nın PKK ile mücadelede yetki talebi; 10 vilayetimizdeki hava limanlarimizi, Sabiha Gökcen, Gazi Pasa hava alanlarini, Iskenderun ve Mersin Limanlarini ABD emrine sunabilme talebidir.
ABD nin istedigi; 10 tane vilayetimizde (sehir isgali neticesi olan) konuclanma iznini verebilmesi talebidir.
Yani 1. Tezkerede ABD´nin alamadigi izni simdi TBMM´ne firsat vermeden ellerine gecirmek istemektedir ABD, Pardon TSK.... bu taleple.
Busch´un Erdogan´a bugün gönderdigi mektupta bu cihettedir. Erdogandan önce generaller neden ABD ye gittiler dersiniz ?
Neden Erdogan durmadan "Stratejik ortakliktan" bahsediyordu ?
3. Yıllardır PKK ile bir mücadele içersindeyiz ama bu göstermeliktir. Tansu cillerin kurdugu 6.000 kisilik kontra.-Gerilla; TSK siz olarak, PKK nin kökünü kazimadi mi kisa zamanda ?
4. Bu kadar askerimiz almanlarin dedigi gibi Kanonenfutter olarak kullaniliyorlar. Kanonenfutter=Topyemi, mermiyemi) ve bunun icinde ölüyorlar ?
5. Biz ne yapıyoruz ? diye soruyorsunuz. Bizim ne yaptigimiz ortada. "Icim yalan, disim yalan" sarkisini söylüyoruz.
6. Yeri belli,kökeni belli,kaynağı belli olan bir topluluğu T.C olarak yok etme gücüne sahip değil miyiz ? diye soruyorsunuz.
Bu güce sahip oldugumuzu, PKK yi kökünden kazidigimizda, hemde TSK´siz ortaya koyduk.
7. Eğer bu vasfımız varsa neden yok etmiyoruz ? diye soruyorsunuz. Bunu ne ABD ister ve nede bu memlekette terör sayesinde palazlananlar isterler.
8. onlarca askerimizin neden ölüyor ? Maalesef !!!
9. Milyarlarca dolarlık askerî harcama yapılarak alınan teknolojik donanımlar neden kullanılmiyor ? diye soruyorsunuz.
Türkiye´de silah mi var zannediyorsunuz ?
20 yillik askeri silah, arac ve gerecler toptan elden gecirttirtilirler Cekoslovakya, Poonya veya Bulgaristan´da ve yeniden boyanarak Türkiye´ye satilirlar. Hemde tüm elektronik techizatlari sökülerek. Hepsi külüstür ve ölü..
Adi var, kendisi yok ama fiyatlari, asil fiyatlarinin 600 kati. Bu paranin % 60 ini araci alacagindan, altina imzayi atmasinda bir sorunda yoktur.
Aciklama: Tansu ciller -ne hikmetse- Mardin valisine örtülü ödenekten para aktarir. Mardin valisi de bir kontra-Gerilla örgütü kurar hükumetin emrinde. Bu ordu parali askerlerden(köy koruculari adi altinda) olusuyordu. Bu ordunun herseyi ile silahlarida Mardin valiligi tarafindan temin edildi. Adi gecen örgüt kisa bir zamanda PKK yi sildi, süpürdü.
Bu iste TSK dislanmisti.
TSK bu durum karsisinda imaj kaybetti ve karsisinda bir tehdit gücü olarak bu teskilati gördü. Bu teskilata karsi derhal MGK da "yikim" karari alindi.
Önce bu teskilat, "hizbullah" olarak tanitildi millete. Yani terör-örgütü damgasi vuruldu. Bu teskilatin elinde bulunan bir kisim silahlar toparlandi. Vatana parali asker olarak hizmet eden kontra-gerillacilar terörist ilan edilerek, baskinlarla, insan avlari ile vuruldular, tevkif edildiler. Mardin valiligi tarafindan satin alinmis silahlarda, hizbullahin silahlari olarak ele gecirildiler. Merkezi Lübnanda olan Hizbullah asiri bir dinci örgüttür. Türkiye´deki bize Hizbullah diye yedirilmek istenen örgüt üyeleri ise, islamiyetten bi haberdiler. Hizbullah üyeleri olarak yakalananlarin hepsi yani % 100 ü, TC Hükumeti, Mardin Valiliginden maas alan kisilerdi. Bu örgüt icin kiralanmis evler, TC. Hükumeti tarafindan kiralanan evlerdi. Yakalanan silahlarin hepsi, mardin valiligi tarafindan agirlikla israilden alinan silahlardi.
Simdi yine PKK gündemde.....
"Kimse bizim PKK mizi elimizden alamaz" diyen gücler var Türkiye´de ve ABD´de.
PKK biterse, soygun bitecek cünkü....
Bitmez bu yara.....
Mingitau
16/08/2005, 11:36
Hizbullah Terörü yoktu diyebilmek en basit ifade ile safdilliktir.
bir terör örgütü düşünün ki çeşitli şekillerde kendi aslarının öldüğüne herkesi ikna ediyorlar ve rastgele bir operasyon sonucu bulunuyorlar....
Forum Yazılımı : vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.