| Gezgin
Üyelik Tarihi: 05/2002 Yer: Kuzey Kutbu
Mesaj: 8,360
| İntikam
Birazda bilgisayarla ilgili ama ne derece doğru bilemediğim bana forwardlanan bir email; Alıntı:
intikam...
> basit dusunmek lazim..
>
>Asagidaki oyku gercek midir bir Urban Legend midir
>kara veremiyorum. Ancak bahsi gecen megamarketin
>"Real" oldugunu dusunmekteyim.
>
>Tabi olmayacak sey de degil. Ne de olsa burasiTurkiye.
>
>***
>
>"Butun buyuk sistemler cildirmaya cok yatkindirlar"
>Umberto Eco (denemeler)
>
>Ankara'nin en buyuk megamarketlerinden birinde
>bilgisayar muhendisi olarak calisiyordum. Buyuk
>ekonomik krizden dolayi kapi onune konulanlardan
>biriydim. Almanya'daki ana sirket bu krizi firsat
>bilip Turkiye'deki uc buyuk sehirdeki
>megamarketlerdeki tum elemanlarinin neredeyse yariya
>yakinini isten cikarmis ve geri kalanlarinda
>maaslarinda neredeyse yuzde kirklara varan maas
>azaltmasi yapmislardi. Geride kalanlar sessiz kalmak
>zorunda kalmislardi. ]tiraz edenlere de ekonomik krizi gosterip,
>'begenmiyorsan isten ayrilabilirsin' diye aba altindan sopa
>gostermislerdi.
>
>
>Megamarketin yaptigi aslinda firsatciliktan baska bir
>sey degildi. Ekonomik krizin getirdigi bulanik
>ortamdan faydalanip hem personel yenilemesine
>gitmisler hem de var olan personel giderlerini yuzde
>kirklara varan oranda azaltmislardi. Bu azaltma tabi
>ki daha sonra yil sonu bilancosuna kar olarak
>gecmisti.
>
>
>Diger supermarketleri 'buyuk bakkal' diye kucumseyen
>ve burnundan kil aldirmayan yoneticiler icin elde
>edilen bu kar, basari hanesine atilan fazladan bir
>arti demekti. Tabi ki issiz kalan insanlarin durumu
>onlarin kesinlikle umurunda degildi. Sebepsiz olarak
>acikta kalmak elbette kotu bir seydi ama iste ekonomi
>buydu... kati kurallari olan bir sistem.
>
>Elime tutusturulan ve timsah gozyaslari ile dolu olan
>isten cikarma mektubunda yazan sozler hicbir sekilde
>umurumda degildi. Bir anda bes parasiz ve issiz
>kalmistim. ]ssizligimin birinci ayinda evimden, ikinci
>ayinda ise sevgilimden olmustum. Ucuncu ayin
>kayiplarini hicbir sekilde sormayin bana.
>
>Tek istedigim bir sekilde megamarketten intikam
>almakti. Bu yasadigim cokuntunun ve acinin bir sekilde
>hesabini vermek zorundaydilar. Marazi bir duyguydu
>biliyordum ama kendimi de alamiyordum. Tuhaf bir
>psikoloji...
>
>Nasil intikam alabilirdim?
>
>Hizla ve ofkeyle kosarken, kosedeki bakkaldan ekmek
>alirken ve yastiga kafami koymadan kafamin icinde hep
>ayni dusunce vardi: megamarketi caresiz birakmak ve
>onlara zarar vermek istiyordum.
>
>
>Bir bilgisayar muhendisi bir megamarkete nasil zarar verebilirdi?
Gidip
>yangin cikarsam sigorta sirketi ertesi gun buyuk bir cekle zarari
hemen
>tazmin ederdi. Elimde silah birkac yoneticiyi haklasam? Hapislerde
>cururdum.
>
>Baska ne olabilirdi? Oyle bir sey bulmaliydim ki...
>
>Buyuk bir hincla ve inatla her hafta muhakkak bir kez megamarkete
>ugruyordum. Hicbir sey almasam bile (sonucta bir musteri olarak
girmeme
>engel olamazlardi) oylesine dolasiyordum. Calistigim yere girmeme tabi
>ki izin vermiyorlardi. Orasi ozel manyetik kartlarla girilen,
klimalarin
>
>havayi buz gibi yaptigi ve bilgisayar sisteminin oldugu yerdi.
>Almanya'dan gelen yoneticilerin buyuk bir gururla ovundukleri stok
takip
>
>programinin calistigi yerdi.
>
>'Raflardan bir sakiz eksilse ekranda bunu goruruz'
>diye ovunurlerdi hep. Dedikleri dogruydu, bir sakiz
>kasada satilsa, tum sakizlarin oldugu veri tabanina bu
>hemen islenirdi. Hem donanim hem de yazilim olarak
>bilgisayar sistemleri ile o kadar ovunurlerdi ki
>herhangi bir anda herhangi bir rafta bulunan sakiz
>sayisini kesin olarak bulabileceklerini soylerlerdi.
>Bu konuda abartiya kacmiyorlardi, kayip ve bozulmalari
>hesaba katmazsaniz gercekten tam sakiz sayisini
>bilebilirlerdi. Bu ozel stok takip sistemin dunya
>uzerinde birkac otomobil fabrikasinda ve megamarkette
>oldugunu iddia ediyorlardi. Bu iddialarinda haksiz sayilmazlardi.
>Sistemi Almanlarla birlikte kuran bendim ve dedikleri gibi gercekten
>mukemmel isliyordu. Sadece bilgisayar ayagi degil, ayni zamanda stok
>sayimi, kasa takibi, urun girisi vs. hepsi birlikte mukemmel bir
>butundu. Butun urunler ambara girisinden, kasa cikisina kadar siki bir
>sekilde takip edilirdi ve en ufak bir kacak dahi soz konusu degildi.
>
>Bunlari dusunup yururken birden cikis kapisindaki
>detektor ottu. Sanirim bir musteri ya bir seyi kasaya isletmeden
>yanlislikla almisti yada mutsuz bir kleptoman bir sey yurutmeye
>kalkismisti. Guvenlik detektorunun otmesiyle birden aklima bir sey
>geldi. ]ster megamarket olsun ister ufak bir bakkal, butun kontroller
>sadece cikista yapilirdi, giriste hic bir kontrol olmazdi. Baska bir
>supermarketten alisveris edip megamarkete geldiyseniz naylon torbaniz
>iceri girmeden once gorevliler tarafindan bantlanirdi, Boylece kasada
>karisma olmasi engellenirdi. Bir de ayrica guvenlik kontrolu vardi ki
o
>sadece uzerinizde silah yada kesici bir alet var mi? diye bakmak
icindi.
>
>Bildik ve siradan prosedur yani.
>
>Butun guvenlik onlemleri megamarketten herhangi bir
>sey calinmamasi icin duzenlenmisti ama kimsenin aklina megamarkete bir
>sey sokmak isteyen birinin cikabilecegi gelmemisti. Oyle ya durduk
yerde
>
>bir musteri niye megamarkete mal soksun ki? Yani megamarketi durduk
>yerde daha da zengin etmenin gorunurde hic bir mantigi yoktu.
>
>Bunu dusununce gulumsedim. Aklima gelen fikrin
>basitligi beni bile sasirtti. Megamarketi
>cildirtabilirdim, hem de cok basit bir sekilde. Onlari
>cok ovundukleri bilgisayar sistemiyle vurabilirdim.
>]sten atilali beri ilk defa yuzume bir gulumseme ve
>icime bir nese yayildi. Hemen megamarketten cikip
>evime geri dondum. Kapidaki gorevlinin 'isten
>ayrilmaniza cok uzuldum' demesi uzerine basimi
>sallayip, gorevliye bakip kaygiyla yuzumu eksittim.
>
>Eve donunce hemen intikam planimi yapmaya basladim. Megamarketin
>belkemigini olusturan bilgisayar sisteminin ve onun uzerinden calisan
>bilgisayar programinin en buyuk kusuru, sistemin kusursuz olmasi yada
>bir baska deyisle sistemden kusursuz olmasi istenmesiydi. Bu da onun
en
>buyuk kusuruydu. ]nsanin kulagina paradoksal geliyordu ama sistemin
>kusuru 'kusursuzluguydu'.
>
>Ertesi gunden baslamak uzere kalin paltolarimin icine sakladigim ve
>baska supermarketlerden aldigim urunleri gizlice megamarkete sokup,
>kameralarin (hepsinin yerini ezbere biliyordum) goremeyecegi sekilde
>raflara koymaya basladim. Eger bir kamera varsa, sirtimi kameraya
>donuyor ve sonra disardan baska bir supermarketten aldigim bir ufak
>deterjan, bardak ya da her neyse cikarip, sanki o an begenmemiste
yerine
>
>koyuyormusum gibi rafa, benzer urunlerin yanina yerlestiriyordum.
>
>Olur da beni takip ederler diye tum alisverisi nakit
>olarak yapiyordum cunku ayni kredi karti numarasi
>ister istemez onlari suphelendirirdi. Suphelenirlerse
>takip ederler ve sonucta mutsuz adami bulabilirlerdi.
>
>Daha sonra aklima bir seytani fikir daha geldi.
>Megamarketten aldigim bazi mallari tekrar iceri sokup
>tekrar satin aliyordum. Ayni barkodlu urun iki kere
>kasadan gecerse sistem iyice sasardi.
>
>Bu sinsi cabalarim yaklasik iki hafta boyunca her gun
>surdu. Disaridan aldigim mallar bana pahaliya patlasa
>da (yaklasik uc yuz milyonluk ivir zivir mal) sonucta bekledigim
karmasa
>
>gerceklesti.
>
>Eski is arkadaslarimdan birini hal hatir sorma
>bahanesiyle telefonla aradim. O hala megamarkette eski
>maasinin yarisina bir maasla calisiyordu.
>
>'Dukkanda isler nasil?' diye oylesine sordum.
>
>'Kotu. Bilgisayar sisteminde daha once hic
>karsilasmadigimiz garip
>bir hata olustu'
>
>'Ne oldu ki?' diye sordum icimdeki heyecani zorlukla zaptederek.
>
>'Epey bir kalemde daha once hic karsilasmadigimiz bir
>stok fazlasi gorunuyor, yani stokta ve rafta olan mal
>miktar bilgisayarin gosterdiginden fazla'
>
>'E ne var ki bunda? Az cikmasindan iyi degil mi?'
>dedim sanki bilmiyormusum gibi...'
>
>'Az cikmasi bizim icin cok daha iyi. Her zaman icin
>calinma, kayip yada urunde bozulma yuzunden belli bir
>miktar eksik cikmasi normal kabul edilir. Zaten
>mahalle bakkalindan tut uluslararasi megamarkete kadar
>tum saticilar bunu bastan kabul eder ve sineye
>cekerler, calindi, bozuldu yada kayboldu denir. Bizde
>de raf ve stok sayimlarinda cikan eksikler kayda
>gecirilir ve yil sonu envanterinden dusulur.'
>
>'Peki sorun ne? gercekten hala anlayabilmis degilim'
>dedim
>
>'Fazla cikmasi demek, bir butun olarak ambar
>girisinden, kasa cikisina kadar olan urun hattinda bir
>yerde bir hata oldugu anlamina gelir. Ya insan hatasi
>ya da bilgisayar.' dedi.
>
>'Kocaman megamarkette o kadar bir fazlalik ne olacak
>ki, niye bu kadar problem oldu ki?' dedim saf saf.
>
>'Haklisin, bize kalsa dort, bes yuz milyon liralik bir
>acigin ustunde durmazdik. Turk usulu olayi ort bas
>eder, unutur giderdik. Meblag devada kulak, ne olacak
>ya! Aptal pastanenin gunluk cirosu bile 10 milyar. Ama basimizdaki
>Gestapo olaya takti. Biliyorsun bu Almanlar hastalik derecesinde
>titizler ve bizim yer, bu sistemin pilot olarak denendigi ve calistigi
>ilk yer. Sistemin neredeyse kusursuz islemesini istiyorlar. Sorun dort
>yuz milyon falan degil, bu kadar bir para tabi ki onlarin da umurunda
>degil. Gestaponun derdi, bilgisayar sisteminin mukemmel calistigindan
>emin olmak.
>
>Dusunsene, bu olayin nedenini arastirmak icin bizi
>mesaiye biraktirdilar ve sadece otuz kisinin iki
>gunluk fazla mesai ucreti dort milyar.' dedi.
>
>'Peki nedenini bulabildiniz mi?' diye sordum
>
>'Simdiye kadar hayir. Butun bunlar yetmezmis gibi bir
>de, cift urun gecisi var. Ayni barkodlu bir urun iki
>kere satilmis gibi gozukuyor. Olacak sey degil. Sanki
>biri aldigi mali tekrar yerine koyup almis gibi.
>Neyse, sen ne yapiyorsun?'
>
>'Bildigin gibi, bir degisiklik yok. Simdilik
>eldekilerle gecinmeye calisiyorum'
>
>'Evet. Bu kriz hepimizi kotu vurdu. Aklimdasin, bir is
>cikarsa ilk seni arayacagim'
>
>Konusma bittiginde gulumseyerek telefonu yerine
>koydum. Bekledigimden cok daha buyuk bir basari
>kazanmistim. Basit fikrim ise yaramisti. Bu asamada
>yeni yeni mallar goturmeyi kesmemeliydim cunku sorunun
>devam etmesi gerekiyordu.
>
>Ertesi hafta yine benzer sekilde calistim. Sistemde
>bariz bir hatanin olduguna inanmalari icin baska
>urunlerde de benzer stok sorunlarinin cikmasi
>gerekiyordu. Bu yuzden, deterjandan, siradan ampule
>kadar bir cok urunu ya disardan aliyordum yada
>megamarketten alip tekrar iceri sokuyordum.
>
>Konustugum arkadasimi bir hafta sonra tekrar aradim.
>Yine hal hatir sorma, hafif bir sohbetten sonra konuyu
>ben demeden kendi acti.
>
>'Gecen gun sana bahsettigim sorun vardi ya' dedi
>
>'Hangi sorun?' dedim sanki animsamakta zorlaniyormusum
>gibi.
>
>'Hani su urun fazlasi cikmasina neden olan sorun'
>dedi.
>
>'Haaaa!, evet hatirladim, ya koca megamarket icin dort
>yuz milyonluk acik inanilmaz kucuk bir rakam, devenin
>kulagi bile degil, bunun icin mi? ugrastiriyorlar sizi
>adi adamlar, beni isten attiklari yetmiyormus gibi.
>Peki bulabildiniz mi fazlaligin sebebini?' diye
>sordum.
>
>'Hayir. Seninle konustugumuz o gunden bu yana gece
>12'lere kadar mesaiye kalmamiza ragmen hicbir sey
>bulamadik. Sadece biz bilgisayarcilar degil, ambar
>gorevlileri ve kasiyerlerin bir kismi da ise dahil
>edildi. Urun sayimlari, kontroller, stok takibi, kasa cikislari,
>muhasebe kayitlari vs. vs. Bu fazlaligin nereden kaynaklandigini
>bulamadik. Sen de bilirsin, sistem o kadar buyuk ki, takip etmek cok
>zor.
>
>Sanirim bilgisayar programinda bir hata var. Kabul
>etmek istemiyorlar ama durum onu gosteriyor. Bilirsin
>Almanlar inatcidir, hata yaptiklarini kabul etmek
>istemezler.' dedi.
>
>'Evet' dedim. Arkadasim gulumsedigimi tabi ki
>goremiyordu.
>
>Ben ve megamarket arasindaki mucadele bu sekilde bir
>ay kadar devam etti. Durumu acikliga kavusturmak icin Almanya'dan once
>bir mufettis arkasindan bir bilgisayar grubu geldi. Turkiye'deki
gorevli
>
>Alman'in titizligini Almanya'daki merkezde gostermisti.
>
>Butun bu cabalara ragmen hicbir sekilde cozum
>bulunamamisti. Kimse fazlaligin nedenini
>aciklayamiyordu.
>
>Dort aylik bir mucadelenin sonunda pes etmislerdi.
>Hatanin bilgisayar programindan kaynaklandigini kabul
>ettiler. Programda oyle bir kutu icinde iki uc bin
>dolara satilan siradan bir program degildi. 600 bin
>dolara satin alinan ve birden fazla yerde kurulan cok
>pahali bir seydi.
>
>Programi yazan firma, ancak hatayi gorurse programi
>geri alabilecegini soylemisti. Kaynak kodu tek tek
>taramak kimsenin isine gelmiyordu cunku 15 bin
>satirlik bir dokumanda surekli olarak asagi yukari
>gezinmek demekti bu.
>
>Sonucta megamarket programi kullanmaktan vazgecti.
>Kurulumu, kendisi ve egitimi dahil olmak uzere onlara
>600 bin dolara patlayan yeni bir stok takip programi
>almak zorunda kaldilar.
>
>Yeni programda sorun cikartacakti ama cikartmadi cunku
>beni tekrar ise almislardi.
>
>]lginc bir sekilde bir kum tanesinin kocaman bir disli
>carkini cildirtabilecegini gordum. Buyuk sistemler
>gercekten cok tuhaftirlar.
>
>Bu olay Amerika'daki birkac universitenin bilgisayar
>bolumunde 'fazlalik veren program olarak' veri tabani
>dersinde orneklerle islendi. Kaynak kodunun o kadar incelenmesine
ragmen
>
>sebebi bulunamadi. Programin sahibi olan firma neredeyse iflasin
esigine
>
>geliyordu ama bu benim istegimin ve kontrolumun disinda olan bir
seydi.
>
>Megamarketin neden cildirdigini bu gun bile kimse tam
>olarak aciklayamadi ama olay unutuldu. Kimse
>hatirlamiyor, bir kisi haric.
>
>Tahmin edin kim?
|
__________________ Merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler! |