Tam Sürümünü Görmek İçin : Zaman yolculuğu mümkün mü?
www.ceviz.net ana sayfada konu hakkinda uzun bir yazi var, okumanizi tavsiye ederim. ne dersiniz sizce bu mumkun mu?
Aslında üzerinde çok değinilmesi gereken bir konu insanın gelecege yada gecmişe gitmesi. Acaba elimizde gelecege gitme imkanı olsa yada gecmise onu nasıl hangi sekilde ve ne amacla kullanacagımız daha onemli bence insan gecmise donup yapmıs oldugu hataları duzeltebilir. Yada gelecekte yapacak olduklarına tanıklık edebilir. Tabii herkesin amacları farklı olabilir kimi gelecekteki cok guclu bir silahı elinde bulundurup dunyanın hakimi olmakta isteyebilir. :)
Fakat bundanda onemlisi omrumuzun hic bir zaman yetmeyecegi zamanlara yolculuk etmek cok buyuk bir deneyim olurdu. evrenin baslangıcını gormek nasıl olurdu. yada gelecekte nerede yasayacagız icinde bulundugumuz galaksiyi asıp daha uzaklara gidebilecekmiyiz. Herkes sabit iken senin daima hareket halinde olman gibi birsey olurdu buyuk ihtimalle.
Geleceğe gitmek gibi bir olay söz konusu değildir. Görelilik kuramının sonucunda ortaya çıkan durum ise, sadece teoriktir ve ancak cisimlerin 'kendi gözlem çerçevelerinde' etkilidir. Sizin bunu yaşama şansınız yoktur; yani yaşayarak test etme imkanı yoktur.
Geçmişe gitmek ise daha önce yaşanmış olayların yansımalarını yakalamak biçiminde olabilir. Tabi ki burada ışık hızını geçmek gereği söz konusu ve bu da imkansız.. Gözleyemezsiniz.. :)
Hele hele öyle filmlerdeki gibi olaya katılmak filan.. mümkün değil.. :)
Valla sevgili ee++ bir zamanlar bilimkurgu olan herşey birgün geliyor gerçek oluyor. Bundan 30-40 yıl önceki filmlerde Ay'dan ya da Mars'tan gelen varlıklar konu ediliyordu hep ama birgün oralara gidilip boş olduğu görülünce hedef büyütüldü başka galaksilere gözler çevrildi. Bugün için oralara gitmek hayal gibi ama unutmaki dünde aya gitmek sadece fantazi idi. Ana sayfada bir haber daha var Lazer silahları, dındurucu, bayıltıcı silahlar, bugün bunlarda gerçek oldu yarın ne olacağı belli olmaz.
Belki ışık hızıda aşılabilir ama zamanda yolculuk mümkün olsada olaylara müdahele etmenin tarihin akışını değiştireceği için bana pek mantıklı gelmiyor zamanda yolculuk. Belki geçmişteki ses ve görüntüler yakalanabilir ama yolculuk sanmıyorum.
:dahi:
Olayın, benim 'dar kafalılığım' ile ilgisi yok. Teorik bir kısıtlama. Bir de ben, Einstein ne derse altına imza atarım, yüz yıl sonra da..
Ama mesela 'Işınlanma' gerçekleşemez demiyorum, o olur, olacak da.. :) (Aslına bakarsanız, oluyor da.. Neyse buraya girmeyelim...)
Einstein bile inançları uğruna çoğu şeyi gizlemiş ya da değişik şekilde yansıtmıştır bunu bir makalede okumuştum. Gerçi aynı şeyi söylüyoruz farkındaysan :)
Işınlama nerden çıktı ya ben lazer silah demiştim :D
Orjinal mesajı gönderen Sahin
Işınlama nerden çıktı ya ben lazer silah demiştim :D
Senin söylediğin ile ilgisi yok. Sadece zaman yolculuğu kadar ütopik bir konu oldugu icin ortaya getirdim. İnsanlık icin daha faydalı bir konu.. :)
Highlander
12/11/2002, 01:08
Kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi, kah inerim yeryüzüne seyreder alem beni :D
Mevcut bilgi dagarcigimizin zavalliligi nedeni ile cozemedigimiz, henuz cok kucuk bir kismini kullandigimiz beynimiz ile anlamlandiramadigimiz kavramlari "olmaz" diye kestirip atmanin pek mantikli olmadigini dusunuyorum.
Ornegin isik hizi konusu, gecmek belki imkansiz ama simdilik, farkinda iseniz, uzun zamandir, matamatiksel olarak ifade edebiliyoruz bu hizi, eh insaoglu coook cook eskilerde bunuda yapamiyordu...
"Dunya donuyor" diyenleri ipte sallandirmis insanoglu
Ama dunya hep donuyordu... ;)
bence mümkün değil eğer mümkün olsaydı şimdi gelecekten dostlarımız olması gerekmez miydi?
yada olsa bile sadece read-only olurdu derim ben........
Herkez kendi zamanında yaşasın kimse kimseyi üzmesin :)
hersey yanılsama ve aslında bır kasık yoksa neden olmasınkı :)
Orjinal mesajı gönderen redial
Mevcut bilgi dagarcigimizin zavalliligi nedeni ile cozemedigimiz, henuz cok kucuk bir kismini kullandigimiz beynimiz ile anlamlandiramadigimiz kavramlari "olmaz" diye kestirip atmanin pek mantikli olmadigini dusunuyorum.
Ornegin isik hizi konusu, gecmek belki imkansiz ama simdilik, farkinda iseniz, uzun zamandir, matamatiksel olarak ifade edebiliyoruz bu hizi, eh insaoglu coook cook eskilerde bunuda yapamiyordu...
"Dunya donuyor" diyenleri ipte sallandirmis insanoglu
Ama dunya hep donuyordu... ;)
Anlatamadık galiba.. :) Neyse..
muharrem_tac
12/11/2002, 23:09
Evet kesinlikle zamanda yolculuk mümkündür.Bakınız nasıl:Entropiyi geri getirebilirsek geriye dönüş mümkün olur.Hep verilen kırılan bardak örneğini verelim.Bardağın yere düşmesinden yere düşüp kırılmasına ve kırılıp parçalarının dağlımasına kadar geçen zamanda cisme etkiyen kuvvetleri yine aynı cismin aynı noktalarına bu kez ters yönde uygulayabilirsek bardağı ilk durmuna geri getirebiliriz.Bu da bardak için bir zamanda geri gitme durumu olur.
Fakat şu var:"Başlangıç durumuna hassas bağlılık " nedeniyle bu esnadaki olayları tam ve kesin olarak tespit etmek çok zordur.Olasılıklar ve kaos teorilerine göre bizim rastlantısal olayları tam ve kesin olarak değil ancak belli bir yüzde ile kontrol etme imkanımız var.Fakat buradaki ve kuantum mekanikteki belirsizlik ilkelerinde anlaşılamayan olgu bir bakıma fiziğin neden metafiziğe kaydığı ve saptanamayan,doğruluğu sınanamayan olguların neden ortaya çıktığıdır.
Özetle olasılık hesaplarını kesin sonuçlara ulaştıran bir "ütopik bilgisayar" ile belli uzay-zaman bölgelerine zaman kaymaları oluşturmak mümkündür.
Highlander
12/11/2002, 23:14
Zamanda yolculuk edip geçmişe mudahelede bulunmanın sonuçları utopik olarak Geleceğe Dönüş filmlerinde işlenmişti, Geçmişte bir sineği dahi öldürseniz zamanda inanılmaz kaymalar ve insanlık tarihinde büyük değişimler olacaktır. Gerçi biz bunun farkına büyük ihtimalle varamayız. hatta oluyorda varmıyormuyuz ne. Ben kral degilmiydim ya ne arıyorum burada burası neresi :D
Söylediğin çok sığ bir örnek. İnsanların zamandan yolculuktan anladığı gemiye binip geçmişe gitmek, vs.. Yoksa Görelilik Kuramına göre ışık hızına yaklaşıldığında cizimlerde değişik haller hasıl oluyor. Örneğin klasik şu birisi uzaya giden kardeşlerin yaşlanma meselesi var. Bunlar hep deneysel, teorik ama gözlemek imkansız. Şimdi İstanbul'un fethi'ni belirli bir kuvvet uygulayarak geri mi alacaz ve izlicez veya kayma oluşturacaz...
muharrem_tac
12/11/2002, 23:24
Tansiyonu yükseltmenin anlamı yok.Şurada güzel güzel konuşuyoruz.
Ne diyoruz yok karadelikten girip çıkarak yok bilmem ışık hızını geçerek filan demiyoruz.Basit bir örnek verdik.Olanaklı olan da budur.Ondan ötesi sizin Einsein'inizin dediği gibi olanaksızdır.
Tansiyon niye yukselsin kardesim yahu :) Konusuyoruz sadece, alinmayin hemen..
muharrem_tac
13/11/2002, 01:22
Ben de bana kızdınız sanmıştım."sığ bir örnek" tabirini görünce...
Neyse önemi yok.Şimdi bu kuvvetlerin geri iadesi bahsine dönelim:
Burada benim ulaşmaya çalıştığım nokta şuna benziyor:Evrende kısıtlı bir uzay-zamanda bu şekil bir "filmi geri alma" veya zamanı geri sarma olurluğu kanıtlanırsa,bir gün gelip de herkesin geri iade edileceği yani kuvvetlerin geri döneceği fikrine güçlü bir delil teşkil eder.Neticede hemen herkesin inandığı ahiret veya kıyamet tabir edilen,bütün insanların bu bedenleriyle ve bu ruhları ile dirileceğine dair inançlarına da bilimsel bir açıklık getirlmiş olur.
Apaçıktır ki zamanda ileri-geri gidebilmek bilim-kurgu filmlerindeki gibi tümel zamandan bağımsız bir biçimde olanaklı olsaydı şimdiye dek insanlık tarihinde "gelecekten gelenlerin" varlığına dair kanıtlar olurdu.Bir deney önerisi:Gelecekteki araştırmacılara sunulmak üzere herkes birer mektup yazssın.Mektubun konusu da şu olsun:"Gelecekte zamanda yolculuk olanaklı ise geri dönüp bizimle temasa geçiniz." Bu mektuptan bir yanıt gelebilir mi?İmkan olsaydı zaten gelecekteki araştırmacılar gelip bize geleceği anlatırlardı.
Bilim-Kurgu filmlerindeki gibi bir zamanda yolculuğun taşıdığı sorun fiziksel bir sorun olmaktan ziyade mantıksal paradokslara neden olması sorunudur.Böyle bir yaklaşım geçmiş ile geleceğin aynı anda varolması gibi bir paradoksa neden olmaktadır.Zaman tünelinden geçen zevatın bir anda birkaç saniye önceki kendisiyle karşılaşması gibi bir saçmalık oluşmaktadır.
Her şeye karşın "zamanda yolculuk" üzerinde durulması ve düşünlülmesi gereken,insanlara yeni ufuklar açmış ve açacak olan derin bir konudur.
"Geçmişte olanları ve gelecekte olacakları en iyi bilen O'dur"
Ben olayın 3-4 farklı boyutunun oldugunu düşünüyorum.
1. Fizik kanunlarına ve kuantum kuramına göre teorikte olsa olabilrliği söylenebiliyorsa olabilir.
2. Mantık kurallarına göre olamayacağı düşünülüyor çünkü tarihin jer an akışının değişmesi gerekirdiki bu evrenin en büyük paradoxu demek bunu akıl almıyor.
3. Mistik boyutu buna ben karışmam :D
Bunlar dışında ne kazandırıp ne kaybettireceğide tartışılır. Bu konuda okuduğum bir kitapta gittikçe daha geriye giderek doğum kontrolü için geçmişten insanlar öldürülüyordu. kendi atalarından birini vuran anında yaşamdan siliniyorduı.Tabi biraz fazla geriye gidip adem babayı oldürünce... :p
Benım bıldıgım kadarı ıle Aynstyn ın E=mc2 sıne gore bır cısım ısıktan hızlı hareket edemez hatta ısık hızına yaklastıkca kutlesı artar ve sonsuza yaklasır. Bunun anlamı ısık hızını gecmek ıcın sonsuz bır enerjıye ıhtıyacı vardırkı buda ımkansızdır.. Isık ıse gercek bır kutlesı olmadıgı (bır dalgaboyu oldugu) ıcın o hızda hareket edebılır..
Kaldıkı ısıgın dahı uzay-zaman eksenınde bulunması ımkansız alanlar vardır.. Kendı konısın (Uzay-zaman eksenınde ısıgın yayılma bolgesı) dısına cıkamaz.. Yanı Kutlesı olmayan ısıgın dahı zaman ıcınde kırılması mumkun degıldır..
Ote yandan Aynstayn izafiyet teoremini kanıtlamak adına yaptıgı bir deneyde bırı uzayda yörüngede (bır mekıgın ıcınde) dıgerı dunya yuzeyınde ıkı cok hassas saatı karsılastırmıstır.. Sonuc yorungedekı saat yerdekıne gore (nekadar oldugunu hatırlamıyorum) gerı kalmıstır..
Yanı ozetle uzay-zaman ıcınde gerıye dogru hareket etmek mumkundur ama bana kalırsa bu uzay mekıklerıyle olacak ıs degıldır..
Not: Bu yazdıklarım Zamanın Kısa Tarıhı adlı Stephen Hawking'ın kıtabından hatırlıyabıldıklerım.. Umarım bı yanlısım yoktur..
Orjinal mesajı gönderen HunTER
Ote yandan Aynstayn izafiyet teoremini kanıtlamak adına yaptıgı bir deneyde bırı uzayda yörüngede (bır mekıgın ıcınde) dıgerı dunya yuzeyınde ıkı cok hassas saatı karsılastırmıstır.. Sonuc yorungedekı saat yerdekıne gore (nekadar oldugunu hatırlamıyorum) gerı kalmıstır..
Not: Bu yazdıklarım Zamanın Kısa Tarıhı adlı Stephen Hawking'ın kıtabından hatırlıyabıldıklerım.. Umarım bı yanlısım yoktur..
Böyle bir deney yaptığının doğruluğundan şüpheliyim yazdıkların içerisinde.
Dogrusu ben sahıt olmadım :) ama butur bırsey okudum.. Hatta "Yeni Baslıyanlar ıcın Stephen Hawking" adlı bır kıtaptaydı yanılmıyorsam.. Kıtap evde aksam bı goz atarım...
Bahsedilen deney doğru. Başka örnekleri de var. İki atomik saatin farklı zamanları gösterdigi doğrudur, deneyi yapılmıştır.
Bana mantıklı gelmemesinin sebebi Einstein'in yaşadığı dönemde mekikler falan gönderilmiyordu uzaya 1955'te öldü Einstein ve o zaman henüz böyle bir deney için bile olsa mekik gönderildiğini hatırlamıyorum ben. Yanılıyor olabilirim. :)
Evet haklısın sanırım.. Dun bahsettıgım kıtabı bulamadım.. Ama bı baska kıtapta daha ılgınc bıseyle karsılastım.. Deneyı yapan gercekten Aystayn ve busefer sadece bır su kulesının tepesındekı ve dıbındekı saatler karsılastırılıyor.. Sonuc tepedekı saat dıptekıne gore gerı kalıyor..
Bu olayın acıklaması Aystaynın ortaya attıgı gorelık kuramında mutlak bır zaman olmayısından kaynaklanıyor.. Yanı olaylardan ve nesnelerden bagımsız bır zaman yok.. Aksıne her olayın kendıne ozgu bır zamanı var.. Aystayn ıste bu noktada ıkızler ornegını gosterıyor.. Eger ıkı ıkızden bırı dunyada kalır dıgerı uzayda ısık hızına yakın bır hızda haraket ederse uzaydakı ıkız eve dondugunde kardesınden cok daha genc olucaktır.. Sanrım bu noktada bu etkıyı kısmende olsa gozlemleyebılmek ıcın ıkızler yerıne saatler kullanılarak bu deney gerceklestırıldı..
Su kulesı deneyı ıse kuramsal olarak soylenen kutlesı buyuk bır cısımden uzaklasıldıkca zaman yavaslar cıkarımının kanıtı.. Buna gore ısık dunyadan uzaklastıkca enerjı kaybeder.. Yanı frekansı azalır.. Bunun anlamı bır tanecegın tepe noktasından dıp noktasına gıdıs gelıs suresı uzar.. Bu da bıze ızafı olarak zamanın daha yavas ısledıgı ızlenımı verır.. (Burda ısıgın aslında bır dalga/tanecık oldugunu belırtmekte yarar var)
Aslında bunların hepsınden daha ılgıncı unlu(oyleymıs) belırsızlık ılkesı.. 19. yuzyılda (Adını hatırlamıyorum ) bır bılım adamı evrenın bellı bır andakı tum parametrelerıne sahıp olursak gecmısı ve gelecegı tam olarak saptayabılırız ıddasını savunmus.. Ama bu varsayım tanecık kuramı ıle berarber bır tanecegının mutlak konumunu tespıt etmeye calısan bılım adamlarının deneylerınce gecerlılıgını yıtırmıs..
Yıtırmıs cunku ınsanoglu ıcın bır tanecıgın konumu tespıt etmek ancak o tanecıge bırbaska tanecıgı carpmasıyla ortaya cıkan yapıyı ıncelemekle mumkun.. Yanı dırek bır gozlem soz konusu dıl ve carpısma uzerınde bır etkınlıgımız yok.. Bu ıse tamamen raslantısal bısey.. Bunun anlamı o deneylerce belırlenmıs bır sabıt mıktarında hata yapmanız mutlak.. Buda evrenı belırlı bır anını hıc bır zaman kesın bır dogrulukla ortaya koyamıycagımız anlamına gelıyor kı baska bır deyısle gecmısı yada gelecegı olacakları bılmemız ımkansız..
Aysntayn ıse bu durumdakı tepkısı ılgınc :)
"Tanrı barbut oynamaz"
(Hıcbısey raslantısal degıldır gıbı algıladım ben)
Highlander
16/11/2002, 01:08
Aynştayın ünlü sözlerinden biridir ve aslında inancının kuvvetliliğinide anlamak mümkün buradan. Işık sadece tanecik olarak yayılıyordu değilmi?hem dalga hem taneceik olarak yayılan ses dalgalarımıydı karıştırıyormuyum?
Aslında mevzu bıraz daha komplıke ama henuz tam kavrayabılmıs degılım.. Tek soylıyebılecegım ısıgın dalga olarak ele alınması bazı durumlarda cok absurd durumlara yol acıyor.. Bazı durumları ıse ımkansız kılıyor.. Bu yuzden bılımadamları ısıgın tanecıklerden olustugu kuramını ortaya atıyor.. Ve hesaplar tuttugu ıcın bu kuram dıgerlerıncede benımsenıyor.. Yanı adamlar aslında ısıgı hem tanecık hem dalga olarak ele alıyor.. Cunku bazı durumlarda da tanecık kuramı yetersız kalabılıyor..
Neyse daha fazla sacmalamadan bana ılgınc gelen bı baska seyden bahsetmek ıstıyorum.. Karadelıkler.. Bır teorıye gore karadelıgın ıcınde dusen bır astronot sonsuz tekıllıge varmadan karadelıgın dısında bulabılır kendı.. Yanı uzay-zamanın baska bır noktasında (gecmıste) acabılır gozlerını.. Fakat sanırım oldukca zor bır ıhtımal.. Kaldıkı zaten cok guclu cekım kuvvetının etkısıyle astronut makarnaya donmesı kacınılmaz.. Yanı sadece ayakları ve kafası arasındakı cekım farkı nedenıyle astronot ortadan ıkıye ayrılacaktır.. (Cekım farkına astronutun ayakları ve bası arasındakı uzaklık neden oluyor.. Uzaklık arttıkca cekım azalır yasası yanı)
Kısacası bırılerı zaman ıcınde yolculuk etmemızı pek ıstemıyor gıbı gelıyor bana..
Not: Dunyadakı butun okyanusların agırlastırılıp hıdrojen bombası yapımında kullanılması ve bu bombanın patlatılması durumda olusacak basınc ıle dunyanın kutlesı ıce cokup sonsuz bır tekıllıge gıdebılır(mıs).. Yanı karadelık olabılır.. Bı gun denenırse sasırmayın dıye soyledım...
Şaşıracak zamanımız olurmu? :)
Orjinal mesajı gönderen HunTER
Aslında mevzu bıraz daha komplıke ama henuz tam kavrayabılmıs degılım.. Tek soylıyebılecegım ısıgın dalga olarak ele alınması bazı durumlarda cok absurd durumlara yol acıyor.. Bazı durumları ıse ımkansız kılıyor.. Bu yuzden bılımadamları ısıgın tanecıklerden olustugu kuramını ortaya atıyor.. Ve hesaplar tuttugu ıcın bu kuram dıgerlerıncede benımsenıyor.. Yanı adamlar aslında ısıgı hem tanecık hem dalga olarak ele alıyor.. Cunku bazı durumlarda da tanecık kuramı yetersız kalabılıyor..
Işık sıvıdır. (Liquid)
Sevgiyle,
Orjinal mesajı gönderen e l i o n
Işık sıvıdır. (Liquid)
Sevgiyle,
Değişik bir yaklaşım. Nasıl yani, biraz daha açarmısın?
Tabii,
Bilim adamları uzun seneler ışığın özünün parçacık özelliği mi yoksa dalga özelliği mi gösterdiğini araştırdılar. Kısmen ışığın hem parçacık hem de dalga özelliği gösterdiği sonucuna vardılar. Burada asıl sorgulanması gereken nokta ışığın bu özellikleri gösterirken doğaya karşı nasıl bir yapıda davrandığıdır. Geçen sene yapılan deneyler sonrasında ışık bir gaz türbininin içinde durduruldu. Bu demek oluyorki ışık dondurulabilir.
Eğer dondurulabilirse maddenin plazma ya da sıvı halinde olabilir. Bu aralar gündem de olan bir başka konu da şu; doğa da plazma haline geçen moleküller ışıktan daha fazla bir hıza ulaşabiliyor. Ama bu durumda Einstein'in dediği gibi enerjiye dönüşmüyorlar.
Dolayısıyla plazma olmayan ama sıvı özelliği gösteren bir yapı çıkıyor ortaya: IŞIK.
Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için New Scientist'in eski sayılarını bir karıştırın isterseniz. Yazdıklarımın bir kısmını NS'nin geçmiş sayılarından hatırlıyorum.
//Önemli bir değişken tanımlama hatasıyla karşılaşıldı. Algoritma durdu. Yeniden programlandı. Şimdi Çalışıyor...
Işınlanma kavramı olabilir (olmaya bilirde). Işınlanan CANLI'lar, ışınlandıkdan sonra nasıl hala CANLI olarak kalabilirler? Nesnel olarak bir arada bütün olabilirler fakat, CANLI olabilirler mi?
Orjinal mesajı gönderen hmustak
Işınlanma kavramı olabilir (olmaya bilirde). Işınlanan CANLI'lar, ışınlandıkdan sonra nasıl hala CANLI olarak kalabilirler? Nesnel olarak bir arada bütün olabilirler fakat, CANLI olabilirler mi?
Gayet tabii.
Yüksek hızda hareket eden bir araç düşün(Concorde ya da X71) , bu araçta giderken bir bakteriye göre sonsuz bir hıza (bizim şu anki reseptörlerimize göre ışık hızına) sahipsiniz...
Ama parçalanmıyorsunuz. Yani bütün olarak gidiyorsunuz. Bence, evrende sadece kara deliklerde yüksek hızdan dolayı parçalanırız. Bunun dışındaki tüm hızlar (ani durma veya hızlanma olmadığında) insan vücudu için kabul edilebilir ölçüdedir...
Sevgiyle,
Orjinal mesajı gönderen e l i o n
Yüksek hızda hareket eden bir araç düşün(Concorde ya da X71) , bu araçta giderken bir bakteriye göre sonsuz bir hıza (bizim şu anki reseptörlerimize göre ışık hızına) sahipsiniz...
Yanlış.
Peki ya bakteriler Işığın hızını ne olarak görür? Işık hızının iki katı mı? Bu tür bir bağıllık canlıların boyutları ile ilişkili değildir.
bir bakteri içinde, bir fil içinde ışık hızı aynıdır. Işık hızı Bakteriye veya file bağıl değildir...
<azcik_konu_disi>
Peki;
ışık hızı ile ilerleyen bir arabada oldugumunuzu varsayalım.Bu arabada ilerlerken arabanın farlarını yakarsak ne olur?
</azcik_konu_disi>
Hep merak ettiğim bir soruydu.Aklıma geldi ve sordum.Ben de nerden okuduğumu hatırlamıyorum...
Kolay Gelsin...
Farlar onunu aydınlatmaz :) Tabı o durumda hala sonsuz bır kutleye sahıp olmadıysan...
Işık hızına kadar çıkmana gerek yok. Attığı füzeden daha hızlı giden uçaklar var. Roket uçakdan ayrılmasıyla beraber geri gidiyor gibi gözüküyor. Buna mütenadiyen IŞIK fotonlarıda arabanın camına yapışıp heralde kendi şöförünün gözünü alırdı, IŞIK HIZI OTOBANINDA :)
<espri>
Peki bu otobanda hızlimiti ne olurdu?
</espri>
@Arkhe, bu tür hesaplar klasik fizik ile yapılmaz. Eğer 'farlar' yanıyorsa, yayımlanan ışığın hızı yine bildiğimiz ışık hızı yani yaklaşık 3x10^8m/s olur. Işık hızı tüm gözlem çerçevelerinde, hiç bir bağıllığı olmadan aynıdır. Örneğin eğer bir jet 0,6c hızı ile giderken 0,4c hızı ile roket aratsa, roketin hızı 1,0c olmaz. Bu tür hesaplarda, yani ışık hızına yakın hızlarda, Lorentz dönüşümleri kullanılır. Bu kurallar yüksek hızlarda bağıl hareket sonucunda yer değişim, hız, kütle değişimi için öngörülmüş kurallarıdır. Verdiğim örnek için de cevap muhtemelen 0,98c gibi bir değer olacaktır. Yani hiç bir zaman c hızını aşamaz hiç bir nesne.
Orjinal mesajı gönderen ee++
Yanlış.
Peki ya bakteriler Işığın hızını ne olarak görür? Işık hızının iki katı mı? Bu tür bir bağıllık canlıların boyutları ile ilişkili değildir.
Yanlış.
Bakteriler de eğer bilimle uğraşıyorlarsa ve kaz kafalı klasik fizikçilere sahiplerse bir bakterinin 10 metrelik bir masayı 20 günde geçtiği hıza göre bir süpersonik uçağın hızını geçilemez bir duvar olarak kabul edebilirler.
Anahtar göreliliktir. Ayrıca Einsten halkımız tarafından sevilen bir bilim adamıdır.
Sevgiyle,
Orjinal mesajı gönderen e l i o n
Yanlış.
Bakteriler de eğer bilimle uğraşıyorlarsa ve kaz kafalı klasik fizikçilere sahiplerse bir bakterinin 10 metrelik bir masayı 20 günde geçtiği hıza göre bir süpersonik uçağın hızını geçilemez bir duvar olarak kabul edebilirler.
Anahtar göreliliktir. Ayrıca Einsten halkımız tarafından sevilen bir bilim adamıdır.
Sevgiyle,
Yanlış, ayrıca bilimsellikten uzak. Bilmiyorum nasıl daha bilimsel ifade edebilirim ama tekrarlıyayım: Işığın hızı tüm gözlem çerçevelerinde aynıdır, daha az ya da çok ölçülemez.
(Gayet sakinim, yanlış anlaşılmasın :) )
Bildiklerimizin aslinda ne kadar az oldugunu, ve dogru sandigimiz seyelrin, aslinda yanlis da olabilecegini lutfen unutmayin...
Ornegin, isik en hizlisi demek yerine, isik, gozlemleyebildiklerimizin en hizlisi demekten bahsediyorum...
Sordugum sorunun cevabını ben de; şöför ışık göremez şeklinde düşünürdüm.Ama buna kesin bir yanıt verilemeyeceği düşüncesindeyim.Hele bir ışık hızında giden arabaya otuttursunlar birini ona sorarak kesin cevabı alırız ancak.
Kolay Gelsin...
Ben bıde su sekılde soruyum soruyu.. Ornegın saatte 20 km hızla gıden bır trenın ıcınde ılerı dogru adımlar atamaya baslarsam trenden daha hızlı hareket etmıs olurum.. Benzer sekılde saatte 3x10^8m/s hızında gıden bır trenın ıcınde ılerı dogru bır adım atarsam ne olur?
Tabı soruya o adımı atman yada o trenı yapman ımkansız seklınde cevap verılebılır.. Yınede ınsanın kafası karısıyor..
Bunun yanında bencede bakterıler bır masayı 20 gunde katedebılıyorlarsa bu onların sorunudur.. Bu durum ısık hızının gorelı oldugu anlamına gelmez.. Gorelı olan zamandır..
Bırde superyay kuramını hıc duymusmuydunuz (ben yenı duydumda)? Kurama gore evren bırden fazla boyuttan (katman gıbı bısey) olusuyor ve ıkı boyut arasında kestırme bır yol bulunabılırse uzay/zamanın farkı bır noktasında cıkılabılecegı ongoruluyor (zamanda yolculuk yanı).. Ama hawkınge gore bılımkurgu yazarları cok heveslenmelıymıs cunku bu boyutlar bır toplu ıgne buyuklugundeymıs..
Herneyse benım dılım daha fazlasına donmuyor.. Bılen bırı varsa ızah edebılır..
Orjinal mesajı gönderen redial
Bildiklerimizin aslinda ne kadar az oldugunu, ve dogru sandigimiz seyelrin, aslinda yanlis da olabilecegini lutfen unutmayin...
Ornegin, isik en hizlisi demek yerine, isik, gozlemleyebildiklerimizin en hizlisi demekten bahsediyorum...
redial +1
ee++'a sevgiler. :kuul:
Ben su cevabımı tekrarlıyayım, sanırım arkdaşlar okumadılar:
Orjinal mesajı gönderen ee++
@Arkhe, bu tür hesaplar klasik fizik ile yapılmaz. Eğer 'farlar' yanıyorsa, yayımlanan ışığın hızı yine bildiğimiz ışık hızı yani yaklaşık 3x10^8m/s olur. Işık hızı tüm gözlem çerçevelerinde, hiç bir bağıllığı olmadan aynıdır. Örneğin eğer bir jet 0,6c hızı ile giderken 0,4c hızı ile roket aratsa, roketin hızı 1,0c olmaz. Bu tür hesaplarda, yani ışık hızına yakın hızlarda, Lorentz dönüşümleri kullanılır. Bu kurallar yüksek hızlarda bağıl hareket sonucunda yer değişim, hız, kütle değişimi için öngörülmüş kurallarıdır. Verdiğim örnek için de cevap muhtemelen 0,98c gibi bir değer olacaktır. Yani hiç bir zaman c hızını aşamaz hiç bir nesne.
Yani hiç bir sorun yok, kafanızı yormayın :)
ee++ ustadim ben kendi adima merak ediyorum.
----
Lorentz dönüşümleri kullanmamizin nedeni nedir?
Lorentz dönüşümleri alternatifsizmidir?
Lorentz dönüşümleri yokken ne kullanilirdi?
-----
Tarihteki 100 yil savaslarina kadar (bu savas oldugundan cok emin degilim aslinda) patates at yemi olarak kullaniliyormus, yani insanlik tarahinde patates kizartmasinin ne oldugunun bilinmedigi donemler var, ama bu durum patates'in kizarabilirligini degistirmiyor. Sadece bilmiyorlardi?
Diger bir degisle, magara insani icin, en hizli olan ne idi? Gecilemez olan ne idi? isik oldugunu sanmiyorum, olsa olsa hizli kosan bir hayvandi...
Sorular, magara insani icin en kucuk sey ne idi vs. gibi uzatmak mumkun, ama gereksiz.
Tek derdim, elimizdekilere cok guvenip, yanilmamak...
redial'cigim senden hic beklemezdim boyle sorular :)
Bir zamanlar dunya'nin duz olduguna inanilirdi, sonradan gozlemler ve hesaplamalar sonucu yuvarlak ya da iste Geoit oldugu anlasildi. Ayni sekilde, bir zamanlar Işık hızı konusunda da senin düşündüğün gibi düşünceler vardı, yine aynı şekilde Işığın yapısı da anlaşılamamıştı, parçacık, tanecik meselesi.. Zamanlar Maxwell, Rontgen ve ozellikle Einstein gibi adamlarin sayesinde bu soru isaretleri buyuk olcude kapandi. Işık teorileri sadece teori olarak kalmayi coktan asmistir gunumuzde, soylediklerimizin hepsi deneylerle ispatlanmistir. Ornegin Apollo bile uzaya gonderilirken zaman genislemesi deneyi yapilmistir ki gunumuzde artik yapilmasina gerek bile oldugunu sanmiyorum.
Lorentz donusumlerini kullaniriz, cunku isin asli boyledir. Bizlere ne yazik ki klasik fizik denen sey ogretilir ve bastan asagi yanlislarla doludur. Mekanikte Newton'un tum kurallari aslinda yanlistir. F = m*a yanlistir, eksiktir. Bunlar fantezi seyler degil, gayet basit, bariz ve bilinen seyler; arastirin ya da tartisalim. Lorent donusumleri bu is icin bir yama degildir, isin aslidir, klasik fizik yanlistir yani. Yanlis seyler biliyoruz hep.. :)
Ayrica redialcim, magara insani denen bir yasam formu yoktur.
Eskiden insanlar icin en hizli nesne atti diyelim. Bugun bu degisti, isik oldu, yarin da degisir baska bir sey olur diyorsun.. Ama olmaz! Durum fakli, durum bizim hayal gucumzle sinirli degil. Teoriler, gercekler, ispatlar var. Eger bir cizim Işık hızı ile giderse kutlesi sonsuz olur, daha hızlı giderse ne olur bilemiyorum artik..
Daha da dalmak isteyenler, Mezonlar'i filan inceleyebilir. Zaman genislemesi ve uzunluk buzulmesi olaylarinin yuksek hizlarda nasil gerceklestigi bu parcaciklari gozlemliyerek acikca gorulur.
Ayrica bir bilgi olarak, Klasik Fizigi hic mi kullanmicaz derseniz, 10^7m/s 'den daha dusuk hizlar icin Klasik Fizik kurallari Modern Fizik kurallari ile cok farkli sonuclar vermemektedir. Bu hizdan yuksek hizlarda Modern Fizik ile calismak sarttir.
Sevgiler..
Aslında aynı şeye farklı açılardan bakıyoruz. Ben konuyu biraz daha açayım;
Redial dostum Lorentz dönüşümlerininde senin bugün F=m*a'yı yanlış kabul etmen gibi ileride yanlış olarak kabul edilebileceğinden bahsediyor.
Bundan 60 yıl önce bilimsel bir forumda ee-- adlı bir bilim adamı da F=m*a'yı;
-> 2+2=4 değildir. Ama F=m*a'dır.
şeklinde savunmuş olabilir... Ama bugün ee++ adlı dostumuz bunun yanlış olduğunu biliyor ve savunuyor.
Anahtar Görelilik.
Yani her zaman söylediğim gibi aslında There is no spoon..
...daha hızlı giderse ne olur bilemiyorum artik..
iste bende bunu anlatmaya calisiyorum...
Yani yarin bir bilim adami cikip, aha bunun daha hizli gidieni boyle bir sey diyebilir, bunun olamayacagini savunmak yanilgidir...
Bilimin isigi uzerimize vursun, ama gozumuzu kamastiracak kadar da direk isiga bakmayalim...
Bilimin isigi uzerimize vursun, ama gozumuzu kamastiracak kadar da direk isiga bakmayalim...
Katılıyorum :)
Ayrıca bahsettıklerımız bırer "kuram" dıılmı? Izafıyet "kuramı", tanecık "kuramı".. Bıldıgım kadarıyla bır kuramın yasa olabılmesı ıcın gozlemlenen her durumla ortusmesı gerekır.. Ama bızım boyle bır sansımız yok.. Cunku evrenın baslangıcta ne durumda oldugunu yada gelecekte nasıl olucagını bılmıyoruz.. Kaldıkı bırlestırılmeye calısan ıkı buyuk kuramda evrende olup bıtenlerı tek baslarına acıklamakta yetersız..
Kısacası bız hıcbırseyın ısık hızından hızlı gıtmeyecegını varsayıyoruz.. Ama hıcbırseyın ısık hızından hızlı gıtmeyecegıne daır bır kanıtımız yok? Gozlemledıgımız evrenle yaptıgımız hesaplar uyussada evrenın gozlemleyemedıgımız kısmında ne olup bıttıgını bılmıyoruz.. Ve bundan sonrakı yıllarda da ne olucagına ongoremıyoruz..
Yanı bız aslında yasadıgımız evrende bır duzen aramaya calısıyoruz sadece ve bunu yaparkende bazı varsayımlarda bulunuyoruz.. Hawkıngın dedıgı gıbı eskılerın boganın boynuzları uzerındekı bır tepsıde yasadıgımız ınancını superyaylarla degıstırıyoruz.. Oysa kımse ne boga nede superyay gormus durumda degıl...
Orjinal mesajı gönderen redial
iste bende bunu anlatmaya calisiyorum...
Cumlenin gelisine bakarsan, benim soylemim bir belirsizlik degil, bir imkansizlik vurguluyor. Kısaca soyliyeyim: Gidemez!
Özetliyeyim:
- Işıktan hızlı hiç bir nesne olamaz.
- Işığın hızı tüm gözlem çerçevelerinde aynıdır.
- F=mxa ve bunun gibi bir çok klasik fizik kanunu, bağıl hareket kuralları, vs v = 10^7m/s'den yüksek hızlarda geçersizdir. Bu tür yüksek hızlardaki hesaplarmalarda ise günümüzde bir belirsizlik yoktur.
- Fizik kurallarinin yanlisligi ve Modern Fizigin, Goreliligin getirdikleri tartisma goturmayecek sekilde ispatlarnir, gozlenir. Bakiniz: Mezon'larin yer yuzune yolculuklari.
- Yazdiklarimin tamami dogrudur, bunlarin aksine bir gelisme oldugu gun Evrenin, Insanligin sonunun gelecegine inanirim (Ozellikle Işınlanma gibi konular için).
Arkadaşlar, hiç boşuna tartışmadan, lütfen ilgili olanlar Modern Fiziğin Temelleri isimli kitabı okusunlar. Kitap bu konudaki en populer kitaplardan birisinin çevirisidir.
Sevgiler..
.
muharrem_tac
22/11/2002, 00:33
Parçacıkların ışık hızına çıkmasını engelleyen bir paradoks var.Bu paradoks da kütlesinin büyümesi.Hız arttıkça kütle büyüyor,kütle büyüdükçe de hız azalıyor.Bu nedenle de en güçlü sinkotronlarda bile 0.999999 c'yi 1 c yapmaya imkan yok.
Fakat bakın Bilim ve Teknik Eylül 2002 sayısında ne buldum.Aynen yazıyorum:
"Gerçekten dinamik zaman genişlemelerini izleyebilmek için günlük deneyimlerimizin çok ötelerine bakmamız gerekmektedir.Büyük parçacık hızlandırıcılarında elektrik yüklü atomaltı parçacıklar dev süperiletken mıknatıslar yardımıyla ışık hızına yakın hızlara çıkabilmektedir.Bazı parçacıkların örneğin elektronun daha ağır bir türü olan müonun bir iç saati olduğu söylenebilir.Çünkü bunlar çok kesin bir yarılanma ömrü içerisinde bozunurlar.Ama hızlandırıcılar içerisinde ışık hızına yakın giden müonların bozunmasının filmlerdeki yavaş çekilmiş sahneler gibi ağırlaştığı görülür.
Bazı kozmik ışınlarda da olağanüstü zaman kaymaları yaşanıyor.Yüksek enerjili bu parçacıkların hızı ışık hızına öyle yaklaşıyor ki bunların açısından bakıldığında galaksiyi bir baştan bir başa geçmeleri birkaç dakika alıyor.Oysa Dünya’ nın referans çerçevesinde bu süre onbinlerce yıl gibi görünüyor.Eğer zaman genişlemesi olmasaydı bu parçacıklar Dünya’ ya ulaşamazdı.
1948 yılında Princeton Üniversitesi’nden Kurt Gödel,Einstein’ın kütleçekim alanı denklemlerine,ekseni etrafında dönen bir evren tanımlayan bir çözüm getirdi Evrenin dönüşü ışığı (ve dolayısıyla cisimler arasındaki nedenlik bağlarını da sürükleyecekti).Dolayısıyla ışık hızını aşmaya gerek kalmadan uzayda dolayısıyla zamanda kapalı bir halka izleyecekti.Bu kuram matematik bir acayiplik olarak kaldı ama Kurt Gödel’ in modeli zamanda geriye gitmenin görelilik kuramınca yasaklanmadığını ortaya koydu.
1974 yılında Tulane Üniversitesinden Frank Tipler,kendi ekseni etrafında ışık hızına yakın hızlarda dönen ağır ve sonsuz uzunlukta bir silindirin gene ışığı silindir çevresinde bir halka oluşturacak biçimde döndürerek astronotların kendi geçmişlerini ziyaret etmelerine olanak sağlayacağını hesapladı.
1991 yılında da Princeton Üniversitesinden Richard Gott Büyük Patlama’ nın ilk anlarında ortaya çıktığı düşünülen yapılar olan kozmik sicimlerinde geçmişe yolculuk için benzer sonuçlar sağlayacağını hesapladı.”
Sadece "Evimizde Fizik" gibi kitaplar okumayın bunları da okuyun.Gerçi okuyorsunuz da yine de söyleyeyim dedim. :)
isik bugune kadar gozlemleyebildiklerimizin en hizlisidir, bu ve diger gozlemlerimize dayanarak olusturdugumuz formullerin saglamasinin dogru cikmasinda sasilacak bir sey yoktur diye israr etmek durumundayim ben...
Bu arada bu Modern Fizigin Temelleri kitabinda, modern fizikten once nelere inanildigi da yaziyor mu?
Yoksa biz, Modern Fizigin de eskiyip, Milenyum Fizigi diye bir Fizigin asla varolamayacagini mi dusunuyoruz...
ee++ ustadim, soylediklerinde, en ufak bir yanlis yok... eksikte yok. Ama sadece bildiklerimiz ile yok...
Ya bilmediklerimiz?
Ben insanoglunun, henuz atesli silahlar ile kendi cinsini oldurdugu bu ilkel caglarinda, evreni bu kadar degismez sekilde cozdugune inanmiyorum.
Daha oncede dedigim gibi, bilimne sonuna kadar inaniyorum, ama hepimiz goruyoruzki, aciklanabilenler, aciklanamayanlardan fazla...
Daha oturacak cok tas var...
Işıktan hızlı hiç bir nesne olamaz.
Tekrarlıyorum bu bır varsayım.. Suana kadarkı gozlemler ıle yapılan hesaplar ortusse bıle bu öyle olmayacağı anlamına gelmez..
Cok basıt bır ornek madenı bır parayı 1000 kez havaya fırlattıgınızda hep tura olarak yere dusmesı mumkundur.. Ama bu yazı olarak dusmıyecegı anlamına gelmez..
Yapılan tum bu varsayımlar evrende bır duzen arayısının sonucudur.. Ama kımse evrendekı duzenı buldugunu ıddea edemez.. 94 tarıhlı hawkıngın kıtabında dahı mezonlar ve müonlardan bahsedılmıyorudu.. Bugun bu buluslar bılımadamlarını uc kuvarklı parcacık tanımlarından uzaklastırıp "kuark denızı" kuramına yol actı..
Neden? Cunku yenı bulgular hesaplarla ortusmuyordu oyleyse yenı bır kuram gelıstırılmesı gerekıyordu..
Bıgun yenı bır bulgu newton yasaları gıbı modern fızık kuramlarınıda rafa kaldırabılır.. Redialın dedıgı gıbı yasadıgımız gunun modern fızıgı bu.. Bundan 1000 yıl gectıkten sonra ne olucagı tartısılır.. (Postmodern fızık mı olacak acaba)
Ne güzel söylemişsin redial..
"Ben insanoglunun, henuz atesli silahlar ile kendi cinsini oldurdugu bu ilkel caglarinda, evreni bu kadar degismez sekilde cozdugune inanmiyorum." (Özlü Sözler, Sayfa 4, Büyük Ceviz.net anslikopedisi)
@redial fazla bilim-kurgu film izliyorsun.. :)
(Niye bu aralar hep seninle yazışıyoruz boyle.. Allah Allah.. :) )
Evet fazla bilim kurgu izledigim dogrudur...
(aslinda hic izlemem ama, dogru diyelim genede)
Ben, dunya donuyo dedi diye asilanlari biliyorum, sen asanlari biliyor musun?
(Bilmem, ama iyidir yazismak :) )
İnsan ırkının senin fantezilerinde oldugu gibi mükemmel bir hal alıp, savaşı, tartışmayı, ahlaksızlığı bırakacağını, melekler gibi yaşayacağını, oyle beyaz elbiselerle ortalıkta dolaşacağını sanıyorsan yanılıyorsun.. :) (Dünya'nın sonuna doğru bu olabilir, ayrı mesele).
Eger insanlığın gelişiminin doğrusal bir denklemle ifade edilebileceğini düşünüyorsan ve daha neler neler keşfedilir, 30 sene once hayal olanlar şimdi gerçek filan diyorsan yine yanlış, eksik düşünceler içindesin. Örneğin sen insanlığın bilmem kaç milyon yıl boyunca "karanlıkta" mı oturdugunu düşünüyorsun? Insanlıgın ilerleyişi doğrusal değildir, inişli çıkışlıdır. Ben bugunki teknolojiye daha onceden bir cok kere ulaşıldıgına inanirim. Dolayısı ile bir zirveye dogru yaklaşıyoruz bazı alanlarda bence.
Ayrıca insan, fırtatı itibari ile öyle dedigin türden fantezi bir düzen kuracak yapıda değildir. Dolayısı ile şu an gayet gelişmiş bir formdayız. Savaşla mavaşla ölçülmez bu. Onlar yanlışlarımız ama gerçeklerimiz aynı zamanda.
Bu konu uzar... :)
Bol bol sevgiler... (Ortam yumuşasın.. :) (Tabi samimiyiz..))
Bazi konularda zirveye yaklasma ve gelismis form olma konularinda sana pek katilmiyorum Ersin ustat. Simdiki teknolojimizin deryada bir damla ve bildiklerimizin o damlada bir atom kadar oldugu dusuncesindeyim.
Ama bundan önce simdiki teknolojimizden daha ustun teknolojilerin gelip gectigi konusunda sana katiliyorum. Atlantis ve Mu uygarliklarinin bir efsaneden daha cok bir seyler oldugunu dusunmusumdur her zaman :) Bu konu uzar uzar :p
Ben zaten bazı konularda dedim. Bazı konularda ise zaten emekleme aşamasında bile değiliz, Genetik, Yapay Zeka gibi..
Ah ustadim ahh,
- insanligin daha once de bir kac kez gelistigini,
- insanligin hic bir zaman savasmayi birakip beyaz onlukle dolasmayacagini (ki bnce beyaz onluk giymelerine gerek yok, aptal aptal birbirlerini yaalayip oldurmeseler yeter)
- insanligin bazi konularda gelisiminin sonuna geldigini
varsayip, sonrada beni idealist olmakla itham ederek isik hizinin gidilebilecek son nokta olduguna, kendinimi bizimi inandirmaya calisiyorsun?
Peki ozaman, (aslinda yukarida gorelilige karsi cikmistin ama) bende simdi
- insanoglunun tek bir gelisim sureci vardir, o da budur,
- insanlik eninde sonunda savasmayi birakacak, kesfedilecek cok sey oldugunu anlayip bunlarla ugrasacak,
- insanlkik bazi konularda gelismine baslamadi bile
desem, bu tartismanin ne kadar kisir ve sacma bir hal alacaginin farkindamisin?
Sonucta bunlar varsayimlar, tipki,
- uzayda baska yasam formlari var (ya da yok),
- marsta amuda kalkarsan burnuna mars tozu girer
- bilim 100 yil icinde isinlama makinesi yapacak
orneklerinde oldugu gibi...
Fizik kurallarini kullanarak ispat ettigini dusunuor olabilirsin...
Ama benim gordugum, bu kurallar, formuller zaten gozlenebilenden yola cikilarak olusturuluyor. Simdiye kadar gozlemlenmemis bir maddenin varolup, isiktan hizli hareket edebilecegi olasiligini hic hesaba katmiyor...
(Tartismaktan zarar gelmez, kan cikmasin yeter :) )
Einstein teorilerini gozlem ile mi yapmis?
(Konu uzar, cok kasmiyorum..)
Eh, gozlemsiz olmaz heralde...
Orjinal mesajı gönderen redial
Eh, gozlemsiz olmaz heralde...
Herhalde ile olmaz. Arastiriniz.
Araştırdım olmuyormuş, şimdi ne diyecen? :D
Yanlış araştırmışsın diyecem.
Öylemi gözlemsiz mi oluyor yani bu işler, peki. Zaten araştırmamıştım;)
Ben arastirdim, Bir cok kaynaga gore Einstein gozlerini kapatarak bulmus bulacagini, sonra tek gozunu acarak test etmis..., sonra iki gozunu acarak yazmis...
ee++ ustadim gozlemsiz bilim de duydum ya, olsem de gam yemem artik...
Bilim: Tarafsız gözlem ve deneyler sonucunda elde edilen bilgi birikimidir.
Problem:Yanıt bekleyen her soru problemdir.
Gerçek:Aynı şartlarda aynı sonuçla tekrarlanan gözlemlere denir.
Veri:Özel bir problemle ilgili sonuçlardır.
Gözlem:Bir problemi daha iyi anlamak için çeşitli yönleriyle gözden geçirilmesi ve incelenmesidir. İki çeşit gözlem vardır:
1-Nitel Gözlem:Varlıkların görünen özelliklerine göre yapılan, kişiden kişiye değişebilen, ölçmeye gerek duyulmadan yapılan gözlemlerdir. Sonuç rakamsal olarak belirtilmez.
Örn:Isıtılan su kaynar.
2-Nicel Gözlem:Nesnel, herkesçe aynı olan, ölçmeye dayanılarak yapılan ve sonucu rakamsal olarak belirten gözlemlerdir.
Örn:Isıtılan su 100C de kaynar.
Hipotez: Bilimsel problem için önerilen geçici özüm yoludur. İyi bir hipotez problemle ilgili verileri kapsamalı, eldeki verilere ters düşmemelidir. Yeni gerçeklerin tahmin edilmesine olanak sağlamalı. Problemin çözümüne yardımcı olmalıdır.
Tahmin: Bir ifadeden veya hipotezden mantık yolu ile çıkarılan sonuçlardır.
Deney: Laboratuarda uygun şartlarda yapılan kontrollü gözlemlerdir. İki şekilde yapılır:
Ampirik Deney: Deneme yanılma yöntemidir. Yeterli veri bulunamadığında yapılır.
Kontrollü Deney: Deney sonucunu etkileyecek şartlardan birini değiştirip diğerini sabit tutmak suretiyle yapılan deneylerdir.
Bilimsel bir problemin çözümünde takip edilecek metotlar:
1.Problem belirlenir
2.Problemle ilgili veriler toplanır.
3.Hipotez kurulur.
4.Hipoteze dayalı tahmin yapılır.
5.Kontrollü deney ve nicel gözlem yapılır.
6.Deney ve gözlemler hipotezi doğrularsa hipotez geçerlidir.
7.Hipotez teori halini alır.
8.Teori evrensel bir gerçek ise kanun olur.
Sevgiyle,
Einstein'in bir cok potulası matematik temellidir. Işık hızıyla deney yapacak hali yok o zamanlar.
Forum Yazılımı : vBulletin v3.6.8, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.