PDA

Tam Sürümünü Görmek İçin : GerÇek GÜÇ İÇİnde!


kebirhost
09/08/2004, 14:40
Yıllardır yaşıyorsun. Peki hiç kendine sordun mu, kimin için yaşıyorum diye? Ne için yaşıyorsun? Yaptıkların, yapacakların kimin için? Neden başarmayı bu kadar çok istiyorsun ya da neden tanınıp övülmeyi delicesine arzuluyorsun? İçinde neler kopuyor ya da için sana neleri yaptırıyor? Şimdi sana gerçeği görebileceğin bir pencereyi göstereceğim. Sen aslında bütün bunları kalıplaşmış bir baskının altında yapıyorsun. Ne ruhun anlıyor yaptıklarından ne de yok edemediğin egon tatmin oluyor. Sen sıradanlıkları bırakıp karmaşık hayallere düşmüşsün. Hep daha fazlasını isterken sahip olduğun en değerli şeyini kaybetmişsin. Sen hep mükemmel olmalısın. Dışarı çıktığında, başkalarıyla konuştuğunda hep tanınmalı ve hep içten içe övülmelisin. İtiraf et artık; sen içindekini tatmin etmekten başka bir şey için yaşamıyorsun. Daha tanımıyor musun yoksa? Yarattığın sahte benliği tanımıyor musun? O ise seni çok iyi tanıyor. Öyle ki, sana her şeyi sorgusuz yaptırıyor. Senin yerine karar veriyor, üzülüyor, üzüyor, şımarıyor ve bitmek bilmez bir istekle kendini doyuruyor. Oysa sen yaptıklarının hep kendin için olduğunu düşünüyorsun. Sen aslında kalın parmaklıkların arasında sıkışmışsın. Yaptığın sadece parmakların içinde pembe bir hayatı görmeye çalışmak. Sen koskoca bir okyanusun içindeyken, küçücük bir bataklıkla yetinmişsin. Yüce dağlara ulaşmak varken, tek katlı övgüleri kabullenmişsin. Neden huzurlu değilsin? Neden içinde hep bir korku var? Neden her şey hep iyi olmuyor? Çünkü sen içindeki gerçeği gömüp yerine kırık dökük kimliğini yerleştirdin. Kolay olanı seçtin. Bütününü ve özünü reddettin. Sen sen olmaya çalışırken aslında en çok uzaklaştığın yer kendin oldun. Sen hiç bir zaman içindeki gücü göremedin. Hep küçümsedin ya da bıkmadan usanmadan unuttun. Şimdi ise içinde garip bir sıkıntı var. Anlayamadığın, adını koyamadığın bir sıkıntı. Ondan artık kurtulmak ve gerçek dünyaya ulaşmak istiyorsun. Ama yarattığın sahtelik o kadar yapışkan ki seni bırakmıyor. Yorgunsun... Tek istediğin artık huzur. Yıllardan beri bu kadar istemiştin. Eğer eminsen, artık içindeki gücü ortaya çıkarmanın vakti geldi. Sevgiye bulanmanın, kaynağına dönmenin vakti geldi. İçindeki derin sesi hemen duymayı bekleme. Acı çekmelisin... Hem de çok. Yıllardır unuttuğunun birden sana ait olacağını mı sandın? Artık bakışlarını değiştirmelisin. Artık başkaları için değil kendin için davranmalısın. Kendini içinde özgür bırak. İçindeki güce teslim ol. Bırak hayat başkalarının kaypak kelimelerinde yürürken sen onları içinin derinliklerinden izle. Kafandaki zincirleri, kalıpları sil. Sadece içindeki sese kulak ver. Derinden gelen sese...Bırak her şeyi yapan, her şeyi söyleyen o olsun. Sen sadece ona izin ver. Ona engel olma yeter. Kimsenin bakışlarına, övgülerine ihtiyacın yok. Hiç bir kalıbın içine girmene gerek yok. Sen kendi özüne aitsin. Ona dönmelisin. Artık paylaşmaya başlamalısın. Sürekli sevgiye aç olmalısın. Sen artık eskisi gibi olamazsın. Çünkü o sen değilsin. Gözlerine bak. Gözlerinin içine bak... İçindeki güç sana parlayacaktır!

Melih Sarıoğlu
Msn: melih@kebir.net
www.kebir.net


vs
09/08/2004, 14:50
aslında bu yazdığın yazılar sitende bulunuyor ama forumda da yayınlamak istiyorsun. bari bize biraz kıyak yap. senden birkaç ricam olacak:
- fikirlerini biraz özet halinde yazarmısın monitöre böyle bakınca gözüm acıyo
- paragraf kullanmaya ne dersin? hem okumamız daha kolay olur
- önamli cümleleri kalın yazsan veya altını çizsen ben de sadece oraları okusam.yani seninle ilgili değil monitörden uzun metinler okurken huzursuz oluyorum agresifleşiyorum monitörün yaydığı radyasyondandır belki..

yildizib
09/08/2004, 19:00
Merhaba,Öncelikle söyleyeyim pek okumadım yazını.başlığa göre bir kanım var ve bu seninkini destekler nitelikte <b>değil</b>.Her nasıl gelenek haline getirilmiş olan, "yırtık dondan fırlama", "konuya paldır küldür destursuz dalma"'ları yapmayacağım ve yapanları protesto ediyorum.

Bu yazı eğer piyasada bulunan Amerikadaki emsalleri gibi peynir ekmek gibi satılan bir "başarı formülü" veya onun türevi akıl veren bir yazı ise,şunu söyleyeyim.İnsanlar yalnızca heyecanlandırılıyor.NLP felan feşman gibi şeyleri çok okudum ama affınıza sığınarak söyleyeyim bunlar hiçbir şekilde insanları süper varlıklar haline getirmiyor.Bunun için seminerler düzenleniyor.Bu seminerlerde bir akıl verici çıkıyor meydane ve başlıyor şova.Fakat insanları "her şeyi yapabilirsiniz evet herşeyi" gibi sözlerle gaza getiriyorlar oysaki bu sadece ileriki hayal kırıklıkları için bir hazırlıktır.İnsanlara beklentiler yüklüyorlar.Beklenti tehlikedir.Başarmayı istemek tehlikelidir.Güveniniz törpülenir.

Bir hikaye vardı yeldeğirmenlerini düşman olarak görüp onlara saldıran bir ispanyol vardı hani?dilimin ucunda adı ama...birde yaveri vardı merkepe binen.

İşte yapılan bu insanları olmadık şeylere inandırılıyor ve hedefe saldırtılıyor.Sonuç hüsran ve yıkılış....

pan
09/08/2004, 20:01
eğer yazı sana aitse tebrik ediyorum çok güzel bir yazı.yazının ana fikri beni bağlamadı ama başında (ilk yarısı diyim) yapılan açıklamalarda neredeyse tam olarak bir süre önceki halimi buldum(bazı noktalar hariç).

ayrıca başarının sırrı inanmak, hayal kurmak yada içimizde parlayan güç falan değil bence;
1. özgüven
2. planlı ve tertipli hareket etmek/yaşamak
3. ve en önemlisi çalışmak

gerisi fasa fiso, test edilmemiş ama onaylanmıştır :)